?>

NATO ZİRVESİ VE TÜRKİYE GERÇEKLERİ…

Abdullah Yeniekinci

2 saat önce

Türkiye’de bir zirve yapılıyor diye Türkiye’nin sorunları ortadan kalkmıyor maalesef. Dünya liderlerinin aynı karede görünmesi, protokolde tokalaşması ya da kameralara gülümsemesi tek başına diplomatik başarı olmuyor. Asıl soru şu: Bu zirvenin sonunda Türkiye ne kazanacak? Dikkat ederseniz Türk kamuoyuna yine aynı senaryolar servis edilmeye başlandı. “Dünya liderleri geldi”, “Trump geldi”, “Erdoğan’la görüştü”, “Türkiye merkez ülke”, “Lider diplomasisi”… Peki bunların karşılığında ekonomi için yeni bir yatırım paketi mi açıklandı? Türk lirasını rahatlatacak finansal bir gelişme mi yaşandı? Vize serbestisi mi geldi? Gümrük Birliği güncellendi mi? Savunma sanayii üzerindeki kısıtlamalar tamamen kaldırıldı mı? Türk vatandaşının cebine dokunan somut bir kazanım mı olacak? Hayır Değerli okurlarım unutmayalım ki diplomasi, alkışla değil sonuçla ölçülür. Zirvenin sonunda değişmeyen gerçek orta olacak yine: Enflasyon hâlâ yüksek gerçeği. Hayat pahalılığının devam etmesi gerçeği. Türk lirası kırılganlığını koruma gerçeği. Yabancı sermayenin hâlâ temkinli davranma gerçeği. Türkiye, hem ABD hem de Avrupa Birliği ile ekonomik ve siyasi birçok başlıkta sorun yaşamayı gerçeği devam edecek. Böylesine ağır ekonomik tablo ortadayken yalnızca fotoğraf karelerini “küresel zafer” diye pazarlamak, ülkenin içinde bulunduğu girdabı, gerçekleri değiştirmiyor maalesef. İktidara yakın medyaya bakıyoruz, yine aynı refleksi göstermekten geri durmuyor. Protokol görüntülerinden destan yazma mı dersiniz, tokalaşmalardan tarih çıkarma mı dersiniz, birkaç dakikalık görüşmeleri “dünya Türkiye’nin etrafında dönüyor masalları mı dersiniz” manşetlerine dönüştürmekten geri adım atar mı hayır yağlama yıkama had safhada. Oysa vatandaşın gündemi çok daha farklı. Pazarda ki cep yakab fiyatlar, kontrol edilemez uçuk kiralar, Gençlerin yıllardır bitmeyen işsizlik kaygısı, Emeklinin içler acısı hali açlığa mahkum edilen maaşı, artan maliyetlerin gerisinde kalma gerçeği. Kıymetli okurlarım; Bir ülkenin büyüklüğü, liderlerin kaç saniye tokalaştığıyla değil; parasının değeriyle, hukuk sistemine duyulan güvenle, üretim kapasitesiyle, teknolojisiyle, bilimdeki ilerlemesiyle ve vatandaşının refahıyla ölçülür. Güçlü devlet; manşetlerde değil, ekonomide, adalette ve kurumlarında kendini gösterir. Türkiye elbette NATO içinde önemli bir jeopolitik aktördür. Coğrafi konumu, askeri kapasitesi ve stratejik rolü inkâr edilemez. Ancak bu avantajların ülkenin ekonomik ve toplumsal refahına somut olarak yansımadığı bir tabloda, sürekli aynı propagandanın tekrar edilmesi toplumu ikna etmekten çok gerçeklerden uzaklaştırır. Artık şunu lütfen anlayalım; Bir ülkeye sürekli “çok büyüksün” demek, o ülkeyi büyütmez. Sürekli “dünya seni konuşuyor” demek de vatandaşın mutfağındaki yangını söndürmez. Millet artık alkış değil, sonuç görmek istiyor. Manşet değil, refah istiyor. Gösteri değil, çözüm istiyor.  Unutmayalım ki fotoğraf kareleri tarih yazmaz; tarih, vatandaşın hayatına dokunan somut kazanımlarla yazılır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI