?>

Neye yanalım?

Abdullah Yeniekinci

6 saat önce

Sokakta yürüyorsun… herkesin yüzünde aynı ifade: donukluk.

Ne tam öfke, ne tam hüzün. Sanki memleketin duyguları bile yorulmuş.

Dün Siverek, bugün Kahramanmaraş…

Yarın neresi, kim bilir?

Artık “ne oldu?” diye sormuyor kimse.

“Hangi biri?” diye soruyor.

Çünkü mesele tek bir olay değil artık.

Bu memlekette acı da enflasyon gibi… katlanarak artıyor.

Bir yanda ekmek derdi.

Diğer yanda adalet derdi.

Bir yanda gençlerin “gideyim mi, kalayım mı?” sancısı.

Diğer yanda çiftçinin “ekeyim mi, bırakayım mı?” çaresizliği.

İnsan şaşırıyor:

Bu ülkede en pahalı şey mazot mu, yoksa umut mu?

Hukuk desen… herkesin dilinde ama kimsenin elinde değil.

Adalet terazisi var diyorlar, ama kim tartıyor belli değil.

Cumhuriyet desen… kitaplarda kaldı diyen de var,

“Abartıyorsunuz” diyen de.

Ama sokakta gezen adam biliyor: bir şeyler kayıyor.

Yavaş yavaş, sessiz sessiz… ama geri dönüşsüz gibi.

İktidar desen ayrı dert…

Direksiyon var ama yol yok gibi.

Tren raydan çıkmış, kimse “dur” demiyor.

Muhalefet desen…

Millet yangın yeri, onlar hâlâ koltuk hesabında.

Halkın derdiyle değil, birbirleriyle meşguller.

Kayıkçı kavgası bile daha samimi kalır yanında.

En acısı ne biliyor musun?

Halkın alışması.

Eskiden bir olay olurdu, memleket ayağa kalkardı.

Şimdi olay oluyor… insanlar başını çeviriyor.

“Bana dokunmayan yılan…” cümlesi,

bu ülkenin en tehlikeli atasözü oldu.

Gençler?

Onlar çoktan karar vermiş aslında.

Bu ülkeye değil, bu ülkeden umudunu kesmiş.

“Hayal kur” diyorsun…

Çocuk sana “hangi ülkede?” diye soruyor.

Peki neye yanalım?

Hepsine yanacağız dostum.

Çünkü bu bir zincir.

Adalet gidince ekonomi gidiyor.

Ekonomi gidince umut gidiyor.

Umut gidince insan gidiyor.

Ve en sonunda…

ülke sadece haritada kalıyor.

Ama şunu da unutma:

Bu memleket çok şey gördü.

Daha kötüsünü de gördü, daha iyisini de.

Mesele neye yandığımız değil artık.

Mesele, hâlâ yanabiliyor muyuz?

Çünkü insan yanmayı bırakırsa…

orada artık sadece kül kalır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI