?>

PİŞMAN DEĞİLİZ...

Mehmet Demir Atmalı

1 gün önce

12 Eylül 1980 den önce "Oyuna Geldik, Kullanıldık, Pişmanız" diyen, bir bedel ödemeyen sözde Tatlısu milliyetçilerine cevap olsun. PİŞMAN DEĞİLİZ... Evet yazdığınız yazı bazı acı gerçeklere işaret ediyor. Ancak iki tarafın masumane ABD'nin oyuna geldiği görüşüne katılmıyorum. Bu durumda Rusya'dan maaş alan nazım hikmetleri, mihri belllileri, Behice boranları meşhur komünistleri masum göstermiş oluruz. Karşı taraf bilinçli idi ve ne yaptığını biliyordu. İhanet içinde olduklarını her eylemi ile gizlemiyorlardı. Ağızlarına orakçekiçli bez bağlamaları, Mao, Lenin, Stalin posterlerini açıktan taşımaları, övgüler yağdırmaları masumane gösterilemezdi. Bir taraf kesin haindi, milliyetçi taraf da şüphesiz vatanseverdi. Rus destekli silahlı komünist hareket korku salarak ülkede kurtarılmış bölgeler yaratmak istiyordu. Daha sonra kanlı komünist bir devrim yaptıktan sonra Türkiye'yi işgal etmesi için derhal Rusya'yı davet etmekti amaçları. Ancak Amerika'dan maaş alan bir Ülkücü görmek mümkün değil. Ülkücü hareket ülkesini savunmada iken, saldırı halinde olan komünistlerdi. Evet amerika ve Rusya bu örgütleri organize etmek istemişlerdir. Komünistler için organize diyebiliriz. Ancak ülkücü hareket Amerika'ya yarasın diye mücadele etmemiştir. Komünizmin ülkemizde başarılı olmaması için Hasbi mücadele veren ülkücülerin başarısı, Rusyayı da etkileyerek iflasına neden olduğunu unutmayalım. Afganistan Komünist Partisinin devrim yapar yapmaz zaman kaybetmeden Rusya'nın Afganistan'ı işgali, ülkücüleri bir daha haklı çıkarmıştır. Yani Komünistler bir yerde devrim yaparlarsa bilin ki Rusya o ülkeyi işgal edecektir. Rusya'ya, Çin'e bu kadar yalakalığa rağmen, 80 ihtilalinde Rusya ve Çin bu Türkiye komünistlerine kapılarını açmadılar. O hergün sövdükleri emperyalist, kapitalist, burjuvazi diye aşağıladıkları Avrupa ülkelerine sığındılar, onların yasalarından faydalanıp Türkiye'ye tazminat davaları açtılar.  -Dahası var.  Bu Türk Solunun günahı çoktur. Kürt (Ermeni dolu) Solunun, Türk Solunun kanatları altında güçlendiğini, palazlandığını bilmeyen yoktur. Ancak Ulusal Sol, binlerce ülkücü polis, asker şehit eden Asalanın devamı olan PKK'nın büyümesine neden oldukları için, ülkücülerden, asker ve polisten özür dahi dilemediler. Kısaca PKK-Asala Kürt Solu (Kürtçe bilen ermeniler), 80 sonradında Türk soluna madik atmıştır. Türk çocuklarını öldüren PKK'nın işlediği günah Türk soluna yeter. -Türkiye'de komünistlerin ülkücülere yenilmesi Sovyetlerin de dağılmasına neden olmuştur. Bu dağılmadan sonra Esir Türk yoktur diyen Türkiyeli komünistleri, Rusyanın dağılması ile ne kadar esir Türk olduğunu gördükleri halde itiraf etmediler ve Ülkücülerden özür dilemediler. İsmet İnönünün azerbaycandan kaçan Türklerin, Rusyaya zorla iade edildikten sonra Boraltan köprüsünde kurşuna dizimelerini dahi yok saydılar. O gün bugündür Türkiyeli komünistler hep saklanma ihtiyacı duydular, mümkün olduğu kadar Komünist adını kullanmadan kaçındılar, sosyalist adını kullandılar. Ülkücüler hala alnı açık başı dik yürüyorlar vatan sokaklarında. Seveni de sevmeyeni de bugün Ülkücüler için :  Ülkenin sigortası" ünvanı ile anılıyorlar. Daha sonra Komünistler, layt isimler buldular: "Sosyal Demokrasi" tanımını kullanmaya başladılar. Demokrasi ile Sosyalizm bir arada gitmez, bunu kimse yutmaz yoldaş. Yoksa 80 öncesi bu kadar Komünist var iken, 80 sonrası buhar olup uçmadılar ya... Peki bu kayıp komünistler neredeler? Fakirlik edebiyatı yapanlar, Suçüstü yakalandılar, meğer sınıf değiştirmişler : "hani bir Komünist, 40 yaşına kadar komünisttir. 40 yaşından sonra parayı bulunca Kapitalist oluverirler" tesbitinden sonra Türkiyeli komünistlerin CHP ve Anap hükümetleri sayesinde zengin olup kapitalistleştikleri görüşünün daha kuvvetli bir muhtemel olduğunu kabul ediyoruz. "Ye Yoldaş ye, göbek sana yakışıyor." Afiyet olsun demek bize düşüyor. Keşke ta başından söyleseydiniz, biz parsamızı istiyoruz, sınıf atlamak istiyoruz deseydiniz bu kadar vatansever kanı dökülmezdi.  -Ülkücü hareketin mücadelesi Amerika'ya yaramış olabilir. Ancak Amerika'ya yarasın niyeti ile yapılmamıştır. Ülkücü hareketin, kirli bir senaryoya alet olduğunu söylemek, keriz gibi göstermek harekete bir hakaret sayılır. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Reddediyoruz.  -1980 öncesi Gaziantep'te misk hilal iplik fabrikasında komünistler tarafından yapılan grevi milli servete zarar vermemek için Ülkücüler bu grevi kırmışlardı. Siz kapitalistin bekçilerisiniz dedikleri halde biz de siz servet düşmanlığı yapıyorsunuz, elinize servet geçince ideolojinizden vazgeçiyorsunuz diyorduk. Tertemiz bir niyetle yapılan grevin daha sonra hilal iplikin sahipleri konukoğullarına yaradığı ve daha çok zengin olduklarına neden olmuşsa ülkücülerin burada bir kastı olmamıştır. İşte ülkücü hareketin Rus komünizmine karşı vermiş olduğu savaş, Amerika'ya yaramış olabilir ancak asıl niyet bu değildi. Ben savaşımı verdim, ülkeme yaradığı kadarı beni ilgilendirir, başka kime yaradığı beni ilgilendirmez diyor ülkücü hareket. -Merhum Alparslan Türkeşin bir sırdaşı Merhum Ramazan Hoşaf kendisine bir soru sormuştu: "Başbuğum Amerika'nın ve Siyonizmin bu kadar güçlü olduğu bir ortamda, nasıl oldu da ülkücü hareketi yetiştirmeyi başardınız?" Başbuğun cevabı çok kısa "herşeye rağmen mesaj doğru anlaşılmış mıdır?" Hoşaf. "Evet mesaj doğru anlaşılmıştır" demiş.  Mesele kalmamıştır. Amerikadan maaş alan veya amerikan hayranı bir ülkücü var ise ülkücüler bir senaryoya figüran oldular diyebiliriz. Ancak öyle değil. İki taraf da çok bilinçli ve samimi idiler, çizgileri çok net idi. Bir senaryonun figüranı olduk sözü itiraf değil, karşı tarafı masum gösterme, onlara şirin görünme çabasıdır. Hiçbir Ülkücü yaptıklarından pişman değildir. Bugün de olsa aynı savaşı verirdik ancak tecrübenin vermiş olduğu avantajla daha seçici ve daha dikkatli olurduk. Zayiatımız daha az olurdu. Pişmanlık duyuyorlarsa, Özür dilemesi gereken taraf komünistlerdir. Ülkücü hareketin mimarı başbuğumuz Alparslan Türkeş'e teşekkürlerimizi borçluyuz. Bize bir kimlik kazandırdı. Mekanı cennet olsun. Hatasıyla sevabıyla Pişman değiliz. 
YAZARIN DİĞER YAZILARI