USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Egemenliğimiz pazarlık konusu değildir!

Egemenliğimiz pazarlık konusu değildir!
29-11-2025

Son dönemde yaşananlar, ideolojik tavizlerin, teslimiyet görüntülerinin ve çelişkili uygulamaların iç içe geçtiği tehlikeli bir “normalleşme” tiyatrosunu gözler önüne seriyor. Bir yanda Papa’ya tören alanı tahsis eden, ayin yaptıran bir iktidar var; diğer yanda PKK’nın sözde ritüellerine göz kırpan, terörist başını yeniden muhatap koltuğuna taşımaya çalışan bir siyasi zemin… Bu manzaranın adı ne diplomasi, ne hoşgörü, ne de reformdur. Bu, açık bir taviz siyasetidir ve milletimizin vicdanında karşılığı yoktur.

Ulusal hassasiyetler görmezden gelinmiş, devletin vakarını temsil eden semboller esnetilmiş, kırmızı çizgiler “dış politika jesti” adı altında grileştirilmiştir. Terörle mücadelede kararlılık söylemde sürerken, uygulamada geri adımlar, sessizlikler ve çelişkiler hâkim olmuştur.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik göstergelerinin yabancı inanç otoritelerine veya terör örgütlerine pazarlık malzemesi yapılması katiyen kabul edilemez bir noktaya gelmiştir.

Anayasanın 3. maddesi, bu devletin tartışılmaz temelini hatırlatır: Türkiye Cumhuriyeti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir, bayrağı al bayraktır, millî marşı İstiklal Marşı’dır, başkenti Ankara’dır. Bu maddeler siyasetçinin keyfine göre eğilip bükülecek hükümler değil; devlet aklının ve millet iradesinin kırmızı çizgisidir.

Eylül ayında yeniden gündeme taşınan Heybeliada Ruhban Okulu meselesi ise haklı olarak şu soruyu düşünmemize yol açıyor:
Bu topraklarda papaz mı yetiştireceğiz?
Bu ülkenin dini, milli ve kültürel egemenliğine aykırı bir yapının yeniden açılmasını meşrulaştırmak, milletimizin tarihî hafızasına haksızlıktır. Türkiye’nin geleceği ne Vatikan’ın beklentilerine, ne Kandil’in hesaplarına göre şekillenmez. Bu ülkenin ritmini belirleyen tek kudret Türk Milleti’dir.

Papa'ya ayin yaptıran, PKK’ya zımnen alan açan ve Heybeliada Ruhban Okulu’na yeniden kapı aralayan bu çizgi; Türkiye’nin bin yıllık devlet vakarını törensel şovlara, protokol güzellemelerine kurban eden bir ilkesizliktir. Dün “kırmızı çizgimiz” diyenlerin bugün yabancı otoriteler için tören protokolü hazırlaması, bu milletin ferasetini hafife almaktır.

Ve tam da bu yüzden…

Türk Milleti artık kendine gelmelidir.
Kendi devletinin değerlerini hatırlamalı, tarihin ona yüklediği sorumluluğu unutmamalı, egemenliğini kimsenin pazarlık masasına sürmesine izin vermemelidir. Bu millet, teslimiyeti değil direnci; suskunluğu değil itirazı; dayatmayı değil iradeyi temsil eder.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kaderi ne Vatikan’ın takvimlerinde, ne Kandil’in bildirilerinde yazılır. Bu ülkenin mukadderatını belirleyen tek merci, “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyen büyük hakikattir.

Bu hakikat, Anayasamızın 3. maddesiyle güvence altındadır.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?