Türkiye’de siyaset uzun süredir “denge” kelimesinin arkasına saklanıyor.
Her kritik başlıkta aynı cümleler dolaşıma sokuluyor:
Zamanı değil… Şartlar hassas… Dengeler bozulmamalı…
Oysa bu dil, bir denge dili değil; kaçınma dilidir.
Sorumluluktan kaçınmanın, netlikten uzak durmanın dilidir.
Bugün kamuoyuna yansıyan birçok metin ve açıklama, devletin yapısını dolaylı yollarla tartışmaya açıyor. Üniter yapı, merkezi otorite, egemenlik kavramı; doğrudan hedef alınmasa bile “yeni kavramlar” eşliğinde aşındırılıyor.
Bu kavramların ne anlama geldiğini bilmiyor değiliz. Bu ülke, benzer tartışmaların nereye vardığını geçmişte fazlasıyla yaşadı.
Bazı siyasetçiler bu tabloya açıkça razı.
Kimi susarak, kimi “denge” diyerek, kimi de meseleyi teknik bir reform tartışması gibi göstererek…
Razı olanlar var. Bunu görmek gerekiyor.
Ama ben razı değilim.
Siz razı mısınız?
Siyasetin görevi, her kesimi aynı anda memnun etmek midir?
Siyasetin görevi, devletin temelini sağlam tutmak değil midir?
Rüzgâr sert estiğinde yön değiştiren pusula, yol göstermez.
Devleti ayakta tutan şey; belirsizlik değil, ilkelerdir.
Cumhuriyet, “kimseyi kaybetmeyelim” hesabının bir parçası değildir. Ben bu hesabın bir parçası olmayacağım.
Üniter yapı, geçici uzlaşmaların pazarlık konusu olamaz.
Anayasanın temel nitelikleri, siyasi takvimlere göre ertelenemez.
Cumhuriyetçilik; miting meydanlarında alkış alan cümleler kurmak değil, zor zamanlarda bedel ödemeyi göze alabilmektir.
Sessizlik burada tarafsızlık değildir. Sessizlik, alışmadır.
Ve alışılan her belirsizlik, bir süre sonra normal kabul edilir.
Ben siyaseti, seçmeni idare etme sanatı olarak görmüyorum.
Ben siyaseti, devlete karşı sorumluluk alanı olarak görüyorum.
Bazıları razı olabilir.
Ben razı değilim.
Ben Cumhuriyetin, denge arayışlarının bir unsuru hâline getirilmesine razı değilim.
Cumhuriyet, seçim dönemlerinde hatırlanan bir aksesuar hiç değildir.
Söz konusu vatansa,
ilişki hesapları teferruattır.
Cumhuriyetin temel nitelikleri ise asla.
Bu duruş, herhangi bir partiye, ittifaka ya da geçici siyasi hesaplara ait değildir.
Günlük siyasetin polemiklerine malzeme edilemez.
Çünkü Cumhuriyet, savunulacak bir tercih değil; korunması gereken ortak bir iradedir.

