Ana içeriğe geç
Karaca Bozgeyik
Karaca BozgeyikKöşe Yazarı

O İYİ İNSANLAR NEREYE GİTTİLER?

'Kötüyüz!' Çok kötü hissediyoruz kendimizi; Yalnızız, çaresiziz, terk edilmişiz, kaygılıyız, korkunçuz… Gün geçmiyor ki yeni bir kötülükle, yeni bir…

O İYİ İNSANLAR NEREYE GİTTİLER?

'Kötüyüz!'

Çok kötü hissediyoruz kendimizi;

Yalnızız, çaresiziz, terk edilmişiz, kaygılıyız, korkunçuz…

Gün geçmiyor ki yeni bir kötülükle, yeni bir haksızlıkla, bir başka utanmazlıkla karşılaşmayalım. 

Her defasında şaşırıyor, öfkeleniyor ve kendi kendimize aynı soruyu soruyoruz:

Bu da mı?

Güç, iktidar, hırs, yalan ve yanlış… Hepsi bir araya gelmiş, sanki bir koltuğun biçimine bürünmüş.

Zamanımız çalınmış, hayallerimiz kırılmış, umutlarımız örselenmiş.

 Kendimizi hayatın kıyısına çekilmiş buluyoruz.

Hayat bu mu?

Sadece bumuymuş?

Hayat bunlardan mı ibaret?

O iyi insanlar nerede?

Kötüyüz!

Daha doğrusu, kötülüklerin karşısında kendimizi çok kötü hissediyoruz.

Peki, neden bu kadar kötülükle karşı karşıyayız?

Sınırsız güç arzusu, sınırsız para kazanma hırsı, ölümsüzlük arayışı, her şeyin sahibi olma tutkusu, başkasına fırsat tanımama isteği,kin,intikam,nefret.

Bir de bütün bunları gizlemek için yüzlere takılan maskeler!

Herkes haklı, herkes masum, herkes kendinden emin.

 Ama kimse kendine dönüp bakmıyor. Kimse yaptığıyla, söylediğiyle, yaşattığıyla yüzleşmek istemiyor.

Vicdanın yerini çıkar, dayanışmanın yerini rekabet, samimiyetin yerini gösteriş, liyakatin yerini yakınlık, merhametin yerini kayıtsızlık alıyor.

Nereye kadar?

Yaşar Kemal'in o unutulmaz sözünü hatırlıyorum:

“O iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.”

Geçmişte söylenmiş bu söz, sanki bugünleri anlatıyor.

Yoksa çürümüşlüğün kokusu hep bu kadar mı ağırdı?

Kötüler hep vardı. 

Nice kötüler geldi, geçti bu dünyadan.

 Nice haksızlıklar, nice zulümler yaşandı.

Peki ya iyiler?

Onlar hiç mi gelmediler?

Geldilerse nereye gittiler?

Yoksa kendilerine başka bir dünya mı kurdular da bizim haberimiz mi olmadı?

Belki de gitmediler.

Belki hâlâ aramızdalar.

Dün,komşum bahçesinden bir tutam yeşil soğanı topraktan çekip önüme çıkarak elime tutuşturunca taze soğan kokusu ve toprak kokusu sardı burnumu.

İyiler var ve aramızdalar diye düşündüm.

İyiler bir yere gitmediler.

Ama sesleri neden bu kadar az duyuluyor?

İyilik neden bu kadar sessiz, kötülük neden bu kadar gürültülü?

Belki de asıl sorgulamamız gereken budur.

Çünkü kötülük yalnızca kötülük yapanlarla büyümüyor. 

Ona sessiz kalanlarla, görmezden gelenlerle, çıkarı için susanlarla da büyüyor.

İyi insanlar nereye gittiler diye soruyoruz ya…

Belki de önce kendimize sormalıyız:

İyi insanların yanında durabildik mi?

İyiliği savunabildik mi? 

Haksızlığa uğrayanın yanında olabildik mi? Gücün karşısında eğilmeden, çıkarın karşısında susmadan, başkasının hakkını kendi hakkımız kadar koruyabildik mi?

 İyi insanlar hiçbir yere gitmediler.

Biz onları göremez olduk.

Belki de onları aramaktan önce, kendimize bakıp neyi görmemiz neyi duymamız gerektiğini sorgulamamız gerekiyor.

İyilerin sesi kısık çıkıyor.Kötülüğün gürültüsünün şiddeti iyiliği bastırıyor.

O iyi insanlar nereye gittiler bilmiyorum.

 Ama bildiğim bir şey var: Onları gittiği yerde aramak değil,burada olduğumuz yerde bulmak istiyorum.

Peki o zaman madem ki iyilik istiyoruz,iyiler bir yere gitmesin istiyoruz,iyiler çoğalsın istiyoruz.

O zaman aynaya bakıp kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

Ben hâlâ iyi insanlardan biri miyim?

Sözü dünyanın gerçekliğini kavrayarak iyilerin çoğalmasını dileyerek bitirelim:

İyilik yapan iyilik,

 kötülük yapan kötülük bulsun...

Ve Dünyamız ve Ülkemiz ve yaşadığımız çevre kötülere bırakılmayacak kadar acaip güzel bir yer.

İyilikle kalın.

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın
Bugün Yazdılar

Günün Yazarları