Kısa cevap: Hayır. Uzun cevap: Hâlâ enkazın altında.
6 Şubat depremlerinin üzerinden zaman geçti. Takvim yaprakları döndü, mevsimler değişti, ekranlarda başka gündemler belirdi. Peki ya ders? O yerinde sayıyor. Çünkü bu ülkede depremden değil, ihmallerden ölüyoruz ve bu cümle hâlâ can yakıyor.
O sabah hepimiz aynı cümleyi kurduk: “Bir daha asla böyle olmayacak.” Mikrofonlar önünde verilen sözler havada kaldı; dosyalar raflara, sorumluluklar sis perdesine girdi. Denetim mi? Kâğıt üzerinde. Kentsel dönüşüm mü? Rantın gölgesinde. Bilim mi? Alkışlanıp kenara konan bir “görüş”.
Deprem bize ne öğretti?
• Yapı stokunun çürük olduğunu zaten biliyorduk.
• Denetimin göstermelik olduğunu zaten görüyordük.
• Afet yönetiminin koordinasyonsuzluğunu zaten yaşıyorduk.
Öğrenmediğimiz tek şey, öğrenmek.
Bugün hâlâ aynı fay hatlarının üstüne aynı beton iştahla abanıyoruz. Aynı imar afları “istisna” diye pazarlanıyor. Aynı uzmanlar aynı uyarıları yapıyor, aynı kulaklar aynı sağır. Sanki deprem bir doğa olayı değil de bir “haber”di; izledik, üzüldük, kapattık.
Sorunun adı net: Hesap sorulmuyor.
Hesap sorulmadığı için sorumluluk buharlaşıyor. Sorumluluk buharlaştığı için ders çıkmıyor. Ders çıkmadığı için bir sonraki felaket takvimde yerini alıyor.
Eğer ders alınsaydı;
• İmar affı kelimesi lügatımızdan silinirdi.
• Denetim şirketleri müteahhitlerin “akraba defteri”nden çıkardı.
• Bilim insanları “konuşan dekor” değil, karar masasında olurdu.
• Afet anı değil, afet öncesi konuşulurdu.
Ama olmadı. Çünkü alışkanlıklarımız gerçeği yendi. Çünkü “normalleşme” denilen şey, aslında unutmanın makyajı.
6 Şubat bir milat olabilirdi. Olmadı.
Olmadı çünkü bu ülkede felaketler geçer, dersler kalır denir; ama gerçekte felaketler geçer, aynı hatalar kalır.
Şimdi soruyu tekrar soralım, ama dürüstçe:
Ders alındı mı?
Hayır.
Ve bu hayır, bir sonraki sarsıntının en ağır artçısıdır.

