30 Euro gümrük muafiyetinin kaldırılmasına ilişkin yapılan açıklamalar üzerine değerlendirmede bulunan Pamuk Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş., Pamuk City Otelcilik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Pamuk, kararın “yerli üretimi koruma” iddiasıyla sunulmasının, sahadaki ekonomik gerçeklerle örtüşmediğini belirtti.
Mehmet Pamuk sözlerine şöyle başladı:
“07 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren 30 Euro gümrük muafiyetinin kaldırılması, kamuoyuna ‘yerli üretim için fırsat’ olarak sunulmaktadır. Ancak bu kararın, üretim politikasıyla değil; dolaylı gelir tahsilatı refleksiyle alındığı açıktır. Yerli üretimi olmayan ya da sınırlı olan ürünlere vergi koymak, yerli üretimi korumaz; yalnızca vatandaşın ve küçük esnafın alım gücünü daraltır.
Kararın, üretici lehine bir talep kayması yaratmadığını vurgulayan Pamuk, bu tür düzenlemelerin ekonomik teori ile saha pratiği arasındaki kopukluğu açıkça gösterdiğini ifade etti.
Pamuk konuya ilişkin şunları söyledi:
Yurt dışından bireysel kargo yoluyla getirilen ürünlerin önemli bir kısmı, zaten ülke içinde üretilmeyen ürünlerdir. Bu gerçek ortadayken, ‘yerli üretim korunuyor’ söylemi ancak temenni olarak kalır. Yerli üretimi korumak; gümrük duvarlarıyla değil, enerji maliyetlerini düşürerek, hammaddeye erişimi kolaylaştırarak, finansmanı ucuzlatarak ve vergi–SGK yüklerini makul seviyeye çekerek mümkündür.
Pamuk, özellikle bu düzenlemeden memnuniyet beyan eden kurum ve temsilcilerin, hangi ürün grubunda, hangi kapasiteyle yerli üretimin devreye gireceğini somut verilerle açıklaması gerektiğini belirtti.
Mehmet Pamuk açıklamasında İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç’in söylemlerine de değinerek şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Avdagiç’in bu düzenlemeyi memnuniyetle karşılaması, ticaret odalarının kimin adına konuştuğu sorusunu yeniden gündeme getirmiştir. İstanbul Ticaret Odası’nın 2024 ve 2025 yıllarına ait toplam gelirleri, üye aidatları dahil olmak üzere, kamuoyuna şeffaf şekilde sunulmalıdır.
Üyeler, ödedikleri aidatların karşılığında ne tür somut katkılar almaktadır?
Ticaret odalarının mevcut yapısının, sahadaki esnaf ve tüccarın sorunlarına çözüm üretmekten uzaklaştığını ifade eden Pamuk, bu durumun sadece İstanbul ile sınırlı olmadığını vurguladı.
Pamuk şöyle devam etti:
Gaziantep Ticaret Odası dahil olmak üzere birçok odada tablo benzerdir. Üretmeyen, satamayan, ayakta kalmaya çalışan işletmelerden aidat toplanmakta; şube açılışında ciddi bedeller alınmakta; hatta ekonomik gerekçelerle kapanan işletmelerden dahi ‘kapanış ücreti’ talep edilmektedir. Bu yaklaşım ticareti desteklemek değil, ticaretin üzerine ateşi körükleyerek, ek yük bindirmektir.
Pamuk, ticaret odalarının giderek aidat toplayan bürokratik yapılar hâline geldiğini, üyesine doğrudan fayda üretmeyen bu yapıların kamuoyunda haklı olarak “arpalık” algısıyla anıldığını söyledi.
Mehmet Pamuk sözlerini şöyle sürdürdü:
“Mecburi oda üyeliği meselesi artık ciddi biçimde tartışılmalıdır.
Temsil yetkisi, sağlanan faydayla doğru orantılı olmalıdır. Ticaret odaları, dernekler gibi gönüllülük esasına dayanmalıdır. Fayda gören üye olur, görmeyen ayrılır. Esnafın ve tüccarın sırtında yük olan hiçbir yapı, ‘kurumsallık’ gerekçesiyle dokunulmaz değildir.”
Açıklamasında ekonomi yönetimine de dolaylı bir uyarıda bulunan Pamuk, masa başında alınan kararların sahadaki karşılığına dikkat çekti.
Mehmet Pamuk sözlerini şöyle tamamladı:
“Ekonomi; basın açıklamalarıyla değil, üreticinin ve vatandaşın nefes alıp alamadığı ile ölçülür. Bugün nefesi daralan taraf üretici değilse bile vatandaştır.
Bu gerçek görülmeden alınan her karar, toplumsal ve ticari bir maliyet üretir. Yerli üretimi gerçekten korumak istiyorsak; sistemi, yapıları ve alışkanlıkları cesaretle sorgulamak zorundayız. Dedi.







