USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000
Gündem

Gaziantep'te Sivas Katliamı anması...

Sivas'ta 33 sanatçı ve aydının yakılarak katledilişininin yıldönümü nedeniyle anma töreni düzenlendi.

Gaziantep'te Sivas Katliamı anması...
03-07-2022 17:54
03-07-2022 18:14
Google News
Sivas'ta 33 sanatçı ve aydının yakılarak katledilişininin yıldönümü nedeniyle anma töreni düzenlendi. Çepnililer Derneği, Tilkiler Köyü Derneği, Balyanlılar Derneği, Kizirliler Köyü Derneği ve Pir Sultan Abdal Derneği Gaziantep Şubesi tarafından Yeşilsu'da düzenlenen anma etkinliğine ilgi büyüktü.
Semah gösterilerinin de yapıldığı anma etkinliğinde yapılan basın açıklamasında şöyle denildi:
2 Temmuz, biz Alevilerin hafızalarında bir katliam tarihi olarak kazınmış durumdadır. Zira 2 Temmuz 1993'te Türkiye tarihinin en dehşet verici, en korkunç, en acı katliamlarından biri Sivas’ta, Madımak Oteli’nde yaşanmıştır.  4. Pir Sultan Abdal Kültür Şenlikleri'ne katılmak için Sivas'a giden onlarca aydın, yazar, sanatçı, semahçı canlarımız tüm Türkiye’nin gözü önünde maalesef yakılarak katledilmişlerdir.  
1 Temmuz'da Sivas'ta başlayan 4. Pir Sultan Abdal Kültür Şenlikleri öncesinde kentte şenliğin baş konuğu olan Aziz Nesin'i hedef alan "Bugün hesap günüdür" başlıklı bildiriler dağıtılarak yerel gazetelerde kışkırtıcı haberler yayınlanarak bu korkunç katliamın hazırlığı yapılmıştır. Ertesi gün yani 2 Temmuz'da da, Cuma namazının ardından "Sivas laiklere mezar olacak",  "Kahrolsun laiklik!", "Yaşasın Şeriat!" sloganlarıyla yaklaşık 15 bin kişilik gerici-yobaz grup, önce etkinliklerin yapıldığı kültür merkezine giderek, kültür merkezi önündeki "Halk Ozanları" heykelini yıkıp, heykelin boynuna ip asarak yerde sürüklemiştir. Kalabalık daha sonra Sivas'a gelenlerin kaldığı Madımak Oteli’ne yönelerek, otel önündeki araçları ateşe verip, belediyenin kaldırım yapma gerekçesiyle getirdiği taşlarla otelin camlarını kırmıştır. Bu olaylar yaşanırken Otel’de kalan aydınlarımız Ankara’yı sürekli bilgilendirmiş olmasına rağmen "hallediyoruz" dışında bir yanıt alamamışlardır. Yaklaşık 8 saat süren olayların ardından devletin, polisin, askerin gözü önünde sloganlarla, sevinç nidalarıyla, alkışlarla 2’si otel çalışanı olmak üzere 35 canımız Madımak'ta yaşamını yitirmiştir.
Bu katliamın ardından gereken müdahaleyi yapmayarak katliamın yaşanmasına sebebiyet veren, devletin en başındaki sorumluluk sahibi kişi olan dönemin Başbakanı Tansu Çiller ise, olaylardan sonra "Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir." şeklindeki utanç verici açıklamayı yapmıştır.
Madımak'ın ateşe verildiği o gün, otelin çevresini saran, ölümleri alkışlayan, içeridekilerin dışarıya çıkmasına engel olan, nihayetinde insanlığa karşı Alevi Soykırımı suçunu işleyen bu 15 bin kişi içinden sadece 124'ü hakkında dava açılmış, bunlardan da 55’i hakkında Toplantı ve Gösteri Yürüyüşüne Muhalefet suçu da dahil olmak üzere basit suçlardan ceza verilmiştir. Türkiye, tam 29 yıldır, Madımak Katliamı davasının skandallarla dolu tarihini izliyor. Zira, Sivas Katliamı davası, Türkiye'nin cezasızlık politikasının tarihi gibidir. Bugüne kadar "insanlık suçu" kabul edilmemesinden dolayı, yargılaması ve aranması devam eden isimlerle ilgili zamanaşımı riski sürüyor. Bazı firari isimler açısından ise artık cezalandırılma riski ortadan kalkmış durumda. Ve hatta firari sanıklar, kendileri açısından zamanaşımı süresi dolduğu için, mahkemelerden haklarındaki davanın düştüğüne yönelik kararlar dahi aldırabilmektedir. Zamanaşımından düşme kararları verildiği dönemde Başbakan olan şu anki cumhurbaşkanı ise bu durumu ‘Milletimize hayırlı olsun’ diyerek duyurmuştur. Daha sonra da mahkumiyet almış birkaç mahkum hakkında Cumhurbaşkanlığı özel af kararı vererek katillerin tahliye olmasını sağlamıştır. Yetmemiş, siyasi iktidarlar, bu katliamı yapan katillerin Avukatlarının kimisini Milletvekili, Anayasa Mahkemesi üyesi, kimisini de Bakan yaparak ödüllendirmiştir.
Tüm bunlara rağmen biz Aleviler diyoruz ki; Madımak’ı unutmadık, unutmayacağız. Yakanları da unutmadık. Aklayanların da unutmadık ve unutmayacağız. Elbet bunların hesabını soracağız.
Bizler biliyoruz ki, bu katliamın tarihi bir arka planı var. Katliamı gerçekleştiren planlı güçlerin, demokrasiyi, eşitliği, özgürlüğü, toplumsal, inançsal ve kültürel farkındalıkları yok sayıp bunları düşman bilen tek tip ulus, tek tip yurttaş yaratmaya çalışan zihniyetin ürünü olduğunu biliyoruz. Ancak şu bilinmelidir ki Aleviler bu ülkenin olmazsa olmazlarıdır. Alevi inancı ve kültürü de bu ülkenin geleceğinin teminatıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Alevilere 100 yıldır borçludur. Aleviler her türlü vatandaşlık görevini eksiksiz yerine getirmesine rağmen, vergilerini ödeyip, askerlik hizmetlerini yerine getirmelerine rağmen eşit yurttaşlık hakkından yararlanamamaktadırlar. Anayasanın 10. Maddesinde herkes dil, din, ırk, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir hükmü düzenlenmiştir. Ancak, halen bu hükme aykırı davranılarak inanç merkezlerimiz olan cem evleri İbadethane olarak kabul edilmemektedir. Bu sebeple de elektrik ve su faturaları devlet tarafından karşılamamaktadır. Bunun son örneğini faturasını ödemediği için elektriği kesilen narlı cem evinde yaşamış bulunmaktayız. Alevi yurttaşlardan toplanan vergiler, bu statüye sahip ibadethanelerin giderlerine harcanırken cem evlerine bütçe ayrılmaması büyük bir adaletsizlik olduğu gibi anayasanın 10. Maddesinde düzenlenen eşit yurttaşlık haklarına da aykırıdır. Bu adetsizliği hiçbir vicdan kabul edemez ve etmemelidir.
Aleviler olarak bizler bir kez daha yineliyoruz, Anayasa’nın 10. Maddesinde düzenlenen Eşit Yurttaşlık hakkının gerçek anlamda ülkede uygulanmasını talep ediyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında;
- Cemevlerimiz ibadethane olarak bir an önce kabul edilmeli,
- Zorunlu din dersleri kaldırılmalı, laik eğitim sistemi uygulanmalı,
-Dedelerimiz ve analarımız inanç önderi olarak kabul edilmeli,
-Cemevi görevlilerine maaş bağlanarak, cem evi giderleri devlet tarafından karşılanmalı,
-Kapatılan ve Vakıflar aracılığı ile el konulan Dergâhlarımız gerçek sahibi olan biz Alevilere geri verilmeli,
- Her türlü ayrımcılık son bulmalı ve kime karşı olursa olsun nefret söylemleri en ağır biçimde cezalandırılmalı,
-Alevi köylerine cami yapılmasından vazgeçilmeli, her türlü asimilasyon politikasına son verilmeli,
-Alevilerin Kutsal Mekânlarına yapılmak istenen baraj, hes, maden ve taş ocağı projeleri derhal iptal edilmeli
-Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarıyla yüzleşilerek hesabı verilmeli,
-Madımak Oteli tartışmasız Utanç Müzesi olmalı,
-Nihayetinde ülkede gerçek anlamda laikliğin ve eşit yurttaşlık hakkının sağlanması gerekmektedir.
Bütün bu taleplerimizle birlikte katliamın 29. yılında buradayız ve bir aradayız.
Adalet için, barış için, bir arada kardeşçe yaşamak için buradayız,
Demokrasinin tüm kurallarının ve kurumlarının işletilmesini talep etmek için buradayız. 
En temel talebimiz olan Eşit yurttaşlık hakkımızı haykırmak için buradayız.
Bir kez daha ifade ediyoruz ki, bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün iktidarlar,
baskı, şiddet, tutuklama, inkar, imha, asimilasyon vb. bütün yöntemleri denediler. Denenmemiş bir tek yol kaldı o da barış. Biz Aleviler, kimsenin inancından, kimliğinden, dilinden, kültüründen, cinsiyetinden dolayı ötekileştirilmediği, horlanmadığı, öldürülmediği, herkesin barış içinde bir arada kardeşçe yaşadığı, hakça bölüşümün esas alındığı, savaşların ve sömürünün son bulduğu kısacası inancımızda Rızalık Şehri olarak tarif edilen bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu dünyayı bütün ötekiler ile birlikte inşa edeceğiz. Bu ülkeyi ve bu dünyayı yaşanır kılmak biz insanların elindedir. Bu gerçeği her yerde ve her alanda haykırmaya devam edeceğiz. Değil 29 yıl, 29 asır da geçse Madımak katliamını ve diğer işlenmiş insanlık suçlarını unutmayacağız.
Biz Aleviler dün vardık, bugün varız, yarın da var olacağız. İnancımızdan kültürümüzden değerlerimizden asla vazgeçmeyeceğiz.  Asırlardır derimizi yüzdüler, yaktılar, katlettiler ama yıldıramadılar, kültürümüzden vazgeçiremediler, inancımızdan vazgeçmedik. Pir Sultan Abdalın dediği gibi “Sizde Şah diyeni öldürürlerse, ben de bu yayladan Şah’a giderim” şiarıyla; vazgeçmemeye de devam edeceğiz."
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ÇOK OKUNANLAR
ANKET TÜMÜ
ARŞİV ARAMA
PUAN DURUMU TÜMÜ

Active Server Pages error 'ASP 0126'

Include file not found

/puan.asp, line 802

The include file 'json/puan_59226_0_1.html' was not found.

GÜNÜN KARİKATÜRÜ TÜMÜ
Günün Karikatürü