USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000
Siyaset

Akşener: BDDK kararı bir sermaye kontrolüdür

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) düzenlenen grup toplantısında konuştu.

Akşener: BDDK kararı bir sermaye kontrolüdür
29-06-2022 11:15
29-06-2022 11:21
Google News

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a "Lafı eğip bükmeye gerek yok, BDDK kararı bir sermaye kontrolüdür. Bu karar, Bay Kriz'in Türk şirketlerine uyguladığı bir ambargodur. Bazı dış güçler ülkemizi bir döviz krizine sokmaya çalışsaydı tam olarak böyle bir karar alırdı. Gerçekten ibretlik. Adım adım tam teşekküllü bir sermaye kontrolüne gidiyoruz. " diye seslendi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) düzenlenen grup toplantısında konuştu.

"- Dün gece AK Parti iktidarının İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyelik başvurusunda yönelik çekincelerini geri çektiğini ve üyeliklerine destek vereceğini öğrendik. 25 Mayıs'ta yani bundan 1 ay önce ülkemizin bu konuda iki önceliği olduğunu söylemiştik. Bunlardan birincisi Putin'in Rusyası'nın saldırgan dış politikasına karşı NATO ittifakını olabildiğince güçlendirmektir. İkinci önceliğimiz ise PKK'nın Avrupa topraklarından topyekün bütün unsurlarıyla silinip atılmasıydı. Ne var ki dün gece bu çok temel konulardaki beklentilerimizi karşılamaktan oldukça uzak olduğu görülüyor.

- İktidarın İsveç ve Finlandiya nezdinde herhangi bir somut gelişme olmaksızın attığı bu imza maalesef ülkemizin çıkarları ile bağdaşmıyor. Çünkü mutabakat metnine göre verilen sözlerin tutulması için oluşturulacak üçlü mekanizma İsveç ve Finlandiya NATO üyesi olduktan sonra devreye girecek öncesinde değil yani bu mekanizmanın işlememesi durumunda Türkiye elindeki NATO kaybetmiş bir biçimde itirazlarını sürdürmek ve haklı davasını anlatacak muhatap aramak zorunda kalacak. 

- Sayın Erdoğan ve arkadaşları açısından aldanma ve aldatılmak sıradan alışkanlıklar olsa da bu durum Türk milleti için kabul edilebilir değildir. İkinci konu ise ülkemizin PKK ile YPG-PYD arasında kurduğu ilişkinin mutabakat metninde özenle birbirinden ayrılmış olmasıdır. Türkiye'nin devlet politikası YPG-PYD ve PKK'nın bir aynı olduğu, yani aynı zehirli ağacın dalları olduğudur. Ancak mutabakat metninin 5. paragrafı PKK terör örgütü olarak görülürken YPG ve PYD Türkiye'ye yönelik ulusal çıkar tehdidi olarak tanımlanıyor. Üstelik İsveç ve Finlandiya terör örgütlerine yapılan finans ve militan katılımlarını denetleme sözünü verirken yine 5. paragrafa işaret ediliyor. PYD ve YPG'yi bunun dışında tutuluyor yani PYD-YPG yönelik mali yardımlar mutabakat kapsamı dışında bırakılmış oluyor.

- Ezcümle üst perdeden atılan kürsü nutukları her zaman olduğu gibi yine müzakere masasında verilen tavizler ile taçlandırılmış gibi gözüküyor ve yine ülke çıkarlarımız açısından son derece önemli bir fırsat sayın Erdoğan'ın dış politikayı iç politikaya malzeme yapma sevdası uğruna kaçırılmış gözüküyor. İYİ Parti olarak süreci takip etmeye devam edeceğiz mutabakat masasında atılan geri adımın Sayın Erdoğan ile Joe Biden arasındaki görüşme yansımalarını da ayrıca değerlendireceğiz.

Öngörü abidesi, büyük ekonomist Sayın Erdoğan inatla kafasının dikine giderek ülkemizdeki ekonomik krizi daha da derinleştirmeye devam ediyor. Bizzat kendisinin hazırladığı bütçe kanununda enflasyon yüzde 9.8 olarak öngörülüyordu. Ancak TÜİK rakamlarına göre bile yüzde 70'i buldu. Belli ki Bay Kriz, gece yatmadan önce günlüğüne yazması gereken dilekleri bütçe kanununa yazmış.

- 15 milyon lira ve üzeri döviz ve altın cinsi bulunduran şirketler kredi kullanamayacak. Yani ya şirketler kredi almaktan vazgeçecekler, ya da enflasyona karşı korunmaktan vazgeçecekler. Şirketler, TL'nin daha da eridiği bir ortamda sattığı malı yerine koymak için döviz tutar. İktidarın oluşturduğu güvensizlik iklimi nedeniyle döviz mevduatı kullanılıyor. Sorunun kendisi bizzat kendisi ama kendisi dışında herkesi değiştiriyor. 

- Merkez Bankası'nı değiştirdi olmadı, TÜİK'in müdürlerini değiştirdi, olmadı. Şimdi de serbest piyasanın koşullarını değiştirmeye çalışıyor. Lafı eğip bükmeye gerek yok, BDDK kararı bir sermaye kontrolüdür. Bu karar, Bay Kriz'in Türk şirketlerine uyguladığı bir ambargodur. Bazı dış güçler ülkemizi bir döviz krizine sokmaya çalışsaydı tam olarak böyle bir karar alırdı. Gerçekten ibretlik. Adım adım tam teşekküllü bir sermaye kontrolüne gidiyoruz.

Bir kere de sen tasarruf etsen ne olur be kardeşim? Bir kalemde memlekete 500 milyon dolar girer fena mı olur? Eğer dövize çok sıkıştıysan Nebati Bakan ile birlikte Edi'yle Büdü gibi yönettiğiniz ekonomiyi işin ehline bırak. Hakikaten öyle ama. Merkez Bankası'nın görevini yapmasına müsaade et. Seçimlere kadar da ekonomiye burnunu sokma. Biliyorum, sen bunların hiçbirini yapamazsın. Bir an önce seçim kararı al. Biz de millete döviz kuru ne zaman düşermiş gösterelim.

Erdoğan'ın çiftçiye uyuzluğu neden diye düşünüyordum. Rahmetli Atatürk 'Köylü milletin efendisidir' dedi ya... Sırf ona uyuz olduğu için köylüyü bitirdi, çiftçiyi bitirdi. Tüm çiftçilere sesleniyorum, biliyorum çok bunaldınız... Lütfen ağaçlarınızı kesmeyin, bereketli günlere çok az kaldı. İYİ Parti olarak sizlere cennet vatanımızın her bir değerini korumanın sözünü veriyoruz. Üreterek kazanan, kazandıkça kalkınan Türkiye'nin sözünü veriyoruz. Bolluğun, bereketin, huzurlu bir geleceğin sözünü veriyoruz. Hiç merak etmeyin, çok az kaldı.

- Bay Kriz ve arkadaşları nedeniyle yaşadığımız devlet krizinin bir başka boyutu da çevre felaketleriyle karşımıza çıkıyor. Erzincan İliç'teki altın madeninde meydana gelen siyanür sızıntısı hepimizi dehşete düşürdü. Her ne kadar valilik ve şirket yetkilileri temizlendiğini söylese de bağımsız kuruluşların raporlarını bekliyoruz. Kurulduğumuz ilk günden beri madencilik sektörünün Türkiye ekonomisi için kilit role sahip olduğunu söylüyoruz. Biz de ülkemizin yer altı zenginliklerini milletimizle paylaşacak şekilde çıkartılması gerektiğine inanıyoruz. En önemlisi de madencilik faaliyetlerinin doğamızı, tarım arazilerimizi ve bizleri tehdit etmeyecek şekilde yapılması gerektiğini söylüyoruz. Geleceğimizi tehdit eden tüm madencilik faaliyetlerinin karşısındayız. 

- Nasıl oluyor da Anadolu'nun cansuyu Fırat Nehri'nin yanıbaşında siyanürle altın aramaya izin veriliyor. Madenin ortaklarına baktığımızda yine çok tanıdık bir grup görüyoruz. Bunlar yol ve köprülerde var, madenlerde var, medyada da var. Yaşanan felaketin kapısı yine beşli çeteye çıkıyor. Vatan topraklarını kupon arazi gibi gören zihniyetin Fırat Nehri'nin dibinde siyanürle altın çıkarılmasına ses etmemesi doğaldır. Çünkü bu iktidar, doların yeşilini doğanın yeşiline tercih eden bir rant iktidarıdır. 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ÇOK OKUNANLAR
ANKET TÜMÜ
ARŞİV ARAMA
PUAN DURUMU TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ TÜMÜ
Günün Karikatürü