USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

SATRANÇ TAHTASINDA SİYASET

25-07-2026

-"Atı verirsem veziri alabilir miyim?"

-"Kaleyi öne sürsem şahı koruyabilir miyim?"

-"Bir hamle daha yapsam oyunu kazanabilir miyim?"

Siyaset giderek bir satranç oyununa benziyor.

Ve bu satranç oyununda asıl sorun, rakibe karşı oynanan satranç değil; insanın kendi taşlarıyla savaşa tutuşması ve "kendini" yenmeye çalışmasıdır.

Satranç, strateji ve sabır oyunudur. 

Her taşın bir değeri, her hamlenin bir bedeli vardır. Oyunun amacı yalnızca taş kazanmak değil, oyunu kazanmaktır. Ne var ki bazen oyuncu, bir taşı ele geçirmek uğruna bütün oyunu kaybettiğini fark edemez.

Ve bir "taş" uğruna ne gelecekler feda edilmiştir.

Ben satrancı sıra dışı bir yerde öğrendim:

12 Eylül 1980 sonrasında, askeri cezaevlerinin tıklım tıklım dolu olduğu günlerde korkunun,kaygının,işkencenin bolca yaşandığı günlerde öğrendim.

 Öğrencilerin, işçilerin, köylülerin, memurların, mühendislerin, doktorların aynı koğuşta buluştuğu zamanlarda...

Hayat bir okul olarak önüme çıkardı askeri cezaevi kavşağını,henüz bir lise öğrencisi iken!

Bir üniversite öğrencisi, koğuşta satranç öğretmeye başladı.

Zor koşullarda ekmeğin içi hamur haline getirilerek beyaz tutkalla satranç taşları yapıldı.

Şahlar,vezirler,kaleler, filler,atlar ve piyonlar...

Oyun oynanmıyordu aslında; insanlar düşünmeyi, direnç göstermeyi ve umut etmeyi öğreniyordu.

Bugün o günlerden kalan bir ders aklımdan çıkmıyor:

Kendi kendinizle satranç oynarsanız kazananı olmaz.

Bir hamle yaparsınız, sonra karşı tarafa geçip kendi hamlenize karşılık verirsiniz. 

Bir süre sonra yenen de sizsinizdir, yenilen de...

Oysa bazen geri çekilmek de bir hamledir.

 Bazen bir veziri kaybetmek, şahı kaybetmekten daha değerlidir.

 Bazen bugünün hırslarından vazgeçmek,

 yarının oyununu kurtarır.

Çünkü önemli olan bir taşı korumak değil, oyunun kendisini koruyabilmektir.

Tarih, kendi iç mücadelelerinde tükenenlerin hikâyeleriyle doludur. 

Kazandığını sanırken gücünü, dostlarını,yoldaşlarını ve geleceğini kaybedenlerin hikayeleri saklı anılarımızda...

Satranç bize yalnızca nasıl kazanılacağını öğretmez.

Ne uğruna kaybetmeye değmeyeceğini de öğretir.

Ne uğruna kazanmaya değeceğini de öğretir.

Bu yüzden aynı tahtada bulunanlar,

aynı meydanda buluşanlar,

aynı yolda yürüyenler birbirlerini rakip değil, oyunun devamını sağlayan unsurlar olarak görebildikleri ölçüde geleceği kurabilirler.

Yoksa insan, sonunda kendi kendini mat eder.

Ve bugüne kadar kendi kendiyle oynadığı satrançtan gerçekten galip çıkan hiç kimse olmamıştır.

    Satranç tahtasından demokrasi çıkar mı bilinmez.Ancak dayanışma,direnme ve barış çıkar!

Yeter ki niyetler kötü olmasın!

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?