USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

"İSTİAB HADDİ"

08-02-2026
Aslında, yazının başlığını "kapasite raporu" koyacaktım.
Sonra düşündüm ki, "İstiab haddi" başlığı daha kapsayıcı olacaktır.
Toplumsal sorunlara dikkat çekmek isterken konunun dönüp dolaşıp tek tek insanlarda düğümlenmesi, esasında çözümün bireyde başlamasının da göstergesi!
İnsan "Toplum" içinde "Birey" olabiliyor mu?
Birey "Toplum" içinde "İnsan" olabiliyor mu?
"İçimize" neyi sığdırabiliyoruz.
Bugün yaşadıklarımız içimizdekilerin dışa vurumu mu?
Araçların istiab haddi var da insanların yok mu?
Kendi "İstiab haddimiz" nedir?
Neyi içimize sığdırabilir,
Neleri içimize sindirebiliriz?
Buyurun okuyalım:
Aslında herkes her şeyin farkında!
Fakat gel görelim ki,bunları; konuşmaya,anlamaya,anlatmaya tahammülümüz ve zamanımız kalmamış durumda...
Birbirlerimize "tahammülsüzlük" sonucu yaşadıklarımız topluma nasıl yansıyor, nelere mal oluyor hepimiz görüyoruz.
Acı, göz yaşı ve onca emek onca zaman heba oluyor...
Zamanı bol keseden tüketiyoruz.
Sonra zaman hiç bir şeye yetmiyor diyoruz.
"Zamansızlık" çok acı bir şey!
Hepimiz bir yerlere bir şeylere yetişme telaşı içindeyiz!
Acelemiz var.
Peki bu telaş içinde bu "İstiab haddi" ne ola ki?
Sözlükten aynen aktarıyorum:
İstiab, bir motorlu taşıtın, güvenli ve yasal şekilde taşıyabileceği azami yük kapasitesini ifade eder.
"Haddi" ise, Arapça kökenlidir.
 "Sınır", "hudut", "derece" anlamlarına gelir.
 Aynı zamanda "terbiye", "edep" gibi anlamları da taşır. 
Bir şeyin sınırını belirleyen, ölçülü ve dengeli olmayı ifade eden bir anlamı vardır.
İşte, "İstiab" ile "Haddi" sözcükleri yan yana gelince ve arapçadan da dilimize girince "düşündürücü" bir hal alıyor. Beni düşündürdü!
İşte, yukarıda bahsettiğim zamanı boşa harcayan, boşa geçiren şeylerden biri de "İstiab haddine" bakmadan yüklendiğimiz yüklerdir!
Sözü uzatmadan ne söylemek istediğimizi yazalım ve bitirelim.
Her gün trafikte yollarda gördüğümüz araçların ne kadar "yük" taşıyacağı kimliklerinde yani ruhsatlarında yazar değil mi?
Haddi,yani sınırı yani "edep" bilinir ve ona göre yük yüklenir.
Peki her gün sosyal, siyasal ve günlük yaşamda birbirimizle karşılaştığımız biz insanların; etten, kemikten, duygulardan, akıldan, fikirden oluşmuş biz insanların "istiab haddi" ne?
Neyi nasıl taşıyacağımızın, "taşıma kapasitesimizin" yasal sınırları ne?
Bir bakıyorsun her "fotoğrafa" girmeye çalışıyor.
Her yere yetişmeye çalışıyor.
Her "komisyondan" bir koltuk kapma peşinde!
Ah be insan kardeşim "istiab haddini" bilmeden "dar elbiseyi" de geçiriyorsun üstüne bir bakıyorsun "bol elbise" de üzerinde!
Bir bakıyorsun allı, yeşilli, morlu bir elbise...
Durman gereken yerde ayağında koşu ayakkabısı üzerinde eşofman koşmaya hazırsın!
Ah be insan kardeşim,
ah be ciğerim bir haddimizi bilelim ya hu!
bir edep ya hu,
bir yetiştirelim kendimizi kardeşim,
bir hazırlanalım!
Bir donatalım kendimizi; bilgiyle, ahlakla, vicdanla....
Para her şeyi "kapatmaya" yetmiyor işte!
Taşıdığın "elbise" yakışsın sana...
Bu haldeysek,
hiç bir şey düzelmiyorsa,
tam bu kez her şey başka olacak derken,
"su koyveriyorsun" "bir çuval incir berbat oluyor".
Verilen onca emek,
 geçirilen onca zaman,
 bağlanan onca umut,
kurulan onca hayal yok oluyor.....
Taşıyamayacağın "yükün" altına niye giriyorsun be kardeşim.
Hadi giriyorsun taşıdığın; öfke, intikam, hırs, kıskançlık, kendini beğenmişlik, kibirle altına gireceğin yük seni çökertir maazallah!
"İstiab haddini" bil,feda olsun sana bütün makamlar mevkiler...
Her yerde sen ol;
Hakkaniyetli ol, nazik ol, birleştirici ol, barıştırıcı ol... Ol neden olmayasın ama samimi de olmak gerekir!
Ama vicdanın da olsun!
Ama İnsan olmayı da unutma be kardeşim!
Ama "İstiab Haddi" diye bir şey var be kardeşim!
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?