CHP Genel Başkanı Özgür Özel Milas'ta 89'uncusu düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde ''Bu Erdoğan, savaş ve acil durum için yetkisini, Akbelen Ormanı’nı Limak şirketine vermek için kullandı. Duyuyor musun hacı teyze, hacı amca?'' dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Muğla'nın Milas ilçesinde 89'uncusu düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde konuştu.
Kamulaştırma tartışmalarının odağındaki Akbelen için yapılan miting, Milas Atapark Meydanı'nda düzenlendi.
Milas Belediye Başkanı Fevzi maden sahaları için alınan acele kamulaştırma kararlarının bölge halkını yerinden ettiği söylemişti. Fevzi "Bu kararlardan 48’i Milas, 9’u Yatağan olmak üzere tam 57 mahallemiz etkilenecek. Bugüne kadar coğrafyadan silinen 4-5 köyümüz oldu. Kömür çıkarmak uğruna dağlar taşınıyor; ne yeraltı suyu ne toprak ne de zeytin ağacı kaldı. Artık kömürün ekonomik boyutu da ortadan kalkmış, maliyeti çok yükselmiştir. Biz bugün toprağımıza, tabiatımıza ve geleceğimize sahip çıkmak için meydandayız" ifadelerini kullanmıştı.
Mitinge katılan yurttaşlar alanı erken saatlerde doldurdu.
CHP Muğla İlçe Başkanı Nail Kızıl, tutuklanan İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun yazdığı mektubu okudu. İmamoğlu'nun mektubunda şu ifadelere yer verildi:
''Güzel Muğla'nın koca yürekli güzel insanları, kıymetli hanımefendiler, saygıdeğer beyefendiler, yiğit gençler, güler yüzlü çocuklar; her birinizi saygıyla, sevgiyle, hasretle selamlıyorum, gönülden kucaklıyorum.
Muğla'mıza gözü gibi bakan, Muğla'ya hizmet etmek için canla başla çalışan kıymetli Başkanım Ahmet Aras'a çok teşekkür ediyorum. Örgütümüzün güçlü ve yılmaz iradesini temsil eden İl Başkanımız Nail Kızıl'a ve onun nezdinde tüm örgütümüze şükranlarımızı sunuyorum.
Yaklaşık bir yıldır sizler gibi milyonlarca vatandaşımız meydanlarda toplanıyor ve aynı şeyi talep ediyor: Adalet, adalet, adalet! Biz adaletin değerini bilen bir milletiz. Adalet bizim için sadece bir hukuk meselesi değildir. Adalet bizim karakterimizdir. Herkes için her yerde adalet peşinde koşmak bizim davamızdır. Biz adaleti hep birlikte kardeşçe yaşayacağımız mutlu, huzurlu bir hayatın teminatı olarak görüyoruz. Biz adaleti bolluk ve bereketin, geleceğe güvenle bakmanın temeli olarak kabul ederiz. Onun için devletten en büyük beklentimiz adil olmasıdır.
Bugün milletçe adalet arıyoruz. Mahkeme salonlarında arıyoruz. Elde ettiğimiz gelirde arıyoruz. Ödediğimiz vergide arıyoruz. Eğitimde, sağlıkta adaleti arıyoruz. Hizmet alırken, işe girmek için başvururken 'Nerede bu adalet?' diye soruyoruz. Ülkemimizin nimetlerinden, devletimizin imkanlarından herkes adil bir biçimde yararlansın istiyoruz. Siyasi partiler, hatta spor kulüpleri arasındaki rekabette bile adalet arıyoruz. Milletçe hayatın her alanında adalet arıyoruz.
Çünkü bu iktidar ekonomik ve sosyal adaletin temellerini yıktı. Hakimlerin, savcıların özgür bir biçimde sadece kanuna ve vicdanlarına göre hareket etmelerine engelleyerek hukuki adaleti yerle bir etti. Adalet Bakan Yardımcısı olarak siyasi bir görev yaparken bağımsız bir yargı mensubuymuş gibi İstanbul Başsavcılığı'na atanan, sonra da Adalet Bakanı yapılarak ödüllendirilen zatın, ödüllendiren şahsın aslında yaşadığımız bütün adaletsizliklerin sebebini görebilirsiniz.''
Özel'in konuşmasından satırbaşları şöyle:
''Şubat ayının ortasındayız ve söz verdiğimiz gibi; ne sıcaktan yılarak, ne soğuktan korkarak... Yağmura, doluya, kara, tipiye; bugün bu güzel meydanda bu rüzgara, bu fırtınaya... Ama ne olursa olsun mücadeleye, mücadeleye, mücadeleye hoş geldiniz!
Bu meydana bakınca eşitsizliğe adaletsizliğe karşı yılmayanları, teslim olmayanları görüyorum. Ben sizin bu azminizi gördükçe diyorum ki: 'Kötüler değil, zulmedenler değil zulmedilenler kazanır.'
Ben sizin, ben sizin bu azminizi, bu yüreğinizi, bu mücadele gücünüzü görünce diyorum ki: Hiçbir zaman karanlık kazanmaz, her zaman aydınlık kazanır. Hiçbir zaman kötülük kazanmaz, iyilik kazanır. Zulmedenler değil, zulme direnenler kazanır. Mücadele edenler kazanır. Ve sizi görünce diyorum ki: Biz kazanacağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız.
88'inci mitingte size şunu söylüyorum: 'Ne olursa olsun, durmadık-durmayacağız, yılmadık-yılmayacağız, ne arkadaşlarımızı unutacağız ne bu mücadeleyi bırakacağız.'
"İLKİ GİBİ 'KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR' DİYEN BİR CUMHURBAŞKANI...''
Şikayet eden köylüye 'al ananı da git' diyen bir Cumhurbaşkanına değil, ilki gibi 'Köylü milletin efendisidir' diyen bir Cumhurbaşkanına ihtiyaç vardır.''
"MİLAS'TA OLMAMIZIN EN ÖNEMLİ SEBEPLERİNDEN BİR TANESİ AKBELEN'E YAPILANLAR"
Tabii Milas'ta olmamızın en önemli sebeplerinden bir tanesi de maalesef hükümet eliyle Akbelen'e yapılanlar. Demokrasilerde millet vekalet verip de çekilmez arkadaşlar. Tam olarak da bugün buraya bunu yapmaya geldiniz, bunu yapmaya geldik.
Muğla'nın, Milas'ın köyü İkizköy. Şimdi Büyükşehir olunca mahalle, kırsal mahalle. İkizköy'e bağlı Akbelen Ormanı, 2018 yılında bir maden şirketine verildi. O tarihten itibaren İkizköy boşaltılmaya ve İkizköy İkizköylülerin elinden alınmaya çalışıldı. 2019'da orman için kesim kararı çıkardılar. O günden itibaren de Akbelen direnişi başladı. O günden beri çevreciler, Muğla'yı sevenler, Milas'ı sevenler ve Türkiye'nin dört bir yanından bu mücadeleye gönül ve destek verenler Akbelen'de oldular. Biz olduk, milletvekillerimiz oldu, örgütümüz oldu, sizler oldunuz. Öncelikle Akbelen direnişini saygıyla selamlıyorum ve bir kez daha sahipleniyorum.
"BEŞ KATINA ÇIKARMIŞLAR, BİR KEZ DAHA GETİRİYORLAR"
Şimdi meselenin ne olduğunun bütün Türkiye tarafından duyulması, canlı yayında duyulması, bunun konuşulması çok kıymetli. Buradan vicdanı olan, insafı olan, Allah'a inanan, doğayı seven herkese sesleniyorum. Bakın, bu konuda bu yapılanlara karşı Akbelenliler direndiler, karşı çıktılar. Ancak Adalet ve Kalkınma Mahkemesi buna karşı seçimden önce, 11 Mart 2024'te bir adım attı; kendi partilileri ayağa kalktı 'eyvah seçimi kaybederiz' diye geri çektiler. Şimdi kötülüğü iki katıyla birlikte, ne iki katıyla beş katına çıkarmışlar, bir kez daha getiriyorlar.
"AKBELEN'DEKİ MÜCADELEYİ KENDİLERİ KIRAMAYINCA BU İŞE MECLİS'İ ALET ETTİLER"
Adalet ve Kalkınma Partisi, 10 Ocak'ta Resmi Gazete'de yayınlanan kararla 679 parsele acele kamulaştırma kararı çıkardı. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda -daha doğrusu şöyle ifade edelim- Akbelen'deki mücadeleyi kendileri kıramayınca bu işe Meclis'i alet ettiler. Meclis'e bir kanun getirdiler. Kanunda buradaki normal şartlarda zeytinlik olan yerlerin korunmasına ilişkin kanun ortada duruyorken; kendilerince bir numarayla zeytinlik olan yerlerin koordinatlarını tarif ederek buraları madenciliğe açtılar.
''SAVAŞ YETKİSİNİ AKBELEN'İ LİMAK'A VERMEK İÇİN KULLANDI''
“Bu Erdoğan, savaş ve acil durum için yetkisini, Akbelen Ormanı’nı Limak şirketine vermek için kullandı. Duyuyor musun hacı teyze, hacı amca?”
ACIMASIZ ŞİRKET DİYOR Kİ ''BEN ORMAN KESMENİN PEŞİNDE DEĞİLİM''
Aslında şirket diyor ki, o acımasız şirket: 'Ben orman kesmenin peşinde değilim. Bana 4 milyar dolarlık bir söz var, paramı versinler vazgeçeyim' diyor. Ne için verdilerse, ne zaman bu sözü verdilerse o şirkete buradaki madenleri vererek bu işi halletmek istediler. Biz buna karşı çıkınca olmayacak bir iş yaparak koordinatlarıyla buraları tarif eden kanun çıkardılar. Hatırlarsınız, kanunu öyle 60 gün içinde değil, saatler içinde Anayasa Mahkemesi'ne götürdük. Ve dedik ki Anayasa Mahkemesi'ne: 'Bu haksızlığı durdur, bunu iptal et.'
Şimdi başvurumuz Anayasa Mahkemesi'nin önünde duruyor. Bunlar Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı vermesinden endişe ederek tuttular 10 Ocak günü Cumhurbaşkanı imzasıyla acele kamulaştırma kararı aldılar. Buradan şimdi vicdan sahibi... Bir dur, yuhalama, burayı anlatayım. Ben de çok yuhalamak istiyorum da önce bu AK Parti'ye oy veren, MHP'ye oy veren, şimdi önümüzdeki günlerde mübarek Ramazan'da oruç tutacak olan, günde beş vakit namaz kılan ve bu kötülükten haberdar olmayan insanlara bunları şikayet etmek farz.''
"ERKEN SEÇİM SANDIĞINI İSTİYORUZ"
Ben 20 bin liralık emekli maaşını Erdoğan'ın eskiden olduğu gibi 1,5 asgari ücret olan 42 bin liraya çıkarmasını ya da bizim söylediğimiz gibi emekli asgari ücreti 39 bin lira yapmasını beklemiyorum. Biz Erdoğan'dan asgari ücrete zam, emekliye zam, depremzedeye bedava konut, öğrenciye yurt, yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa istemiyoruz. Erdoğan'dan bir şey istersem yazıklar olsun. Ondan bir tek şey istiyoruz: Erken seçim sandığını istiyoruz, erken seçim sandığı.''







