USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000
Siyaset

Özgür Özel'den Erdoğan'a: Sen BOP’un eş başkanısın! Bununla övünüyorsun!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, tepkilerin odağında olan gümrük vergisi hakkında "Niye yaptı? Ne faydası var? Sana bana faydası yok, Trump'a faydası var. Trump'a söz verdi" dedi.

Özgür Özel'den Erdoğan'a: Sen BOP’un eş başkanısın! Bununla övünüyorsun!
13-01-2026 15:02
13-01-2026 16:35
Google News

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, tepkilerin odağında olan gümrük vergisi hakkında "Niye yaptı? Ne faydası var? Sana bana faydası yok, Trump'a faydası var. Trump'a söz verdi" dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu.

Özel'in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

Birazdan emeklilerle ilgili çok kapsamlı, uzun, bütün meseleyi çözüm önerileriyle birlikte konuşacağımız bir grup toplantısını, adeta emeklilere özel bir grup toplantısını yapacağız. Ancak bir yandan Adalet ve Kalkınma Partisi de grup toplantıları yapıp grup toplantısında teknolojik imkanlardan yararlanıp ülkenin Cumhurbaşkanı sıfatıyla gelip de burada bir partinin genel başkanlığını yaparken CHP gibi bir partiye iftiralar hakaretler dönüp doluşup kendi yaptığını CHP'yi suçlayan bir dil var. Sayın Erdoğan'a söyledim. Hak etmediğini duyarsan hak ettiğini duyarsın...

Erdoğan'a yapıldığında yurt dışından destek istemek meşru, Ekrem İmamoğlu'na yapıldığında darbe dediğimizde, bizi dünyaya şikayet ediyor, diyorlar. Ben, Avrupa'daki kardeş partilerime, Türkiye'de yaşanan bir yargı darbesidir. Bunu ülkenizde doğru anlatın Erdoğan'ı demokrasiye davet edin dedim. Çin'in 8 milyon tirajlı gazetesine de anlattım. Türkiye'de yapılan darbedir ve buna teslim olmayacağız.

"BU DARBEYE TESLİM OLMAYACAĞIZ"

Duyan duymayana söylesin, gören görmeyene anlatsın. Erdoğan’a yapıldığında gidip yurt dışından destek istemek meşru; Cumhuriyet Halk Partisi’ne, Ekrem İmamoğlu’na yapıldığında, dışarıya gidip de Türkiye’de yapılan bir yolsuzluk operasyonu değildir, Türkiye’de yapılan yargı eliyle bir darbedir, mevcut Cumhurbaşkanının gelecek Cumhurbaşkanına, mevcut iktidarın bugün gücünü kullanarak geleceğin iktidar partisine yaptığı darbedir dediğimizde, bizi gidip de oraya şikayet ediyorlar.

Geçmişte kimin Türkiye’yi şikayet ettiğini, Türkiye’yi mahkemelere verdiğini, tazminat taleplerinde bulunduğunu... Kimin? Ben mesela tutup da İngiliz’den, Amerikalıdan Türkiye’yi kınayan bir açıklama yap, bunu da gelelim burada gazetelere manşet yapalım falan demedim. Ben Avrupa’daki kardeş partilerime; "Türkiye’deki bir yargı darbesidir, ülkenizde bunu doğru anlatın. Erdoğan’ı güvenlik kaygılarıyla pazarlık edilecek birisi olarak değil, demokrasi zeminine davet edilmesi gereken bir siyasi muhatap olarak görün" dedim. Demeye de devam ediyorum.

Dünyanın öbür ucunda 50 kişiye yayın yapan bir radyo varsa ona da anlatırım. Türkiye’de yapılanlar darbedir, bu darbeye teslim olmayacağız.

"ERDOĞAN WASHİNGTON’I KIZDIRAN ANTİ-AMERİKANİZMİN FATURASINI CHP’YE KESTİ"

Şimdi gelelim, gelelim... Biraz önce de vardı ama tarih önünde Türk basınının amiral gemilerinden bir tanesi Milliyet. Tam manşet. 2005 yılının 6 Haziran günü. Erdoğan ABD’ye uçarken anti-Amerikancılığa karşı net tavır aldı. "Talihsizlik, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ABD karşıtı olması." Erdoğan Washington’ı kızdıran anti-Amerikanizmin faturasını CHP’ye kesti. "Bu ilk defa çıkmadı, talihsizlik ana muhalefetin de bu çizgide olmasıdır" dedi.

"SENİN İÇİN UTANÇ BİZİM İÇİN ONUR VESİKASIDIR"

Erdoğan; işte bu, o günkü halini de bugünkü halini de gösteren... İşte bu, o günkü durumunu da bugünkü durumunu da gösteren, tarihin önünde ne olduğunu altın harflerle kazıdığın, senin için utanç, bizim için onur vesikasıdır. Bizim için onur vesikası.

"O AYIPLI LAFIN ALTINA TÜM PARTİ İMZA ATAR BAŞTA ERDOĞAN"

Ayrıca bir yandan da halen daha bekliyoruz. Geçtiğimiz hafta Meclis’te AK Parti’nin Grup Başkanvekili, Adalet ve Kalkınma Partisi adına orada konuşan, söz söyleyen, bütün işlemlerde parti adına o oturumda, o birleşimdeki en yetkili kişi tuttu ve dedi ki; güya bizi eleştirecek, "Suriye’de Müslümanlar ölürken ses çıkarmayanlar, Alevi katliamı var diye şimdi konuşuyorlar" dedi.

Arkadaşlar, Grup Başkanvekilimiz bunu fark etti ve büyük bir siyasi olgunlukla dedi ki; "Bunu düzeltin. Çünkü ağızdan çıkan laf bazen olmadık bir yere gider, orada olur." Döndü dedi ki; "Yanlış bir şey söylüyorsun, bunu düzelt" dedi. Hanımefendi düzeltmedi, direndi.

Şimdi bütün Türkiye’de bu konuda, Alevi canlarımızın canını yakan bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisi uyarımıza rağmen "Hayır arkasındayım" diyor. Alevileri Müslüman’dan saymayan, Cumhuriyet Halk Partisi’ne iftira atacağım derken Suriye’deki Alevi katliamını meşrulaştıran, acayip, tutulacak hiçbir yanı olmayan bir şey. Ve dün Ömer Çelik çıkmış televizyon karşısına, parti adına bir düzeltme bekliyorsun, abuk sabuk laflar çeviriyor. Bir, bir buçuk aylık polemiklerden bir şey çıkarmaya çalışıyor.

Bu hanımefendiyi halen daha görevde tutmaya devam ederseniz, o ayıplı lafın altına tüm parti imza atar, başta Erdoğan. Başta Erdoğan!

"IRAK OPERASYONU İÇİN TEZKERE SÖZÜ VEREN ERDOĞAN"

Ha bir de o hanımefendiye söyleyeyim; "Müslüman kanı akarken ses çıkarmamak" falan... Tövbeler olsun, böyle bir lafı söyleyene yazıklar olsun da... 1 Mart 2003. Erdoğan, o Amerikancı Erdoğan, "CHP’nin ABD karşıtıdır, talihsizliktir" diyen Erdoğan; iktidara gelmeden önce, iktidara gelmeden önce partisinin genel başkanıyken Amerika’ya gidip biat sözü veren Erdoğan... Karşılığında Irak operasyonu için tezkere sözü veren Erdoğan...

"AK PARTİ MİLLETVEKİLİ VE TÜM CUMHURİYET HALK PARTİSİ GRUBU OY KULLANDI MANİ OLDU"

1 Mart’ta kapalı oturumda, Cumhuriyet Halk Partisi Irak operasyonu için Mersin Limanı’ndan Amerikan askerinin gelmesini, geçip Irak’a bizim sınırımız üzerinden kara operasyonu yapmasını engellemek için Cumhuriyet Halk Partisi 22. Dönem Grubu çırpındı. 99 AK Parti milletvekili o gün bizimle birlikte oy kullanarak o tezkerenin geçmesine; Amerikan postalının Mersin’den basıp güneye, Güneydoğu’yu kirletmesine, Irak’ta gidip 1,5 milyon Müslüman kanı akıtmasına, bu ayıba ortak olunmamasına bu Meclis’te o günkü 99 AK Parti milletvekili ve tüm Cumhuriyet Halk Partisi grubu oy kullandı, mani oldu.

"TÜRK MİLLETİNİN HAKKINI VE MENFAATİNİ SONUNA KADAR KORURUZ"

O 99’dan bir tanesini daha, bir tanesini siyaseten var etmedi, hepsini yok etti. Hepsini yok etti. Şimdi buradan 22. Dönem yaşayan tüm milletvekillerimizi hürmetle, hayatta olmayanları rahmetle anıyorum ve diyoruz ki: Biz Amerika’nın her türlü emperyalist ve kirli oyununa karşı Türkiye’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk milletinin hakkını ve menfaatini sonuna kadar koruruz. Amerikancılık da sana kalsın!

"SEN BOP’UN EŞ BAŞKANISIN"

Çünkü, çünkü ben; anti-emperyalist mücadeleyle vatanı yedi farklı işgal ordusundan temizleyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partinin genel başkanıyım, sen BOP’un eş başkanısın! Bununla övünüyorsun.

"ÇOKLU MAKAM BOZUKLUĞUYLA BÜYÜK VE İÇİNDEN ÇIKILAMAZ KRİZLERE SÜRÜKLENİYOR"

Türkiye 2018'den bu yana artık bütün yetkileri bünyesinde toplayan, maalesef aynı dolma kalem aynı mürekkeple sabah vali öğleden sonra il başkanı atayan, aynı mürekkeple kaymakam ilçe başkanı atayan, hem bir partinin genel başkanı hem Cumhurbaşkanlığı yapan birinin artık çoklu makam bozukluğuyla büyük ve içinden çıkılamaz krizlere sürükleniyor.

"İĞNEDEN İPLİĞE GELEN ZAMLAR HEPİMİZİN BELİNİ BÜKTÜ"

Bir ekonomik kriz içindeyiz ki tek adam rejimi başladığından beri bitmek bilmiyor. Bunun yanında yargı krizi, sosyal krizler, her bir tanesi bu ülkenin canını ayrı ayrı yakıyor. Bugün asgari ücretliler, emekliler, çiftçiler tarihin en borçlu dönemini yaşarken yüksek faiz, yüksek enflasyon, iğneden ipliğe gelen zamlar hepimizin belini büktü.

"AK PARTİ İLE MİLLETİN ARASINA GİREN MESAFEYİ GÖRMEK LAZIM"

AK Parti'nin bu sıkıntıları çözecek kadroları da, becerisi de, enerjisi de yok. Öyle bir ihtimal yok artık. O yüzden AK Parti ile milletin arasına giren mesafeyi görmek lazım. Ve Cumhuriyet Halk Partisi gerçek siyaseti meydanlarda, sokaklarda, vatandaşın yanında yaparken; kışın sıcak, yazın serin salonlardan polemik yapanların ürettikleri siyaseti de utanarak izliyor.

"ADAM KATAR EMİRİNDEN ALDIĞI ALTIN TABAKLARI SERGİLEYECEKMİŞ"

Millet bu haldeyken Erdoğan bambaşka bir alemde. Geçen gün bir konuşma yapmış, not önüme geldi inanamadım. İnanamadım. "Bu fakirin" diyor, "İstanbul'da bir müzesi var." Hangi fakirin? Erdoğan fakir? İstanbul'da bir yer almış, metruk haldeymiş, yaptırıyormuş... Oraya müze yapıp kendisine verilen hediyeleri sergileyecekmiş. Bu salondaki emeklinin, bu salondaki emeklinin tabağına koyacak yemeği yok, adam Katar Emirinden aldığı altın tabakları sergileyecekmiş.

"CUMHURBAŞKANININ MÜZESİ OLMAZ KARDEŞİM"

Ve diyor ki, ve diyor ki; Katar Şeyhinden aldığı altın tabağı sergileyecek, kendisine verilen hediyeleri sergileyecek. "Fakirim ben" diyor. "Bu fakirin" diyor "bir müzesi olacak artık." Sen kimsin? Sen Cumhurbaşkanısın. Cumhurbaşkanının müzesi olmaz kardeşim. Atatürk'ün müzesi mi var? İnönü'nün müzesi mi var? Hangi Cumhurbaşkanının müzesi var? Cumhurbaşkanına ne verildiyse devletin müzesinde durur, devletin müzesinde!

"SEN KASIMPAŞA'DA MÜZE AÇMAYA DEVAM ET BİZ O KASIMPAŞA'YA ASLANLAR GİBİ HİZMET ETMEYE DEVAM EDİYORUZ"

Kendi kendini ihbar ediyor. Yalvardık yalvardık siyasi ahlak yasası çıkaralım diye. Bunu Sayın Davutoğlu desteklediğinde "Siyaset yapacak bir il başkanımız, bir ilçe başkanımız kalmaz" deyip tarihin en büyük itirafında bulunmuştu. Sayın Davutoğlu "hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu keserim" dedi, siyaseten Sayın Davutoğlu'na karşı operasyonu bu sözleri başlattı. "Binali Yıldırım'a bin Ali değil..." deyip topla imzaları, "indireceğiz Davutoğlu'nu" deyip siyasi ahlak yasasına direnen, o ahlak yasası çıksa milletvekiline verilecek hediye belli, Cumhurbaşkanına verilecek hediye belli, hangi tutarın üzeri kayda tabi, hangisi devletin müzesine konur hepsi belli. Bunları yapmamış, şimdi "bu fakir müze açacakmış Kasımpaşa'da." Vallahi sen Kasımpaşa'da müze açmaya devam et, biz o Kasımpaşa'ya aslanlar gibi hizmet etmeye devam ediyoruz, Beyoğlu Belediyesi ile, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile.

"NE KONUŞUYORSUN SEN KASIMPAŞALI?"

Biz Kasımpaşa'da emekli evleri açıyoruz. Biz Kasımpaşa'da emekli lokalleri açıyoruz. Kasımpaşa'daki okula su sebili koyuyoruz ki zenginin çocuğu kana kana su içerken fakirin çocuğu Kasımpaşa'da okulun tuvaletindeki çeşmeyi ağzını dayamasın diye. Ne konuşuyorsun sen Kasımpaşalı?

"EMEKLİ KELİMESİNİ UNUTTU AĞZINA ALMIYOR "

Sayın Erdoğan bir kelimeyi unuttu. Bir kelimeyi. "Tarayın" dedim geriye doğru, yok. Hangi kelime? Emekli. Emekli kelimesini unuttu, ağzına almıyor emekli kelimesini. Lügatından silmiş. Onun için emekli yok, asgari ücretli yok. Ama biz bu ülkenin yoksullarını onların insafına bırakmayacağız. Tüm dertleri, sıkıntıları, çözümleri ayrı ayrı konuşacağız. Bugün bu salonda Türkiye'deki tüm emeklileri temsilen kendileri grubumuz Meclis'i terk etmeme kararı aldığında harekete geçen, bu eylemliliği destekleyen, bugün de buraya koşan gelen emekliler var. Hepinizin karşısında Cumhuriyet Halk Partisi olarak saygıyla ve hürmetle eğiliyoruz.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ÇOK OKUNANLAR
ANKET TÜMÜ
ARŞİV ARAMA
PUAN DURUMU TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ TÜMÜ
Günün Karikatürü