"Enerji Bakanlığı önünde 'Açız, yoksuluz, çıplağız' diyerek eylem başlatan ve polisin sert müdahalesiyle gözaltına alınan 110 Doruk Madencilik işçisi serbest bırakıldı. Gözaltında -1 derecede, araç egzozları arasında adeta 'ölüm alanına' terk edildiklerini vurgulayan Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır, kararlılık mesajı verdi: 'Gerekirse Ankara’nın altına tünel kazarız ama hakkımızı almadan gitmeyiz!'"
Bağımsız Maden-İş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde “Açız, yoksuluz, çıplağız” diyerek açlık grevine başladıkları için polisin sert müdahalesiyle gözaltına alınan 110 Doruk Madencilik işçisinin 14 saatin ardından serbest bırakıldığını duyurdu.
Sendika Genel Başkanı Gökay Çakır, "Ne kadar gözaltına alırsanız alın, bu işçinin hakkını almadan biz bir yere gitmeyeceğiz. Bunu herkes bilsin. Bütün kamuoyu, bütün siyasi partiler şunu bilsin: Bu iş çözülmeden madenciler buradan gitmeyecek" dedi.
Gökay Çakır, Ankara’da Enerji Bakanlığı yakınına ulaştıkları anda fiilen gözaltına alındıklarını belirterek, kendisi ve beraberindeki 33 kişinin akşama kadar gözaltında tutulduğunu söyledi. Çakır, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Arkadaşlar, dün arkadaşlarımızın da belirttiği gibi gözaltına alındık. Ankara’da, Meclis binasının ve Enerji Bakanlığı’nın yanına vardığımızda zaten fiilen gözaltındaydık. Başaran abiyle beraber ilk başta bizi aldılar. Sonrasında gözaltı işleminde toplam 33 arkadaş olduk. Dün 33 arkadaş birlikte gözaltında kaldık. Akşama kadar da gözaltında tutulduk. Daha sonra Enerji Bakanlığı’nın yanında bizi, yaklaşık 3 metre genişliğinde, insanların yürüdüğü, taş ve parke döşeli bir alana götürdüler. Bir tarafımızda duvar vardı, diğer tarafımıza da 20 tane araç sıraladılar. Bizi orada adeta ölüme terk ettiler. Çünkü ne bir battaniye verdiler ne altımıza karton ne de başka bir şey sağladılar. 'Burası yaşam alanı olur' dediler ama orası bizim için yaşam alanı değil, ölüm alanı oldu. Çünkü 20 tane araç sabaha kadar bu insanların üzerine gaz üfürdü. Dün eksi bir derecede bu insanların ne yaşadığını ben gördüm. Hiçkimse görmedi, hiçkimse ses çıkarmadı.
"BU İŞÇİLER KİME YANLIŞ YAPTI?"
Bugün de sabah 06.00’da şafak operasyonuyla bizi aldılar. Sabahtan beri hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey sormadan beklettiler, beklettiler, beklettiler. Şimdi de 'Gözaltından çıktınız' dediler. Peki biz niçin gözaltına alındık? Bu işçiler kime yanlış yaptı? Kimin hakkını aldı? Bu işçiler sadece alın terlerinin karşılığını istedi diye mi bunlar yaşatılıyor? Bu reva mıdır? Buradaki bütün 600 milletvekiline sesleniyorum. Yine sesleniyorum. Her gün seslendiğim gibi yine sesleniyorum: Bu reva mıdır? Bu işçiye bu reva mıdır? Yerin 7 kat altında çalışan bir işçi, hakkını aradı diye iki günden beri gözaltında tutulur mu? Bu işçiler size ne yaptı? Kolluk kuvvetlerine zarar mı verdi? Birine bir şey mi yaptı? Hiçbir şey yapmadılar. Sadece haklarını aramak için Enerji Bakanlığı’na yürümek istediler. Sadece seslerini duyurmak istediler. Ama gözler kapandı, kulaklar tıkandı. Bizim bakanların kulakları duymuyor. Bu yanlıştır.
Evet, bugün bizi buraya getirdiniz, burada bıraktınız. Biz emniyet güçleriyle karşı karşıya kaldık. Ama yarın da geleceğiz. Bıkmayacağız, usanmayacağız. Ne kadar gözaltına alırsanız alın, bu işçinin hakkını almadan biz bir yere gitmeyeceğiz. Bunu herkes bilsin. Bütün kamuoyu, bütün siyasi partiler şunu bilsin: Bu iş çözülmeden madenciler buradan gitmeyecek. Biz yerin yedi kat altında nasıl duruyorsak, iğne deliğinden nasıl geçiyorsak, yeraltından nasıl çıkıyorsak, depremde nasıl çıktıysak; gerekirse Ankara’nın altına tünel kazar, o Meclis’e, o bakanlıklara, o patronun evinin önüne dikiliriz. Biz bunu yaparız. Çünkü biz madenciyiz. Bizim gözümüz karardığı zaman iş bitmiştir. Biz yaparız. Bugüne kadar bu madencileri böcek gibi ezdiniz. Sesleri çıkmadı. Ama artık onlar dağ oldular, kaya oldular. Bunu herkes bilsin. Çünkü 5 aydan beri bir işçi maaş alamazsa, çoluğuna çocuğuna rızık götüremezse, bu madencinin önünde kimse duramaz. Bu madencinin önünde durabilmeniz için hakkını vereceksiniz. Hakkını vereceksiniz."
İŞÇİLERİN TALEPLERİ
İşçiler, aylarca ödenmeyen maaşlarının yanı sıra Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) dönemi öncesi ile sonrasına ait kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesini talep ediyor.
Ayrıca madenciler, kendi rızaları dışında dayatılan ücretsiz izin uygulamasının son bulmasını, işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uygun çalışma ortamlarının sağlanmasını istiyor.
Sendikal faaliyetleri nedeniyle işten çıkarılan işçilerin işe iade edilmesi ve madenin kamulaştırılarak iş güvencesinin teminat altına alınması da talepler arasında yer alıyor.
AÇLIK GREVİ KARARI ALDILAR
Ankara'ya yürüyüşleri polis tarafından engellenmek istenen Doruk Madencilik işçileri, yürüyerek başladıkları eylemlerine açlık greviyle devam ediyor.
Gözaltından serbest bırakılan Gökay Çakır, işçilerin açlık grevine başladığını duyurdu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde açıklama yapan Çakır, şu ifadeleri kullandı:
"Çoluğumuzun çocuğumuzun nasıl feryat ettiğini, çocuklarınızın ağıdını gördüm. Bu ülkede sizi kim anlayabilir, kim dinleyebilir? Herkes fotoğraf ve video çekebilir, ancak sizin sizden başka dostunuz yoktur. Biz hakkımızı alacağız, biz sadaka istemiyoruz. Biz buna layık değiliz. Hepimiz eşitiz. Bizi yöneten herkesle eşitiz, onların da sizin de isminiz var.
Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan herkes açlık ile boğuşuyor. Emeklisinden çiftçisine kadar herkes açlıkla boğuşuyor. Bir avucun kölesi olmuş durumdalar. Bizim de evimiz, çocuğumuz, geçim derdimiz var. Biz 29 gün patronun yüzünü güldürdüysek, 30’uncu günde patron maaşı yatıracak ki işçinin de yüzü gülsün.
'Yasa' diyorlar, mahkemeye gidiyoruz, davayı kazanıyoruz ama parayı alacak birini bulamıyoruz. Sizin patronunuzun elinde yüzlerce ruhsat var. Bu şahıs bu ülkede işçi sınıfını sömürüyor, işçisini böcek gibi görüyor. Bunu bakanlara sormamız lazım: Bu kişinin ruhsat sahibi olması nereden kaynaklanıyor?
Açlık grevini şu an itibarıyla başlatıyoruz. Ben sendika başkanı olarak, bu saatten sonra gözaltı falan bizim işimiz değil diyorum. Bizi tutuklayabilirlerdi; önemli değil, gider dimdik yatardık da. Ama bu saatten sonra sizin hakkınızı, Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı olarak kimselere yedirmem. Sizin önünüzde dikeleceğim, sizden hep bir adım önde gideceğim. Ne olacaksa bana olacak ama sizin hakkınızı almadan da bu Ankara’dan gitmeyeceğim, tüm ülkeye söz veriyorum!"






