USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000
Siyaset

Kemal Okuyan: Meclis mi dediniz? Aldatmayın kendinizi

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Bizim Gazete'deki köşesinde "Meclis mi dediniz? Aldatmayın kendinizi" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Kemal Okuyan: Meclis mi dediniz? Aldatmayın kendinizi
29-09-2022 12:50
29-09-2022 12:53
Google News

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Bizim Gazete'deki köşesinde "Meclis mi dediniz? Aldatmayın kendinizi" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

TKP geçtiğimiz hafta tarım, ekonomi, sağlık, eğitim, dış politika gibi çeşitli başlıklarda ülkenin nasıl yönetileceğine dair çözümlerin yer aldığı metinler açıklamaya başlayacağını duyurmuştu ve ilk olarak iç politika alanında çözümlerinin yer aldığı bir metin yayımladı. 

Okuyan bu metinden bahsederek, Meclis'in tarihsel ve güncel olarak anlamına işaret ederek, TKP'nin Meclis'e bakışını açıkladığı bir yazı kaleme aldı.

Yazının tamamı şöyle:

Türkiye Komünist Partisi, çözüm belgelerini açıklamaya başladı. İlk olarak siyasal sistem, devlet yapısı üzerine temel yaklaşımlar ve iç politikayla ilgili güncel sorunların çözüm yolları kamuoyu ile paylaşıldı.

TKP lafı evirip çevirmeden, bugün birçok kişinin “demokrasi”nin teminatı olarak gördüğü “kuvvetler ayrılığı” ilkesi yerine hakimiyetin kayıtsız şartsız Meclis’te olduğu bir siyasal sistemi savunuyor.

Kuvvetler ayrılığı nedir?

Yürütme ve yasama erklerinin birbirinden ayrılması, birbirini dengelemesi ve birbirini tamamlamasıdır.

Yürütmeye hükümet, yasamaya Meclis diyebiliriz.

Hükümet ile yasama ayrı iktidar odakları olarak kabul ediliyor kuvvetler ayrılığı ilkesinin uygulandığı örneklerde.

Sebep?

Neden halkın iradesini temsil eden Meclis’ten ayrı bir yürütme erki, yani hükümet tarif ediliyor?

İki nedenle...

Bir kere bu işin bir tarihi var. Kuvvetler ayrılığı ilkesi, saraya ve kiliseye karşı mücadele sırasında şekillendi. Mutlak otoriteyi temsil eden hanedanların ve kutsallığı güce dönüştüren ruhban sınıfının etkisini sınırlamak için sürdürülen mücadele sonucunda halkın iradesinin (sınırlı da olsa) yansıdığı Meclis ve benzeri organların otoriteyi paylaşmaya başladığı görüldü.

Bu kuşkusuz bir ilerlemeydi. Ancak yeterli değildi.

İnsanlık tarihinin ilk büyük devrimi 1789 Fransız Devrimi’nde, Meclis hükümeti savunuldu, kuvvetler ayrılmayacak, birleşecekti.

Bu yaklaşım devrimciydi ama korkak Fransız burjuvazisi kısa sürede gerici güçlerle uzlaştı, halkın iradesini kısıtlayacak, hatta engelleyecek adımlar attı.

Sonra işçi sınıfı tarih sahnesine çıktı. 19. yüzyılda emekçilerin eşitlikçi bir düzen için ileri doğru yaptığı her hamle yasama ve yürütmenin birliği ilkesini içerdi.

1917 Rus Sosyalist Devrimi’nin ardından ortaya çıkan toplumsal/siyasal sistem, aşağıdan yukarıya bir Meclisler iktidarıydı. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, hükümetin Meclis’in içinde kaldığı, ona bağlı olduğu bir modeli hayata geçirdi, Yüksek Sovyet’in, yani Meclis’in üzerinde hiçbir güç yoktu.

Mustafa Kemal’in de (özellikle 1920 ve 21’de Anayasa tartışmalarında) kuvvetler birliğini savunduğunu biliyoruz.

Yürütmeye özerklik veren her model aldatmacadır. Bugünkü Cumhurbaşkanlığı sistemi ise yürütmeye özerklik vermenin çok ötesine geçmekte, Meclis’i yok hükmüne düşürmektedir.

Kuşkusuz burada hangi Meclis sorusu da sorulmalıdır.

TKP buna da özlü yanıtlar veriyor.

Paranın ve dinin siyaset ve devlet üzerindeki etkisinin kırılması sonucu ortaya çıkmış bir Meclis.

Toplumsal yaşamın her alanında kurulan yerel Meclislerin, işyeri örgütlerinin üzerinde yükselen bir Meclis.

Kendisini seçenler tarafından her an geri çağrılabilecek, dolayısıyla halkın üzerinde hiçbir ayrıcalığa ve dokunulmazlığa sahip olmayan temsilcilerden oluşan bir Meclis.

Profesyonel siyasetçilerden değil, işçilerden, emekçilerden, köylülerden, öğrencilerden, aydın ve sanatçılardan, bilim insanlarından oluşan bir Meclis.

Liderlerin peşinden sürüklenen, el kaldırıp indiren siyaset erbabının değil, tartışmayı bilen, üreten, yaratan vekillerin yer aldığı bir Meclis.

Kuvvetler ayrılığı demokrasinin güvencesiymiş!

Kuvvetler ayrılığı ilkesi ve savunusu halkın siyasete ve yönetime katılımını engelleyen mekanizmaları allayıp pullamaktan başka bir şeye yaramaz.

Meclis’in üzerinde hiçbir otorite olmamalı ve Meclis de halkın üzerinde değil, onun elinde olmalıdır!

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ÇOK OKUNANLAR
ANKET TÜMÜ
ARŞİV ARAMA
PUAN DURUMU TÜMÜ
TAKIMOPuanAV.
1Fenerbahçe1329+22
2Galatasaray1327+13
3Adana Demirspor1324+10
4Konyaspor1424+7
5Başakşehir FK1324+4
6Kayserispor1423+5
7Trabzonspor1323+3
8Beşiktaş1322+8
9Alanyaspor1417-5
10Gaziantep FK13160
11Antalyaspor1216-2
12Giresunspor1315-7
13Kasımpaşa1315-11
14Hatayspor1314-10
15Fatih Karagümrük1313-3
16MKE Ankaragücü1313-5
17Sivasspor1411-6
18İstanbulspor138-14
19Ümraniyespor137-9
GÜNÜN KARİKATÜRÜ TÜMÜ
Günün Karikatürü