USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000
Gündem

DEM Parti'den Nevruz'da 4 çağrı!

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarında devlete, muhalefete, kamuoyuna ve Kürtlere 4 ayrı çağrı yaptı. Bakırhan, Kürt sorununun çözümü konusunda Ankara’nın önünde tarihi bir fırsatın olduğunu söyledi

DEM Parti'den Nevruz'da 4 çağrı!
21-03-2026 11:53
21-03-2026 18:04
Google News

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarında devlete, muhalefete, kamuoyuna ve Kürtlere 4 ayrı çağrı yaptı. Bakırhan, Kürt sorununun çözümü konusunda Ankara’nın önünde tarihi bir fırsatın olduğunu söyledi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Diyarbakır’da düzenlenen Nevruz kutlama programında konuştu.

DEM PARTİ'DEN 4 ÇAĞRI

Bakırhan, Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarında yaptığı konuşmada devlete, muhalefete, Türkiye kamuoyuna ve Kürt halkına olmak üzere dört ayrı çağrıda bulundu.

Kürt sorununun çözümü için demokratikleşme ve yasal adımlar istediğini söyleyen Bakırhan, iktidarı “barış hukuku” kurmaya, muhalefeti barışı desteklemeye, kamuoyunu “kucaklaşma ve helalleşme” sürecine sahip çıkmaya, Kürtleri ise demokratik birlik içinde hareket etmeye çağırdı.

Orta Doğu'da her sınırın bir yara, her başkentin yangın yeri olduğunu söyleyen Bakırhan, "Bu yangının tam ortasında Kürtler ve Kürt coğrafyası var. Bu tablo içinde Kürtler hem kendi güvenliklerini sağlamaya çalışıyor hem bölgenin istikrarına katkı sunmaya çalışıyor. Kürt halkı ve siyasi iradesi tüm kadre uğrayanların hakkını, hukukunu ve geleceğini savunuyor. Bölge başkentleri bu gerçeği görmeli. Bugün özellikle Ankara'nın önünde tarihi bir fırsat var. Kürt meselesini çözen bir Türkiye bölgede güçlü bir aktör olur. Bu fırsatı değerlendiren Ankara, Türkiye'de barışı, bölgede istikrarı sağlayabilir. Kaybedecek zaman harcanacak başka bir nesil yok. Yeterince gençlerimizi, yeterince nesillerimizi kaybettik. Unutmayalım günü kurtarma derdinde olanlar geleceği kaybeder. Gelin geleceğimizi kaybetmeyelim” diye konuştu.

“GELİN 86 MİLYON İÇİN EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK DEĞERLERİ ETRAFINDA TÜRKİYE'Yİ BİRLİKTE KURALIM”

Geleceği kazanmak için demokratik bir zemini hep birlikte büyütelim çağrısında bulunan Bakırhan, "Geçmişin yaraları geleceğimizi daha fazla kanatmasın. Bu ülke 100 yıldır defalarca kanadı. Artık bu kanamayı durduralım. Gelin 86 milyon için eşitlik ve özgürlük değerleri etrafında Türkiye'yi birlikte kuralım diyoruz. Herkesi şahsi siyaset yerine ilçe siyasetini geçmişin ağır yükü yerine geleceğin umudunu konuşmaya davet ediyoruz. Türkiye'nin geleceği Kandıra Cezaevi'nde, Edirne Cezaevi'nde, Silivri mahkeme salonlarında, Amed zindanlarında değil mecliste, meydanda demokratik zemindedir" ifadelerini kullandı.

“KÜRTLER TÜRKİYE'DE KİMLİĞİNİN TANINMASINI İSTİYOR”

Bakırhan, şunları kaydetti:

"Milyonların şahitliğinde tarihi taleplerimizi net şekilde ifade etmeye çalışacağım. Hani hep soruyorlar ya Kürtler ne istiyor diye. Bugün 2026 Newroz'unda Amed Meydanı'da Kürtlerin ne istediğini bir kez daha, hep birlikte tekrar edelim. Kürtler Türkiye'de kimliğinin tanınmasını istiyor. Kürtler ana dilinde eğitim istiyor. Kürtler anayasal güvence istiyor. Kürtler yerel demokrasi istiyor. Kürtler eşit yurttaşlık istiyor. Cumhuriyet kurulurken cephede Kürtler vardı.

Çanakkale'de, Urfa'da, Kurtuluş Savaşı’nda Türkiye'nin dört bir yanında Kürtler vardı. Meclis kurulurken Meclis’te Kürtler vardı. Bu ülke birlikte kuruldu. Bedel birlikte ödendi. Felakette ve acıda ortak olduk. O halde saadette neden ortak olmayalım diyoruz. Bu sorunun ağırlığını gelecek nesillere bırakmak istemiyoruz. Bu kaderi artık değiştirmek istiyoruz. Cumhuriyetin kuruluşunda yarım kalan hikayeyi herkesin mutlu olacağı bir sonla tamamlayabiliriz.”

"ŞİMDİ SIRA DEVLETTE VE İKTİDARDADIR"

"Kürtlerin talebi ayrılık değil, ortaklıktır. İnkar değil, tanınmadır. Kürtler yönetime ortak olmak istiyor. Kürtler artık devletle münazara değil, müzakere yapmak istiyor" diyen Bakırhan, şöyle devam etti:

"Sayın Öcalan, Kürt meselesini idam sehpasında masaya, isyandan inşaya taşındı. Söz olsun Sayın Öcalan, bu inşa bir gün mutlaka barışla taşlanacaktır. Bakın, Kürtler yaşadıkları ülkelerin başkentlerinde çözüm arıyor. Bölge başkentleri de artık Kürtlere güvenlik penceresinden bakmamalı. Ortak yaşam penceresinden bakmalıdır. Geçen 27 Şubat'ta Sayın Öcalan tarihi çağrısını yaptı. Üzerinden bir yıl geçti. Silahlar sustu, silahlar yakıldı. Sizler sabırla, umutla beklediniz. Süreci bugüne kadar taşıdınız. Şimdi sıra barış yasalarında, şimdi sıra bu iki güvencede, şimdi sıra devlette ve iktidardadır.

Artık sözden yasaya, temenniden güvenceye, vaatten eyleme geçme zamanıdır. Bu alanda herkesin bir yakınının, yakınının cezaevinde Bir yakınının dağda, bir yakınının sürgünde olduğunu çok iyi biliyorum. Cezaevindekiler artık özgür olmalıdır. Figenler, Selahattinler, Leylalar, Ayşeler ve binlerce tutsak özgür olmalı. Dağdakiler demokratik siyasete katılabilmeli. Sürgündekiler evlerine dönebilmelidir. Demokratik siyasete katılabilmelidir. Halkın iradesini gaspeden kayyumlar artık gitmelidir. Sayın Öcalan'ın statüsü ve çalışma koşulları yasal düzenleme ile teminat altına alınmalıdır. Sayın Öcalan'ın elbette bu meydanda halkıyla buluşmasının önü artık açılmalıdır."

“2026 ÖZGÜRLÜK YASALARININ KONUŞULACAĞI BİR YIL OLSUN”

"İlk çağrım devlete ve yürütme erkinedir. Gelin barış hukukunu kuralım. Gelin demokratik dönüşüme kapıyı açalım. 2025 silahların yakıldığı yıl oldu. 2026 özgürlük yasalarının konuşulacağı bir yıl olsun. İkinci çağrım muhalefetedir. Muhalefet barıştan korkmamalıdır. Barış demokratik güçlenme demektir. Demokrasi güçlenir muhalefet güçlenir. Barışı desteklemek muhalefetin 86 milyona borcudur. Üçüncü çağrım Türkiye kamuoyuna; yarım asırlık çatışmanın bedelini Türkiye'nin her köşesi ağır ödedi. Neredeyse Türkiye'nin her karışına kan düştü, acı düştü. Artık hiç kimse daha fazla bedel ödememeli.

Şimdi kucaklaşma ve helalleşme zamanıdır. Bir çağrım da Kürt halkınadır. Kürtler arası demokratik birlik artık bir tercih değil. Tarihi bir ihtiyaçtır. Siyasetimiz farklı olabilir ama bölge tufandan geçerken ayrılık ve gayrılık olmamalı. Demokratik birlik gecikmeden kurulmalıdır. Sözlerime son verirken bugün bu meydanda yakılan ateş bir dönemin kapanışını yeni bir dönemin açılışının müjdesidir. Bu nevruz isyandan inşaaya geçişin Newrozudur. Bu newroz ateşi hiç sönmeyecek. Bu mücadele hiç durmayacak. Bu irade asla boyun eğmeyecek. Bu meydan susmayacak. Amed Meydanı hiç susmayacak. Ve bu hak mutlaka kazanacak."

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ÇOK OKUNANLAR
ANKET TÜMÜ
ARŞİV ARAMA
PUAN DURUMU TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ TÜMÜ
Günün Karikatürü