Gidişat onu gösteriyor ki,ağzımızda 'sakız' ettiğimiz bir arada yaşama koşullarının en önemli kavramı Demokrasiyi yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak için Demokrasiyi anlatan dernekler kurmak gerekecek.
Hiç değilse gelecekte Demokrasinin yaşanabilirliği için bir 'umut' taşısınlar.
Neden böyle bir düşünceye kapıldım söyleyeyim.
Demokrasinin Temel İlkeleri nedir.
Halk Egemenliği ile yasalara ve kurallara halk karar verir.
Özgür Seçimler ile Halk, yöneticilerini oy vererek seçer.
Temel Haklar ile ifade, basın ve din özgürlüğü korunur.
Hukukun Üstünlüğü ile herkes kanun önünde eşittir.
Peki bu demokrasinin temel ilkelerinin hayata geçirilmesini sağlayan hükümet olmak için yarışan partiler niçin kurulur?
Söyleyelim:
İktidar Olarak Ülkeyi yönetmek ve kendi programlarını uygulamak için seçimleri kazanmak adına kurulurlar.Hükümet olmayı hedeflerler.
Görüşlerini temsil edeler,ilkeleri savunurlar,belirli bir ideolojiyi, toplumsal kesimlere anlatarak politika yaparak halkın hakkını savunur,halk yararına sorunlara çözüm üretirler.
Ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlara çözümler geliştirerek kamuoyu oluştururlar.
Geldiğimiz durum şu:Halk,ülkeyi yönetmek için oy verdiği partilerden Milletvekili ya da Belediye başkanı seçilen kişilerin parti değiştirdiğini görünce,seçim iradesinin seçilen kişiler üzerinden pazarlanan bir alışverişe döndüğünü, demokrasi mücadelesinin ve seçimlerin anlamsızlaştığını düşünüyor.
Oysa sorun sadece parti değiştirenler değildir. Sorun; kendi partimiz yapınca sessiz kaldığımız, rakibimiz yapınca öfkelendiğimiz çifte standarttır.
Sorun; hukuku kendimiz için isterken başkası için istemememizdir.
Sorun; demokratik ilkeleri evrensel değerler olarak değil, işimize geldiğinde kullanacağımız araçlar olarak görmemizdir.
Bir partiden seçilip daha sonra başka partiye geçenler seçmene karşı siyasi ve ahlaki sorumluluk taşımalı, bunun hesabını kamuoyu önünde vermelidirler.
Laçkalaştırılan,çürütülen bir Demokrasi anlayışı ile hiç bir yere varamayız.
En iyisi dernekler kurmalı, Demokrasi "Demokrasiyi Sevenler Dernekleri" aracılığı ile tanıtılmalı,anlatılmalı...
Ama durun,belki de sorun demokrat eksikliği değildir.
Sorun; kendimiz için istediğimiz hakkı başkası için istemememizdir.
Sorun; seçimle geleni seçimle göndermeyi, eleştiriyi dinlemeyi, farklı düşünceye tahammül etmeyi içselleştiremememizdir.
Demokrasiye inandığımızı söylemek kolaydır; zor olan demokrat davranabilmektir.
Demokrasiyi gerçekten seviyor muyuz; yoksa sadece kazandığımız zaman mı seviyoruz?
Yıllar önce 'Devrimciliği' liseli ergenlikte kalan bir kişiye şöyle demiştim:
"Sana devrim mücadelesinde başarılar sevgili dostum, ben demokrasi mücadelesi vereceğim."
Bugün dönüp Ülkeye baktığımda aynı cümleyi Demokrasi mücadelesi veren herkese söylüyorum:
Bu parti yapılanmaları ile hepimize demokrasi mücadelesinde başarılar...
Çünkü görünen o ki, demokrasiye ulaşmanın önündeki en büyük engel,
demokrasi düşmanları değil;kendisini demokrat sananlarla ve ya öyle göstermeye çalışanlarla yol yürümektir.
Ya da kendi "küçük iktidar" mücadelelerini demokrasi mücadelesi gibi sunanlardır.
Belki de her demokratın içinde, fırsatını bulduğunda ortaya çıkmak isteyen küçük bir "otoriter" vardır.
Demokrasi mücadelesi biraz da onu kontrol altında tutabilme mücadelesidir.