USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Yaz gazeteci bey!

16-08-2021

Bu “Şikâyetnameyi” de Yaz!

Bir devletin aslî görevi vatandaşını mesut etmektir. Şayet vatandaşlar mesut değilse, ciddi sıkıntıları varsa, orada bir aksaklık var, demektir. Peki, bu aksaklığı kim dile getirecek? Devlet ile vatandaşlar arasındaki köprüyü kim kuracak? Vatandaşın derdini, sıkıntısını, problemlerini devletin ilgili birimlerine kim ulaştıracak? İşte bu sorular karşısında gözler bir anda gazetecilere çevrilmektedir. Gazetecilik mesleğinin ehemmiyeti işte bu tablolar karşısında net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Bizi bilen vatandaşlar nicedir sıkıntılarını bize aktarmakta. Bu sıkıntılarını “ilgililere” aktarmamızı istemekteler. Buyurun vatandaşlarımızın bu “Şikâyetnamesini” birlikte okuyalım:

“Beyim, çağın gereği elektrik, su, doğalgaz, internet, cep telefonu kullanıyoruz. Ne var ki bu çağın ‘olmazsa olmazı’ ihtiyaçlarımızı karşılarken, bize dayatılan bedel, artık bizi canımızdan bezdirir hale geldi. Âdeta kurbanlık koyun gibiyiz. Diyelim bir operatöre ‘sınırsız internet’ şartıyla abone olduk. Senede birkaç defa aranıyoruz, ‘Şu kadar cigabayt, şu kadar megabayt olursa aylık 10 lira vereceksiniz. Böylece internetiniz hızlanacak vs. Yahu biz baştan ‘sınırsız internet’ diye abone olmadık mı? Biz yolunacak kaz mıyız? Hem her abonelik devresinde istedikleri fiyat dayatılıyor. Peki, bizim hakkımızı, hukukumuzu kim müdafaa edecek? Cep telefonunda da durum aynı. Elektrik, su doğalgaz fiyatlarında da… Devamlı zam yapılıyor. İnanın faturalar o hale geldi ki, kira ödeyenlerimiz ikinci bir kira öder hale geldi.”

“Toplu taşıma vasıtalarına da habire zam yapılıyor. İşe gidip gelmek için mecburen bu vasıtaları kullanıyoruz. Ödediğimiz ücret bütçemizi ciddi şekilde sarsıyor.”

“Şu pandemi devresinde büsbütün korumasız kaldık. Çarşı-pazarda, marketlerde fiyatlar aldı başını gitti. Kazancımızın tamamına yakını, kiraya, yukarıda saydığımız zarurî harcamalara gidiyor. Mecburen boğazımızdan kısıyoruz. Bu defa da bilhassa çocuklar yeterli beslenemiyor. Bağışıklığı güçlendirici gıdaları alamıyoruz. Açık söyleyelim, gücümüz yetmiyor.”

“Evlatlarımızı, kendi kültürümüze göre yetiştiremiyoruz. Okullarda, internette, sosyal medyada durum hep aleyhimize. Bizi kim düşünecek? Bu ciğerparelerimizin hali ne olacak? Okul çevresi, sokaklar, kısaca evin dışarısı emniyetli değil. Uyuşturucu kullanımı ortaokul yaşlarına kadar inmiş durumda. Elimiz yüreğimizde. Çocuklarımızın her cihetten koruma altında olması lazım. ‘Millî Eğitim’in durumu’ apayrı bir konu. Şu pandemiden bu yana çocuklar ciddi eğitimden mahrum kaldılar. İlkokul birinci sınıfa gidenler doğru dürüst okuma-yazmayı öğrenemedi. Üniversiteyi bitirenler iş bulamıyor. Çocukların meslekî eğitim almaları lazım. Bir meslek sahibi olmaları teşvik edilmeli. Sanata, zanaata yönlendirilmeli. Önce sağlam bir ahlâk ve terbiye sahibi olduktan sonra, tesisatçı, elektrikçi, tamirci, otomasyon, yazılım, grafikerlik, sanayi ve teknoloji ara elemanı gibi meslek sahibi olmaları için çalışılmalı.”

“Bu vatanda yaşayan herkes, hakkını, hukukunu arayabileceğine ve her hak sahibine hakkının teslim edileceğine inanmalı. İltimas, rüşvet, adam kayırma olmamalı. Hukuk önünde şah ile gedanın eşit olduğu söyleyişi hayata geçirilmeli.”

“Bu vatanın bütün düşmanlarına karşı uyanık olunmalı. Herkes üzerine düşeni yapmalı. Ziraata, hayvancılığa, sanayiye ve her sahada üretime ağırlık verilmeli. Bu ülkede ‘işsiz’ vatandaş kalmamalı. Çalışanlara, emeklilere, rahatça geçinebilecekleri ödeme yapılmalı. Bu dünya hayatını terk ederken gözümüz arkada kalmamalı. Çocuklarımızın, torunlarımızın hali ne olacak? Ülkemizin fabrikalarını, limanlarını, köprülerini alan ecnebilerin yanında boğaz tokluğuna çalışacak ucuz işçiler mi olacak endişesini taşımamalıyız.”

Toplum içerisinde dolaşınız, daha ne sesler duyacaksınız. Bize, “yaz gazeteci, bunları da yaz!” dediler. Biz de dinlediklerimizin bir kısmını yazdık. Bu arzuhali, ya da şikâyetnameyi, ilgililerin kucağına bırakıyoruz. Buyurun, ellerinizden öper!..

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?