USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

TÜRKİYE’NİN SURİYE’YE YÖNELİK AKP POLİTİKASI

26-02-2020

Değerli okurlarım yaklaşık 10 yıldan beri Ortadoğu coğrafyasında Türkiye’nin izlediği politikayı konuşuyoruz.

Kimimiz eleştirel noktada olaylara yaklaşıyoruz, kimimi yere göre sığdıramayarak iktidara yalakalıkta sınır tanımıyoruz.

Peki, durum nedir?

Ortadoğu’da patlak veren batının kurguladığı Arap şeyhlerinin oynadığı Arap baharında Türkiye’nin karı ve zararı nedir?

Milyonlarca ihracata yaptığımız ve önemli ticari merkezlerimizden olan Ortadoğu ülkelerinin Türkiye’ye bakış açısı nedir?

Örneğin Rabia ile meşhur olan Mısırın Türkiye’ye bakışı nedir?

Kısa ve düşman.

Peki, Suudi Arabistan

Düşman

Ürdün?

Düşman.

Lübnan?

Düşman.

Peki

Fas, Tunus, Cezayir?

Eee onlar da düşman?

bir tek İstanbul’da arazi avcısı Katar şimdilik ilişkileri koruyor o da nereye kadar belirsiz.

Devam edelim

İran da durum nedir?

Düşman.

Peki Irak

Eee o da iyi sayılmaz?

Gelelim 10 yıldan beri Türk ekonomisini yerle bir eden Suriye’ye

Akdeniz sahillerinde Esat’la tatil yapan, kardeşim Esad diyen Suriye’ye

Vallahi ne ben söyleyeyim ne siz üzülün?

Durum içler acısı.

5milyon Suriyeli bize girmiş

Ekonomini, sosyal ve kültürel dokunu al aşağı etmiş

Milli sermayenin büyük çoğunluğunu Suriye’de savunma yapıyoruz diyerek boşu boşuna çöpe atıyoruz.

Ülkende o kadar aç, yoksul vatandaşımız varken,

Bir bataklığa girdik ne çıkabiliyoruz,

Ne gidebiliyoruz.

Medyadan duyduğumuz Suriye ve İdlib’le ilgili anlatılanlar aslında gerçeğin belki de yarısı bile değil.

Kısaca AKP’nin sergilemiş olduğu dış politikayla ilgili tüm konularda durum bir birinin benzeri durumda.

Çünkü neredeyse bütün konularda her şey kötü gittiği için iktidar birçok şeyi  gizli tutuyor.

Nitekim iyi gitmiş olsaydı asrın liderimiz çıkıp yaptıklarıyla övünür ve herkesi anında sustururdu.

Fakat Aktrollerin yaygarası ve dertleri farklı bir şey.

Hele yandaş yalaka medyanın çirkefliği apayrı bir trajedi.

Değerli okurlarım bu şekilde devam ederse biz bu Suriye ve Libya konularını bir yirmi yıl daha konuşuruz maalesef.

Zira AKP’nin niyeti aleni ortada bir durum.

Nitekim CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu dün bu konuya temas etmişti

Kılıçdaroğlu; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İdlib’le ilgili söylemlerine vurgu yaparak önemli değerlendirmelerde bulundu.

Kılıçdaroğlu “Erdoğan ‘Suriye ordusu İdlib’den çekilmeli’ diyor ama İdlib’in Suriye toprağı olduğunu unutuyor. Yok eğer Erdoğan İdlib hatta Halep, Şam hatta tüm Suriye’yi işgal edecekse çıksın bunu söylesin” dedi.

Arap medyasında Kılıçdaroğlu’nun tespitlerime doğrular nitelikte paralel yorumlar yapıyorlar.

Aslında bunun sebebi Türk Ordusu’nun İdlib ve genel olarak Fırat’ın doğusuyla batısındaki konumu hadisesi.

Zira TSK’nın buralarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın övgüyle bahsettiği eski adı ÖSO şimdiki adı SMO yani Suriye Milli Ordusu’na bağlı on binlerce ‘ılımlı’ militanla birlikte hareket ediyor.

SMO militanlarının göğüs ve kollarında eski Suriye bayrağıyla birlikte Türk Bayrağı var.

Adamların silahını, parasını ve her şeyini Türkiye olarak bizim cebimizden çıkıyor bizler karşılıyoruz.

Diğer bir husus SMO içinde çok sayıda farklı gruplar var ve bu grupların bir çoğu IŞİD ve El Nusra’dan farklı değil aslında.

Nusra ve müttefiki örgütlerin İdlib ve çevresinde 50 bin kadar militanı var ve Türk Ordusu İdlib’i koruyor.

Rusya ve İran destekli Suriye ordusu, İdlib’i bu teröristlerden kurtarmaya çalışıyor Ankara “olmaz” diyor.

Dünyada gelinen algı bu şekilde.

Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın TSK’ın Suriye’den çıkma koşullarını pazar günü anlatmıştım.O koşullara dikkat çeken Arap ve batı medyası ‘Türkiye’nin Suriye’den çıkma niyetinin olmadığı” yönünde yorumlarda bulundu.

Biraz daha ileri giderek ben “Türkiye’nin Suriye sorununu çözme gibi bir düşüncesi yoktur” diyorum.

Keşke ben yanılsam da Ankara yarın Suriye ile barışsa.

Keşke ben yanılsam da Ankara bu sorunu çözmek için gerekli olan adımları atsa ve her şey 2011 öncesine dönse.

Hiç bir şey zor değil ama niyet gerek.

Libya için de durum aynı.

Ankara neyi nasıl düşünüyor biliyorum ama bunların hiç biri gerçekleşmez.

2011’de Suriye ile ilgili düşüncelerim ne ise şimdi Libya için aynısı.

Fakat amaç Libya’yı da Suriye gibi yapmaksa o zaman bildiğiniz yolda devam edin derim.

Yalnız şundan yüzde yüz eminim ki AKP hiç bir konuda hiç bir hedefine varamayacaktır varması da mümkün değildir.

Bir tek istisna hariç BOP.

Risklerin giderek karmaşık bir hal aldığı günümüzde Kılıçdaroğlu ve onun gibi düşünenlere büyük sorumluluklar düşmekte

Bu konuda kim ne düşünüyorsa bir an önce bir şeyler yapmalı.

Şunu anlamak ve bilmek lazım Suriye’yi kurtarmak Türkiye’yi kurtarmak demektir.

Yani halklarının akraba olduğu Türkiye ve Suriye kurtulması İran, İrak ve hatta Lübnan kurtulması anlamına gelir.

Bunun için acilen OBİT gerekli.

Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı’yla önce bu ülkeler kurtulur sonra da tüm coğrafya.

OBİT dört harf olabilir ama bu dört harf olmadan bu coğrafya kurtulamaz.

OBİT için CHP ve İyi Parti lider rol oynamalı ve coğrafyadaki tüm dinamik, yurtsever ve barıştan yana kişi ve güçleri yanına alarak derhal harekete geçirmelidirler

Bu coğrafyada emperyalistler;

Çok kanlar akıttı,

Çok canlar yaktı,

Çok ocaklar söndürdü.

Türkler, Araplar, Persler, Kürtler, Sünniler, Şiiler, Aleviler, Ezidiler, Süryaniler, Ermeniler ve bu toprakların tüm insanları.

Bırakın artık kendi aranızdaki aptalca kavgaları ve iç çekişmeleri

Dur yeter artık deyin batının oyunlarına.

Kendi akıl, vicdan ve iradenizi kullanma zamanınız gelmedi mi hala?

Bu laflar laf olmaktan çıkmalı, somut adımlar atılmalı

Mutlaka bir yolu olmalı.

Yarın olmaz, yarın çok geç olacak ne yapılmalıysa şimdi yapılmalı.

Başaramazsanız bu birleşmeyi birlikte hareket etmeyi, o zaman herkesin işi bitmiş olacak

Kalan sağlar da AB’nin, Trump’ın ve Putin’in olacak maalesef.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?