Demokrasinin temelinde güven vardır. Seçmen sandığa giderken sadece bir kişiye değil, aynı zamanda bir siyasi programa, bir dünya görüşüne, bir parti kimliğine oy verir. Bu nedenle bir partinin listelerinden seçilip daha sonra başka bir partiye geçen siyasetçiler, yalnızca bir parti değiştirmiş olmazlar; kendilerine oy veren seçmenlerin iradesini de gasp etmiş olurlar.
Bugün siyasette en büyük sorunlardan biri ilkesizliktir. Dün meydanlarda bir partiyi savunan, o partinin bayrağını taşıyan, seçmenden o partinin adıyla oy isteyen bazı siyasetçiler, koltuğa oturduktan sonra hiçbir ahlaki sorumluluk hissetmeden başka partilere geçebilmektedir. Bunun adı siyasi manevra değil, siyasi fırsatçılıktır.
Bir seçilmişin parti değiştirmesi hukuken mümkün olabilir; ancak her yasal olan şey meşru değildir. Seçmenin verdiği oy bir emanet ise, bu emaneti kişisel kariyer hesabına dönüştürmek ahlaki bir sorundur. Seçim döneminde bir partinin görüşlerini savunarak oy toplayan kişinin, seçildikten sonra bambaşka bir siyasi çizgiye geçmesi seçmeni aldatmaktır.
Seçmen, oy verirken önüne konulan isme değil sadece, o ismin temsil ettiği siyasi kimliğe de karar verir. Eğer seçilmiş kişi bu kimliği terk etmek istiyorsa yapılması gereken bellidir: Görevinden istifa edip yeniden milletin karşısına çıkmalıdır. Gerçekten halkın desteğine sahip olduğuna inanıyorsa yeni partisinin çatısı altında tekrar aday olur ve yeniden seçilir. Demokrasi bunu gerektirir.
Aksi halde ortaya çıkan tablo, seçmenin iradesinin siyasi pazarlıklara kurban edilmesidir. Bu nedenle parti değiştiren milletvekilleri ve belediye meclis üyeleri konusunda yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Parti değiştiren kişinin vekilliğinin düşmesi, yeniden seçime gitmesi veya belirli yaptırımlarla karşılaşması ciddi şekilde tartışılmalıdır.
Siyaset kişisel kariyer basamağı değildir. Siyaset, millet adına taşınan bir emanettir. O emaneti aldığı gün söylediklerini unutanlar, seçmenin güvenini boşa çıkaranlar ve sandıktan çıkan iradeyi kendi hesaplarına göre yeniden şekillendirenler, demokrasiye zarar vermektedir.
Seçmenin oyunu alırken bir partinin rozetiyle dolaşıp, seçildikten sonra başka bir partinin saflarına geçmek; güvene, ahlaka ve siyasi dürüstlüğe ağır bir darbedir. Demokrasi, seçmenin iradesine sadakatle ayakta kalır. Sadakatin olmadığı yerde ise temsil değil, siyasi tüccarlık başlar.
