USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Soyunuzu Öğreniniz!

24-10-2022

Kısaca “sılâ-i rahm” diye ifade edilen “Akrabalık hukuku” temel farzlardandır. Akrabalarla münasebeti kesmek “ekberü’l kebâir” günahlardandır. Bu günah yüzünden İslâm binasının taşları birer birer düşmekte ve İslâm sarayı viraneye dönmektedir. Günümüzde olduğu gibi. İşte bu bakımdan şuûrlu her Müslüman, bu konuya ehemmiyet vermeli ve her zaman gündemde tutmalıdır.

 Akrabalık hukuku ile ilgili pek çok âyet-i kerime vardır. Bunlardan ikisine meâlen bakalım: “(…) Allah’tan ve akrabalık haklarına riâyetsizlikten sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözetleyicidir.” (Nisâ Sûresi / 1)

“Onlar Allah’ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözeten (akrabalık bağlarını koparmayıp onlara iyilik eden), Rablerinden sakınan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir.

“Ve Allah’a ibadet edin, hem O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın ve sonra ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolda kalmışa ve ellerinin altında bulunan (kölelere ve bütün canlı)lara iyilik (edin)! Şüphe yok ki Allah, kendini beğenen, çok övünen kimseleri sevmez.” (Nisa / 36)

Akrabalık hukukuyla ilgili pek çok hadis-i şeriften iki tanesine bakalım. Sevgili Peygamberimiz (asm) buyuruyor: “Soyunuzu öğreniniz ki, akraba haklarını yerine getiresiniz. Çünkü akraba haklarını yerine getirmek, ailede sevgiye, bolluk ve uzun ömre vesile olur.” (Tirmizi, Birr: 49)

“Zulüm ve akraba haklarını yerine getirmeme kadar Allah’ın bu dünyada daha çabuk cezalandırdığı bir başka günah yoktur. Üstelik âhirette de ceza verecektir.”

Bu âyet-i kerimeleri ve hadis-i şerifleri rehber edinerek, akrabalık hukukunun gereğini yerine getirebilmek için akrabalarımızı tanımaya karar vermiştik. Yaklaşık otuz yıl bu konu üzerine araştırma yaptık. Şifahî bilgileri ve kültürü yazılı hale getirmeye uğraştık. Elimizde yaklaşık on tane şecere ve ceddimiz olan Yusuf Nurânî’den bahseden on-onbeş kitap ve dergilerdeki yazılar vardı. Karaca dedemin, Çanakkale gazisi Bedevi Dede’nin ve diğer akraba büyüklerimin anlattıklarını teybe kaydetmiştim. Yaşayan akrabalarımızı kaydetmek için köy köy, ilçe ilçe, şehir şehir dolaştım. İç savaştan önce Suriye’ye gittim. Oradaki akrabaları kaydettim. Otuz yıllık çalışmanın neticesinde biriktirdiğim dokümanları kitaplaştırdım. “Sulh Elçileri Bozgeyikli Ailesi” ismiyle yayınlandı. Bu baskıyı bütünüyle akrabalara dağıttık. Böyle bir kitap çalışması belki de dünyada ilkti. Sosyal medya üzerinden benzer çalışmalar olduğunu biliyordum. Ancak kitap halinde basılanı şahsen ben duymadım, görmedim.

Ümmete örnek teşkil etmesi bakımından, yaptığım çalışma hakkında kısaca bilgi vermek isterim. Kitabımızın birinci bölümünde şecerelere ve nakillere göre ailemiz hakkında bilgi verdik. Hacı Bektaş-ı Veli’nin müridi olan ceddimiz Yusuf Nuranî, Haleb’in Münbiç kazası civarına gelmiş ve o bölgede halka gerçek İslâmiyet’i anlatmaya başlamıştı. O devirde Moğol istilasının tesiriyle halka doğru bilgi verecek ilim ehli kalmamıştı. O civardaki Türkmen, Arap ve Kürt aşiretleri de Yusuf Nurânî’ye sahip çıkmışlardı. (Bu sevgi asırlardır devam etmektedir.) Ceddimizin bir özeliği de “sulh elçisi” oluşudur. Nerede bir küslük, dargınlık varsa, oraya gider küsleri barıştırırmış. Yine bu birinci bölümde şehitlerimizden, gazilerimizden bahsettik. Onlar hakkında bilgiler verdik.

İkinci bölümde dedemin dedesinden itibaren yakın akrabalarımızın listesini verdik. Dedemin kardeşleri, bacıları; ninemin kardeşleri ve hepsinin çocukları… Bunları kaydettik. Sonra köy köy akrabalarımızı çocuklarıyla tespit ettik. Kitabı alan bazı akraba gençleri, “Benim ismim niye yok” dedi. Biz bu çalışmayı yaparken o gencimiz daha dünyaya gelmemişti. “Babanın adı var mı?” dediğimizde, “Var” diyor. “İşte o ismin altına kendi ismini yaz” diyoruz. Zira tekrar güncellemeye kalksak, buna vaktimiz ve imkânımız yetmeyecekti.

Kitabın üçüncü bölümünde yazılı kaynaklarda yer alan ailemiz hakkındaki bilgileri ve dördüncü bölümde de konuyla ilgili makalelerimizi iktibas ettik. Böylece ortaya orijinal bir kitap çalışması çıktı. Bu şekilde her Müslüman’ın soyunu öğrenmesi Peygamber tavsiyesidir. Bu tavsiyeye uygun hareket eden kâr eder. İnşallah bu çalışmayla biz de hayra vesile olmuş oluruz. Âlem-i İslâm’da örnek alınır. İyi de olur…

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?