USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

KANAL İSTANBUL

27-03-2020

Değerli okurlarım ülke olarak zor günlerden geçtiğimiz şu zaman diliminde,

İiktidarın Kanal İistanbul ihalesine çıkmasına akıl sır erdirmek mümkün değil.

Hangi akla hizmet edildiğini anlayan varsa bir adım beri gelsin.

Virüs salgını kontrolden çıkmış bir vaziyetteyken,

Rresmi rakamların haricinde ne durumda olduğu öngörülemez bir boyut almışken,

Sormak lazım iktidara şimdi bu kanal İstanbul ihalesinin sırası mı?

Ülkenin ivedilikle çözülmesi gereken öncelikli sorun bu mu?

Bir hafta önce Türkiye dünyadaki vaka sayısında 30’uncu sıradayken

Bugün 15’inci sıraya yükselmiş bir hal amışsa,

Gidişattaki vahametin farkındayız değil mi?

Peki iktidar farkında mı onu tam olarak söylemek mümkün değil.

Zira farkında olsa yangından mal kaçırımışcasına ihale yapma derdine düşmez.

Biran önce gündemi ihalelerle değilde sağlıkla belirleyip bu doğrultuda somut adımlar atılmalıdırr.

Zita koronavirus nedeniyle arz ve talebin çöktüğü ve bir çok kesimin destek verdiği “açıktan para basılarak” çıkış yolu aranan bir ekonomide “Kanal İstanbul”u yapmaya kalkmak “belamı arıyorum” demektir.

İktidar ya işin vahametinin farkında değil. Yada bilmezlikten geliyor.

***

İşin diğer bir boyutu tedbirlerin ne safhada olduğu konusu.

Ülke olarak tüm dünyada olduğu gibi bizde tedirgin bir şekilde gelişmeleri izlemekteyiz.

Bu işin sonu ne olacak diye.

Net bir yanıt almakta mümkün değil.

Her kafadan bir ses çıkmakta.

İktidara göre herşey kontrollü bir şekilde takip ediliyor,

Halkın çoğunluğu ise kontrollü olduğuna çokta inanmıyor.

Zira bu konuyla ilgili yapılan anket bu görüşü destekler nitelikte,

İişin farklı ve çarpıcı bir boyutunu ortaya koymakta.

Halk tam olarak durumu idrak edemediği için tehlikeyi hafife almakta,

Virüse karşı ne gibi tedbir aldınız diye yöneltilen soruya  her 10 kişiden dördü tedbir almadığını ifade etmiştir.

Niçin önlem almıyorsunuz üzerine yöneltilen soruya ise vatandaşlar,

 

“kısa sürede virüse çözüm bulunacağı” ve “kendisinin virüsten etkilenmeyeceği” gibi yanıtlar verdiği görülmektedir.

Hal böyle bir vaziyetteyken sen kalkıyorsun çılgın proje olarak gördüğün kanal istanbul ihalesi yapıyorsun bu koışullarda.

 

***

Diğer bir husus insanların geçim derdi

Malum ay başı geliyor.

Yaklaşık 4.5 milyon çalışanın ücret alıp alamayacağı belli değil.

Faturalar nasıl ödenecek?

İnsanlar nasıl geçinecek?

Korona ile mücadelede bağışıklık önemli diyorsunuz.

Bu nasıl olacak?

Doğrudan gelir desteği yapılması kaçınılmaz ve şart.

Buna kaynak yaratmak zorundasınız.

Devlet bugünler için vardır.

En az 3-4 ay bu desteği vermek zorundasınız.

Kiraları, elektrik, doğalgaz ödemelerini, kredi taksitlerini bir süreliğine ertelemek sonuç vermez. Gerekirse para basacak ve bu parayı gelirini kaybedenleri ayakta tutmak için kullanacaksınız.

***

Diğer bir husus diyanetin anlam veremediğimiz bir uygulması,

Malum kurumun maşallahı var her konuya her olaya muhakkak el atıyor,

Kendisini her konu ilgilendiriyor,

Son günlerde yeni bir uygulama geliştirmiş kendince

Neredeyse her yatsı vaktinde sela verip dua okutuluyor,

Burda altını çizmekte fayda var

Kimse sakın yanlış anlamasınm duaya karşımısın yada bunun ne gibi bir zararı var size diye.

Değerli okurlarım elbette duaya karşı değilim ve bana herhangi bir zararı da yok.

Toplumun bir kesimine hoş gelen bir uygulama diğer bir kesimince tepkiyle karşılandığı gerçeğini de gözardı etmezsek fayda var diye düşünüyorum.

Dünyanıun hiçbir müslüman ülkesinde görülmeyen bir uygulama icat ederek gerilen toplum psiokolojisini daha da germenin bir anlamı yok diye düşünüyorum

Dinde böyle bir şey var mı?

Yatsı ezanından sonra sela okumak ve minareden/hoparlörle dua etmek nereden çıktı?
Beni arayan bazı vatandaşlar “bize ölümü hatırlatıyor, iyi gelmiyor, yapmasınlar” diyor.

İnsanların moral ve motivasyonunu en yüksek seviyede tutmamız gereken şu günlerde,
Diyanet her konuda bir şey yapmak zorunda mı? Diyanetin muhterem başkanı Ali Erbas, durup dururken kendince  icat çıkarma!

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?