@elifesendeva ‘dan Cevap Var !
İster cevap verin ister cevap vermeyin!
Aşağıdaki sorular, öncelikle sizin şahsınıza akabinde tasarınıza imza atan her bir kişiye olup sonsuza dek gök kubbede asılı duracaktır.
Diyerek 23.02.2026 tarihinde gazetelerdeki köşelerimizde Açık Mektup olarak kendisine/tasarısına imza atanlara 20 soruluk bir sorular dizini yayınlamıştık.
03.03.2026 Tarihinde dostumuz Bursa Bakış Gazetesi imtiyaz sahibi Aydın Güneş vasıtası ile whatsapp üzerinden Elif Esen adına sekreteryası tarafından hazırlanmış 20 maddelik bir cevap metni tarafımıza geldi.
Aşağıda, sorularımız, cevapları, cevaplara yorumlarımız sütunlarına bölünmüş olarak sorularımız ve cevapları kamuoyuna sunuyoruz.
Sizler bu metni okuduktan sonra, aşağıda genel yorumlarımızı sunacağız.
Buyurun okumaya.
**
|
1) Sizin mesleğiniz, ihtisasınız nedir? |
Şu an mesleğim milletvekilliği. Eğitim alanım ise; İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi üzerine yine İstanbul Üniversitesinde sosyal bilimler üzerine, sivil toplum ve sosyal sorumluluk yönetimi yüksek lisansı. Bunun üzerine ayrıca uzun yıllar çocuklarla ilgili sosyal sorumluluk projeleri yönettim. Şunu belirtmek isterim ki milletvekilliği, bir ihtisas mesleği değil yasama görevi. Milletvekilleri anayasal çerçevede toplumun sorun ve ihtiyaçlarına yönelik olarak her konuda, hazırlanacak kanun tekliflerine öncülük edebilir. Kanun yapım süreci bireysel uzmanlıkla değil; kolektif akılla, uzmanlarla yürür. Gelişmiş hukuk devletlerinde yasa metinlerinin hazırlanmasında hukukçuların yanı sıra özellikle sosyologlar ve sosyal bilimciler birlikte çalışır, tasarıyı şekillendirilir. Çünkü toplumun risklerini, davranış kalıplarını ve ihtiyaçlarını sosyal bilimler tespit edebilir. Bu, yasama uzmanlarının da ortaklaştığı bir tespittir. Sosyoloji yüksek lisansı yapmış bir milletvekili olarak toplum sağlığına ilişkin güven erozyonunu ve aşı kapsayıcılığındaki düşüşün getirdiği sosyal dinamikleri, riskleri ve ihtiyacı okumam sebebiyle aşı ile ilgili kanun teklifi çalışmalarına öncülük ettim. Teklifi hazırlanırken alanın en yetkin akademisyenleri, pediatrik enfeksiyon uzmanları, halk sağlığı uzmanları ve hukukçularıyla çalışıldı, uluslararası örnekler incelendi ve bilimsel literatür tarandı. |
Yani Meslek Sosyolog İhtisas Yüksek Sosyoloji |
|
2) Şimdilerde, zorunlu aşıya uymayan ebeveynleri para cezası ile dahi karşı karşıya getirtecek kadar çaba sarf ettiğiniz bu duyarlılığınızı, size göre çok önemli olan bu konuyu 3 yıl önce, 5 yıl önce, 10 yıl önce kamuoyunda dile getirdiğiniz herhangi bir mecra, alan, gazete, kitap, manifesto, yayınınız mevcut mu? Bu hassas olduğunuz konuyu ilk olarak ne zaman kamuoyu önüne getirdiniz? |
2) Şimdilerde, zorunlu aşıya uymayan ebeveynleri para cezası ile dahi karşı karşıya getirtecek kadar çaba sarf ettiğiniz bu duyarlılığınızı, size göre çok önemli olan bu konuyu 3 yıl önce, 5 yıl önce, 10 yıl önce kamuoyunda dile getirdiğiniz herhangi bir mecra, alan, gazete, kitap, manifesto, yayınınız mevcut mu? Konuyu ilk ne zaman gündeme getirdiniz? Toplum sağlığı ve çocuk hakları başlıkları, yıllardır yaptığım çalışmaların merkezinde yer aldı. Ancak hatırlatmak isterim ki aşı karşıtlığı, aşı tereddüdü özellikle Covid salgını sonrası arttı ve göçler nedeniyle de aşı takvimindeki aşıların etkinliğinde ciddi sorunlar yaşanmaya başlandı, bunlar yeni bir eşik. 50 yıl önce bile yoğun görülen, hasar bırakan kızamık, suçiçeği vb hastalıklar aşılar sayesinde 10 yıl evvel neredeyse tamamen ortadan kalkmış durumdaydı. Ancak adını unuttuğumuz hastalıklar, azalan aşı oranları yüzünden yeniden hortladı. Çocukların geleceğini tehdit eden bu sorunu artık bir kriz olarak ele almak benim vekil olarak göz ardı edemeyeceğim bir sorumluluktu. Aşılar hakkında 2023 yılından bu yana defalarca konuştum, konuyu gündeme taşıdım. Ardından çocukluk çağı aşıları ile ilgili olarak sağlık politikaları konusundaki uzman ekibimizin de uyarısıyla 2024 yılı başında kanun üzerine çalışmaya başladık. Teknik olarak yerine getirilmeyen, uyulmayan kanınların müeyyideleri de vardır ve ceza muhakemesi ya da yasalar tekil olaylara değil, krize dönen süreçlere çözüm getirmeye odaklıdır. Bu uygulama, sadece bizim ülkemizde değil tüm dünyada benzer şekilde işler. |
Yıllardır Yapılan Çalışmalar Nelerdir? Ayrıntı Yok!
2023’ten buyana konuşmalar Yapılmış. Linkler Yok!
Uyarıda bulunan uzman ekip kimlerdir, uzmanlıklarının açıklaması yok!
Bu uygulamalar Dünya’da da benzer şekilde işler deniyor, örnek uygulamalar ve kaynakları belirtilmiyor!
|
|
3) Çocuk tıbbı konusunda bilginiz veya ihtisasınız var mıdır? |
3) Çocuk tıbbı konusunda bilginiz veya ihtisasınız var mıdır? İlk soruda cevabını verdim aslında; yasama çalışmaları yapan vekillerin konunun uzmanı olması gerekmiyor, ilgili konunun uzmanlarıyla çalışması ve sürece hakim olarak doğru yönetmesi önemlidir. Benim de bir vekil ve sosyolog olarak bu konuda kanun yazabilmek için alanın uzmanlarıyla uzun soluklu çalışmalara ihtiyacım vardı. Bu süreci 1,5 sene derinlemesine çalışarak titizlikle yönettim ve uzmanlarla birlikte içimize sinen, gelişmiş ülkelerde uygulanan örneklerle uyumlu bir kanun teklifi ortaya çıktı, sonuç içimize sindi. |
Soru çocuk tıbbı konusunda bilgi veya ihtisas olup olmadığı! Cevap “alanın uzmanları ile” ibaresi, çocuk tıbbında alanının uzmanları mı, kanun yazımında alanının uzmanları ile mi çalışıldı muallaklık doğuruyor! Sonuç olarak “uzmanlar” kim, hala bilinmiyor! |
|
4) İlaç endüstrisi ile ilişkili tanıdığınız ve/veya aracılı olsa dahi iş/sosyal bağlantınız var mı? |
4) İlaç endüstrisi ile ilişkili tanıdığınız ve/veya aracılı olsa dahi iş/sosyal bağlantınız var mı? Kanun teklifi hazırlamak için böyle bir zorunluluk da bulunmuyor. Yukarıda değindiğim gibi ihtisas alanı ile ilgili bağlantı, hazırlık aşamasında gerekirse meclis odaklı kurumsal olarak kuruluyor. |
Hazırlanacak Kanunun dar bir oligarşik yapıya hizmet etmemesi için zaten hiçbir şekilde olmaması gerekiyor. Ki, resmi olarak temas kurulacak kişilerinde toplam toplum sağlığı için yeminli uzmanlar olması gerekiyor. İken, yandaki cevap çok havada kalan bir söylem. |
|
5) Sağlık bakanlığında, iş veya sosyal alanlarda herhangi bir düzeyde irtibatta olduğunuz, görüştüğünüz kişiler var mıdır? |
5) Sağlık bakanlığında, iş veya sosyal alanlarda herhangi bir düzeyde irtibatta olduğunuz, görüştüğünüz kişiler var mıdır? Bir vekil olarak elbette sağlık bakanlığıyla irtibatım var, ancak aşı konusunda bugüne dek görüşme yapmadık. Komisyonlarda Bakan Memişoğlu’na sorular yönelttim aşı konusunda daha önce. Nitekim bizim kanunda ele aldığımız aşılar 13 çocukluk çağı aşısını kapsıyor, bu 13 aşı bakanlığın Ulusal Aşı Takvimi’nde onlarca yıldır yer alan aşılar. Biz sadece düşen aşı oranı ve yükselen vaka sayıları nedeniyle artan salgın riskinin önüne geçebilmek amacıyla bazı yaptırımlar getirerek bu konuda farkındalık oluşturmaya, ailelerin sorumluluk duymasına gayret ediyoruz. |
Zorunlu aşı kanunu hazırlığı ama sağlık bakanlığı ile hiç bilgi alışverişine girilmiyor! Sizin uzmanlarınız (her kimseler!) sağlık bakanlığından daha veri arşivine mi sahipler? |
|
6) İlaç-Aşı-Farmakoloji-Biyoloji-Kimya bilginiz nedir varsa kaynağı nedir? |
6) İlaç-Aşı-Farmakoloji-Biyoloji-Kimya bilginiz nedir varsa kaynağı nedir? Yine bu soru da yukarıdaki iki cevapta karşılığını bulmuştur. Son söz; Teklif bir farmakoloji metni değil, aşı içeriğine dair metin yazılmadı. Ulusal aşı takviminde yer alan aşılar, zaten bilimsel kurullar tarafından değerlendirilmiş ve yıllardır uygulanan aşılardır. Yasama organının görevi, uygulamanın hukuki çerçevesini düzenlemektir. |
Kanun zaten bir farmakolojik metin olamaz! Zaten aşıların içeriği insanları tedirgin etmektedir! Hayır bu soru çok farklı bir ihtisas alanını sorgulamakta ister sizin ister sizin “uzmanlar” dediğiniz kişilerin farmakolojik ihtisaslarını sorgulamak, çocuğunu zorunlu aşı ile karşı karşıya bıraktığınız herkesi alakadar eder. Ve hayır, bu sorunun cevabını üstteki iki soruda vermediniz. |
|
7) Bahsettiğiniz aşısızlıktan dolayı aşırı artacağını beyan ettiğiniz muhtemel sağlık giderlerinin ne kadar artacağını ne kadar olacağını gösteren şu anda elinizde herhangi bir sayısal dökümü-cetveli-istatistiği-verisi- projeksiyonu var mı? |
7) Bahsettiğiniz aşısızlıktan dolayı aşırı artacağını beyan ettiğiniz muhtemel sağlık giderlerinin ne kadar artacağını ne kadar olacağını gösteren şu anda elinizde herhangi bir sayısal dökümü-cetveli-istatistiği-verisi- projeksiyonu var mı? Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi verileri, kızamık gibi hastalıklarda kapsayıcılığın %95’in altına düşmesi halinde salgın riskinin arttığını açıkça ortaya koymaktadır. Bir kızamık vakasının hastane maliyeti, temaslı takibi ve salgın kontrol harcamaları, tek bir doz aşının maliyetinin katbekat üzerindedir. Bu konuda uluslararası literatürde çok sayıda maliyet-etkinlik çalışması mevcut, ancak Türkiye’de aşı alım fiyatları kamuya ayrıntılı açıklanmadığı için “tek doz aşı maliyeti”ni çoğu zaman ülke-içi ihale fiyatıyla değil, DSÖ/UNICEF gibi kurumların yayınladığı uluslararası birim maliyetlerle karşılaştırabiliyoruz. Ama mesela yayımlanmış bir makaleye göre: Türkiye’de suçiçeği nedeniyle hastaneye yatan çocukları inceleyen çalışmada hasta başı medyan yatış maliyeti 283 ABD doları, yıllık toplam yatış maliyeti ~396.200 ABD doları olarak verilmiş, yine Türkiye’de ulusal programa suçiçeği aşısının eklenmesini tartışan bir derleme/incelemede, suçiçeği yatışının direkt maliyetinin 856–1407 ABD doları aralığında öngörüldüğü belirtiliyor. Dolayısıyla yeniden suçiçeği salgını başlamadan evvel hastalığı açıkça unuttuğumuz dönemde sağlık açısından ne kadar kârda olduğumuzu da hesaplayabiliriz bu verilerden. Zira meclis kreşinden tutun tanıdığım tüm küçük çocukların okullarında bu yıl suçiçeği hastalığı yoğun görüldü, böylece ülkemiz yeniden hastalık maliyetleriyle yüz yüze kaldı, daha çok ilaç kullanımına sebebiyet verildi. Şunun da altını bilhassa çizmek zorundayım: AŞI; ÖNLEYİCİ, DÜŞÜK DOZLU, UCUZ BİR MALİYETTİR, ANCAK AŞININ ÖNLEYEBİLECEĞİ HASTALIKLARIN ÖNÜNE GEÇİLMEDİĞİNDE HARCANAN İLAÇ MASRAFI KAT KAT ÜSTÜNDEDİR. HATT KAYBEDİLEN BİR CANSA BUNUN MALİ BİR DEĞERLE KARŞILAŞTIRILMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR. Buradan da birçok ilaç şirketinin aşıdan neden hoşlanmadığını anlayabilir insanlar. |
DSÖ ve ECDC kızamık verilerini neden paylaşmadınız? Ben paylaşayım. ******** ECDC verilerine göre, AB/AEA'da 2024 yılında kızamık vakaları 2023'e (3.973 vaka) göre yaklaşık on kat artarak 35.212'ye ulaştı. 2025 başı itibarıyla (Şubat 2024-Ocak 2025) 32.265 vaka bildirilmiş olup, en yüksek artışlar Romanya, İtalya, Almanya, Belçika ve Avusturya'da görülerek aşı kapsamındaki eksikliklere dikkat çekmektedir. Burada sizin sözünü ettiğiniz kadar Türkiye var mı? Dikkat ederseniz bu ülkeler sığınmacı-mülteci trafiği yaşayan ülkeler. Siz ise hastalık tedavi süreçlerindeki kamu maliyetleri ile Türk anne-babalara 150.000TL ceza tehdidi savuruyorsunuz. Son söz, kanunuzdan dolayı zorunlu aşı olacak olanlardan muhtemel ölümler, sakatlıklar olduğunda tüm sorumluluğu şahsen üstleniyor musunuz?
|
|
8) Konuşmalarınızda 13 farklı-çeşit aşıdan sözelde bahsederken, verdiğiniz tasarıya neden 13 aşıyı, isimlerini ve neye karşılık, ne kadar, nasıl fayda beklentisi yaratacaklarını yazmayarak, neden muallak alan bırakıyorsunuz? |
8) Konuşmalarınızda 13 farklı-çeşit aşıdan sözelde bahsederken, verdiğiniz tasarıya neden 13 aşıyı, isimlerini ve neye karşılık, ne kadar, nasıl fayda beklentisi yaratacaklarını yazmayarak, neden muallak alan bırakıyorsunuz? Tasarıyı incelerseniz kanun teklifimizde her şeyi açıkça yazdığımızı, bu aşıların ismini tek tek verdiğimizi göreceksiniz. Fayda beklentisi ve gerekçesine gelince bu zaten Sağlık Bakanlığı’nın Ulusal Aşı Takvimi’nde olan aşılara dair olduğu açıkça anlatılıyor, daha detaylı bilgi arayan bakanlığın Ulusal Aşı Takvimi’ne bakabilir. |
13 aşının adını tek tek vermekle beraber, içerikleri için yeterli güvenceyi sunamadığınızı, yasal teminat altına alamadığınızı da kendiniz göreceksiniz. 13 aşını sadece ismini zikrederek, içeriklerinin, dozajlarının teminatı tarafıa es geçilmiş bir yasa teklifi kamuya göre çok güvenilir bulunmamaktadır. “arayan bakanlığın ulusal aşı takvimi’ne bakabilir” seslenişiniz samimiyetinizi daha da sorgulanır hale getirmektedir. Daha önceki sorularda, sağlık bakanlığı ile dialogta olmadığınızı sadece resmi bilgi gerektiği zaman çalışmalar yapıldığını belirtmiştiniz. Yani veri arşivini oluşturanlarla, nasıl olduğu konularını araştırmadan, düz yazılı metinlerden, verilerden alıntılar ile halkı ve bir ülkenin geleceğini böylesine ciddi ilgilendiren bir konuda kendi görüşünüze göre bir kanun taslağı hazırlama yoluna girdiğinizi kendiniz itiraf ediyorsunuz. |
|
9) T.C. Anayasası madde 17'ye göre çocuğunun vücut bütünlüğü ilkesini öne sürerek, çocuğuna/çocuklarına zorunlu aşıya karşı çıkan ebeveynlere idari para cezası uygulanması talebiniz hem ilgili anayasa maddesine esastan hem de ilgili alt kanunlara esastan aykırı değil mi? T.C. Anayasası'nın ilgili maddesini ilga mı ediyorsunuz? |
9) T.C. Anayasası madde 17'ye göre çocuğunun vücut bütünlüğü ilkesini öne sürerek, çocuğuna/çocuklarına zorunlu aşıya karşı çıkan ebeveynlere idari para cezası uygulanması talebiniz hem ilgili anayasa maddesine esastan hem de ilgili alt kanunlara esastan aykırı değil mi? T.C. Anayasası'nın ilgili maddesini ilga mı ediyorsunuz? Anayasa tek bir madde ile yorumlanmaz. Bu şekilde 17. Maddeyi öne sürenler şunu bilmiyor sanırım; madde 56 devlete toplum sağlığını koruma görevi yükler ve yine uluslararası tarafı olduğumuz çocuğun üstün yararı ilkesi de ele alınarak gerçekçi bir yaklaşım mümkün olur. Anayasa’nın birbirini ilgilendiren tüm maddeleri birlikte ele alınarak karar verilir. Madde 17 kendi başına bile bu şekilde yorumlanmaya açık değil, maddeyi dikkatle inceleyenler anlayacaktır. Velhasıl; Bulaşıcı hastalıklar söz konusu olduğunda bireysel tercih ile toplum, kamu sağlığı arasında denge kurulur. Dünyanın pek çok ülkesinde Almanya’da, Fransa’da, ABD’nin birçok eyaletinde, Avustralya’da birçok çocukluk çağı aşısı zorunludur, yaptırımı vardır. Bizde bir eksikliktir bu. |
Tüm Anayasaların her maddesi tek başına, kendisi hükümrandır. Hiçbir ülkenin hiçbir anayasasının hiçbir maddesi işletilmesi için ne anayasanın başka bir maddesine ihtiyaç duyar nede dayanak olabilir. Öncelikle anayasa ile yasa farkını tekrar ortaya koyalım. Yasalar işletilmek için anayasaya ve varsa aynı konunun yasalarının dayanağına ihtiyaç duyabilir. Ki, teziniz bir anayasa maddesini ilga etmek üzere yine aynı anayasanın başka bir maddesini üstelik amacının ötesinde, sizin şahsi düşüncenize göre zorlama ile ters olarak kullanmak. Ve ayrıca, onlarda var, bizde de olmalı değil. Eğer bizim ihtiyacımız varsa olmalı düşünceniz olmaması, tamamen dış odaklara entegre bir savunma biçiminiz var. |
|
10) Tasarınızda rakamlandırdığınız 150.000TL ceza müeyyidesi, ailedeki her çocuk için tek tek mi, bütün çocuklar için toplam mı, anne ile baba toplam mı, anne ayrı, baba ayrı mı ceza miktarıdır? |
9) Tasarınızda rakamlandırdığınız 150.000TL ceza müeyyidesi, ailedeki her çocuk için tek tek mi, bütün çocuklar için toplam mı, anne ile baba toplam mı, anne ayrı, baba ayrı mı ceza miktarıdır? Yaptırılmayan her çocukluk çağı aşısı için geçerlidir. Doz doz değil, aşı başına, yani 13 aşı. Elbette her çocuk için. |
Yani 1 Çocuk 13 aşıyı da yaptırmazsa (1doz eksik olsada) 13*150.000TL.= 1.950.000TL Ve ailenin 3 çocuğu varsa 5.850.000 TL öyle mi? Siz/ler bu meblağın ne demek olduğunu biliyor musunuz? Siz/ler son zamanlarda hiç halk arasına çıktınız mı? (Partizanlarınız hariç) |
|
11) Tasarınızda geçen 150.000TL ceza, velayeti dedesi, büyükannesi, birinci derece yakınlarında olduğunda, bu yakınlarını da mı kapsamaktadır? Böyle bir cezanın tehdidi, anne-babası olmayıp velayeti başkalarında olan ve böylece sosyal toplum yaşamının, barışının sürmesinin altına koyulmuş bir patlayıcı değil midir? |
10) Tasarınızda geçen 150.000TL ceza, velayeti dedesi, büyükannesi, birinci derece yakınlarında olduğunda, bu yakınlarını da mı kapsamaktadır? Böyle bir cezanın tehdidi, anne-babası olmayıp velayeti başkalarında olan ve böylece sosyal toplum yaşamının, barışının sürmesinin altına koyulmuş bir patlayıcı değil midir? Çocuğun bakım vereni her kimse, resmi vasisi kimse onu kastediyoruz, anne-baba yoksa yasal sorumluluk kimdeyse muhatap odur. Ayrıca şunun altını çizeyim, direkt ceza öngörmüyor kanun, önce aileye bilgilendirme yapılıyor neden aşıların gerekli olduğuna dair ve zaman veriliyor, hala aşıları yaptırmıyorlar ise çocuğa para cezası o zaman devreye giriyor teklifimizde. Yani bir sabah uyanıp 150 bin tl cezanız olduğunu öğrenmeyeceksiniz kanun yasalaşırsa. |
“Nush İle Uslanmayanı Etmeli Tekdir, Tekdir İle Uslanmayanın Hakkı Kötektir” Yetkisi ile aslında ne dediğinizi biliyor musunuz? Hatırlatalım Covvit zamanında da böyle, söylerim, öderdin, değilse döverim mantığı vardı, sonra o para cezalarının geri ödemesi yapılmak zorunda kalındı. |
|
12) Tasarınızda, zorunlu aşı olmamış/olmayacak çocukların okullara kaydının yapılmayacağı, öğrenime katılamayacağı cezai şartı ile, Türkiye'de sağlık işlerinin tam ve tamamen yürütücüsü ve takipçisi sağlık bakanlığı iken, tasarınızla bu kontrol yetkisinin bir kısmının; ana var oluş sebebi çocukların eğitimi-öğretimi olan Millî Eğitim Bakanlığı'na devrini öngörüyorsunuz. Böyle bir uygulama iki bakanlığında ana çalışma alanlarında ve personelde ikiliğe/kaosa sebep olmaz mı? |
11) Tasarınızda, zorunlu aşı olmamış/olmayacak çocukların okullara kaydının yapılmayacağı, öğrenime katılamayacağı cezai şartı ile, Türkiye'de sağlık işlerinin tam ve tamamen yürütücüsü ve takipçisi sağlık bakanlığı iken, tasarınızla bu kontrol yetkisinin bir kısmının; ana var oluş sebebi çocukların eğitimi-öğretimi olan Millî Eğitim Bakanlığı'na devrini öngörüyorsunuz. Böyle bir uygulama iki bakanlığında ana çalışma alanlarında ve personelde ikiliğe/kaosa sebep olmaz mı? Hayır. Dünyada birçok gelişmiş ülkede okul kayıtlarında aşı kontrolü yapılır, aşı kartı zorunluluğu vardır. Bu uygulama sağlık otoritesinin verileri üzerinden yürütülür. Fransa’da okul kaydı için 11 aşının belgesini sunmak zorundasınız, Almanya’da kızamık aşısı yoksa okul kaydı yapılmaz. MEB’in sağlık politikası üretmesi değil; mevcut kamu sağlığı kriterini uygulaması söz konusudur. |
Dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde sağlık bakanlığının ilgili aşı yetkilileri özellikle ilköğretim okullarına giderler, velilerinin aşı onayına akabinde çocukların aşılarını yaparlar. Bu bir zorunluluktan kaçmak için değil, Çocukları ve velilerini sağlık merkezlerine taşıtmamak, külfet olmamak içindir. Yani iki bakanlık birbirinin kontrolörü değil, ortaklaşa kamu çalışanı ve hizmet esaslıdır. Ceza esaslı değil. Aşı kartı tutulması çocukları aşıya zorlamak için değil aksine eksik hizmet var ise, kolay tespiti içindir. Siz/ler yine burada da konuyu ve işleyişi kendi düşüncenize göre, içeriğine bakmaksızın onlarda var bizde de olmalı gibi ortaya koyuyorsunuz. |
|
13) Ve ayrıca ana çalışma konusu çocuklara eğitim-öğretim sunmak olan Millî Eğitim Bakanlığı'nın, bu haddide ve konusuda olmayan zorunlu aşı kontrolörlüğü ile olası eğitim-öğretim veremeyen bir kurum haline gelebileceğinizi ve böylece Türkiye'de Millî Eğitim Bakanlığı ve okullarına gerek kalmaması durumuna getirebileceğinizi öngördünüz mü? |
12) Ve ayrıca ana çalışma konusu çocuklara eğitim-öğretim sunmak olan Millî Eğitim Bakanlığı'nın, bu haddi de ve konusu da olmayan zorunlu aşı kontrolörlüğü ile olası eğitim-öğretim veremeyen bir kurum haline gelebileceğinizi ve böylece Türkiye'de Millî Eğitim Bakanlığı ve okullarına gerek kalmaması durumuna getirebileceğinizi öngördünüz mü? Uygulaması olan ülkelerde böyle bir sonuç görülmemiş. Bu soruyu biraz hayretle karşılıyorum açıkçası, okul kaydı sırasında ve bakanlıkça aşı takvimi belirlenmiş dönemlerde aşı kontrolü yapmak müdürlüğün belli zamanlarda yapabileceği çok basit bir idari görev olabilir. Bunun eğitim-öğretim vermeyi engelleyeceğine dair fikrinizi okulları ve idari yapıyı tanımamak olarak değerlendiriyorum. Diğer yandan Türkiye’de çok uzun yıllar aşılar bizzat okullarda yapıldı. Okul ve öğretmen çocuğun sadece öğretimiyle ilgilenmez, sağlığı, ihmale uğrayıp uğramadığı, karnının tokluğu da çocuğa karşı ödevdir okullar yoluyla |
Bizde siz/leri büyük büyük hayretlerle izliyoruz. Cevabınız soruya bağlı cevap değil. Veli aşı yaptırmamakta kararlı, aşı işi sağlık bakanlığının asli işi iken, eğitim bakanlığının okul müdürüde yasa tasarınız gereği sizin zaptiyeniz olarak aşısız kayıt yaptırmamakta kararlı olduğunda, halk ile idare karşı karşıya gelmiş olmuyor mu? Vekillerin görevi halk ile idareyi karşı karşıya mı getirmek, karşıtlığı mı azaltmak? Eğitim bakanlığının birinci asli görevi nedir? Devleti mi temsil etmek, öğretim mi vermek? Hem görev/yetki/sorumluluk/icra ‘ların birbirine gireceği bir yasa tasarısı hazırlayıp, aile-eğitim-sağlık bakanlıkları arasında işler birbirine girince de, hayretler içinde yan tarafta durmanın rahatlığı mı yaşanıyor tarafınızda? |
|
14) Ne olduğunun, nasıl olduğunun, ne kadar olduğunun kesin olarak belirlenmediği bir durum için, 150.000₺ gibi güncel orta halli insanların ekonomik yaşam düzeylerini sarsacak bir ceza miktarını neye göre, nasıl tespit ettiniz? Orantınız Nedir? |
13) Ne olduğunun, nasıl olduğunun, ne kadar olduğunun kesin olarak belirlenmediği bir durum için, 150.000₺ gibi güncel orta halli insanların ekonomik yaşam düzeylerini sarsacak bir ceza miktarını neye göre, nasıl tespit ettiniz? Orantınız Nedir? Bu bir yaptırımdır. Aşılar yapılırsa zaten ceza ödemeyecek çocuğun bakımverenleri, ama göz göre göre 100 yılı, 50-60 yılı aşkın süredir tüm dünyada uygulanan ve etkisi kanıtlanmış bu aşıları yaptırmayarak yalnız kendi çocuğunu değil toplum sağlığını riske atarak, salgınları tetikleyenler yaptırımla karşılacaklarını bilmeli. Bir çocuğun hayatıyla oynamak bir bedel gerektirir! Aşı olmadığı için ağır kızamık geçiren ve havaleden kısır kalan, çocuk felci aşısı eksik olduğu için ömür boyu yatağa bağlanan, topuk kanı verilmediği için basit bir K vitamini almadığından ötürü engelli olan çocukların hayatları bu kadar ucuz mu? Daha 2 hafta evvel bizzat tanıdığım bir doktorun çalıştığı serviste menenjitten bir çocuk öldü, tüm doktorlar kendi çocuklarına menenjit aşısı hatırlatma dozları vurdurdu. 150 bin TL laf mıdır bir hayat yanında?
|
“Aşıları yaptırırsa zaten ödemeyecek” demek, zorunlu aşı yasa tasarınızdan endişelenen insanları ve neden-nelerden endişelendiklerini hiç anlamadığınızı göstermektedir. İnsanlar doğar, yaşar ve zaten ölür! Konu maddi değerler ise, Zaten ölecek insanlara yapılan tıbbi harcamalarda geride kalan insanları ekonomik kayba uğratmaktadır. Öyle ise, hiçbir insana tıbbi harcama yapılmamalıdır. Mantığı da, sizin mantığınızla aynı kulvarda. Ki, soru ceza tutarını neye göre tespit ettiğiniz sorusu iken, konuyu başka tarafa çekmeniz, ciddi bulunamaz. “150.000TL laf mıdır bir hayat yanında?” yazmanız dahi, halktan ne kadar kopuk olduğunuzun itirafıdır! Ki, sosyoloji hem de yüksek yaptığı iddiasındaki bir kişilik için halktan ne kadar kopuk olunduğunun esef verici bir tezahürüdür denilir. Madem insan hayatını bu kadar ucuz bulmuyorsunuz! Taammüden cinayet ile insan öldürüp 2,5 yılda tahliye olanların cezaları konusunda çalışma yapsa idiniz keşke! |
|
15) Tasarınızda ikinci bölüm, madde 3, (2) nci bendinde belirttiğiniz, dayanak aldığınızı yazdığınız WHO (DSÖ) ilkeleri, içeriği, kapsamı, sınırları konularında Türkiye ofisleri ve/veya görevlileri ile ister direkt ister dolaylı olarak temasta mısınız, görüştünüz mü/görüşüyor musunuz? |
14) Tasarınızda ikinci bölüm, madde 3, (2) nci bendinde belirttiğiniz, dayanak aldığınızı yazdığınız WHO (DSÖ) ilkeleri, içeriği, kapsamı, sınırları konularında Türkiye ofisleri ve/veya görevlileri ile ister direkt ister dolaylı olarak temasta mısınız, görüştünüz mü/görüşüyor musunuz? Hayır. Hiç temasım olmadı. Ne direkt ne dolaylı. |
Yani, sadece ürettikleri verileri, dataları, arşivi kullandınız yasa tasarınızı hazırlarken! Peki, özellikle Türkiye için o dataların, verilerin gerçekliği yansızlığı, gerçekten toplum sağlığını öncelleyen veriler olduğunu nereden biliyorsunuz? Unutmayınız ki, WHO başkan yardımcısı, covvit döneminde “yerel hükümetlerle” covvit+aşısına karşı çıkanların ölüm cezası ile cezalandırılmaları için çalıştıklarını söylemişti. Düşünün bir uluslararası sağlık teşkilatı istediklerinin karşısında olanlar için ölüm cezası verilmesi için çalışmıştı. Ve siz bu kuruluşun verileri ile Türk Milleti’ne bir zorunlu aşı yasası hazırlıyorsunuz! |
|
16) Nesrin Çıtırık ile tanışıyor musunuz? Veya Nesrin Çıtırık'la ortak dostlarınız var mı? |
15) Nesrin Çıtırık ile tanışıyor musunuz? Veya Nesrin Çıtırık'la ortak dostlarınız var mı? Kendisinin adını sorunuz vasıtasıyla duydum. Kim olduğuna baktım, hayır hiç tanımıyorum, ayrıca kendisinin aşılarla alakasını anlayamadım. |
Kendisi 20 yıl boyunca Adana doğum evi yöneticisi idi. Kendisinin yöneticilik yaptığı sürelerde Adana doğum evi yeni doğan bebek ölümünde Türkiye’de açık farkla en önde idi. Bu bilgi şimdilik yeterli. |
|
17) Tasarınızı hazırlarken görüştüğünüz, danıştığınız, fikirlerini aldığınız konunun, aşıların uzmanları kimlerdir, özgeçmişleri nelerdir? Verdikleri raporlar ve bilgiler nelerdir? Kamuoyu ile paylaşmayı düşünüyor musunuz? |
16) Tasarınızı hazırlarken görüştüğünüz, danıştığınız, fikirlerini aldığınız konunun, aşıların uzmanları kimlerdir, özgeçmişleri nelerdir? Verdikleri raporlar ve bilgiler nelerdir? Kamuoyu ile paylaşmayı düşünüyor musunuz? Kendilerini ismen tek tek açıklamayacağım, zira bilimsel çalışmalar yapan bu çok değerli insanların hedef olmasını istemiyorum, ancak şunu söyleyebilirim ki çalışmaların başında bizzat bakanlığın Bilim Kurulu’nda da görev alan, aşı konusuna ömrünü adamış, ülkemizin tıp alanındaki en önemli üniversitelerinde görev almış İnfeksiyon Profesörleri yer aldı. Hatta bana “Bu kanun bittiğinde linç edilebilirsiniz sosyal medyada hatta tehditler alabilirsiniz, emin misiniz?” diye sordular, ben de torunumun, tanıdığım ve tanımadığım tüm çocukların, halk sağlığının geleceğini düşünerek herkesin çekindiği bu noktada linci göze aldım. Yine ekipte sürveyans (bulaşıcı hastalıklar) birimine yıllarını vermiş sahadan isimler, Aile Hekimleri’ni temsilen STK başkanlıkları yürütmüş hekimler, sahadan hekimler, çocuk hastalıkları uzmanları ve sağlık hukuku alanında çok prestijli üniversitelerde yüksek lisans yapmış uzman sağlık hukukçusu iki isim de yer aldı. Kendilerine bir kez daha emekleri için teşekkürlerimi sunuyorum. |
Daha önce sağlık bakanlığından tanıdıklarınız var mı diye sormuştum. Bu soruda “bakanlık bilim kurulunda görev alan” tabirini kullanıyorsunuz! Kendiniz ile çatışmış olmuyor musunuz? Çok yetkin olduklarını siz söylüyorsunuz (noterlik yetkinizde olduğunu sanmıyoruz!) ama biz bilmiyoruz. Bilmediğimiz yetkinliklerdeki bilmediğimiz kişilerin yaptığı aşıları ve/veya aşı kanununu kabul etmemiz mi bekleniyor? Siz kendilerine teşekkürleriniz sunabilirsiniz ama halk bilmediği iş/işlemler ve kişilere teşekkür sunmamayı öğrendi. |
|
18) Tasarınızı hazırlarken görüştüğünüz, konunun ve çocuk hastalıklarının uzman pediatrik hekimleri kimlerdir? Verdikleri raporlar ve bilgiler nelerdir? Kamuoyu ile paylaşmayı düşünüyor musunuz? |
17) Tasarınızı hazırlarken görüştüğünüz, konunun ve çocuk hastalıklarının uzman pediatrik hekimleri kimlerdir? Verdikleri raporlar ve bilgiler nelerdir? Kamuoyu ile paylaşmayı düşünüyor musunuz? Yukarıda bu soruyu cevapladım. Ayrıca aşı konusunda sayısız makale var, herkesin bu çalışmalara bir tık uzakta olduklarını hatırlatmak isterim. Yani sosyal medya ve basında belli iddiaları olanları değil, tüm literatürü araştırma şansınız var. Sadece şubat ayında günde 21 kızamık temaslı çocuk geldi İstanbul’da sıradan bir ASM’ye. Bakanlık iki defa yazı iletti tüm ASM’lere, tehlikeyi sahadan da izliyoruz, sadece makalelerden değil. |
Hayır, ne yukarıda nede hiçbir yerde bu soruyu cevaplamadınız! Ne sorularımızın nede tarzımızın “sosyal medya” kıvamında olmadığını hatırlatmak isteriz. Ama siz/sizler şu anda “sosyal medya” kıvamını yakalamak üzeresiniz! İstanbul Nüfusu 18,5 milyon ve 21 kızamık vakasından bahsediyorsunuz. Peki Avusturya’nın nüfusu 9,2milyon ve 2024’te kızamık vakası 542... Peki Türkiye’deki bu kızamık vakalarının Türk mü, sığınmacı-mülteci köklü mü olduğunu da açıklamak ister misiniz? |
|
19) Gelecekteki Olası hastalıklar için verdiğiniz bu eforu, hiç aşısız ve hastalık taşıyıcılıkları çok belirgin olan sınırlarımızdan kontrolsüzce giren milyonlarca sığınmacı, kaçak, mülteci için neden sarf etmediniz? |
18) Gelecekteki Olası hastalıklar için verdiğiniz bu eforu, hiç aşısız ve hastalık taşıyıcılıkları çok belirgin olan sınırlarımızdan kontrolsüzce giren milyonlarca sığınmacı, kaçak, mülteci için neden sarf etmediniz? Ben çalışmalarıma vekillikten önce de göç alanında başladım bir sosyolog olarak sivil toplumda. Haliyle sarf ettiğim çabaları ve yaptığım projeleri bilahare araştırabilir yahut başka bir görüşmede benden dinleyebilirsiniz. |
Biz bu sorumuzda, geçmişteki sosyal çalışmalarınızı öğrenmek değil, geçmişte sığınmacı -kaçak göçmenlerle ilgili hastalık-aşı-sağlık konularında bir çalışmanızın varlığı için sorduk. Cevaptan anlaşılan sağlık-hastalık-aşı ile ilgili bir çalışmanız olmadığıdır. |
|
20) Tasarınızda adını yazmadığınız ama söylemlerinizde sürekli 13 çeşit dile dillendirdiğiniz 13 çeşit aşının üreticileri kimlerdir? Türkiye mümessilleri kimlerdir? Bu konularda bilginiz var mı? İster iş ister sosyal tanışıklığınız, bağınız var mı? Kamuoyu ile paylaşmayı düşünüyor musunuz? |
20) Tasarınızda adını yazmadığınız ama söylemlerinizde sürekli 13 çeşit dile dillendirdiğiniz 13 çeşit aşının üreticileri kimlerdir? Türkiye mümessilleri kimlerdir? Bu konularda bilginiz var mı? İster iş ister sosyal tanışıklığınız, bağınız var mı? Hiçbiriyle hiçbir bağım yok. Bu bilgiler Sağlık Bakanlığı’nın tasarrufunda olan bilgiler, ancak size açıklıkla şunu belirtmeliyim, Türkiye yeniden kendi aşılarını kendi üretmelidir. Sağlık Bakanı da geçen hafta TBMM’de 13 çocukluk çağı aşısını yerli üretime geçireceklerini, ihaleye hazırlandıklarınız açıkladı. Zira; Türkiye, çocukluk çağı aşılarında uzun yıllar kendi kendine yetebilen bir ülkeydi. 1928’de kurulan Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü bünyesinde çiçek, BCG (verem), difteri, boğmaca, tetanoz, tifo ve kuduz aşıları ile bazı karma aşılar üretiliyor; hem ulusal aşı takviminin ihtiyacı karşılanıyor hem de dönem dönem ihracat yapılıyordu. 1930’lardan 1990’ların sonuna kadar süren bu üretim kapasitesi, ulusal bağışıklık politikalarının yerli bilimsel altyapıyla yürütülmesini sağladı. Ancak 1998’den sonra üretim kademeli olarak durdu, modernizasyon yatırımları yapılmadı ve 2011’de enstitünün kapatılmasıyla Türkiye çocukluk çağı aşılarında tamamen ithalata bağımlı hale geldik. Diliyorum aşılar yeniden yerli üretime geçer, böylece hem kriz dönemlerinde erişilebilirliği hem de maliyeti ülkemize uygun olur.
|
Sağlık bakanlığında Her çeşidinin satın alma ihalesinin yüzmilyonlarca TL’ye yapıldığı aşıların, İthalatçısının, yerli mümessilinin, sağlık bakanlığına satıcısının kim/kimler olduğunu bilmediğinizi söylediğiniz ama hem de çok spesifik ve çok yüksek ceza miktarları ile zorunlu olması için yasa taslağı hazırladığınız bir çalışma içindesiniz. Sizce bu toplam halk sağlığı için tutarlı mı? Bu cevabınızda katıldığımız tek nokta ise, zaten kapatılmasının hata olduğu, ulusal aşı merkezinin veya yerli aşı üretim merkezinin maddi maliyeti ne olursa olsun tekrar ve çok daha vasıflı donanımla tam ve tamamen yerli olarak tekrar açılması. |
Halkla İlişkiler konsepti düşünülerek ama gereği bu daire içinde yerine getirilememiş, cevaplar adında ama cevap olamayan bir geri dönüş manzumesi.
Bizim sayısal/nümerik, isim/titr/kimlik/yeterlilik anlamında sorduğumuz sorulara genel geçer, sohbet kıvamında, biz, en iyisini biliriz tonunda, sorulan hangi verilerle hareket edildiği amaç konusunda sayısal fayda beklentilerden açıklamalar istediğimiz alanlarda genel geçer sosyolojik söylemlerle geçiştirmelerin kullanıldığı, sorulan sorulardan 4 tanesi hariç doyurucu hiç bir açıklama ve geri dönüş bilgisinin bulunmadığı bir metin hazırlanmış ve cevap verilmiş olmak adına tarafımıza gönderilmiş.
Hatta birkaç soruda nerede ise “siz anlamazsınız, söylediğimiz kadarı ile yetinin” anlamlarına gelebilecek söylemler hatta ve hatta 150.000TL cezanın yüksek olup olmadığı anlamındaki sorumuza,
İnsan hayatının değerinin kesilmesi muhtemel ceza miktarının yüksekliği ile doğru orantılı olduğu anlamındaki sözler çok düşündürücü idi.
Yani ceza miktarı ne kadar yüksek ise, insan hayatı o kadar değerli anlamına gelebilecek bir söylem dahi cevapların içinde varken,
Ve bizlere, kendileri tarafından muhatap alınarak cevap yazılmış olmasının (cevabının içeriği önemli değil) büyük değer taşıdığı atmosferi yaşatılmak istendiği bir geri dönüş olmasına istinaden,
Sormayı planladığım (eğer birinci gruba cevap gelirse!) ikinci gruptaki siyasi alandaki sorularımı sorup sormamayı düşünüyorum.
Sayısal, nümerik, son derece açık net sorularımıza dahi cevap alamamışken acaba “zorunlu aşı yasa tasarısı”nın siyasi tarafları ile ilgili soracağım sorulara verilecek muhtemel cevaplar “mugallita” kıvamını aşar mı, aşamaz mı diye endişelerim var. Ve bizlerin mugallitaya vakti var mı?
Ne dersiniz Dostlar, “zorunlu aşı yasa tasarısı”nın siyasi taraflarının sorularını soralım mı?

