USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Doğu’nun güzel insanları

25-03-2019

Van’lı dostumuz Raif Zernekli Ağabey’in vefatını öğrenince, hatıralar gözümün önünde uçuştu. Doğu’nun güzel insanları gözümün önünde resm-i geçit yapmaya başladı.

Güzel yurdumuzun 81 vilayetini ve yüzlerce ilçesini gördüm. Doğu vilayetlerini esaslı bir şekilde gezmem ise 1975 yılına rastlar. TEK’te (Türkiye Elektrik Kurumu) Sürveyan olarak çalışmaya başlamıştım. İlk görev yerim de Cizre-Silopi hattı idi. O hattaki elektrik direklerinin inşasına nezaret edecektim. Arazi arabası bir aracımız vardı. Görevimiz, bu iki ilçe arasındaki elektrik hattının temelini teşkil eden koca direklerin şartnameye uygun yapılıp yapılmadığını kontrol etmekti. Bu vesile ile şoför arkadaşla birlikte Silopi’de bir otel odasını kiraladık. Yaklaşık iki ay orada kaldık. İşte o esnada Doğu’nun o güzel insanlarını yakından tanıma fırsatı buldum. Ne kadar misafirperver, ne kadar samimi, ne kadar candan, ne kadar hasbî insanlardı. Hele bizim namaz kıldığımızı, Temmuz’un o müthiş sıcağında oruç tuttuğumuzu görünce bizi daha çok sevmişlerdi. İşimiz gereği yolumuz dağ köylerinden de geçiyordu. Ramazan’dan önce o köylere uğradığımızda, hangi evin kapısını çalsanız, sizleri candan karşılıyor, evde ne varsa önünüze seriyorlardı.

Bu çalışmam esnasında Kürtçeye de merak sardım. Cizre-Silopi hattında çalışırken, daha sonra Bitlis-Tatvan hattında görev yaparken, yaklaşık üç aylık devrede, meramımı anlatacak kadar da Kürtçe öğrenmiştim. Konuşulanları da az-çok anlıyordum. Aradan 44 yıl geçmiş, insan konuşmaya konuşmaya unutuyor. Ancak bu lisanı Silopi’de otelinde kaldığımız Mehmet Efendi gibi güzel konuşana rastlasam, ondan öğrenmek isterim.

O sıralarda terör belâsı yurdumuza musallat olmamıştı. Cizre’de dostlarla Dicle’ye gidip yüzüyorduk. Dicle’nin kenarında o engin taburelere oturup çay işiyor, muhabbet ediyorduk. Hatta geceleri de… Bitlis’te Yusuf Hoca’nın o yaşlı başlı haline rağmen bize menemen yapmasını, tatlı sohbetini hiç unutamadım.

Sonraki yıllarda da defalarca Doğu’ya gitmişimdir. Bir defasında foto muhabiri arkadaşım Selahaddin Tercan’la bütün Doğu’yu baştanbaşa dolaştık. Doğu ve Güneydoğu’nun problemlerini tespit etmeye çalıştık. Bu seyahatimizin neticesi “Güneydoğu Üzerine Oynanan Oyunlar ve Bediüzzaman’ın Mesajı” kitabı oldu. İşte o seyahatimiz esnasında yazımın başında bahsettiğim Raif Zernekli Ağabey’in de misafiri olduk. Bizi evinde ağırladı, kendisiyle saatler boyu hasbıhal ettik. O arada Doğu’nun bir âdetini şöyle anlattı: “Bizim burada, diyelim misafir geldi. Ona kuzu kesseniz, en güzel şekilde ağırlasanız, sonunda çay vermediniz mi, ‘Gittik de bir çay bile vermediler’ derler. Yani bizim buralarda çay ikramı çok mühimdir. Bu, ihmale gelmez.”

Vanlılar hem yemek yedirir, hem de çay içirir. Bitlis’te ise Yafes Abi’ye uğradınız mı, size büryan yedirmeden bırakmaz. “Yahu karnımız tok!” deseniz de dinlemez. “Buraya kadar gelmişsiniz, büryan yemeden bırakmam!” der.  Bir de dikkatimi çeken husus, birbirlerine son derece itimat etmeleri. Mesela Yafes Abi bizi büryancıya götürecek ya, dükkâna kim bakacak? Hiç problem değil. Dükkânın önünden geçen birini çağırıyor, “Hele şöyle otur!” diyor. O esnada kasa açıktır ve içi para doludur. “Yahu sen bunu tanıyor musun?” diyorum, “yoo!” diyor. “Müslüman kardeşim. Yetmez mi?” diyor. Yetmez olur mu?.. Keşke her yer böyle olsa. Birbirimize böyle itimat etsek.

Çoğu defa, kitap çalışmalarından, kafamı meşgul eden sorulardan bunalmışken Doğu’ya giderim. O güzel insanların arasında insan huzur buluyor. Van, Erciş, Ahlat, Bitlis, Muş, Cizre, Silopi, Diyarbakır (bizim büyük oğlanın askerliği sırasında defalarca gittim) sıklıkla gezdiğim yerler. “Raif Abi âhirete gitti” denilince bunları hatırladım. Doğunun o güzel insanlarına selam olsun. Rabbim o bölgeye ve yurdumuzun her yerine huzur, emniyet ve refah ihsan eylesin.  

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?