USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Bu kafayla gidersen askere, zor alırsın teskere!

06-09-2021

CHP, ülkemizin “en eski, en yaşlı” partilerinden. Tarihinde “tek başına iktidar” olmuşluğu var. Ancak 1950’den sonra bu mümkün olmamış.

“Tek başına iktidar olmuş” dedik. Hem de yaklaşık 26 yıl. İlk kuruluşundaki ismi CHF… O zaman “parti” yerine “fırka” tabiri kullanıldığı için böyle. Peki, iktidara talip başka parti çıkmamış mı? Ya da başka hangi partiler varmış? Kısaca söyleyelim. TCF (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası) İstiklal Mahkemeleri’nden sonra kapatılmış. Kurucularının başına “bir şeyler” gelmiş. SCF (Serbest Cumhuriyet Fırkası)  kurulmuş. Ancak ömrü fazla uzun olmamış. Komünist Parti bile kurulmuş. Ancak çok geçmeden hepsi de kapatılmış. Geriye kala kala CHF kalmış. (Daha sonraki ismiyle CHP. Biz de bundan sonra bu adla yâd edeceğiz…)

CHP çok çok büyük icraatlara imza atmış. Belki de insanlık tarihinde eşi benzeri görülmemiş icraatlara. Ancak ortada şöyle tuhaf bir durum var. Bu icraatları enine boyuna ele alıp tahlil etmek, tartışmak yasak. Zira ortada devedişi gibi bir 5816 sayılı kanun var. “Bu ne biçim iş?” dediğinizi duyar gibiyim. Resmen ve alenen işte böyle bir iş. Biz o devreyi ucundan kenarından araştıralım dedik de başımıza gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi. Gidip şikâyet dilekçelerine baktım, tamamı da CHP mensubu kişilerdi.

CHP, 1950’den bu yana tek başına iktidar olamıyor. Sebebi, işte o devrin kapalı kalmasıdır. İsmini değiştirip başka partiye çevrilse, belki iktidar olma şansı olacak. Ancak mazisi ayağında pranga olmuş, farkında değil. O tek parti devrinin “tartışılmaz” olmasını müdafaa etmek bu partinin en büyük handikabı…

İşte seyrediyorsunuz, CHP Genel Başkanı ve sözcüleri iktidar partisini ve bu partinin genel başkanını alabildiğine tenkit edebiliyor. Hakeza AK Parti Genel Başkanı da halk tabiriyle “Bay Kemal!” deyip CHP Genel Başkanı’nı Antep usulü aba güreşindeki gibi kaldırıp kaldırıp yere çarpıyor. Hakaret edilmediği müddetçe bir şey yok. Peki, niçin aynı durum 1950 öncesi için geçerli olmuyor?

CHP sözcülerini takip ediyorum. Dikkate değer konuşmalar yapıyorlar. Ancak ara sıra öyle laflar ediyorlar ki bir çuval inciri berbat ediyorlar. Hele bazı milletvekillerinin söyledikleri bir âlem. İnsan onları dinleyince; “Bu kafayla gidersen askere, zor alırsın teskere!” demekten kendini alamıyor. Buyurun CHP İzmir Milletvekili Kani Beko’nun söylediklerine bakın: “Meclis, Kur’an-ı Kerim okunacak yer değil.”

Bu sayın milletvekiline bazı “tarihî gerçekleri” hatırlatmak isterim. Bakınız geçenlerde 30 Ağustos Zaferi kutlandı. Yani Kurtuluş Savaşı’nın zaferle taçlanması… İşte bu şanlı mücadele boyunca TBMM’de her oturum öncesinde Kur’an-ı Kerim okundu, dualar edildi ve ondan sonra çalışmaya başlanıldı. Bu “Gazi Meclis” bir Cuma günü Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde kılınan Cuma namazının ardından toplandı. Camiden Meclis’e kadar sancak-ı şerif açıldı, tekbirler getirildi. Meclis önünde hatim duası yapıldı. Meclis’in çalışmasının hayırlı olması ve yurdumuzun düşman istilasından kurtarılması için dualar edildi. Sayın Beko, lütfen TBMM’nin nasıl açıldığını inceleyiniz, Kurtuluş Savaşı boyunca hangi ruhla toplanıp mesai harcadığına bakınız.

Yok, CHP, Bektaşi misali, “Ben hafız değilim!” derse o başka. O zaman ne olur? Değil 9, 90 seçime de gidilse netice değişmez. Sayın Recep Tayip Erdoğan, Kavuklu’nun Pişekâr’ı tokatlaması gibi, “Al sana Bay Kemal!” deyip şaplağı indiriverir.

Âcizane tavsiyem; CHP’nin tarihimizle, kültürümüzle, temel değerlerimizle barışması ve bu değerlere sahip çıkmasıdır. İnanın bundan kendisi kazançlı çıkacaktır. Bakınız bir adayı kafasını gözünü yararak da olsa bir Yasin-i Şerif okudu, koca İstanbul şehrinin başkanlığını kapıverdi. Bu örnek, ders ve ibret almak için yetmez mi?

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?