CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık toplam 407 kişi hakkındaki dava üçüncü gününde devam etti.
Duruşmaya ara verildiği sırada bazı medya organlarına tepki göstererek “1 yıldır hakarete uğruyoruz, 3 gündür kelime yazamayan basın utansın” diyen İmamoğlu duruşma sonrasında da TRT'ye tepkisini "Milletin parasıyla dezenformasyon yapan ahlaksızlık yapan TRT’yi kınıyorum. 86 milyonun parası haram zıkkım olsun!" diyerek dile getirdi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik mali soruşturma kapsamında hazırlanan 3 bin 900 sayfalık iddianameyle açılan ve aralarında seçilmiş İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 107’si tutuklu 402 sanıklı davanın üçüncü celsesi bugün Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi Duruşma Salonu’nda görüldü.
DURUŞMA BİTTİ, İMAMOĞLU TRT'YE SERT TEPKİ GÖSTERDİ
İBB Davasının 3. duruşma günü de tamamlandı. Duruşma yarın, Ağaç AŞ Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın savunması ile devam edecek. İBB Başkanı İmamoğlu, çıkışta gazetecilere dönerek “Milletin parasıyla dezenformasyon yapan ahlaksızlık yapan TRT’yi kınıyorum. 86 milyonun parası haram zıkkım olsun!" ifadeleriyle seslendi.
CHP Şanlıurfa Milletvekili Avukat Mahmut Tanal da duruşma bitiminde tepkisini “Cumhurbaşkanı İmamoğlu’nun cezaevinde ne işi var” diye tekrar ederek dile getirdi. Bunun ardından İmamoğlu, “86 Milyonun Cumhurbaşkanı olacağım” dedi.
‘TAHLİYE BORSASI’ İDDİASI BU KEZ İBB DAVASI’NDA
Sırrı Küçük’ün savunmasının ardından söz avukatına verildi. Avukat Hüseyin Cengiz soruşturma sürecinde konuşulan “tahliye borsası” iddialarını bu kez duruşmada dile getirdi. Cengiz, Avukat Recep Seyhan’ın 10 Ekim 2025’te Sırrı Küçük’ü cezaevinde ziyaret ettiğini söyledi. Recep Seyhan’ın tutuklu Sırrı Küçük’ü tanımadığını, görüşme saatinin de 17.00-18.00 sıralarında olduğunu vurgulayan Cengiz, “Tutukludan ne talep ettin, oradan kovulmaktan utanmadın mı? Sırrı’dan itirafçı olmaz. Sırrı’nın borsada lot değeri olmaz” dedi.
Aynı avukatın daha önce İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’i de ziyaret ettiği biliniyor.
SIRRI KÜÇÜK'TEN DUYGULANDIRAN SAVUNMA
Sırrı Küçük, iddianamede yer alan 22 numaralı eyleme karşı savunma yaptı, suçlamaları reddederek sözlerine başladı.
Küçük, şunları söyledi:
“İddianameyi 165. gün gördük. Ömer Güngör isimli şahıs 12 Haziran’da ifade veriyor öncesinde Sırrı Küçük ismi hiçbir yerde yok. Neden beni gözaltına aldılar? Neden Vatan’da tutuldum? Ben neden Silivri’de tutukluyum? Neden 4 yaşındaki kızıma yalan söylemek zorunda kaldım? Ömer Güngör isimli şahıs 270 gündür dışarda ailesiyle, çocuklarıyla zaman geçirirken ben aileme hasret kaldım. Burada el salladıkça suçlu olduk... Ayda 1 defa 45 dakika görüşebiliyorum, 45 saniye gibi geliyor.
285 gün sonra huzurunuzda en azından kendimi ifade etmeye hazır durumdayım. 2021 yılında kızım Masal Su doğdu. Kızımıza 5 yaşına kadar bir tane yalan söylemedik. Sabah memurlar kapımızı çaldığında ‘hayırdır’ dedik. Polis memuru arkadaşlar gözaltı ve arama kararı olduğunu söyledi. Polis memurlarına ‘Sizde ricam çocuğumuz uyuyor, korkutamadan, uyandırmadan vazifenizi yerine getirebilir misiniz?’ dedim. Kızıma aldığımız yolculukta videolar izletmek için cep telefonu vardı, onu verdim, kendi telefonumu verdim. Kendimden o kadar eminim ki sormadan şifre verdim. Tutanakta şifreyi yanlış yazmışlar, ben düzelttirdim."
"KIZIMA İLK DEFA ORADA YALAN SÖYLEDİM"
"Arama yaptılar, kızımı alnından öptüm, kokladım evden çıktım. Eşim burada olduğu gibi orada da ağlıyordu. Ben de ağladım. Kızım, ‘Baba nereye gidiyorsun?’ dedi. ‘İşe gideceğim’ dedim. Kızıma ilk defa orada yalan söyledim. Öptüm, çıktım, Vatan yerleşkesine geçtik.
İşlemediğim bir suçtan dolayı karşınızdayım. İşlemediğim bir suçun 10 aydır cezasını çekiyorum. Siz de bir babasınız, beni anlamanız lazım. Eşim psikologdan destek alıyor. Kızım anaokuluna başladı, şahit olamadım. Bu saatten sonra bana başka ömür verseniz bu duyguları yaşayamam. Kızımın ilk karne heyecanına ortak olamadım. Kızım 7 aydır pedagogdan destek alıyor. Biz bu acıları yaşadık. İnşallah kimse evladıyla sınanmaz, ayrı da kalmaz.
Dışarda onlar bu dertleri yaşarken ben de burada ayrı dertler yaşıyorum. Yengem vefat etti, cenazesine katılamadım. Çocukluk arkadaşımın cenazesine katılamadım. Cezaevinde oturdum, Fatiha okudum ve günlerce ağladım. Kaldığım koğuşta birçok kavgaya şahit oldum. Sabah tartışan 2 hükümlüden 1’inin, akşam yemeğinde su bardağını diğerinin kafasında kırdığına şahit oldum. Benim dışarda bir kavgam yoktur ama bu hükümlülerle aynı koğuşta kalıyorum.
Başka bir hükümlü, tahliyesine 20 gün kala başka bir hükümlünün boğazını kesti. Elliye yakın dikiş atıldı… Bu olayları soruşturabilirsiniz. Tutuklanmadan önce 74 kiloydum, şu an 58.5 kiloyum. Bu tür olaylara her şahit olduğumda günlerce yemek yiyemedim, uyuyamadım, duş alamadım… Dışarıda yaşadığımız hayat bu değil. Ömer Güngör ile hukuki olarak aynı pozisyonda olduğumu düşünüyorum. O neden dışarda, ben neden içerdeyim?"
"GÖZÜNÜZÜN İÇİNE BAKARAK SÖYLÜYORUM Kİ..."
"Ben emeğimle para kazanan bir şoförüm. İstanbul bizim seçim bölgemizdir. Birçok noktada bir çok etkinliğe, eyleme, düğüne, cenazeye vekilimizi götürmüşümdür. Bana maaş veriyor, ‘götür’ diyor, götürmeme şansım sıfır. Gözünüzün içine bakarak söylüyorum ki benim yanımda herhangi bir kişiyle rüşvet konusunu görüşmemiştir. Başak Petrol’de bulunup bulunmadığım soruldu. Bir Allah’ın kulunun, bir petrol istasyonunun ticari unvanını hatırladığını bilmem. İsmi beni ilgilendiren bir şey değil. Başak Petrol, Petrol Ofisi logolu bir işletmedir. Başak Petrol, Başakşehir ilçesinin ana girişindedir. Ofisimize 2 kilometre uzaklıktadır. Mecburi güzergahlarımızdan. Önünden mecburi olarak geçmek zorundayız.
Başak Petrol’de rüşvete aracılık etmekten suçlanıyorum. Petrolden çay, kahve almışımdır, yiyecek almışımdır, lavabosunu kullanmışımdır. Aracımı yıkamışımdır. Oradan sabah poğaça börek alırdım ya da akşam orada yemek yerdim. Bu sebeplerden dolayı orada baz vermem hayatın doğal akışına uygundur.
Bugün burada Silivri’deyiz. Yüzlerce sanık, avukat, izleyici, kolluk kuvveti burada. Sizler, heyetiniz burada. Binlerce kişi burada baz verdi diye suçlu olabilir mi? Rüşvete aracılık ediyor denebilir mi? Bana göre denemez. Şu an burada baz verenlerden birisi de benim eşim. Neden burada baz verdin diye gözaltına alınabilir mi? Alınmaması lazım. Ben de petrolde baz verdim diye tutuklandım. Ömer Güngör, ‘Sırrı Küçük’ü aradım, sana 5 milyon para getireceğim dedim’ diyor. Benim de, ‘Dışarıdayım, ortak noktada buluşalım’ dediğimi söylüyor. Ortak nokta Başak Petrol…. Burası ofisime 2 kilometre uzakta. Bana rüşvet verecek ben de salağım ya affedersiniz, o kadar kameraların ortasında 5 milyonluk rüşveti alıp, cebime koyup, ‘görüşürüz’ diyeceğim. 5 milyon kocaman bir valiz ebatındaymış."
KIZININ FOTOĞRAFINI GÖSTERDİ
"Ömer Güngör’ün beni arama kaydı yok. HTS kayıtlarında görüşmeye dair kanıt yok. Belgesini çıkarsın bana. 5 milyon rüşvet alacağım, elimi kolumu sallayıp gideceğim…. Alacak olsam ‘ofisime gel, yolumuza bakalım’ derim. Ömer Bey ‘şahsı görsem tanımam’ diyor. Bana 5 milyon verecek, beni tanımayacak… Ben askerden dönerken Esenler otogarında bir teyzeye 2 lira verdim. O kadını daha sonra tekrar görünce tanıdım. 5 milyon değil, 2 TL… Bu çelişki. Para verdiğin adamı tanımayacaksın, cezaevinden çıkacaksın…
Adalet mülkün temeli diye düşünüyorum. 285 gündür karşınıza çıkmak için bekliyorum. Vicdanım çok rahat. Allah bana haram para yedirmesin. Eğer bir lokma haram yiyeceksek Allah o lokmayı boğazımıza tıkasın ve canımızı alsın.
Sizden ve yüce heyetinizden şunu talep ediyorum; 10 aydır ailemden, kızımdan ayrıyım. Ailemle kaybettiğim günleri telafi etmek istiyorum. Ben (fotoğrafını göstererek) kızıma kavuşmak istiyorum. 45 dakika görmek yetmiyor 10 aydır. Hangi şartlarda olursa olsun tahliyemi talep ediyorum. Allah nasip edecek ve inanıyorum ki bu dosyadan beraat alacağım. Bir an önce kızıma kavuşmak istiyorum. (Tekrar fotoğrafını göstererek) Bu kızıma kavuşmak istiyorum.”
BAŞKAN 'GEL SIRRI' DİYE ÇAĞIRDI
Mahkeme heyeti de duruşma salonuna geldi. Mahkeme Başkanı, Özgür Karabat'ın şöförü Sırrı Küçük’ü “Gel Sırrı” diyerek kürsüye çağırdı.
KARABAT'IN ŞÖFÖRÜ SAVUNMA YAPACAK
Aranın sona ermesinin ardından Tutuklu sanıklar mahkeme salonuna getiriliyor. Duruşma, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın tutuklu şoförü Sırrı Küçük’ün savunması ile devam edecek. (Özgür Karabat hakkında, “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü” iddianamesinin hazırlanmasıyla birlikte fezleke düzenlenmişti)
Aranın ardından Ekrem İmamoğlu da duruşma salonuna geldi. Bu sırada salonda “Cumhurbaşkanı İmamoğlu!” ve “Hak hukuk adalet!” sloganları atıldı. İmamoğlu izleyicileri selamlayarak sandalyesine geçti.
DURUŞMAYA ARA VERİLDİ
Aydöner'in avukatı Ali Başar Temiz’in tahliye talebiyle sonlandırdığı savunmasının ardından mahkeme başkanı, duruşmaya 14:00’e kadar ara verdi. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ara nedeniyle salondan çıkarken gazetecilerin bulunduğu alana selam verdi. İmamoğlu, “1 yıldır hakarete uğruyoruz 3 gündür kelime yazamayan basın utansın” dedi.
Ekrem İmamoğlu da duruşma salonuna geldi. Bu sırada salonda “Cumhurbaşkanı İmamoğlu!” ve “Hak hukuk adalet!” sloganları atıldı. İmamoğlu izleyicileri selamlayarak sandalyesine geçti.
AYDÖNER'İN SAVUNMASI TAMAMLANDI
Duruşma mahkeme başkanının Bulut Aydöner'e yönelik sorularıyla sürüyor. Mahkeme başkanı Aydöner’e duruşmada Baki Aydöner’le ilişkisi ve dosyadaki taşınmaz devri iddialarıyla ilgili toplam yedi soru yöneltti. Mahkeme başkanı, özellikle Aydöner’in ağabeyi Baki Aydöner ile ticari ilişkisi olup olmadığını, şirket faaliyetlerini ve Serbülend Danış’tan devredildiği iddia edilen taşınmazlara ilişkin süreci sordu.
Bulut Aydöner ise sorulara verdiği yanıtlarda ağabeyi ile yalnızca kardeşlik bağı bulunduğunu, ticari faaliyetlerinin bağımsız yürütüldüğünü ve söz konusu taşınmazların şirketi tarafından hukuka uygun şekilde satın alındığını yineledi. Daha sonra soru yönelten savcı ise Aydöner’e iki soru yöneltti. Savcı ilk olarak dosyada yer alan seyahat kayıtlarının Aydöner dışında nasıl oluşturulmuş olabileceğini sorarken Aydöner ise tüm şirket işlemlerinin dijital kayıtlı ve imzalı olduğunu belirterek, dosyada geçen kaşenin şirketinin resmi kaşesi olmadığını söyledi. Savcı ikinci sorusunda ise Aydöner’in noterde verdiği ıslak imzalı belgelerle dosyadaki imzalar arasındaki benzerliğe dikkat çekti. Aydöner bu iddiaya karşılık, söz konusu belgenin gerçek olmadığını düşündüğünü belirterek “O kadar yalan söyleyen birinin sahte evrak da düzenleyebileceğini tahmin ediyorum” dedi. Duruşmada savcılık, kaşenin farklı olduğuna dair resmi işlemler üzerinden kanıt sunulabileceğini belirtirken, avukatlar bu yönde dosyaya bir tespit sunulmadığını ifade etti. Mahkeme başkanı ise “Sanık zaten suçlamaları kabul etmiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Daha sonra Aydöner’in avukatı Aysun Okur söz aldı. Suçlamalardaki çelişkilere dikkat çeken Akur, Serbülend Danış hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. Okur, Aydöner’e yöneltilen “örgüt için para alma” suçlamalarının beyanla kanıtlanamayacağını söyledi. Aydöner’in diğer avukatı Ali Başar Temiz ise Aydöner’in yer aldığı suçlamalarda, kimsenin birbirini tanımadığına dikkat çekti.
"YALAN BEYANLARLA BENİ TUTUKLATTIRDI"
Savunmasına başlayan Bulut Aydöner savunmasına delilsiz belgesiz, yalan beyanlarla tutuklandığını söyledi. Aydöner, şirketin her işleminin yasal olarak ilerlediğine dair belgeleri mahkemeye sundu. Aydöner, ticari faaliyetlerini anlatarak başladığı savunmasında, annesi ve kendi adına kurulan şirketle yaptığı ticaret kayıtlarını, kartonlarla mahkemeye gösterdi.
Aydöner, şöyle dedi:
“Ben delilsiz ve belgesiz bir beyanla, hakkımda araştırma yapılmadan tutuklandım. Ben şirketime maddi manevi bu kadar emek sarfederken bunun bir beyanla mahvedileceğine inanmak istemiyorum. Ticari kariyerimden özellikle bahsediyorum çünkü devlet destekli ve emek endeksli büyüttüğümüz emekler hiçe sayılırcasına bir MASAK raporu sunulmuş dosyaya. Burada, şirketle ilgili ödemelerin hepsi olağandışı ödemeler olarak sınıflandırılmış. İddianamede talimatla hareket ettiğim belirtilmiş, bunları bu nedenle anlatıyorum. Abim CHP’de üst düzey yönetici. Tarzı, siyasi fikri açıkça belli. Ama biz ayrıyız. Bana herhangi bir talimat vermesi söz konusu değildir.
İBB’den ihale alan Serbülend Danış ve şirketinin hakediş ödemesi alabilmek için iki taşınmazını devretmek zorunda kaldığı ve bu taşınmazları ortağı olduğu firma üzerine geçirerek icbar yoluyla irtikap suçuna iştirak ettiği iddiasıyla yargılanan Aydöner, kendisini şu sözlerle savundu:
“Rüşvet olarak alınan bir yerin tapu masrafını ben niye kendi hesabımdan ödeyeyim? İki tapu ödemesi de sorunsuz yapıldı. Hem şikayetçi Serbülend Danış ve kardeşi Taylan Danış’ın, taşınmaza karşılık para almadık demeleri gerçekçi değildir. Aleyhime tanık olan kişi, beni tanımadığı halde şirketimle ilgili beyanda bulunuyor. Serbülend Danış benim hakkımda yalan söyleyerek beni tutuklattı. Serbülend’in ismini duydum ama kim olduğunu tutuklandıktan sonra cezaevinde öğrendim. Serbülend Danış, hatırlamadığı ve bilmediği olayları tutuklanma korkusuyla anlatmış. Ben ve abimin kaçma durumu, kaçma ihtimali yoktur. Asıl kaçma ihtimali olanlar tutuksuz şekilde gelip burada ifade verecek. Serbülend Danış’ın ifadesinde, ekonomik olarak zor durumda olduğunu iddia etmesi de yanlıştır. 5 milyon TL’lik para akışları hesabında olan bir insanın ekonomik olarak zor duruma düşmesi gerçekçi değildir. Alacakları 500 milyon TL değerindeyken, ‘sistem’ adı verilen olayı duyarak, ona uygun bir senaryo çizmişler. Arsaların toplam 50 milyon TL değerinde olduğunu söylüyor ama ihale bedeline göre arsaların değeri 100 milyon TL olmalıydı.”
Dosyadaki bazı suçlamalara anlam veremediğini söyleyen Aydöner, suçlandığı ikinci eylem olan 30.eylem hakkında da konuşarak “Eylem 30’da karıştırıldığımı düşünüyorum. Gerçekten hiçbir şekilde anlam veremedim. İddianamede sadece benim adım vardı. Kamu kurumunu dolandırma suçundan bugüne kadar hiç ifadem alınmadı. Baki Aydöner’in ağabeyim olması dışında dosyadaki hiçbir kişiyle bağlantım yoktur. Hiyerarşik bir ilişki içinde talimat almam söz konusu değildir, olamaz da. Hasanoğulları DTM benim kendi emeğimle kurduğum şirkettir. Ağabeyimin bu şirketle hiçbir ticari bağlantısı yoktur. Onun siyasi hayatı benim ticari hayatımı bağlamaz. Alnım ak, hesabını veremeyeceğim hiçbir eylemim yok. Yüce Türk yargısına ve Allah’ın adaletine inancım tamdır. Üzerime atılan iftiraların doğru olmadığını belirterek tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum” sözleriyle ifadesini sonlandırdı.
BULUT AYDÖNER SAVUNMAYA BAŞLADI
Duruşma saat 10:37’de başladı. Avukatlar, tutuklu sanıkların aileleriyle selamlaşmasının engellenmemesine yönelik talepte bulundu. Hakim olayın kamera kayıtlarına bakılıp değerlendirileceğini belirtirken ayrıca, basın mensupları için salonun en köşesinde ayrılan yerin daha orta kısımlara taşınacağını açıkladı. İlk savunmayı tutuklu olan CHP PM Üyesi Baki Aydöner'in kardeşi, tutuklu iş insanı Bulut Aydöner yapıyor.
İMAMOĞLU SLOGANLAR EŞLİĞİNDE SALONDA
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu salona getirildi. Giriş yaptığı anda salonda “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları atılırken İBB Başkanı, dün olduğu gibi tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan ile bir boşluk aralı olmak üzere yan yana oturuyor.
DURUŞMA ÖNCESİ YİNE GERGİNLİK
İBB Davası'nın üçüncü gününde tutuklular salona gelmeye başladı, duruşma birazdan başlayacak. Jandarma, dün olduğu gibi tutukluların izleyici sıralarına el sallamasını engellemeye çalıştı. Bazı tutuklular jandarma ile tartışıyor.
Dilek İmamoğlu’nun tutuklu kardeşi Cevat Kaya, jandarmalara tepki gösterdi. Kaya, jandarmaların izleyicileri selamlamasını engellemesi üzerine “40 yıldır bu ülkeye vergi ödüyorum. Bana insan gibi davranın!” ifadelerini kullandı.
DİLEK İMAMOĞLU SİLİVRİ'DE
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu, davayı takip etmek için Silivri'ye geldi.
İLK İKİ GÜN NELER YAŞANDI?
9 Mart'ta görülmeye başlanan duruşmanın ilk gününde avukatlara verilmeyen ifade listesinin iktidara yakın gazetelere verildiğine yönelik tepkilerin ardından mahkeme başkanı salonun boşaltılmasını isteyip salonu terk etmişti. Duruşmada mahkeme başkanının İmamoğlu'na "sen" diye hitap etmesi de gerginliğe yol açmıştı. Ayrıca ilk duruşmada mahkeme heyeti dün reddi hakim talebini reddetmişti.
Yargılananlardan CHP'li Aykut Erdoğdu'nun savunmasını yaptığı ikinci güne ise "yapay zeka" tartışması damga vurdu. Avukatlar iddianamenin kabulünün ardından düzenlenen tensip zaptında yapay zekâ kullanıldığını iddia etti. Tensip zaptında müşteki sırasına “Kamu Hukuku” yazılıp "Kamu Hukuku"nun kişi olarak ifade edildiği ve karşısında 1 Ocak 1980 doğumlu, “Kamu oğlu” olduğu eklendiği görüldü. Zapta tepki gösteren avukat Ali Rıza Dizdar, “Bu tensip zaptı ile 106 kişinin tutukluluğunun devamına karar verdiniz. Bu kararı da mı yapay zekâ verdi?” dedi.







