?>

Özgür Özel'den Erdoğan'a teklif: Gel İBB seçimlerini yenileyelim...

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla başlattığı 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitinglerini sürdürüyor.

Siyaset - 3 saat önce

CHP’nin 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitinglerinin yeni durağı Beşiktaş oldu. Miting alanına mesaj gönderen İmamoğlu "Yolumuz ne kadar uzun ve çetrefilli olursa olsun, kazanan biz olacağız. Kazanan 86 milyon olacak. Adaletsizlik, liyakatsizlik, merhametsizlik son bulacak ve her şey çok güzel olacak" dedi. CHP lideri Özgür Özel, AKP'nin İstanbul'da astığı afişlere tek tek yanıt verdi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla başlattığı 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitinglerini sürdürüyor.

Mitingin yeni adresi Beşiktaş olurken, yurttaşlar alanda toplandı.

CHP'nin İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İmamoğlu'nun mektubu yurttaşlara aktardı:

"Güzel İstanbullular, güzel Beşiktaşlılar… Değerli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, gözlerinin içi gülen çocuklar, cesur gençler… Her birinize teker teker sarılıyorum, hasretle kucaklıyorum. Sizleri çok özledim. Adalet mücadelesinin yılmaz neferlerinin, boyun eğmeyenlerin meydanına hoş geldiniz. İyi ki buradasınız, bu güzel meydandasınız. İyi ki dayanışmanın, umudun ve cesaretin sesini yükseltiyorsunuz. Milletin iradesine vurulan darbenin, bizlere yapılan zulmün karşısında dimdik duruyorsunuz. Sağ olun, var olun.”

“MİLLETİN GÖNLÜNDE ONLAR YOK, BİZ VARIZ”

“Beşiktaş’ın muhafızı, Beşiktaşlıların iradesi Rıza Akpolat kardeşimi ve tüm diğer arkadaşlarımızı hapsedenler, bir büyük korkuya esir düşmüşlerdir. Onları yakıp kavuran bu korku, millete hesap verme korkusudur. Biz iş başına gelmek, vatandaşa hizmet etmek için gün sayarken, onlar milletin karşısına çıkmamak için sandıktan kaçıyorlar. Çünkü milletin gönlünde onlar yok, biz varız. Biz icraatlarımızla, hizmetlerimizle vatandaşın gönlüne girdik. Milletin parasını doğrudan millete verdik. Halka ait ne varsa işgalden kurtardık, halkın kullanımına açtık. Bu sayede neler başardığımızı sizler çok iyi biliyorsunuz. Sadece bu meydanda yarattığımız büyük değişim bile icraatçı, halkçı yönetim anlayışımızın özünü göstermeye yeter.”

“İSTANBUL’UN MUHAFIZI OLMA BİLİNCİYLE HAREKET ETTİK”

“Barbaros Meydanı, İstanbul’un ‘adı var, kendi yok’ meydanlarından biriydi. Kamusal alanlar işgal edilmişti, vatandaşın denizle bağı kopmuştu. Artık bir güvenlik riski oluşturan çelik köprü yolu kaldırdık, burayı yeniden düzenledik. Vatandaşımızı meydanla ve denizle buluşturduk. Gezme, dinlenme, buluşma imkanları sağladık. Alana yeni ağaçlar, yeni yeşil bölgeler kazandırdık. Asla birilerine rant yaratma düşüncesinde olmadan, sadece ve sadece vatandaşın faydasını gözeterek, İstanbul’un muhafızı olma bilinciyle hareket ettik.”

“BUNLARI BİR KİŞİNİN DEĞİL, AZİZ MİLLETİMİZİN EMRİNE AMADE OLDUĞUMUZ İÇİN YAPTIK”

“Beşiktaş’ta ulaşımı kolaylaştırmak için Yıldız-Mecidiyeköy-Mahmutbey metro hattını ve Boğaziçi Üniversitesi Hisarüstü Aşiyan Füniküler Hattı’nı açtık. Karanfilköy’de 60 yıllık mülkiyet sorununu çözdük, hak sahiplerini depreme dayanıklı evlerine kavuşturmak için adım attık. Kabataş Transfer Merkezi’ni açtık. Bebek ve Kuruçeşme sahillerini yeniledik, güçlendirdik, parklarımızı yeniledik. Beşiktaş’ın altyapı sorunlarını çözdük. Çocuklarımıza, gençlerimize, annelerimize çok büyük sosyal destekler verdik. Bütün bunları bir kişinin değil, aziz milletimizin emrine amade olduğumuz için yaptık.”

“BİZİ ENGELLEYEMEYECEKLER”

“Hizmet ve icraat mücadelemizi durdurmak için hukuku ayaklar altına alıp, bana, Rıza Akpolat başkanımıza ve tüm belediye başkanı arkadaşlarıma her türlü zorbalığı yapanlar bilsinler ki bizi engelleyemeyecekler. İktidara geleceğiz ve çok daha fazlasını yapacağız. Ekonomide, eğitimde, yargıda, sağlıkta, devletin sunduğu tüm imkanlarda adaleti hakim kılacağız. Bu hükümetin en çok mağdur ettiklerinin, dar gelirlilerin, emeklilerin, gençlerin ve kadınların hayatını kolaylaştıracak, güzelleştirecek adımlar atacağız.”

“KAZANAN BİZ OLACAĞIZ, KAZANAN 86 MİLYON OLACAK”

“Herkesin emeğinin, girişiminin, yatırımının karşılığını sonuna kadar aldığı, çok güçlü, yenilikçi, verimli bir üretim ekonomisi inşa edeceğiz. Sadece hukukun ve demokrasinin sınırları içerisinde hareket eden, millet iradesine tabi ve vatandaşa sonuna kadar saygılı bir devlet yapısı kuracağız. Hep birlikte başaracağız. Dalga dalga büyüyeceğiz. Birleşe birleşe güçleneceğiz. En zor şartlar, en ağır baskılar altında bile hukuk ve demokrasi nasıl savunulurmuş, seçim nasıl kazanılırmış, dünyaya göstereceğiz. Yolumuz ne kadar uzun ve çetrefilli olursa olsun, kazanan biz olacağız. Kazanan 86 milyon olacak. Adaletsizlik, liyakatsizlik, merhametsizlik son bulacak ve her şey çok güzel olacak. Her şey çok güzel olacak, çünkü biz çoğalacağız. Kurtuluş yok tek başına, haydi herkes görev başına. Kalın sağlıcakla.” 

RIZA AKPOLAT'TAN MEKTUP

17 Ocak 2025'ten bu yana cezaevinde bulunan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın kaleme aldığı mektup geçtiğimiz günlerde ev hapsi kaldırılan eşi Yeşim Akpolat tarafından okundu.

Akpolat cezaevinden yazdığı mektupta şunlara yer verdi:

"Bugün bu satırları Silivri'nin dört duvar arasında yazıyorum ama kalbim ve aklım Beşiktaş Meydanı'nda sizlere. Nazım'ın dediği gibi; 'Mesele esir düşmekte değil, teslim olmamakta.' Ben asla teslim olmadım, ne adaletsizliğe ne hukuksuzluğa ne zorbalığa olmadım olmayacağım. Bugün sözlerimi, sesimi sizlerle ulaştıran bu zor günlerde dik duruşundan bir an bile ödün vermeyen canım eşim Yeşim'e emanet ediyorum."

"Mücadelemi genel başkanımız Sayın Özgür Özel'e, gençlik kollarında girdiğim baba ocağım Cumhuriyet Halk Partisi'nin inançlı neferlerine ve yol arkadaşım, kardeşim Özgür Çelik'e emanet ediyorum. Hakkımı hukukumu canımdan çok sevdiğim Beşiktaşımı ise siz değerli Beşiktaşlılara emnaet ediyorum. Hepinizi saygıyla, sevgiyle ve hasretle selamlıyorum. Kıymetli Beşiktaşlılar bir yıldır iddianamesiz, adına itiraf denilen 'itirafçı' beyanları dışında, hiçbir kanıt olmaksızın Silivri zindanındayım. Sadece ben değil, 15 buçuk milyon oyla cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu ve 15 belediye başkanımız, onlarca onurlu bürokratımız, Silivri zindanında."

"Ülkemizin aydınlık yarınları için bugünden bedel ödüyoruz. Ben burada neden tutsak edildiğimi çok iyi biliyorum. Hem partimizde hem Türkiye'de büyük bir değişimi gerçekleştirip, halkımızın umudunu yeşerten neferlerden olduğum için tutsağım. Beşiktaş'ı rantın değil halkın Beşiktaş'ı yaptığım için tutsağım. Yandaş medyada günlerce iftiralar atıp, itibar suikastı yaptılar. Sureti halktan gözüken kimi kişiler, bu itibar suikastine hevesle katıldılar. Onların kim oldukları ve kime hizmet ettiklerini yakın bir zamanda ortaya çıkaracağım. Aileme, dostlarıma, sevdiklerime zulm ettiler. '40 sayfa itiraf yazdı, itirafçı oldu' dediler. Yalan çıktı utanmadılar. "

Evimi, tüm yaşamımı didik didik ettiler, tek bir suç unsuru bulamadılar. Suç icat etmeye kalktılar onu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Suç örgütü liderini serbest bırakırken, tek bir kanıt koymadan beni ve yol arkadaşlarımı esir aldılar. Haksız hukuksuz geçen bir yılın ardından, artık herkes şunu biliyor ki: 'Rıza Akpolat'ın boğazından tek bir haram lokma geçmedi geçemez'.

"Ellerinde beni yargılayacak tutarlı hiçbir kanıtları olmadıkları için, yıllarca her kademesinde görev aldığım partimde değişim için çalışmamı da suç saydılar. Geçen hafta İstanbul İl Kongresi'nde hakkımda açılan davada hakim karşısına çıktım. Dün ise 38'inci Olağan Kurultay davasında... Savcılık beraat edeceğimden emin olacak ki, bu kez de başka bir davadan tutukladı beni."

"Beşiktaş'ta aşevi yapmamız suç ilan edildi. Ne iftiralar ne haksız yargılamalar ne tutuklamalar... Benim için artık hiçbir önemi yok. Ben iktidarın bu kumpas mahkemelerinde yargılanmayı, sizlerin vicdanında mahkum olmaya tercih ederim. Benim için öneli olan Beşiktaş halkının, yol arkadaşlarımın gönlünde tertemiz olmaktır. Bana Silivri başta olmak üzere ülkemin zindanlarında direnen tüm yol arkadaşlarıma uygulanan, düşman hukukudur. Teslim alınmak istenen bizim şahısımızda, sizlerin iradesidir."

"Buradan bir kez daha ilan ediyorum halkın iradesini, Cumhuriyeti, adaleti ve hürriyeti savunmaktan asla vazgeçmeyeceğim. Asla teslim olmaycağım. Çünkü Hızır Paşa'ya teslim olmayan Pir Sultan'ın geleneğinden geliyorum. Çünkü boynunda idam fermanyla Anadolu'ya geçip, kurtuluş ateşini yakan Mustafa Kemal'in partisi, Cumhuriyet Halk Partisi'nin evladıyım."

CHP lideri Özgür Özel'in konuşmalarından satır başları şu şekilde:

“Günler, aylar geçti; takvimler birer birer döküldü. 19 Mart darbesinden beri tam 300 gün oldu Bu gece bu meydandayız, Beşiktaş Meydanı’ndayız. İki anlamı birden var bugünün. Bugün 19 Mart darbesinin 300’üncü günü ve Beşiktaş’ın evladı Rıza Akpolat’ın tutukluluğunun birinci yılındayız. Bu kara günde, bu 365 kara güne, darbeden beri geçen 300 kara güne, bugünlerde şu güzel insanlara, şu suçsuz insanlara, bu ailelere, bu evlatlara, bunları çektirenlere bir çift sözüm var. Er ya da geç o sandık gelecek. Er ya da geç AK Parti’nin kara düzeni bitecek. Bu rejim yıkılacak, adalet gelecek. Hatırlayalım hep beraber… Önce 31 Mart seçimlerinde millet bir karar verdi. O kararla partimiz 47 yıl sonra ilk kez bir seçimden birinci parti çıktı. Adalet ve Kalkınma Partisi de kurulduğu günden beri ilk kez bir seçimi kaybetti ve ikinci parti oldu. Biz 47 yıl boyunca asla ve asla dönüp de milletin iradesine karşı, milletin sözünün üstüne söz söylemedik. Üzüldük, hatayı kendimizde aradık. Millete çatmadık, millete küsmedik. Sandığa sırtımızı dönmedik. Demokrasinden umudu kesmedik. Ama bir kez seçim kaybedenler, kazanırken ‘Milli irade, milli irade’ diyenler kaybedince ne yapacaklarını şaşırdılar. Buradan hatırlatmak isteriz ki hem de bunu bu meydana değil; bunu CHP’lilere, Millet İttifakı’nda olanlara değil; bunu AK Partililere söylüyorum. Bir kişinin, bir hareketin, bir partinin demokratlığı seçim kazandığı akşam ne yaptığı ile ölçülmez, seçim kazanınca ne yaptığı ile ölçülmez. Bir hareketin, bir partinin demokrat olup olmadığını ölçmek için seçimi kaybedince ne yaptığına bakılır. Ne yaptılar? Maalesef hazmedemediler. Ne yaptılar? Bir siyasetçiye, eskiden hakimlik yapmış, sonra siyasete atılmış ve Adalet Bakan Yardımcısı olan birisine ‘Sen dön, İstanbul’a git’ dediler. Özel vazife verdiler. ‘Git ve İstanbul’da Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşünü durdur. İktidara yürürken buna katkı yapanları, bu yolda yürüyenleri engelle. Bir yolunu bul, beni onlardan kurtar’ dedi Tayyip Erdoğan. Niye yaptı bunu? Şunun için yaptı; kadın kollarına, gençlik kollarına, ana kademesine güvenmiyordu. Artık onlardan ümidi yok. Kendi cesareti yok. Yargı kollarını kurdu. Başına Bakan Yardımcısı’nı koydu. Buraya yolladı.”

“CHP’LİLERİN TAMAMININ SEÇİLDİĞİ İLÇEDE İLK ADIMI ATTILAR”

“O günden beri ki 2 Ekim’de atandı, 9 Ekim’de göreve başladı. 30 Ekim’de Sevgili Ahmet Özer’i tutuklayarak, Esenyurt’a, Türkiye’nin en büyük ilçesine kayyım atayacak işe başladı. Ardından 19 Mart’ın bir provası olarak, Beşiktaş’ta Rıza Akpolat’a, seçimlerde rekor üstüne rekor kıran, memnuniyet anketlerinde birinci çıkan, belediye meclis listesinde tamamını seçtiren… Beşiktaş’ta bir tane başka partiden belediye meclis üyesine siz yetki vermediniz. CHP’lilerin tamamını seçtiniz. Böyle bir ilçeye geldiler. Böyle bir ilçede 19 Mart darbesinin ilk adımlarından birini attılar. Buradan Rıza kardeşime; pırıl pırıl, çalışkan ve geçmişte partimizin ilçe başkanlığını da yapan ve örgütten gelen Rıza kardeşime yapılan bu zulme karşı bu akşam bu meydandan açıkça ifade ediyoruz ki biz suçlamalardan korkmayız, verilmeyecek hesabımız yok. Ancak bir yıllık bu zulmün sonunda daha iddianame henüz gelmişken, belki de tutuksuz yargılama başlayacakken, iddianamenin sonunda yargılama bittiğinde suçsuzluğu ispatlanacakken, apar topar geçen hafta bir başka ifadeyle bir kere daha tutukluluk tedbirine başvurdular. Açıkçası yedekliyorlar. Açıkçası Rıza Akpolat’ı ‘O davadan serbest kalırsa, aman çıkıp da Beşiktaş’a gidip, Beşiktaş ile kucaklaşmasın’ diye tutuklulukta yedeklediler. Ne demek tutukluluk? Kaçma şüphesi demek. Yahu Allah’tan korkun. Bakın buradan ifade ediyorum. Sandıkla belediyeden giremeyen AK Parti, geçen sene bu gece polislerle belediyeye girdi. Rıza Başkan’ın evinin kapısına dayandı. Kapıyı çaldılar, kapıyı Perihan Teyzem açtı. Perihan Teyze ‘Ne oldu oğlum?’ dedi. Dediler ki ‘Rıza Akpolat’ı almaya geldik.’ ‘Yok evladım’ dedi, ‘İçeride değil.’ ‘Nerede?’ ‘Vallahi’ dedi, ‘Babasının yanına gitti. Arayım, gelir.’ ‘Yok arama, adresi ver.’ Adresi aldılar. Balıkesir’in Edremit ilçesinde babasının yazlığına baskın yaptılar. Rıza Akpolat İstanbul’a gittiklerini duyunca, babasının evinden kaçmadı. Telefon edildiğinde haberi olduğunda ‘Yola çıkıyorum, geliyorum’ dedi. Dediler ki ‘Biz gideceğiz, biz oradan alıp getireceğiz.’ Onları bekledi. Böyle bir insanı kaçma şüphesiyle, Beşiktaş’a hizmet etme imkanından mahrum bırakıyorlar. Ben buradan Ali Amcamın, Perihan Teyzemin ellerinden öpüyorum. Rıza kardeşime şunu söylüyorum; Aziz İhsan Aktaş örgütünün mensubuymuş Rıza Akpolat. Aziz İhsan Aktaş 704 yılla yargılanıyor, ortalıkta geziyor. Meclis’ten, Sayıştay’dan, Yargıtay’dan, Türk Hava Yolları’ndan ve AK Partili yüzlerce belediyeden iş alan bu kişi geziyor. İş aldığı yerlere tek bir soru sorulmuyor. İş aldığı AK Partili belediyelere tek soru sorulmuyor, bir dosya istenmiyor. Ama Rıza Akpolat, bir yıldır haksız yere tutuklu olarak içeride yatıyor. Buradan Rıza Akpolat’ı da Belediye Başkan Yardımcımız Ali Rıza Yılmaz’ı da belediye meclis üyelerimizi de ‘İftira atın, yoksa yıllarca çıkamazsınız’ dendiği halde ‘Biz kimseye iftira atacak insanlar değiliz’ deyip, ahlaksız teklifleri reddeden bütün bürokratlarımızı da sevgiyle, saygıyla kucaklıyoruz.”

“300 KEZ UMUDU VE MÜCADELEYİ GÜNEŞLE BİRLİKTE DOĞURDUK”

Diğer yandan 19 Mart darbesinin ardından 300’üncü kara gündeyiz. O günü hatırlayalım… O günden bugüne, o günün akşamından bugünün akşamına 300 kez güneşi batırdık, 300 kez her sabah umudu ve mücadeleyi yeniden güneşle birlikte doğurduk. O gün darbeye kalkıştıklarında dedik ki ‘Her darbenin bir siyasi hedefi var. Bu darbenin siyasi hedefi, Cumhuriyet’in bir sonraki iktidarına darbedir, Türkiye’nin bir sonraki Cumhurbaşkanı’na darbedir. Bizim arkadaşımız, 15,5 milyonun aday gösterdiği Cumhurbaşkanı adayımıza darbedir.’ Bir de her darbenin fiziki hedefi olur. Bunlardan en önemlisi, Saraçhane binasıydı. Oraya gittik ve dedik ki ‘Bu akşam buraya İstanbulluları iradelerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.’ Hiç vakit kaybetmeden beş günlük eylem, sokağa çıkma, toplanma, gösteri yürüyüşü yapmayı yasakladılar, ‘Üç kişi bir araya gelemezsiniz’ dediler. Arkadaşlar dedi ki ‘Eyvah. Burası yarımada, yasak olursa nasıl olacak?’ Dedim ki ‘Ne olacak?’ Dediler ki ‘Buraya ulaşımı keserler.’ ‘Ne yaparlar?’ dediysek yaptılar. Metroları durdurdular, kapattılar. Otobüsleri yaklaştırmadılar. Altı kilometre etrafına çember çektiler. Köprüleri kaldırdılar. Vapurları bağladılar. Ama Saraçhane Meydanı’na ilk gece 110 bin kişinin gelmesine engel olamadılar. O gün Saraçhane’ye gelen ve ilk başta kimseler yokken orada, önce Vatan Emniyet’in önündeki 4 bin Cumhuriyet Halk Partili ve yine aynı anda İstanbul Üniversitesi’nin önünde toplanan öğrencilerin önlerindeki barikatları yıkarak gelmeleriyle, ilk fotoğrafları paylaşmalarıyla, oraya 110 bin kişinin akmasıyla Türkiye’de tarihin akışı değişti. Başta İstanbul Üniversitesi’nin, Boğaziçi’nin, İTÜ’nün ve İstanbul’daki tüm üniversitelerin öğrencilerinin önünde saygı ile eğiliyorum. Gözaltındaki kendi evladıymış gibi dört gün gece ve gündüz Vatan Emniyet’in önünde toplananların, Saraçhane’ye akanların, engelleri kaldırıp, iradesine sahip çıkanların önünde, hepinizin önünde saygı ile eğiliyorum. Şimdi karşımıza geçmişler, FETÖ gibi ‘Tuğla kadar iddianame yazdık’ dediler. Millet elbette bunlara inanmadı. İnananlar da perişan oldu. Başta Recep Tayyip Erdoğan. Hani ahtapot vardı? Kolları vardı hani? Hani iddianame çıkınca birbirimizin yüzüne bakamayacaktık? Hani iddianame çıkınca insan içine çıkamayacaktık? İnsan içine çıkamayacak biri varsa o savcıyı oraya atayandır. O savcıya inanıp da yaz boyu bize iftira atandır.

“SÖYLEDİKLERİ HER ŞEY YALAN ÇIKTI”

“300’üncü gün üşenmeden kayda geçiriyorum. ‘560 milyar yolsuzluk var’ dediler, 560 kuruşunu iddianamede ispat edemediler. ‘Bin 200 cep telefonu alınıp dağıtıldı’ dediler, iddianameye yazamadılar. Tek bir kanıt bulamadılar. Bu yalanın utanmadan altında kaldılar. ‘Gizli toplantılar oldu, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları para dolu çantalarla çıktılar. Videosu var’ dediler, yalan çıktı. ‘İBB‘de parkelerin altından 2 milyon Euro çıktı’ dediler, külliyen yalan çıktı. ‘Ekrem İmamoğlu’nun lüks arabaları’ dediler, MHP’li milletvekilinin çıktı. ‘Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin kasasından dolar çıktı’ dediler. Görüntüler stok çıktı, yalan çıktı. ‘Mustafa Akın’ın kasasından Euro çıktı’ dediler. Beylik silahının yasal 48 tek mermisi çıktı. Söyledikleri her şey yalan çıktı. ‘Bavulun içinde para’ dediler, jammer çıktı. Burada oturan İstanbulluların gözünün içine baka baka attıkları bütün yalanlar iftira çıktı. İşte şimdi buradayız. Dilek Hanım burada, Yeşim hanım burada, bu güzel çocuklar burada. Bak biz insan içine çıkıyoruz. Biz birbirimizin yüzüne bakıyoruz. Biz birbirimizin gözüne bakıyoruz. Bu iftiraya itiraz ediyoruz. Bu alçak darbeye sonuna kadar direniyoruz. Şimdi buradan 300’üncü günde hastalıkla uğraşan, canıyla uğraşan Murat Çalık’ımıza, yine hastalıkla uğraşan, canıyla uğraşan Tayfun Kahraman kardeşimize, Muhittin Böcek’e ve içeride aslanlar gibi yatan kardeşlerimize, evlatlarımıza, Beşiktaş’tan birinci yılında, 19 Mart darbesinin 300’üncü gününde Volkan Konak’tan ‘Yiğidim Aslanım’ gelsin. Görsün bütün Türkiye. Hepinizin ağzına sağlık, hepinizin yüreğine sağlık. O vapurdan buraya o yiğidim aslanıma ışık sallayanlara da o köprüden geçerken dörtlüleri yakanlara da and olsun ki, söz olsun ki bu ülkeyi hep beraber kurtaracağız.”

“BU ÜLKE BÖYLE İNSANLAR SAYESİNDE AYAKTA”

“Umut var bu ülkede, umut. Bugün Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği geldi, Ayşe Hoca. Onun geldiğini görünce, duyunca Ertan Aksoy kardeşim bir şeyi hatırlattı. O hatırlatınca hatırladım. Birbirimize de dedik ki ‘Bu memlekette bu insanlar oldukça asla kötüler kazanamaz.’ Türkan Saylan FETÖ’cüler tarafından darbeci diye önce gözaltına alındı, götürüldü. Ardından haberler çıktı. Haberlerin detayları akmaya başladı. Çağdaş Yaşam binasında aramalar yapıldı, bütün bilgisayarlara el konuldu, götürüldü. Bu haberden birkaç saat sonra Çağdaş Yaşam’ın önüne bilgisayar bırakmaya başladı bu millet. Çağdaş Yaşam işini yapsın diye. Çağdaş Yaşam Derneği’nin önüne araba durdu. Adam bir bilgisayarı koydu, gitti arkasına bakmadan. Bu ülke böyle insanlar sayesinde ayakta duruyor. Bu Türkan Saylan’a sahip çıkanların, Ekrem Başkan’a, bütün başkanlarımıza sahip çıkanların; kumpasçılar, çetelere, bize karşı darbeye kalkışanlara karşı hiçbir mecburiyeti yokken kendiliğinden yürekten inananlara, sahip çıkanlara, 81’nci eylem bu, 80 eylem, İstanbul’da, Anadolu’da, meydanları dolduranlara yürekten, yürekten, yürekten helal olsun hepinize. Helal olsun hepinize. Beşiktaş’tayız, burada tezahüratın kusursuz olduğu bir yer burası. Bana da Beşiktaş atkısını verdiler, Beşiktaş’ı taktik. Diyorlar ki ‘En arkadan da duyalım. Cumhurbaşkanı İmamoğlu. 300 gün oldu. ‘30 güne kalmaz perişan olacaklar, insan içine çıkamayacaklar. Birbirlerinin yüzüne, eşlerinin gözüne bakamayacaklar’ diyen Erdoğan, Barbaros Meydanı’na bak, Barbaros Meydanı’na.”

“İLAN, İLAN DEĞİL; KUYRUKLU YALAN”

“Değerli Beşiktaşlılar, İstanbullular. Bugün gördüğüm ve inanamadığım bir utanmazlığı sizlerle paylaşacağım. Bugün AK Parti 19 Mart darbesini yaptı malum. Milletin seçtiği belediye başkanlarını iftirayla içeri attılar malum. Belediye bürokratlarını tutukladılar, malum. Belediyeye iş yapan bütün şirketleri topladılar, bu şirketlere kayyım atadılar, bu şirketlere el koydular. Sonra bu şirketlere teklif sundular. ‘Şunu imzalarsan çıkarsın. Bu iftirayı atarsan şirketini geri alırsın. Onu yaparsan, bunu yaparsan.’ O şirketlerin içinde İstanbul’daki bu reklam panolarını, billboardları ihaleyle alan bütün şirketler vardı. Bu şirketlere kayyım atadılar. Şimdi çıkmışlar, o reklam panolarının tamamında AK Parti’nin yeni iftiralarını koymuşlar. oradan Cumhuriyet Halk Partisi’ne, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne saldırıyorlar. Bu panoların önemli bir kısmı İLBAK grubuna ait. İlk operasyonda gözaltına aldılar. Adamcağız dedi ki ‘Ben CHP ile değil, esas AKP ile iş yaptım yıllarca.’ Bıraktılar. Sonra o şirketin bütün panolarına bugün AK Parti’nin ilanlarını astılar. İlanlarda ‘Senin hayatından gidiyor’ diyor İstanbullulara. İlan ilan değil, kuyruklu yalan. Diyor ki, ‘Mezarlıklar imara açıldı.’ İstanbul’da imara açılan mezarlık duyan oldu mu? Allah için söyleyin, oldu mu? Diyor ki, ‘İBB’nin borçları katlandı.’ Daha Aralık ayında yurtdışından alınan, vadesi gelen 655 milyon dolar borç ödendi yurtdışına. ‘İstanbul’da metroları durdurdular’ diyor. Ulaştırma Bakanı olduğu o dönemin raylı sistemlerden sorumlu genel sekreter yardımcısı. Adil Bey’di değil mi? Meclis’te bunu ilk söyledi; ‘Metroları durdurdunuz.’ Çıktım karşısına, dedim ki, ‘Aha burada. 10 tane metro inşaatı. Senin döneminde, senin yazınla, kaynak bulunamıyor diye sen durdurmuşsun.’ Yutkunuyor. Ne yaptı Ekrem İmamoğlu? Japonya’dan bir evladımızı, Pelin Hanım’ı; Japonya’daki hızlı tren sistemlerinin başındaki Pelin Hanım’ı aldı, getirdi. Raylı sistemlerin başına koydu. Genel Sekreter Yardımcısı yaptı. Dünyada metroya kredi deyince Pelin Hanım’ı görenler şapka çıkardı. Kaç metro inşaatı yapıyoruz? 10 metronun 10’unu da biz harekete geçirdik. Üç tanesi bu yıl içerisinde açılıyor. Yedi tanesinin inşaatı devam ediyor. Bitenlere test sürüşüne ben gidiyorum. Sahtekarlar sizi. Üçü açıldı. Birini Ekrem Başkan’la ben açmıştım. Üçünü bu sene açıyoruz. Altı. Dört tanesinin de inşaatı gelecek sene devam edecek. Duran bir metro yok. Şu anda açıkça söylüyorum, Pelin Hanım’la geçen açılışta konuşmuştum. Önümüzdeki günlerde metro açılışına başvurduk, Guinness Rekorlar Kitabını getiriyoruz. İstanbul aynı anda en çok metro inşaatının olduğu, bir günde en çok metro ilerlemesi yapan il oldu. Rekorlar kitabına geçiyoruz. Siz yalanda, iftirada rekor kırıyorsunuz. Sahtekarlar sizi.”

“16 MİLYON İSTANBULLU ADINA HAKARET DAVASI AÇACAĞIZ”

“Ben buradan 16 milyon İstanbullu adına, bir arkadaşımız, İstanbul İl Başkanımız Özgür Çelik yarın gidecek ve 16 milyon İstanbullu adına Adalet ve Kalkınma Partisi’ne hakaret davası açacak. Hakaret davası açıyoruz AK Parti’ye. Milletin aklıyla alay ediyor diye. Milletin aklıyla alay ediyor. Millete diyor ki, metro çalışıyor, millet görüyor mu görüyor. ‘Sen görmezsin, sen bilmezsin ben bilirim’ diyor. ‘Gördüğüne inanma, billboarda inan’ diyor. İstanbul’da işler tıkır tıkır işliyor. ‘Gördüğüne inanma, billboarda inan. Reis öyle istiyor’ diyor. Utanmazlar, utanmazlar. O billboardları donatan utanmazlara söylüyorum. Siz beş sene, dönen - yürüyen merdivene taşı sokturdunuz. Siz beş sene halk otobüsü kiraladınız, jimmy jib’i koydunuz, motorunu yaktınız. Sorana ‘Film çekiyoruz abi’ dediniz. Akşam haberlere ‘İBB’nin otobüsleri bakımsızlıktan yanıyor’ dediniz. Bu memleketi Ekrem İmamoğlu haramilerin elinden kurtardı. Haramilerin elinden kurtardı. O billboardlara koyan utanmaza söylüyorum. O utanmazlara, sen ahalinin aklıyla alay ediyorsun. Milletle alay ediyorsun. Kaç tane kreş vardı? Sizin döneminizde sıfır. Millet 127 kreşi görmüyor mu? Millet 17 öğrenci yurdunu bilmiyor mu? Millet 19 kent lokantasından karnını doyurmuyor mu? Millet Anne Kart’ı bilmiyor mu? Millet Hoş Geldin Bebek’i bilmiyor mu? Süt desteğini, protein desteğini bilmiyor mu? Bu millet beş yıl ettiğinizin üstüne, önce hatırlayalım. Tayyip Bey bir dinle. 31 Mart 2019. Fark 13 bin 600. Hazmedemediğin seçimi iptal ettirdin. Üç ay sonra çıktık karşına, Başbakanı çıkardığında 806 bin farkı yemedin mi alnının ortasına? Beş yıl türlü çeşit hazımsızlık. Yürüyen merdivenleri sıkıştırdılar mı? Yanmayan otobüsü yaktılar mı? Olmayan toplanan çöpü döküp döküp video çektiler mi? Ne yaptınız sandığa gidince? 1 milyon 100 bin fark. Osmanlı tokadı atacaklardı, demokrasi tokadını vurmadınız mı onlara? Ey Erdoğan, çalıştığımız yerden geldin. En güçlü tarafımıza iftirayla, bilboardla, pankartla, güneşi balçıkla sıvayamazsın. Tıkır tıkır çalışıyor CHP. Tıkır tıkır çalışıyor belediye. Niye yapıyor bunu? İftiralarına kimseyi inandırmadı. 40 yandaş gazete tıkır tıkır çalıştı, inanmadılar. 40 yandaş televizyon gece gündüz çalıştı. Milleti inandıramadılar. Sosyal medyadaki trollerine de yaptıkları tüm iftiralara da kimse inanmadı. ‘Şimdi efendim iddianame patladı, algı CHP’den yana, algı Ekrem İmamoğlu’ndan yana. Billboardla yapalım kampanya.’ Buradan söylüyorum, pano ile siyaset olmaz. Para ile siyaset olmaz. Yürekle olur siyaset, yürekle. O yürek bizde var. O yürek Ekrem Başkan’da var. O yürek bu ülkeyi seven ve gerekirse bu topraklar için ölen Cumhuriyet Halk Partililer’de var.”

“GEL, İBB SEÇİMLERİNİ YENİLEYELİM, SONRA YAKAMIZDAN DÜŞ”

“Erdoğan’a bir teklifim var. Çok teklifte bulundum, kabul etmedin. O zaman kutu istiyorsun, kutuyu açalım. Gel sandığa, gel. Teklifimi kabul etmiyorsan, sandığa gel. Açalım bakalım sandıkta ne çıkacak? Son teklifim. Bundan önce dedim ki, ‘Adayımızı bırak, sandığı getir. Sandığı önümde, adayı yanımda istiyorum. Erken seçim istiyoruz.’ 25,5 milyon imzayı TIR’la gezdiriyoruz şehir şehir. Halen daha kaçıyor. Madem ona cesaret edemiyorsun. Bir de kayyıma bile tenezzül ettin, niyet ettin. İstanbul Büyükşehir’i de istiyorsun. Şimdi Erdoğan’a bir teklifte bulunuyorum. Milletin huzurunda. Gel İstanbul Büyükşehir’de bütün belediye meclis üyelerini istifa ettirerek İBB seçimlerini yenilemeye karar verelim. Benim adayım belli. Benim adayım Ekrem İmamoğlu. Sen istediğin, en güvendiğin adayı çıkar. İstanbullu çalışan metroyu da biliyor, yapılan inşaatı da biliyor, hizmeti de biliyor. 60 gün sonra İBB seçimlerinde eğer kazanabilirsen, Ekrem Başkan’ı yenebileceksen İBB’yi de alırsın, bundan sonrası için de güç kazanırsın. Benim bir şartım var. Seçimleri yapacağız, kararı yüce Türk milleti, İstanbullular verecek. Ondan sonra yakamızdan düşeceksin. Hodri meydan. Hodri meydan. Cesaretin varsa İstanbul’a koy sandığı. Getir koy sandığı. Bu kadar güveniyoruz kendimize. Aha 13 binden anlamadın, 806 bin. 806 binden anlamadın 1 milyon 150 bin. 1,5 milyon oy avans veriyorum sana. Hodri meydan. Böyle çakallığa, böyle edepsizliğe, kayyım atanan billboardlar üzerinden yalan siyasetine teslim olmak yok. Panoyla, parayla değil, yürekle siyaset yapacaksın. Haydi bakalım hodri meydan. Çık karşımıza. Hodri meydan. Tek şartım var. Tek şartım var. İstanbul kararını verecek, ‘Ekrem İmamoğlu’ diyecek. Ondan sonra yakamızdan düşeceksiniz. Ve tüm arkadaşlarımız tutuksuz yargılanacak. Kararı bir kişi değil, sen değil, üç hakim değil, 16 milyon İstanbullu versin. Ekrem Başkan yeniden seçildiğinde ‘Tutuksuz yargılamaya evet’ diyorsan ben yarın İstanbul seçimlerini yeniliyorum. Şimdi bana şunu deme. ‘Yargı bağımsız.’ Ne yargı bağımsız? Göbeğinden sana bağlı, göbeğinden.”

“O NASIRLI, MÜBAREK ELLERİNİZDEN ÖPÜYORUM”

“Değerli Beşiktaşlılar, şüphe yok bu 300 günün bir maliyeti var. Darbeyi yaptıktan sonra dövizi tutmak için Merkez Bankası’ndan 60 milyar dolar sattılar. Ayrıca borsa çöktü, yabancı yatırımcı kaçtı. Toplam 160 milyar dolar zarara uğradık. Ayrıca enflasyon hedefi 17’ydi, 31’e çıktı. Yani geçen sene hangi mala zam geldiyse; yarısı gerçek, yarısı 31 Mart darbesinden dolayı. 600 liralık kıyma bin lira olduysa 800 olacaktı, bunların yaptığı darbeden dolayı bin lira oldu. 18 Mart’ta çeyrek altın 5 bin 800 liraydı, bugün 10 bin 500 lira. 300 günde yüzde 81 arttı. Dolar 35 liraydı bugün 43 lira. Yoksulluk sınırı 76 bin liraydı, bugün 98 bin lira. Bunların hepsi bu darbenin bize maliyetleri. Şimdi çıkmışlar bir de emeklilere, nerede emekliler, bir göreyim elleri. O ellere bir şey söyleyeceğim; o nasırlı ve mübarek ellerinizden teker teker öpüyorum. Hepinizin ellerinden öpüyorum. Şimdi çıkmış emekliye 19 bin lira vermiş. İsyan etmişiz. Meclis’te oturma eylemine başlamışız. ‘Haydi’ diyorlar, ‘Bin lira daha verelim, 20 bin lira olsun.’ Alay eder gibi. Dört emekli bir araya gelse yoksulluk sınırının üstüne yine çıkamıyor. Dört emekli bir araya gelseler yoksulluktan yine kurtulamıyorlar. Eskiden AK Parti geldiğinde 1,5 asgari ücret alıyordu emekli. Yani bugün beğenmediğimiz o 28 bin liralık asgari ücretten 1,5 tane 42 bin lira yapar. AK Parti hiç gelmese, hiç size ilişmese, sizinle uğraşmasa 2008 yılında o yasayı çıkarıp maaş bağlama oranlarını değiştirmese, 5510 sayılı kanun ile emeklinin cebine göz dikmese bugün 42 bin lira alacaktınız. Ama bugün 20 bin lira veriyorlar. O gün 8 çeyrek altın alan en düşük emekli maaşı bugün sadece 2 çeyrek altın alıyor, alamıyor. 10 bin 500 lira bugün çeyrek altın. 21 bin lira olsa 2 çeyrek altın yapar. Şimdi o yüzden emekliye yapılan bu büyük zulme karşı hep birlikte mücadele etmek lazım. Buradan sadece CHP değil, bütün muhalefet partilerinden… Hatta dün Sayın Bahçeli de buna ‘sefalet ücreti’ dedi. Emekliye verilen maaşa sefalet gözüyle bakan herkese diyoruz ki; gelin perşembe günü, yarın Plan ve Bütçe’de görüşülecek. Ardından Meclis Genel Kurulu’na gelecek. Emekliden yana olanlar samimiyetle el kaldırsınlar. Türkiye’de çok şey değişecek. Ama emekliden bir beklentimiz var, o da şudur; size sahip çıkana sahip çıkın. Ama bu AK Parti bu sefalet ücretiyle devam ederse; MHP, Devlet Bey öyle dediği halde AK Parti ile birlikte sizin aleyhinizde olursa bu Cumhur İttifakı’na oy değil, sokakta selam bile vermeyin.”

“BİR TEK ERDOĞAN’IN İKTİDARINI SÜRDÜRMESİYLE MEŞGULLER”

“Bir yandan bu kadar yakıcı sorunlar olurken, bir yandan da akıl almaz yargı kararları toplumun tüm alanlarına gidiyor. İki topçuyla şike davası görüyorlar. İki popçuyla uyuşturucuyla mücadele ediyorlar. Bu ülkenin adalet ihtiyacı her yerde var. 20 sanatçıyı götürüyorlar. Gece - gündüz ekrana onu koyuyorlar. 15 gün sonra üçünün testi pozitif. O 17’sine, o 17’sinin anasına, babasına, çocuğuna ayıp değil mi? Konusuna, komşusuna ne dedi bu insanlar? Okula nasıl gitti bu çocuklar? Her şeyi birbirine karıştırıp da sanki her şeyle mücadele ediyormuş gibi yapıp, bir şeyle; Erdoğan’ın iktidarını sürdürmesiyle meşgul oluyorlar. Bakın Eğitim-İş, öğretmenlerin sendikası, eğitim alanında faaliyet gösteren sendika. Dün bir baktım, Eğitim-İş sitesine erişim engeli gelmiş. Suçları neymiş? Deniz Gezmişlerin, Yusuf Aslan’ın, Hüseyin İnan’ın idam edildikleri, katledildikleri gün onları anmaktan sitelerine erişim engeli gelmiş. Buradan açıkça söylüyorum. O kararı alan ve aklınca Erdoğan’a yaranana söylüyorum. Bak, sizin yaptığınız iş birine yaranmaya, Erdoğan’a yaranmaya çalışmak. O da Trump’a yaranmaya çalışıyor. Her yerde CHP’yi Amerikancı olmamakla suçlayıp, aklınca kendisi Amerika’dan meşruiyet devşirmeye çalışıyor. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum; doğru yerdesin, doğru hakimin var, doğru pozisyonun var. Çünkü sen Altıncı Filo gelip demirlediğinde ona selam duranların devamısın. Biz onları denize döken Deniz Gezmişlerin arkadaşlarıyız.”

“TİCARET BAKANI ‘UYGUNSUZ ÜRÜN’ DİYOR, MARKET ‘UCUZADIR, YENİR’ DİYOR”

“Dünkü grup konuşmasından sonra bugün tüm görüşlerden gençlerden sosyal medyada, maille, partiye ve ilçelere telefonlarla teşekkür alıyoruz. Memnuniyet duyuyoruz. Çünkü gençlerin 30 Euro’ya kadar yaptıkları yurtdışı siparişlerine bunlar vergi yoluyla yasak getirmişlerdi. İnsanlar yurtdışından bin 500 liraya kadar basit işler, elektronik, küçük şeyler alıyorlar. Bazen bir yedek parçayı bulup koca bir cihazı kurtarıyorlar. AR-GE yapıyorlar. Hobi yapıyorlar, çünkü başka hobilerle uğraşmak çok pahalı. Tuttular, Trump’a söz verdiler diye; Amerikan mallarından vergi indirimi, Çin mallarına vergi bindirimi. Temu’dur, Ali Baba’dır, onlara karşı cephe alıyorlar. Dün bunu söyleyince bugün çıkmış Ticaret Bakanı ‘Uygunsuz ürün tespit ettik, o yüzden yasakladık…’ Uygunsuz ürünü yasakla. Böyle bir şeyi nasıl yasaklıyorsun? Bir yandan ‘Tüketici sağlığı’ diyor, öbür tarafta Tarım Bakanı ‘Gıda güvenliği’ diyor. Bugün gördüm. İkisi İstanbul’da, toplam beş tane Türkiye’de yeni bir mağaza açmışlar. Gözümle gördüm. Kendim elime aldım, inceledim. Zincir mağazanın işi tarihi geçmiş ürünleri ucuza satmak. Utanç verici. Diyor ki ‘Kola 60 lira. Bir ay tarihi geçmiş 29.90 liraya. 80 lira domates salça, bir ay tarihi geçmiş 50 lira. Çikolata 52 lira, 2,5 ay tarihi geçmiş al çocuğuna 25 lira.’ Tarihi geçen bir şeye ne diyorsun? ‘Yenmez bu diyorsun’ ya. Adını da ‘Yenir’ koymuşlar. Bu ülkede Ticaret Bakanı çıkmış, ‘Uygunsuz üründen dolayı gençlerin alışverişlerine vergi getirdik’ diyor. Uygunsuz ürünle uğraşmak yerine… Süpermarketlerde tarihi yaklaşan ürünlere ‘fırsat’ diyorlardı, şimdi tarihi geçmiş ürünlere ‘Ucuzadır, yenir bu yenir. Sen fakirsin’ diyor. Buradan Ticaret Bakanı da duysun, Sağlık Bakanı da Tarım Bakanı da. Bunların hepsini atayan da duysun. Bunun adı; AK Parti’nin kara düzenidir. Ant olsun ki bu kara düzeni yıkacağız. Bu rejimi değiştireceğiz. Bir büyük başlangıcı hep beraber yapacağız. Beşiktaş duysun, İstanbul duysun, Türkiye duysun. Bakan evlatlarının dönemi bitiyor, vatan evlatlarının dönemi geliyor.”

“7 MİLYON KUMAR BAĞIMLISI VAR”

“Türkiye’de maalesef 7 milyon kumar bağımlısı var. Dünkü toplantıdan beri bu da ülkenin gündeminde. AK Parti’nin umurunda bile değil. Yargı kolları meseleyi magazinleştirme ile meşgul. Milli Piyango’nun sitesi sanal kumarhane olmuş. Varlık Fonu’nda Milli Piyango, başında Erdoğan. 10 yıllığına birisine vermişler. O oradan millete kumar oynata dursun. Milleti bu beladan kurtarmak için bir eylem planı hazırladık. Meclis’e sunacağız. Milletimize anlatacağız. Bu AK Parti’nin kara düzeninin daha çok insanı batırmasına, daha çok insanın canına kıymasına engel olacağız. Şunu söylemek isterim ki bu kara düzenden, AK Parti’nin kara düzeninden hiç kimse tek başına kurtulamaz. Sözüm meydandan dışarı. Buraya gelene söylenecek söz yok. Her birinize helal olsun. Ama sözüm gelebilecek olup da gelmeyene ve şikâyet edene. Sen eğer sokağa çıkmazsan, meydana koşmazsan, eyleme gelmezsen bu düzen hepimizi teker teker yenebilir. Biz deli miyiz, eksi dört derecede Çankırı’da 50 bin kişiyle, bu ayazda Boğaz’ın kenarında niye mücadele ediyoruz? Çünkü biliyoruz ki öğrenci kurtulmadan polis kurtulmaz. Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Çiftçi ve köylü kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Emekliler ile gençler birlikte çalışacak, birlikte direnecek, birlikte mücadele edecek. Hep birlikte kurtulacağız. Ne diyoruz? ‘Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber ya hiçbirimiz.’”

“SONUNA KADAR BİRLİKTE YÜRÜYECEĞİZ”

“Geldik 300’üncü güne. Belki dünya siyasi tarihinin en uzun seçim kampanyası olacak. Belki binince gününde devrilecek. Ama bitecek. O güne kadar, o son güne kadar yani Bozdoğan kemerinin önünde kahraman Türk polisi ile İstanbul Üniversiteliler halay çekene kadar mücadeleye var mıyız? Cezaevindeki arkadaşlarımıza gözü gibi bakan her bir infaz koruma memuruna, her birisine, emniyet sınıfında görev yapanlara 3600 ek gösterge verip her birisine bir unvan vermek için iktidara yürümeye hazır mıyız? Atanmayan öğretmenleri atamaya var mıyız? Türkiye’de kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet olsun diye her yoksula insanca geçineceği, karnını doyuracağı, evladını giydireceği bir insanca maaş vermek için, temel vatandaşlık gelirini vermeye, iktidara gelmeye hazır mıyız? Bütün yüzleri güldürmeye var mıyız? Türk’ü ile Kürt’ü ile bu ülkeyi barıştırmaya, Alevi’si ile Sünni’si ile her vatandaşı eşit kılmaya var mıyız? Herkesi zengin, herkesin mutlu, herkesi sağlıklı yapmaya, bu güzel ülkenin insanlarının yüzünü güldürmeye hazır mısınız? Ekrem Başkan yerine kampanya yapmaya, sokak sokak dolaşmaya, köy köy gitmeye, kapıları çalmaya, bu seçimi kazanmaya hazır mıyız? Birlikte yürüyecek miyiz? Sonuna kadar beraber yürüyeceğiz. Haydi yürüyelim arkadaşlar.”

Haftanın Öne Çıkanları

Bu kez Erdoğan'ın fotoğrafına selam durdu!

2026-01-12 16:30 - Gündem

Atatürk heykeli gece yarısı söküldü! Gebze Belediyesi'nden açıklama

2026-01-08 00:46 - Gündem

CHP'li Ahmet Akın, AKP iddiasına noktayı koydu!

2026-01-13 12:05 - Siyaset

Can Yaman ve Selen Görgüzel'e gözaltı kararı!

2026-01-10 11:48 - Asayiş

Erdoğan'dan Özgür Özel'e bir tazminat davası daha...

2026-01-08 16:56 - Gündem

Dilek İmamoğlu: Biz susarsak, haksızlık normalleşir...

2026-01-09 11:35 - Gündem

Oktay Kaynarca ve Emel Müftüoğlu adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı!

2026-01-13 12:03 - Asayiş

En düşük emekli maaşı 20 bin TL oldu

2026-01-09 11:46 - Ekonomi

Şeyma Subaşı’nın uyuşturucu testi sonucu pozitif çıktı

2026-01-09 11:31 - Magazin

Özgür Özel, 8'nci mitingde Denizli'den Erdoğan'a seslendi...

2026-01-11 17:33 - Siyaset

İlgili Haberler

CHP’li Meriç, suça sürüklenen gençler için Meclis Araştırması istedi

00:26 - Siyaset

Özgür Özel'den Tayfun Kahraman isyanı: Ölümüne içeride tutuyorsunuz, ölünce mi rahat edeceksiniz?

14:33 - Siyaset

Bülent Arınç’tan ‘İmamoğlu’ açıklaması: Erken öten horozun başını keserler!

09:17 - Siyaset

Özgür Özel'den Erdoğan'a: Sen BOP’un eş başkanısın! Bununla övünüyorsun!

15:02 - Siyaset

Bahçeli: Bizim için yegane olan İmralı'nın 27 Şubat çağrısıdır

12:13 - Siyaset

Günün Manşetleri

Avukat Rezan Epözdemir hakkında tahliye kararı

17:57 - Asayiş

Bülent Arınç’tan ‘İmamoğlu’ açıklaması: Erken öten horozun başını keserler!

09:17 - Siyaset

CHP’li Meriç, suça sürüklenen gençler için Meclis Araştırması istedi

00:26 - Siyaset

CHP'li Ahmet Akın, AKP iddiasına noktayı koydu!

12:05 - Siyaset

Oktay Kaynarca ve Emel Müftüoğlu adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı!

12:03 - Asayiş