USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

VE DOKUNMA SIRASI SANA GELDİ...

04-05-2020

Toplum olarak öyle günlerden geçiyoruz ki, gök gürlese, yer yarılsa, taş çatlasa kimsenin kılının kıpırdayacağı yok!

Olup bitenlerin umursanmadığı duyarsız, ruhsuz ve hissiz bir toplum olduk maalesef.

Bir zamanlar menfaat odaklı sesini çıkarmayanlar,

Mırın kırın ediyor ama yaratılan korku imparatorluğundan ötürü açık açık yürekli olup sorunları dile getiremiyor.

İşsiz tepkisini kendini asmakta kesmekte canına kıymakta buluyor,

Hacılar, hocalar desen ne din kalmış ne iman misali ortalık yangın yerine dönmüş insanlar açlıktan yoksulluktan çıkarsız ve çaresiz bir haldeyken bile iktidarın borazanlığını yapıyor.

Diyanete bakıyorsun sırf saraya şirin gözükmek için, yalakalık yapmak için üzerine vazife olmayan işlerle uğraşıyor.

Üzülüyorum halimize,

Üzülüyorum geleceğimize,

Üzülüyorum çocuklarımıza,

Üzülüyorum evet güzelim vatan ne olacak diye,

Sonumuz ne olacak diye üzülüyorum.

Karanlık bir tünele girdik Allah sonumuzu aydınlık etsin diye dua edip üzülüyorum.

Kime güveneceğimizi de bilemez haldeyiz,

Bilimin kalaya alınmadığı,

Bilim adamlarının baskı altında olduğu,

Baskı altında olmayanların da tarafsız olmadığı,

Gerçekleri haykırmak isteyen bir avuç yazarın içeri tıkıldığı,

Dışarıdakilerin ise omzundan iktidarın sopasının eksik edilmediği,

Siyasilerin suspus olduğu,

İşin en üzücü tarafı ise,  bu kadar olumsuz bir süreç yaşanmasına karşın toplumun tepkisiz ve kılının kıpırdamadığı bir dönemi yaşıyoruz.

Bir toplum nasıl olur da körleşir?

Nasıl olur da gözlerinin önünde olan biten bu kadar sıkıntılara tepkisiz kalır.

Düşünüyorum, taşınıyorum aklıma eğitimsizlik ve cehaletten başka bir şey gelmiyor.

Okumuyoruz beyler, okumuyoruz!

Okusak bu acıları yaşamayız,

Okusak bu çileleri yaşamayız,

Okusak bu yokluk ve yoksullukları yaşamayız,

Dünya sıralamasında kitap okuma oranımız nedir biliyor musunuz? %0.1

Evet, yanlış duymadınız okuma oranımız sadece %0.1

Dünya ülkeleri sıralamasında 86’ıncı sıradayız.

Durumun ne kadar vahim olduğunun bilmem farkında mısınız?

Şuan senin elinden kitap alınmak suretiyle köle edilmeye mahkum bırakıldın,

Sorgulama yetin elinden alındı,

Düşünme yetin elinden alındı,

Ey halkım, köle pazarlarında satılan köleler gibi bir oyana bir bu yana savrulup duruyorsun.

Aklını başına al,

Senin özgürlük kaynağın,

Kurtuluş reçeten sadece kitaptır,

İlimdir, bilimdir, fendir,

Hacı- hoca,

Şıh-şeyh,

Cemaat-tarikat,

Üfürükçü- muskacı değil.

Senin özgürlüğün bilimden geçer,

Fenden geçer,

Kendini tanıman için bilimi ve ilimi rehber edinmenden geçer.

Bilimi ve ilimi rehber dinmediğin sürece köle pazarında satılmaya devam edeceksin kurtuluşun yok.

Kah aylak aylak işsiz gezeceksin,

Kah fabrika köşelerinde sömürüleceksin emeğinin karşılığını almaksızın,

Kah inşaatlarda,

Kah maden ocaklarında bedenini çürüteceksin, ağababaları rahat etsin diye.

Böylesine körleşmiş bir toplum olursanız şayet,

Acılar hiçbir zaman yakanızı bırakmayacak.

Şunu asla unutma sonunda mutlaka ama mutlaka sonsuz acılar çekeceğin olaylara bile büyük bir vurdumduymazlıkla başlar.

Sen ise bu kadar ruhsuz olursan, sadece bakar, göremez isen tependeki seni idare eden güçler;

Seni daha rahat kandırabilmek için atasözleri ve deyimler bile icat ederler:

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın”,

“Pişmiş aşım, ağrısız başım”,

“Gelen ağam, giden paşam…”

Ama o bin yaşayan yılan eninde sonunda dokunur sana! 

Dokunmakla da kalmaz ezer, yok eder, köleleştirir!

O vakit ortada ne pişmiş aşın ne de ağrısız başın kalır.

Gelen ağanın da, giden paşanın da bu anlamda hiçbir faydası olmaz sana.

Unutma ki duyarsız ve kör bir toplumda düşüncelerin iğdiş edilmesi,

Ve Tanrı adına insanların acımasızca sömürülmesi sıradan olaylardandır. 

Ne acıdır ki halkımızın büyük bölümü bu durumun farkında bile değil.

Farkında olanların büyük bölümü ise ya sindirilmiş ya da satın alınmıştır.

Karşı çıkanlar ise,

Ya yok edilmiş,

Ya işsiz bırakılıp etkisizleştirilmiş,

Ya da zindanlara tıkılmıştır.

Geriye kalanlar ise bu çarkın taşeronlarıdır.

Tencerenin kaynamasını istiyorsan,

Çoluk çocuğunun aydınlık yarınları görmesini istiyorsan,

İşsiz yoksul aç perişan olmayım diyorsan,

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın huyundan vazgeçeceksin;

İlime, bilime ve kitaba sarılacaksın.

Başka çaren yok ey halkım.

Kısaca kendi ipini kendin keseceksin.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?