Siyaset

Özgür Özel, Erdoğan'a seslendi: Masumların canını yakma, gel benimle uğraş!

Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in gözaltına alınmasının ardından, Güner’e destek amacıyla Kuğulu Park’tan belediye binasına kadar sürecek bir yürüyüş düzenlendi.

Özgür Özel, Erdoğan'a seslendi: Masumların canını yakma, gel benimle uğraş!
13-07-2026 21:35
13-07-2026 21:37
ANKARA

Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in gözaltına alınmasının ardından, Güner’e destek amacıyla Kuğulu Park’tan belediye binasına kadar sürecek bir yürüyüş düzenlendi. CHP lideri Özel “18 yaşını doldurduğu günden beri partili olan partimizin evladına sahip çıkmaya geldik” diye konuştu. Özel belediye önündeki konuşmasında "Sayın Erdoğan sana soruyorum. Yastığa başını koyup bu haksızlığa rağmen uyuyabilecek misin? Senin torunun neyse Hüseyin Can benim evladımdır. Sana yapmayacağımızı bize yapma. Bundan sonra da bir daha masumların canını yakma" ifadelerini kullandı.

Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in gözaltına alınmasının ardından partililer, belediye önünde adalet nöbetini sürdürürken, Güner’e destek amacıyla Kuğulu Park’tan belediye binasına kadar süren bir yürüyüş düzenlendi.

Söz konusu yürüyüşe CHP lideri Özgür Özel, CHP milletvekilleri Veli Ağbaba, Mahmut Tanal, Sezgin Tanrıkulu, Asu Kaya, Ali Mahir Başarır, Murat Emir, Aliye Timisi Ersever, Cemal Enginyurt, Ulaş Karasu, Umut Akdoğan, Özgür Karabat, Ensar Aytekin, Okan Konuralp, Aylin Nazlıaka, Bülent Tezcan, Aylin Yaman, Gökçe Gökçen, Süleyman Bülbül ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Mamak Belediye Başkanı Veli Gündüz Şahin de katıldı. Seçilmiş yönetimin CHP Genel Başkan Yardımcıları Gül Çiftçi ve Yalçın Karatepe de yürüyüşe katıldı.

Yürüyüşün başlangıcında kısa bir konuşma yapan Özel, şunları söyledi:

"Bugün Hüseyin Can Güner, yıllardır söylenen müfettişlerin kusur bulunmadığı, yapılan bütün ihbarlara rağmen, sürekli yapılan işte kamu zararı değil, aksine kamu yararı olduğu ispatlanan bir dosyada yıllardır Ankara’daki savcılara ‘Çankaya’ya operasyon yapın’ deyip ‘Burada operasyon yapacak bir şey yok’ cevabı alanların buradaki kadroları değiştirmesinden sonra yaptırdığı ısmarlama bir operasyondur. Bugün de sorgu sırasında sorulan sorularda ne bir rüşvet, ne bir çete, ne bir suç örgütü. Ümit ediyoruz, yarın adalet tecelli eder. Aksi bir durumun yaşanması Ankara’nın kalbine, Cumhuriyet’in kalbine yapılan yeni bir darbe olur. Hüseyin Can Güner’in dediği gibi onun ne bizi, ne ailesini utandıracak, Ankara’ya ve Türkiye’ye hesabını veremeyeceği hiçbir şey yok. Bugünkü bütün sorgularda da bu ortaya çıkmıştır. Partinin seçildiğinde 30 yaşında olan, ömrü Gençlik Kolları'nda mücadeleyle geçmiş, 18 yaşını doldurduğu günden beri partili olan partimizin evladına sahip çıkmaya geldik.” 

“BELEDİYEYE KAR ETTİRİLDİ”

Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özel, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in soruşturmaya konu olan ihalede kamu zararı değil kamu yararının ortaya çıktığını ifade ettiğinin hatırlatılması üzerine, “Tam olarak onu söylüyorum. Yapılan iş Çankaya Belediyesi’ne maliyet bindiren değil, aksine 4 milyon lira kar ettiren bir iştir. Bununla suçlanıyor olması çok saçma sapan bir durum. İptal ettikleri ihale çok daha pahalıya yapılan bir ihale. İptal edilip yeniden yapıldığında kamuya 4 milyon lira tekrar kazandırmış. Bu da tüm sorgu tutanaklarında açıklıkla ortaya çıktı zaten” dedi.

“SİPARİŞ BİR OPERASYON YAPILIYOR”

Sorguda rüşvet iddialarına dair bir soru sorulmamış olması da hatırlatılan CHP lideri Özel, “Yok evet rüşvet ya da bir suç örgütü sorusu sorulmadı. Takip ediyoruz” diye konuştu. Özel, operasyonun Ankara’daki atamalar sonrası yapılmasını zamanlama olarak nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine ise “Biraz önce de söyledim, yıllardır sipariş edilen bir operasyonu Ankara’da hukuka bağlılığını kaybetmemiş başsavcının, savcı vekillerinin, savcıların yapmadığı operasyonu yeni atamalardan sonra sipariş edilen bu operasyon yapılıyor. Ümit ediyoruz bunun sonu korkulan noktaya varmaz” dedi.

Özgür Özel'in basın mensuplarına verdiği demecin ardından yürüyüş başladı.

Yürüyüş boyunca yurttaşlar "Hüseyin Başkan yalnız değildir", "Susma sustukça sıra sana gelecek" gibi sloganlar attı.

"KAZANAMAYACAĞINIZA İNANIYORSANIZ SEÇİME GİRMEYİN YA DA SEÇİM YAPMAYIN"

Çankaya Belediyesi'ne gelen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, şunları söyledi:

"Yarın en geç öbür gün inşallah aramızda olacak. Herkes kendi kendine bir şeyler söylüyor. Televizyon mahkemelerinde CHP'li belediye başkanlarını mahkum ediyorlar. Bunlar bilerek konuşuyorsa da bilmeden konuşuyorsa da çok vahim. 'Çankaya'ya yapılan bu operasyon ABB'ye ulaşır mı?' diye konuşuluyor. Hakkımda tek bir soruşturma yok, olmayacak da. Evet yargılayabilirsiniz, iftira karşısında harekete geçebilirsiniz ama ortak bir hukuk istiyoruz. Herkese ne uygulanıyorsa bize de o uygulansın. Geçen seçimde rakibimin 600 dairesi sorgulansın, sayın genel başkanımızın bozuk tohum olarak ifade ettiği şahıs 600 milyonluk villasının hesabını versin. Kazanamayacağınıza inanıyorsanız seçime girmeyin ya da seçim yapmayın. Bırakın herkes kendi seçildiği beldeye hizmet etsin. Yüzde 65 ile tekrar göreve geldik bırakın sonuna kadar çalışıp aldığımız oyların hakkını verelim. Bir şey bulsalar ortaya koymazlar mı sanıyorsunuz bulamazlar yok çünkü."

"BURADAN, KİMSEYE DEĞİL, ERDOĞAN'A BİR HİKAYE ANLATACAĞIM..."

Yavaş'ın ardından söz alan Özgür Özel ise belediye önünde bir araya gelen yurttaşlara şöyle seslendi:

“Şimdi buradan kimseye değil, Recep Tayyip Erdoğan’a bir hikaye, bir yaşam hikayesi anlatacağım. Sonra bugün ne yapmaya çalıştığının, bunun ne anlama geldiğini kendisine tarih önünde şerh düşerek bırakacağım. Hüseyin Can Güner. Baba bir yaşında ölür. Anne infaz koruma memuru. Halen 33’ncü yılında Ayaş Kadın Açık Cezaevinde infaz koruma memuru. Küçük Hüseyin 10 yaşından itibaren Adalet Bakanlığı’ndan annesinin aldığı maaşla Adalet Bakanlığı’nın lojmanlarında, savcı, hakim ağabeylerine, ablalarına, teyzelerine bakarak, onlara özenere, Adalet Bakanlığı’ndan maaş alan annesinin ayağını aldığı çorapla, ayakkabıyla, üstüne diktiği gömlekle, yakasıyla okullara gelir gider. O Hüseyin her sene sınıfın, okulun birincisidir. Lise sonunda öyle özel dersler alamadan, dershanelere gidemeden kıt kanaat bütçeyle okulun birincisi olur. Okul birincisi kontenjanından Ankara Üniversitesi hukuk fakültesini kazanır. O Hüseyin Ankara hukukta hem derslerine çalışır, hem dışarıda kendisini okutan, büyüten annesine yardımcı olmaya çalışır. Oysa Ankara Üniversitesi hukuk fakültesi dereceyle, en üst dereceyle ve en kısa sürede iftihara geçerek bitirir.” 

“ÖNEMLİ BAŞARILAR GÖSTERDİ”

“O Hüseyin’in aklı hala savcılıktadır, hakimliktedir. O dönemde darbe girişimi olmuş, Adalet Bakanlığında 3 bin 500 kadro boşalmış, 20 bin aday hakimlik, savcılık sınavına girer. O Hüseyin, bizim Hüseyin, Can Hüseyin, Hüseyin Can Güner o sınava girer ve 20 bin aday arasından 114’ncü olur. Hüseyin mülakata girer ve mülakatta elenir. Bunun üzerine çok üzülür, çok kahrolur. Biz Hüseyin’i Meclis’e gelişinden gidişinden, bize gönüllü danışmanlık edişinden, hukuk konularında genç yaşına rağmen çok önemli bilgisinden ve birikiminden biliriz. O gün Adalet Bakanı bugünkü AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül’dür. O zaman bakanlar Meclis’tedir, salondadır. Yanına varırım, derim ki ‘Bu Hüseyin böyle büyüdü büyüdü ve buraya geldi. Ankara hukuku dereceyle bitirdi. FETÖ’cü olsa anasını kurumda tutar mıydınız? PKK’lı olsa anasını kurumda tutar mıydınız? Sizin bakanlığınızın maaşından, kursağından ekmek geçen, devletin ekmeğiyle büyüyen, anası halen daha cezaevinde infaz koruma memuru olan bu çocuktan Adalet Bakanlığı neden çekinir de en yüksek puanı alanı nasıl eler?’ Şaşırdı Adalet Bakanı. Not aldı Adalet Bakanı. Sonra bu konu çok konuşuldu. Bir kez daha sınav yapıldı ve daha çok öğrenci katıldı. Hüseyin daha iyi bir derece yaptı ama sonuçta yine ikinci mülakatta da elendi. Sonra ombudsman raporu Meclis’te görüşülürken Şeref Malkoç orada, raporda not var. Diyor ki ‘Adalet Bakanlığı’nın sınavlarında, mülakatta subjektif kriterler uygulanması tenkit konusu olmuştur.’ Çıktım kürsüye, anlattım bu hikayeyi Sayın Malkoç’un huzurunda. Dedim ki ‘Bu meseleyi acaba Kamu Baş Denetçiliği binasında mı konuşursunuz, yoksa damadınız Adalet Bakanıyla mı? Çünkü damadınız Abdülhamit Bey ben bu hikayeyi anlattığımda ‘Vah vah, daha iyisini bulacağız? Bu kadar eğitimli, yetişmiş, annesi bakanlığın mensubu. Daha iyisini mi bulacağız?’ demişti de bir mekanizma yine de daha da yüksek puan almasına rağmen Hüseyin’i bir daha alıp elemişti.’ O Hüseyin avukat oldu, bütün davalarımı ona verdim. O Hüseyin avukat oldu, hepimiz kendisine güvendik. O Hüseyin avukat oldu, kazanılamaz denen davaları kazandı. Önemli başarılar gösterdi. O Hüseyin avukat oldu, anası halen daha mütevazı zor görevini yapmaya, mütevazı hayatını yaşamaya devam etti.”

“UZUN SÜREDİR SİPARİŞ EDİLEN KÖTÜLÜK HAYATA GEÇİRİLDİ”

“Ben Genel Başkan olunca her yerde adayları, Ankara’da Başkanım çalıştı, anketlerle çalıştı, milleti dinleyerek çalıştı. Ankara’da sadece Çankaya'daki ki, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanları gece yatınca, yastığa başını koyunca gözüne uyku girmesi için Çankaya’yı, öyle şaka değil, Birinci Meclis’i, İkinci Meclis’i, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, partisinin ve partilerin genel merkezlerini, Çankaya Köşkü’nü ve Anıtkabir’i Çankaya Belediye Başkanına emanet ederek uyurlar. Çankaya’ya en gencimizi, en güvendiğimizi, tertemiz evladımızı biz aday ettik, sizler de takdir ettiniz, göreve getirdiniz. Eğri oturup doğru konuşalım sayın Erdoğan. İki senedir Ankara’da ‘Çankaya’ya operasyon yapın, Çankaya’yı alın. Çankaya’ya operasyon yaparak Özgür Özel’in canını yakın’ lafını duymayan, bilmeyen kimse yok. Son atamalara kadar, konuşacağız, eğri oturup doğru konuşacağız. Sonra son atamalara kadar Ankara’daki başsavcı, vekilleri, savcılar ‘Biz belediyelerin usulüne uygun denetimle önümüze gelen raporuna dava açılmasına göre bakarız. Suçüstü olmadan, rüşvete suçüstü falan olmadan iddia ile, gizli tanıkla, onunla bununla ne yapalım?’ dediler diye yargıdaki çetenin hedefi oldular. Son atamalarda Ankara’da yeni bir düzen kuruldu. O düzen İstanbul’daki sistemi Ankara’ya getirmenin düzeniydi. Bugün Çankaya Belediyesi’ne yapılan operasyon bir siparişin, uzun süredir sipariş edilen bir kötülüğün hayata geçirilmesinden başkası değildir.”

“HAŞA YAPMAM AMA BİLAL BEY’E YAPILSA NE HİSSEDERSİN”

“Şimdi buradan Sayın Erdoğan’a sesleniyorum. Rakibiz ya, bir gün güç elimde olsa, elimdeki güçle suçu ve günahı yokken ben geldiysem Bilal Bey’i evinden, çocuğunun ve eşinin önünden aldırsam, haksız yere içeri koysam, sırf sana kinimden, seni yenemedim diye, seninle baş edemedim diye evladına saldırsam, torununa saldırsam, tövbe hâşâ yapmam, yapmayacağım ama bu yapılsa ne hissedersen sen Tayyip Efendi, onu hissediyorum şu anda. Şu kadarcık vicdan varsa, şu kadarcık Allah korkusu varsa, şu kadarcık yiğitlik varsa bırak Hüseyin’i. Gel hesaplaş, Özgür Özel burada.”

“MÜFETTİŞ KUSUR BULMAMIŞ, SAYIŞTAY KARA GEÇMİŞ DEMİŞ”

“Ankara’dan, milletin ve ülkenin kalbinde milletin huzurunda söylüyorum; 2024’te yapılmış bir ihale. O ihaleyi almış bir firma söylenenin bir tık altına. Şüphelenmişler, ‘Pahalı aldı’ demişler. İptal edip iki ay sonra ihale yenilemişler ve çok daha düşük bir fiyata alınmış. Bunu birileri İstanbul’a şikayet yollamış. Ankara denetlensin diye müfettiş yollamış, müfettiş kusur bulmamış. Sayıştay yazarken belediye bu uygulamayla kara geçmiştir diye düşmüş. Şimdi birileri dosyayı İstanbul’dan koltuğunun altına alıp, Ankara’ya gelip bu operasyonu başlatmış. Bunun adı siyaseten Cumhuriyet Halk Partisi ile, Özgür Özel’le uğraşmak için kul hakkına girmektir. Buradan hepinizin huzurunda yemin ederim ki; eğer Hüseyin Can Güner’in burada bir haksızlığı, bir hukuksuzluğu varsa Allah benim canımı alsın. Ama burada yapılan benim canımı yakmak için bu masum evlada iftira atmaksa, Allah bunu yapanlardan da günü gelsin en kötü şekilde hesabını sorsun.”

“BU İŞİN TARAFLARI BELLİDİR”

“Ne savcı beye, ne başkasına bir şey diyecek değilim. Olayın tarafları bellidir. Vicdan varsa, ahlak varsa bu işin tarafları bellidir. Bugün Hüseyin’e yapılan Özgür Özel’in evladına yapılan bir şeydir. Benim için halen daha bu devlette infaz koruma memuru olarak çalışan ve bu iş başlamadan önce görev yeri değiştirilen, şu anda evde gözü yaşlı oturan Perihan Annemin akan gözyaşlarına asla ve asla tahammül edemiyorum. Derdi olan gelsin benimle uğraşsın. Perihan Anneyi bırakın. Bunun için buradan artık yeter. 1,5 yıldır yapılan işin ne olduğunu biliyoruz. Şimdi ‘Ankara’ya sıra geldi’ deyip, Ankara’ya korku yaymaya çalışmak, Ankara’nın başkanlarına ve meclis üyelerine korku yaymaya çalışmak ki bu Türkiye’nin en iyi yerlere gelmesi için, en büyük umudumdur, Mansur Yavaş’a leke çalmaya çalışmak kimsenin hakkı değildir. Bu millet buna izin vermeyecek. Açık ve net söylüyorum. Suçsuz, günahsız insanların kul hakkına girmeyin. Herkesin ailesi var, eşi-çocuğu var. Benimle uğraşacağım diye CHP’nin iktidar yürüyüşünü durduracağız diye, Özgür Özel’in arkadaşlarının aklımızca önünü, sesini keseceğiz, onları susturacağız, sindireceğiz diye suçsuzlara, günahsızlara yürümeyin. Bu yürüdüğünüz yol, yol değildir. Bu yol sizi bu dünyada da öbür dünyada da doğru bir yere götürmez. Kul hakkı yiyenlere sesleniyorum. ‘Haberim yoktu’ diyorsan Erdoğan, önünde koca bir gece var. Açtıracaksın, baktırcaksın, bu yargı çetesinin ne yaptığını anlayacaksın. Yoksa bunun bütün sorumluluğunu yarın sabah sen alacaksın.”

“TEK GÜVENCEM BU MİLLETİN VİCDANIDIR”

“Buradan sonra Ankara’da yargıda ‘Efendim eskisi gibi değil, İstanbul gibi olacak’ diyenlere şunu söylüyorum. İstanbul gibisi övünülecek bir şey değil. Tel tel döküldü. Bütün gizli tanıklar çekildi. İftiracılar helallik istedi. 1,5 yıl atılan yalanlar ya iddianameye giremedi, ya da girene kanıt konulamadı. Bunlara cevap vermek isteyenlerin savunma hakları kısıtlandı. Darbe döneminde susturulmayan sanık avukatları yarıda kesildi. Kendisini ifade etmek için üç-dört güne ihtiyacı olan Ekrem Başkana avukatlarıyla bir yarım gün süre verildi, savunma hakkı engellendi. Bu kadar yanlış işin yapıldığı bir yer örnek olamaz. Gidilen bu yol, yol olamaz. Millet bu kadar haksızlığa tahammül edemez. Bir kez daha söylüyorum, siyasi hesaplaşmanın tarafı aileler, evlatlar olamaz. Olunacaksa mertçe rakip olunur, mücadele edilir. Yargı kullanılarak, polis kullanılarak, devlet gücüyle iftira atarak bu işler olamaz. Bundan sonrası için tek güvencem bu milletin vicdanıdır, bu milletin insafıdır. Televizyonu başında bu haksızlıkları gören, üzülen, ‘Ben ne yapabilirim?’ diyen varsa, ona sizi gösteriyorum. Bunu yapabilirsiniz, bunu. Olmanız gereken, çağrıldığınız yere gelin. İradenize sahip çıkın. Seçtiklerinize sahip çıkın. Bundan sonra haksızlıklar büyüyebilir. Haksızlıklar büyürse meydanları büyütmeye var mıyız? Haksızlık, hukuksuzluk büyürse sokaklarda, meydanlarda, olmamız gereken her noktada çoğalmaya var mıyız? Bütün Türkiye’de adalet talebi sel olup akıyor. Halkın coşkun akan selini kimse durduramaz. Bu selin içinde yerimizi alacak mıyız? Bütün haksızlıklara karşı haklının, mağdurun, mazlumun arkasında duracak mıyız?”

“ERDOĞAN, SANA YAPMAYACAĞIMIZI BİZE YAPMA”

“Buradan, Ankara’dan tüm Türkiye’ye sesleniyorum. Sadece Türkiye’nin sosyal demokratlarına değil demokrat olan, haksızlığa karşı olan tüm demokratlara, geçmişte AK Parti’ye oy vermiş, kul hakkından korkanlara Tayyip Erdoğan’ın yaptıklarını şikayet ediyorum. Milliyetçi Hareket Partisi’ne oy vermiş, bu ülkeyi yürekten seven insanlara yapılan bu haksızlığı şikayet ediyorum. Türk’üyle Kürt’üyle, Alevisi ile Sünnisi ile bu millet bir ve bütündür. Vicdanlıdır, insaflıdır. Bu milletin vicdanına sesleniyorum. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. Sıra bizim evladımıza gelmeden vatan evlatlarına sahip çıkalım. Çıkalım ki artık bu haksızlıklar, bu hukuksuzluklar bir yerde dursun. Buraya geldiğiniz için, bugün Hüseyin Canımıza sahip çıktığınız için, demokrasiden taraf olduğunuz için, cesaretle burada bulunduğunuz için her birinizi alnından öpüyorum. Tayyip Bey, Sayın Erdoğan ben bu akşam yastığa basımı koyduğumda ne yaptığımı bilerek, seçtiğime güvenerek, evladıma inanarak uyuyacağım. Sen bu akşam başını yastığa koyduğunda ve senin adına yarın karar verecekler. Yastığa başını koyduğunda, bu dosyadan bir gencin özgürlüğünün kısıtlanmasını bir iktidar yarışına kurban edeceklerse, onlar bu akşam rahat uyuyacaklar mı? Sayın Erdoğan sana soruyorum. Yastığa başını koyup bu haksızlığa rağmen uyuyabilecek misin? Senin torunun neyse Hüseyin Can benim evladımdır. Sana yapmayacağımızı bize yapma. Bundan sonra da bir daha masumların canını yakma. Son sözüm budur. Hepinize teşekkür ediyorum. Adalet için, demokrasi için, mücadele için her zaman sizi bu kararlılıkla yanımızda görmek, omuz omuza ve kol kola olmak, birlikte güzel yarınlara yürümek istiyoruz. İyi ki varsınız. Hepinizi çok seviyorum. Sağ olun, var olun.”

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
TÜRKİYE GÜNDEMİ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER