Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı İBB davası, 70. duruşma gününde tutuksuz sanıkların savunmalarıyla devam ediyor.
Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB davasının 70’inci günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda, tutuksuz sanıkların savunmalarıyla devam ediyor.
DÜN ERTAN YILDIZ SAVUNMA YAPTI
Dünkü duruşma gününde, davanın en önemli etkin pişmanlıkçılarından eski İBB İştirakler Sorumlusu Ertan Yıldız savunma yaptı.
İmamoğlu dahil pek çok tutuklu sanık ve sanık avukatı Yıldız’a soru yöneltirken gece yarısı Fatih Keleş’in avukatı Nergiz İnce’nin etkin pişmanlık sürecinde verdiği ifadelerin koşullarına ilişkin yönelttiği sorular, İnce ile mahkeme başkanı arasında sert tartışmaya neden oldu.
Tartışmanın sonunda mahkeme başkanı, “Bir soru daha almayacağım artık” diyerek İnce’nin ve diğer avukatların Yıldız’a soru yöneltmesini sonlandırdı.
Henüz Yıldız’a soru soramayan İmamoğlu’nun avukatları ve Keleş’in avukatı Nergiz İnce tepki göstererek salonu terketti.
Ekrem İmamoğlu da tepki olarak salondan ayrılırken “Kendi kendine yapsın savunmasını” diyerek salondan ayrıldı.
İKİNCİ ARA VERİLDİ
Güngör’ün savunmasının tamamlanmasının ardından mahkemeye bir saatlik bir ara daha verildi.
ÇALIK’I SUÇLAYAN İŞ İNSANI SAVUNMA YAPTI
Ardından, İBB iddianamesinin 1 numaralı eylemi olarak yer alan eylem hakkında arsa sahibi Uğur Güngör savunma yaptı. Güngör, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın kendisinden 15 milyon dolar rüşvet istediğini öne sürerken aynı eylemde şikayetçi olarak yer alan inşaat şirketi sahibi Zafer Gül ise Çalık’ın toplam 13 daire istediğini iddia etmişti.
2015 yılında yaşandığı belirtilen olayla ilgili Güngör ilk şikâyetini 2020 yılında yaparken dosyada daha önce kaymakamlık nezdinde inceleme yapılmış ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmişti. Ancak Çalık’ın olay hakkında ifadesinin alınmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasının ardından dosya, İBB operasyonlarının başladığı 19 Mart 2025’ten bir gün önce İBB soruşturmasına dahil edilmişti.
Güngör, savunmasına “Burada sizin karşınızda olmaktan çok mutluyum. Sonunda kendimi ifade etme fırsatı buldum” diyerek başlarken önceki ifadelerinin arkasında durdu.
“BEYANLARINLA BURADA TUTUKLU İNSANLAR VAR”
Çapraz sorguda ise mahkeme başkanı, Güngör’ün önceki ifadelerinden birinde dolar, birinde ise TL üzerinden rüşvet istendiğini belirtmesine dikkat çekerken Güngör bunun üzerine miktarı dolar üzerinden ifade etti.
Çapraz sorgusunun ardından Çalık da Güngör’e soru yöneltti. Çalık, dosyada yer alan bazı kişilerin konuya ilişkin ifadelerini okurken Güngör’e “Algı yapma, sen olayı biliyorsun” dedi. Mahkeme başkanı araya girerek Güngör’ün soruları cevaplaması gerektiğini belirterek “2020’den bu yana bu konu hakkında ifade veriyorsun. Verdiğin ifadelerle burada tutuklu insanlar var. Sorularını sorsunlar, sen de cevap ver” dedi.
Çalık, Güngör’ün ifadelerinin çelişkili olduğuna yönelik sorular sorarken kendisi ile konu hakkında tartışma yaşadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Proje tadilatını sunmak istedi. 17 bin metrekare fazla inşaatı vardı, bunun onaylanamayacağını kendisine izah ettim. Büyükçekmece'de bir oteli olduğunu, otelde SPA bulunduğunu söyledi. "Teşekkür ederim" dedim. Yatıyla hafta sonları gezebileceklerini söyledi. Teklifini reddettim. Bunu yapmak zorunda olduğumu, kabul etmezsem hakkımda savcılığa suç duyurusunda bulunacağını söyledi. Bunu da reddettim ve kendisini odamdan kovdum.”
“İFADEM DUYUMA DAYALIYDI”
Daha sonra avukatlar Güngör’e çeşitli sorular yöneltirken İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih KELEŞ’in avukatlarından Nergiz İnce, ““Fatih Keleş hakkında neden Ekrem İmamoğlu'nun kasası dediniz? Bu duyuma mı dayalı?” sorusunu yöneltti.
Güngör ise “Ben söylemiyorum Beylikdüzü halkı söylüyor. Duyuma dayalı” yanıtını verdi.
Sonrasında ise Ekrem İmamoğlu’nun avukatlarından Tora Pekin Güngör’e “Ekrem İmamoğlu'nun doğrudan size bir baskısı oldu mu?” Diye sorarken Güngör olmadığını söyledi. Pekin, bunun üzerine “Bunun kayda geçirilmesini istiyorum. Savunmasında baskı var derken şimdi baskı yok diyor. Bu yargılamada nasıl beyanlar verildiğini gösteriyor” dedi.
17.00 | ADEM SOYTEKİN İLE RÜŞVET TARTIŞMASI
Duruşmada daha sonra Adem Soytekin’in ortağı Erdal Tokmakçı savunma yaptı. Tokmakçı, Soytekin’in KİPTAŞ’a ve KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt’a verildiğini öne sürdüğü 500 bin dolarlık ödemeyi rüşvet olarak vermediğini söyledi.
Tokmakçı, inşaat malzemeleri ticareti yaptığını ve projelerde ortaklık tekliflerini ticari değerlendirmeler sonucunda kabul ettiğini söylerken KİPTAŞ Yeşilpınar Projesi kapsamında verdiği 500 bin doların ise rüşvet olmadığını belirtti. Tokmakçı, parayı Soytekin’e iki parti halinde, projedeki yüzde 34’lük hisseyi almak için verdiğini söyledi.
Soytekin’in “500 bin doları KİPTAŞ’a verdik mi, vermedik mi?” sorusu üzerine ise Tokmakçı, “Bilmiyorum verdiğini vermediğini ama ben size teslim ettiğim için sizin ne yaptığınızla ilgili yanınızda değildim, şahit değildim. Böyle bir talep benden olmadı” dedi.
Mahkeme başkanının ödemenin ne karşılığında yapıldığını sorması üzerine de Tokmakçı, “Ben yüzde 34 projeye ortak olurken bir talep olmuştu. Yüzde 34'lük hisse veririm, bunun karşılığında 500 bin dolar verirsen veririm demişti. Ben iki parti şeklinde 500 bin doları yüzde 34 hisseyi almak için verdim. Ticari ortaklık için verdim, bir bedel ödedim” ifadelerini kullandı.
16.00 | AVUKAT ERSÖZ'DEN MAHKEME BAŞKANI'NA TEPKİ
Yavuz Oğhan’ın ardından avukatı Hüseyin Ersöz söz aldı. Mahkemenin usulüne dair konuşan Ersöz, duruşma düzeni ve planının hak ihlallerine yol açtığını söyledi.
Gece 01:00'e kadar duruşmanın yapılmasını eleştiren Ersöz, “12 saatlik bir döngü dahi oluşmadan haftanın dört günü bu şekilde devam ediyor. Heyetinizle paylaşıyoruz bunu. Biz müdafiler olarak bu yargılamada adil yargılama olmasına katkı sağlamak zorundayız. Bu uygulamadan dönmenizi talep ediyoruz. Kafanızda bir takvim olduğu anlaşılıyor” diye belirtti.
Ersöz, mahkeme başkanının, geçen duruşmalarda avukatlara yönelik “beğenmiyorsanız gidin”, “bunları istinaf gerekçesi yaparsınız” sözlerine tepki gösterdi. Ersöz, mahkemenin uygulamalarının adil yargılanma hakkının ihlaline yol açtığını söyledi.
Mahkeme başkanına seslenen Ersöz, “Avukatlara yönelik ‘beğenmiyorsanız gidin’ şeklindeki değerlendirmeniz asla kabul edilebilir değil” dedi.
15.20 | GAZETECİ YAVUZ OĞHAN: "DELİL OLARAK ÖNÜMÜZE KONAN TEK ŞEY BAZ KAYITLARI"
“Örgüte destek olmak” suçlamasıyla tutuksuz yargılanan bir diğer gazeteci Yavuz Oğhan, İBB Davasında savunma yapan dördüncü gazeteci oldu.
Gizli tanık beyanında; Murat Ongun’un Emrah Bağdatlı aracılığı ile kendisinin de arasında olduğu 9 gazeteciye elden para vererek finanse ettiği iddiasına “iftira” diyerek karşılık verdi.
“Çok rencide edici bir suçlama ile karşı karşıyayız” diyen Oğhan, “Ortada bir gizli tanık ifadesi var. Bu iddiaya ilişkin bir delil var mı? Yok. Delil olarak önümüze konan tek şey baz kayıtları” ifadelerini kullandı.
Emrah Bağdatlı’yı tanımadığını, kendisiyle hiç görüşmediğini ve hiç diyaloglarının olmadığını söyleyen Oğhan, “Kendimi böyle izah etmek zorunda kalmak çok ağırıma giden bir şey. ‘Para karşılığı haber yaptı’ diye bir iddia atılıyor ortaya, ben bunun çok rencide edici olduğunu düşünüyorum. Bir gazete için yapılabilecek en büyük iftiradır. Böyle bir iddia ortaya atılıyorsa bunun altını doldurmak gerekir. Ancak ortada baz kaydı dışında bir delil yok. Ben o dönemde de bir örgüt görmedim, şimdi de görmüyorum. Süratle bu iftiradan kurtulmayı talep ederim” dedi.
15.10 | GELECEK HAFTA TUTUKLULAR KONUŞACAK: İMAMOĞLU’NUN 3 EYLÜL’DE TAHLİYE TALEBİNDE BULUNMASI BEKLENİYOR
Verilen yaklaşık iki saatlik aranın ardından duruşma kaldığı yerden devam ediyor. Tutukluların ardından mahkeme heyeti de salona gelirken mahkeme başkanı, gelecek hafta (4 gün boyunca) savunma alınmayacağını, bunun yerine tahliye taleplerinin dinleneceğini duyurdu.
Buna göre her sanık veya avukatı için yarım saat süre verilecek. Talepler ilk duruşmadaki liste sıralamasına göre alınacak. Söz konusu listeye göre, Ekrem İmamoğlu'na tahliye talebi için sıranın 3 Eylül Perşembe günü gelmesi bekleniyor.
Duruşmanın tekrar başlamasıyla sanık kürsüsüne ilk gelen isim, CHP’nin dijital medya ekibinde çalışan Utku Doğruyol oldu. Kullandığı sosyal medya hesabının kendisine ait olduğunu kabul eden Doğruyol “Bu gizlediğim bir şey değildi. Magazinsel konuların bulunduğu ancak Türkiye gündemini de meşgul eden konulara da yer verdiğimiz bir hesaptı” dedi. İddianamedeki 19.eylem kapsamında yargılanan Doğruyol, irtibatı olduğu öne sürülen, dosyanın firari isimlerinden Emrah Bağdatlı’nın ismini İBB operasyonlarından sonra öğrendiğini de belirtti.
İddianamede kendisine yöneltilen ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlamasına konu olan iki sosyal medya paylaşımı olduğunu belirten Doğruyol, "Biri Özgür Özel'in kamuya açık paylaşımıydı. Haber ajanslarının da konuyla ilgili paylaşımı mevcuttu" dedi.
Doğruyol ve avukatının savunmasının tamamlanmasının ardından kürsüye gazeteci Yavuz Oğhan geldi.
13.30 | İLK ARA VERİLDİ
Sevinç’in ardından “Halkın başkanları” adlı sosyal medya hesabı yönetmekle suçlanan Tuğba Koçak savunma yaptı.
Tuğba Koçak suçsuz olduğunu belirtirken beraatini talep etti.
Koçak’ın savunmasının ardından ise duruşmaya ilk ara verildi.
12.30 | EN GENÇ SANIK SAVUNMA YAPTI
Daha sonra CHP Gençlik Kolları Dijital Komisyon Başkanı Mustafa Sezer Yerli, savunma yapmak için kürsüye geldi.
24 yaşında olduğunu ve davanın en genç sanığı olduğunu belirten Yerli, sosyal medyada yönettiği bir hesap ve okuduğu lisede Murat Ongun ile ortak baz vermekle suçlandığını belirterek kendisine uygulanan adli kontroller hükümlerinin kaldırılmasını istedi.
GAZETECİ ŞABAN SEVİNÇ: “GİZLİ TANIK ‘İLKE’NİN İDDİALARI İFTİRADIR… BAĞDATLI’NIN ADINI SORUŞTURMADAN SONRA DUYDUM”
“Örgüte destek olmak” suçlamasıyla tutuksuz yargılanan gazeteci Şaban Sevinç, Ruşen Çakır ve Soner Yalçın’ın ardından İBB Davası'nda savunma yapan üçüncü gazeteci oldu.
“İlke” kod adlı gizli tanığın; Murat Ongun’un Emrah Bağdatlı aracılığı ile kendisinin de arasında olduğu 9 gazeteciye elden para vererek finanse ettiği iddiasını yalanladı.
Meslektaşı ve Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı olması sebebiyle Murat Ongun’u tanıdığını söyleyen Sevinç, Emrah Bağdatlı’yı tanımadığını, kim olduğunu soruşturmanın başlamasıyla birlikte internetten fotoğraflarını aratarak öğrendiğini ifade etti.
Sevinç, “Gizli tanık ‘İlke’nin benim de adımı vererek ‘elden para alıyor’ dediği Emrah Bağdatlı’yı hayatımda hiç görmedim, tanımıyorum. Bağdatlı ile benim tanıştığıma dair hiçbir somut kanıt yok. Hiçbir bağlantımız yok, çünkü tanımıyorum. Adını soruşturma başladıktan sonra duydum hatta kendime de kızdım, ‘bu kadar önemli biriyse neden tanımıyorum’ diye. Google’dan resmini aratarak kim olduğuna baktım. Dolayısıyla bu iddia tamamen yalandır, gerçek dışıdır ve iftiradır” ifadelerini kullandı.
Dosyada Bağdatlı ile ortak baz kayıtlarına yer verildiğini anımsatan Sevinç, “Bu kayıtlara baktığımızda; CHP’nin kurultayında ortak baz vermişiz. İstanbul Yeni Havalimanı ve Sabiha Gökçen Havalimanı’nda ortak bazlar vermişiz. Ben o dönemde Ankara’da ikamet ediyordum, haftada 2-3 gün televizyon programları için İstanbul’a uçakla geliyordum. Maltepe miting alanında bazımız gözüküyor. Sayın İmamoğlu Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle program hazırlamıştı, oraya davetliydim. Oradan bir bazımız var. Haliç Kongre Merkezi’nde ve İBB binasında da bazmız var. İmamoğlunun basın toplantılarına katılmıştım, yani kalabalık, kamuya açık ve kitlesel olarak insanların geldiği yerlerde Bağdatlı ile bazımız var. Tamamen bir tesadüftür. Tanışmıyorum. Hiçbir görüşmem yoktur” ifadelerini kullandı.
11.15 | ESKİ CHP MİLLETVEKİLİ TURAN AYDOĞAN KÜRSÜDE
İlk olarak Metro İstanbul’da mühendis olarak çalışan Mesut Taşkın kürsüye gelerek savunma yaptı.
İddianamedeki bir eylemden sorumlu tutulan Taşkın, “İddianamede Murat Ongun, Emrah Bağdatlı isimli kişilerden Kaktüs Medya şirketi üzerinden para aldığım yazılmıştır. Bu kişileri ve şirketi tanımıyorum. Bu dosyadaki hiç kimseyi tanımıyorum, onlar da beni tanıdıklarını söylememiştir diye düşünüyorum” dedi.
Taşkın’ın ardından tutuksuz yargılanan eski CHP Milletvekili Turan Aydoğan, savunması için kürsüye geldi.
“2023'teki CHP kurultayında Ekrem İmamoğlu ile farklı görüşlerdeydim. Milletvekilliğim de 2023'te sona erdi. Ancak hakkımda 2024'teki bir olayda nüfuzumu kullandığıma yönelik bir iddia var” diyen Aydoğan milletvekilliğinin sona ermesi sebebiyle nüfuz kullanma gibi bir durumun içinde olamayacağını belirtti.
İddianamedeki “sistem” tanımlamasını hayatında duymadığını belirten Aydoğan, “Hukuka aykırı herhangi bir ilişkiye girmişsem, herhangi biri bunu söylerse kendimi burada yakarım” diye konuştu.
Hakkındaki adli kontrol hükümlerinin kaldırılmasını talep eden Aydoğan, “Bizler bu ülkeye lazımız, yazık etmeyin bizlere. Yurtdışı yasağı koydunuz, biz bu ülkeye aşığız, buradan kaçar mıyız?” ifadelerini kullandı.
Aydoğan’ın savunmasının ardından çapraz sorgusu başladı.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.
İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.
İddianamede yer alan "örgüt şemasında", Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.
Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu savunularak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu iddia ediliyor.
İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.
İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.
İddianamede, Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.
Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
BİRLEŞEN DOSYA
Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 isim hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.
İddianamede, İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.
Yargılama sürecinde, birleşen dosyadakilerle birlikte 57 kişinin tahliye edilmesiyle davada 53 tutuklu bulunuyor.