Hayatını kaybedişinin birinci yılında mezarı başında anılan Altan Öymen için düzenlenen törende konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Bugünleri görse üzülürdü, gördüğü kısmına çok üzüldü. Sonra daha kötü şeyler oldu. Ama ben ondan bir şey öğrendiysem iflah olmaz bir iyimser olmayı öğrenmişimdir" dedi.
Çoklu organ yetmezliği nedeniyle 93 yaşında hayatını kaybeden eski CHPGenel Başkanı, gazeteci, yazar ve ANKA Haber Ajansı’nın onursal kurucusu Altan Öymen, ölümünün birinci yılında Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki mezarı başında anıldı.
Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özelde anmaya katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada, "Öymen ailesinin tüm dostlarını ve Altan Öymen’in her yaştan dostlarını saygıyla selamlıyorum" diyerek şöyle devam etti:
"Üç büyük ailenin kesişim noktasıdır Altan Öymen. Kendi ailesinin, Cumhuriyet Halk Partisi ailesinin ve basın camiasının, Milliyet gazetesi özelinde de Milliyet ailesinin kesişim noktasıdır. Onu çok kişiden dinledik, çok kişiden okuduk. Ondan Türkiye’nin siyasi tarihini hem okuduk hem dinledik. Hem de anlatımlarıyla adeta yaşadık. Genel Başkanımızı kaybettiğim gün ne büyük bir birikimden, ne büyük bir akıl hocasından, ne büyük bir zor gün dostundan ve adeta Türkiye tarihi, siyasi tarih, parti tarihi açısından nasıl bir birikimden mahrum kaldığımızı ve nasıl yeri dolmayacak, doldurulmayacak birinden mahrum kaldığımızı Aslı Hanım ile paylaşmıştım. Buracıkta onu konuştuk. Yani her şey bir yana; her ölüm erken ölüm. Uzunca bir yaşam. İçine çok şey sığdırılmış bir yaşam. Ama Altan Öymen olmayınca telefonun ucunda bazı şeyler artık kime sorulacak? Bazı detaylar kimden öğrenilecek? O ismi kim hatırlayacak? O işin esas doğrusunu kime güvenerek, kimden dinleyebiliriz? Gerçekten bu soruların cevabı yok artık.
"HASTALIĞINA RAĞMEN ORADAYDI"
Bazı memnuniyetlerim var. Mesela Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yılında, 20 Temmuz 2024’te onunla birlikte Kıbrıs’ta olmak ve o günleri ondan dinlemek, bütün törenlere birlikte iştirak etmek, hastalığına rağmen çok önemliydi. O sıcağın altında nasıl 50’nci yılda davetimize icabet etti ve her aşamasında bizimle birlikte oldu. Sadece içindeki tarihe, ülkeye, partiye ve mesleğine olan bağlılığın ona pompaladığı bir enerjiyi hissedebiliyorsunuz. ‘Artık ayağa kalkamaz’ dediğiniz anda, o kadar yorulduğu bir anda bile ‘Evet, ne yapıyoruz?’ diye ilk o diriliyordu, ‘Şimdi nereye gidiyoruz?’ diye. Bir o Kıbrıs’ın 48 derece sıcağındaki duruşunu unutmam, bir de biraz önce Sayın Başkanvekilimizin ifade ettiği gibi hepimizin en çok ihtiyacı olduğu zamanda Saraçhane’de o otobüsün üstünde 1,5 saat o soğukta dimdik ayakta duruşunu, selamlamadan sonra aşağı davet ettiğimizde inmemesini, konuşurken bir sandalye getirilmeye çalışıldığında da ‘Genel Başkan konuşurken oturulmaz, ayakta dinlenir’ deyişini, yemek siparişi verirken bile ‘Parti disiplini’ deyip o sıraya uymaya çalışmasını, esprilerini, sıcaklığını asla unutmayacağız.
"BUGÜNLERİ GÖRSE ÜZÜLÜRDÜ, GÖRDÜĞÜ KISMINA ÇOK ÜZÜLDÜ"
Bugünleri görse üzülürdü, gördüğü kısmına çok üzüldü. Sonra daha kötü şeyler oldu. Ama ben ondan bir şey öğrendiysem iflah olmaz bir iyimser olmayı öğrenmişimdir. Şartlar ne kadar kötü olursa olsun hep bir çıkış yolu bulunacağına, bu zor günlerin açılacağına, bir şekilde kendi deyimiyle ‘hep güneşin doğacağına, dünyanın hiç karanlıkta kalmadığı gibi her sabah doğan güneşle ve kötülüğün hiç kazanmadığı gibi iyilerin kazanacağına’ hep inanırdı. O inancı taşıyoruz. Bugün bir yıl olmuş, burada mezarı başında dostlarıyla birlikte olmak, meslektaşlarıyla birlikte olmak, ailesiyle birlikte olmak ve her duyduğumuz cümlede, her değerlendirmede gönlümüzdeki, aklımızdaki, hafızamızdaki yerinin bir kat daha pekişiyor olduğunu görmek büyük bir mutluluk. Hepimiz bir gün çekip gideceğiz. Altan Öymen gibi gitmeyi, arkasından söylenen sözlerle ve bıraktığı anılarıyla, bıraktıkları eserleriyle ki ailesiyle, öğrencileri ile meslekten ve bizim gibi siyasetten öğrencileriyle, çıraklarıyla anılmak hepimize nasip olsun. Onu tanımış olmak büyük bir onurdu, büyük bir gururdu. Hatırası önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum.”