Siyaset

Akşener: Haddini bil sayın Erdoğan...

İYİ Parti lideri Meral Akşener, grup toplantısında açıklamalarda bulunuyor.

Akşener: Haddini bil sayın Erdoğan...
14-07-2020 10:02

İYİ Parti lideri Meral Akşener, grup toplantısında açıklamalarda bulunuyor.

Akşener'in konuşmasından satır başları:

AYASOFYA KARARI

* Türkiye bu hafta önemli bir gelişmeye sahne oldu. Sultan Mehmet Han'ın emaneti Ayasofya, artık tamamen ibadete açılacak. Milletimizin bir beklentisi yerine getirildi. Hayırlı olsun.

* Hayırlı olsun ama, işin daha en başında yaptığım bir uyarıyı, tekrarlama ihtiyacı hissediyorum; Ayasofya ibadete açılsın, ama siyasete kapatılsın.

*  Biliyorsunuz; Sayın Erdoğan, Danıştay'ın kararından sonra ekranlara çıktı ve bir konuşma yaptı.

* Bekledim ki; Milletimizden gelen talep ve beklentiyi, Siyasetin her kanadından gelen desteği, Sağduyuyla ve birleştiren bir dille karşılasın.

* Yine yapamadı. Kavgadan beslenen bir ruh haliyle, Cumhuriyetle bitmeyen kavgasının dışa vurumu niteliğinde, birleştiren değil, yine ayrıştıran bir konuşma yaptı.

* Türkiye'nin Cumhurbaşkanı olarak değil, yine AK Parti Genel Başkanı olarak karşımızdaydı… Yine olmadı, yine yakışmadı…

* Çıktı, utanmadan,Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün, Cumhurbaşkanlığı döneminde alınan kararı, hem hukuki bir hata, hem de ihanet olarak tanımladı.

“KİMSE ATATÜRK’E DİL UZATMASIN”

* Kendine gel Sayın Erdoğan! Ağzından çıkanı kulağın duysun.

* 19 Kasım 1936 tarihinde düzenlenen tapu evrakında, Fatih Sultan Mehmet Han'ın vakfiyesinden sonra, yeni Türk devletinin kayıtlarına Ayasofya'yı,
Cami-i Şerif olarak tescil eden ikinci kişi, o beğenmediğin Mustafa Kemal Atatürk'tür.

* Bu gerçek ortadayken, öyle hukuki hatadan söz etmek, daha da ötesi, utanmadan tarihe ihanet yakıştırması yapmak, makamı ne olursa olsun, kimsenin haddi değildir.

* Ayasofya'nın Osmanlı dönemindeki fatihi Sultan Mehmet Han; Cumhuriyet dönemindeki fatihi de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür.

*Topu, gereksiz yere idari yargıya atıp, oradan çıkan kararla, kendini Ayasofya fatihi ilan etmeye kalkmak ise, acizliktir, kendini gülünç duruma düşürmektir.

* Sayın Erdoğan; Milletimizin talebiydi, partiler destek oldu, yargı karar çıkardı, iş bitti. Bütün bunları yapabilme imkanını da, Mustafa Kemal'in kurduğu Cumhuriyet verdi. Mesele bundan ibaret. Tarihini bilerek konuş. Makamının farkındalığıyla konuş.

* Demem o ki; Kimse, bu güzel kararı kirletmesin. Kimse, Ayasofya üzerinden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına kin kusmaya kalkmasın.

* Çünkü onlar olmasaydı, tapusunda Türk Devletinin mührü bulunan ve Cami yazan bir Ayasofya'mız olamazdı. Hatta, onlar olmasaydı, Türkiye genelindeki 84.684 camimiz de olamazdı.

* Bu işler yapılırken, tarihi gerçeklere ve kimseyi incitmemeye özen göstermek gerekir. Devlet insanı olmak da, Cumhurbaşkanlığı makamı da bunu gerektirir.

* Allah aşkına; Sokakta Ayasofya kararı üzerinden kavga eden tek bir Allah'ın kulunu gördünüz mü? Birbirine hakaret eden tek bir vatandaşımız var mı?Yok.

* O halde, niye böyle bir birlikteliği kirletip de, devletin zirvesinde, sanki “Kavga varmış” gibi pozlar veriyorsunuz? Milleti birbirine düşürmeye çalışmaktan hâlâ bıkmadınız mı?

* Önemli bir noktanın altını çizmek istiyorum:Biliyorsunuz, Ayasofya'nın ibadete açılması gündeme geldiğinde, sağlam adımlar atılabilsin diye,

*  İYİ Parti olarak, bir araştırma önergesi verdik. Önergemiz, Ak Parti ve MHP oylarıyla reddedildi.

*  Birçok ülkeden gelen tepkiler üzerine, Saray sözcüsü, batı medyasına bir açıklama yaptı ve dedi ki; “Ayasofya kararı, muhalefet partileriyle birlikte alındı.

* Öncelikle; kararı siyaset değil, yargı aldı. Ama devlet aklıyla verdiğimiz önergeye “hayır” dememişler gibi, şimdi de, desteğimizi kendilerine ekran koruyucu yapıyorlar…

* Her zamanki gibi yardım eline tükürmemişler gibi, şimdi de tükürdüklerini yalıyorlar…

* Verdiğimiz önerge işte bu nedenle önemliydi. Dışarıdan gelebilecek tepkilere, ülke olarak, ortak bir akıl ve ortak bir dille cevap verebilelim, bunun üzerine çalışalım diye verdik.

*  Yani istedik ki, Türk siyaseti, muhtemel tepkilere karşı ağız birliği edebilsin. Böylece daha etkili ve güçlü bir karşılık verebilelim.

*  Sultan Mehmet Han fethetmiş, Mustafa Kemal Atatürk tapusunu Cami olarak işletmiş, Buna artık kim karışabilir?

*  Ama devlet değil, çiftlik yönettiklerini sandıkları için, gelen tepkilere bulabildikleri tek cevap, “Ama muhalefet de istedi…” oluyor.

*  İçeride, sanki muhalefet karşı çıkmış gibi, kavga çıkarmaya çalışıyorlar, Ama sonra gidip Batı'ya “Muhalefet de istedi.” diyorlar,

* Çapları işte bu kadar. Samimiyetleri işte bu kadar.

‘ANDIMIZ’ ÇIKIŞI

* Sayın Erdoğan'a bir çağrı yapmak istiyorum; Adana Milletvekilimiz Sayın İsmail Koncuk Bey'in başvurusu üzerine, aynı Danıştay'ın iki yıl önce aldığı bir başka karar daha var.Deniyor ki; “Andımız okullarda tekrar okutulsun”

*  Eğer, iddia ettiğiniz gibi yerli ve milliyseniz; Eğer, Danıştay kararları konusunda bu kadar hassassanız; Eğer, muhalefetin taleplerine bu kadar duyarlıysanız; bu kararı da hemen uygulamaya koyun.

*  Evlatlarımızın “Türk'üm” demesinden korkmayın. Aksine, siz de korktukları şey olun, Türk olun…

KANAL İSTANBUL ELEŞTİRİSİ

* Tüm bunlar olurken, bir başka idare mahkemesinde devam eden, bir başka dava daha var…

* İstanbul 10'uncu idare mahkemesi, Sayın Erdoğan'ın çılgınlığı olan, Kanal İstanbul'la ilgili, daha iki ay önce “Bilirkişi raporu” istedi.

* Yani dedi ki; “Bu işin uzmanları çalışsın ve bize gerçeği anlatsın. Ona göre karar vereceğiz”

* Yargıya saygı duyan birinin ne yapması gerekir? Kararı beklemesi gerekir. Ama Sayın Erdoğan ne yapıyor? Yargı sürecini görmezden gelip, saman altından su yürütmeye devam ediyor…

* Kanal İstanbul çılgınlığındaki rant, öyle bir gözlerini bürümüş ki, Ne mahkeme tanıyorlar, ne hukuk tanıyorlar…

* Dava devam ederken, 100 binlik planlar devreye alındı, şimdi de, 5 binlik ve binlik planlar askıya çıkarıldı. 30 milyon metrekarelik arazinin satışı yapıldı. İhaleler sessiz sedasız yürütülmeye devam ediyor…

* Ayasofya Fatih'in emaneti denirken, İstanbul'un da Fatih'in emaneti olduğu unutulup, yine o beş müteahhide rant yaratma peşinde koşuluyor.

* Hayırdır Sayın Erdoğan? Nedir bu telaşın? Yargı kararını işine geldiğinde alkışlayıp, işine gelmediğinde yok sayıyorsun. Nedir bu hukuk tanımazlığın? Nedir bu rant iştahın?

* İstanbul'un su kaynaklarının, 3'te birini yok edeceksin, farkında mısın? Tarım arazilerini betona gömeceksin, farkında mısın?

* Millete 75 milyar lira diyorsun ama, bu yoklukta, bu dar günlerde, aziz milletimizin hazinesinden yüzlerce milyar lirayı, bir çılgınlığa heba edeceksin, farkında mısın?

* Elbette farkında! Farkında ama hâlâ, Betona gömdüğü ve “İhanet ettik” dediği İstanbul'a, Göz göre göre ihanet etmeye devam ediyor.

* Mesele rant olunca, mesele beton olunca, Gözünü, kulağını dört açan iktidar, mesele insan olunca, görmüyor, duymuyor, söylemiyor.

* Mesele, yağmalamak, milletin hazinesini çarçur etmek olunca, iştahı kabaran iktidar, mesele, vatandaşının acıları, dertleri olunca, görmüyor, duymuyor, söylemiyor.

* Mesele kendinden olanı kollayıp, zengin etmek olunca, sınır tanımayan iktidar, mesele, kadınlarımızın çektikleri olunca, üç maymunu oynuyor.

“İKTİDAR EMİNE BULUT İLE İLGİLİ TEK KELİME ETMEDİ”

* Mesela, 39 yaşındaki Emine. Kardeşlerine hem abla, hem de anne olan Emine. Eşinden ayrıldıktan sonra, bir yandan üniversite okuyan, bir yandan da çalışıp, çocuğuna bakan Emine. Kimseye boyun eğmeyen Emine. Evladı; “Anne lütfen ölme” diye feryat eden Emine.

* Evladının gözleri önünde, bir kadının canına kıyacak kadar alçak bir adam, Emine'nin canına kıydı. Ama iktidardakiler, Emine Bulut'u, bir köprüyü konuştukları kadar konuşmadılar.

* Mesela, 31 yaşındaki Fatma. Eşini kaybettikten sonra, 3 çocuğuyla yaşam mücadelesi veren Fatma. İki işte birden çalışıp, evlatlarının nafakasını çıkaran Fatma. Kanserin bile, yüzündeki tebessümü solduramadığı Fatma.

* İş arkadaşı tarafından öldürüldü. Ama iktidardakiler, Fatma Şengül'ü, bir otoyolu konuştukları kadar konuşmadılar.

* Mesela, 17 yaşında evlendirilen Rabia. Hamile kalınca, okulunu bırakmak zorunda kalan, çocuk Rabia. Herkese güvenen, altın kalpli Rabia.

* Çocuğunu göstereceğini söyleyen, eski eşine de inandı, ve pusuya düşürülerek öldürüldü. Ama iktidardakiler, Rabia Tümkaya'yı, kanal çılgınlığını konuştukları kadar konuşmadılar.

* Konu rant olunca, konu beton olunca, konu üç-beş kodaman olunca, konu bezirgan saltanatı olunca, hesap makinesiz hesap yapabilenler.

 !#**h23421**#! 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
TÜRKİYE GÜNDEMİ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER