USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

SANDUKANIN PEŞİNDE

03-02-2024

Eveet gelelim yuşa peygamber ile ilgili olan efsaneye... Efsanelerle amel edilmez. Ancak efsaneler zamanla bilimsel temellere oturtulursa, efsane olmaktan çıkar. Gerçek belgeye dönüşürler. Yuşa peygamberin mezarının 17 metre olması mümkün mü? Olabilir. İsmail Hami Danişmend'in eserinde Çin bölgesinde mezarlarda  9 metre boyunda kemikler çıkarmış. Ayrıca 24 cm. boyunda insanlar varmış. Soyları tükenmişler. 9 metre esas alırsak Yuşa'nın mezarının 17 metrenin 9 metresi ceset, kalan kısmı da özel ve kutsal eşyaları konulmuş olabilir. Bu nedenle mezar uzun olmuştur. Bahsettiği Ahit Sandığı ise Mehmet Ali Ağca'nın da Papa'ya sorduğu Fatıma'nın Sandığı ile aynı sandık olmalıdır.

Bir rivayete göre Hz. Adem Allah'a yalvarır, benden sonra soyumdan peygamber olacak olan torunlarımı görmek istiyorum diye yalvarmış. Allah duasını kabul eder ve büyük peygamberlerin resimlerini ipek kumaş üzerinde gösterir. Bu peygamber resimlerini adem bir sandukada saklar. Bu sanduka elden ele peygamberlere emanet edilerek, bazen havarilerce muhafaza edilerek Bizans kralının eline ulaşır. İşte herkesin peşine düştüğü sanduka bu olmalıdır.

Ben de yıllardır bu sandukanın peşindeyim. Hz. Muhammed'in resmini görmek için. Efsane dediğimiz peygamber resimlerinin varlığı gerçek oldu ve Constantiniyye de izine rastlandı. Hz. Ömer zamanında Bizans kralını islama davet etmek için İstanbul'a elçiler gönderdi. Kral ile görüştüler. Kral onları istirahate gönderdi, sabah görüşelim dedi. Kral, elçileri sahurda uyandırdı ve gizlice makamına çağırdı. Size bir şey göstermek istiyorum dedi ve bir sanduka getirdi. Sandukanın içinde küçük küçük çekmeceler vardı. Her çekmecede bir peygamberin fotoğrafı muhafaza ediliyordu. Aslında ademe dijital olarak gönderildiği söylenen bu resimleri, ressam Danyal peygambere ipek kumaş üzerine çizdirildiği de görüşler arasındadır. Kral ilk sandukayı açıyor işte bu Adem peygamberdir diyor. İkinci sandukayı açıyor, işte bu Musa'dır, üçüncüyü açıyor işte bu İsa'dır. Sonra elçilere soruyor, siz peygamberinizin resmini görseniz tanır mısınız? Elçiler evet tanırız derler. Son sandukayı açıyor gösteriyor. Bu mu peygamberiniz? Elçiler şok geçiriyorlar, evet dedikten sonra hep bir ağızdan LA İLAHE İLLELLAH, MUHAMMEDEN ABDUHU VE RASULUHU diye bağırırlar.

Kral bakıyor ki, Saray sallanıyor. Kral peygamberinize inandım diyor ve onları hediyelerle gönderiyor. Elçiler, mekkeye vardıklarında Hz. Ömer'e bu mucizevi durumu heyecanla anlattılar, ancak o dönemde islam resimi günah saydığı için çok önemsemedi ve bu sandukadaki resimler unutuldu, bir daha konuşulmadı. İşte bir cehaletin islama kaça mal olduğunu makalenin sonunda göreceğiz. Bu kafada olunca Peygamberinin resmini zor görürsün. Halbuki bu sandık kimde ise bütün dinlerin merkezi orası olacaktı. Belkide Hz. Muhammed'in hadisinde İstanbul'u fetheden kumandanı ve askerleri övmesi bir teşvikti. Belki de bu sandukanın bulunmasını, müslümanların eline geçmesini istiyordu. Belki de İstanbul'un fethedilmesindeki sır buydu.

Evet Türkler tarafından feth edilen İstanbul'un anahtarlarının yanında Fatih'e bu sanduka verildi mi? veya fatih bu sandukayı biliyor muydu, ele geçirebilmiş miydi? Bu konuda yazılı bir kaynağa ulaşamadık. Belki de bu sanduka Yuşa Peygamber'in mezarına birlikte gömülmüş olabilirdi. Bu nedenle Yuşa Peygamber'in türbesinin devlet tarafından dedektörlerle aranmasını isterdim. Belki Ağca'nın Papa'nın kulağına eğilerek sorduğu Fatıma'nın sandığı bu sandık olabilir. Bu sandık bulunsa kaşıkçı elmasından daha değerli olur. Bu resimlerin suretlerini kopyaladıktan sonra, bütün dünya ülkelerinde ziyarete açılarak çok büyük bir gelir elde edilebilirdi. Türkiye'nin borçlarını ödemenin dışında 50 yıl yetecek parası olurdu. Şimdilik bu kadar. 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?