Siyaset

Ümit Özdağ: Saray, emekli amcanın sefaletiyle ilgilenmiyor!

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, İstanbul’da düzenlenen “Millet Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, iktidarın Türkiye’nin temel sorunlarını konuşmaktan özellikle kaçındığını savundu.

Ümit Özdağ: Saray, emekli amcanın sefaletiyle ilgilenmiyor!
08-01-2026 20:33
08-01-2026 20:36

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, İstanbul’da düzenlenen “Millet Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, iktidarın Türkiye’nin temel sorunlarını konuşmaktan özellikle kaçındığını savundu. Asgari ücret, emekli maaşları, esnafın durumu ve sığınmacı politikalarının görmezden gelindiğini belirten Özdağ, “AKP, Türkiye’nin gerçeklerinin tartışılmasını istemiyor” dedi.

Özdağ, asgari ücret ve emekli zamlarına tepki göstererek, işçilerden sonra memur ve emeklilere de “açlık ve yoksulluğun reva görüldüğünü” belirtti.

'ÇÖPTEN YEMEK TOPLAYAN EMEKLİNİN FARKINDA DEĞİLLER'

İktidarın toplumun yoksullaşan kesimlerinden koptuğunu belirten Özdağ, şu ifadeleri kullandı:

“Sarayda lüks içinde yaşayanlar beli bükülmüş emekli amcanın açlık, yoksulluk ve sefaletiyle ilgilenmiyorlar. Çöpten yemek topladığının farkında değiller. Ucuz otel odalarında kuru ekmekle karınlarını doyurmaya çalıştıklarının farkında değiller ve farkında olmamaya da devam edeceklerini her tavırlarıyla gösteriyorlar.”

“Ver yetkiyi, gör etkiyi” söylemini hatırlatan Özdağ, Cumhur İttifakı’nın “güven ve istikrar” sözü verip yurttaşları “açlığa, yoksulluğa ve kuru ekmeğe mahkûm ettiğini” söyledi. Türk sanayisinin rekabet gücünü kaybettiğini savunan Özdağ, tekstil başta olmak üzere birçok fabrikanın Mısır, Fas, İtalya ve Balkan ülkelerine taşındığını, Türk sanayicisinin yüzde 40–50 faizle kredi kullanırken Almanya’daki sanayicinin yüzde 3 faizle kredi alabildiğini dile getirdi.

Devlet ihalelerinin “sürekli aynı birkaç şirket tarafından alındığını” iddia eden Özdağ, “mavi kanlı ailelerin çocuklarının birden fazla yerden gelir elde ettiğini, buna karşılık yurttaşların çocuklarının işsiz kaldığını” belirtti.

YOKSULLUĞUN SEBEBİ KAYNAKLARIN YANLIŞ KULLANILMASIDIR

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Türkiye’nin zengin bir ülke olmasına rağmen halkın yoksullaştırıldığını savunarak bunun temel nedeninin yanlış kaynak kullanımı ve israf olduğunu söyledi. Özdağ, “Küçük bir kesim refah içinde yaşarken, geniş halk kesimleri yoksulluğa mahkûm ediliyor” dedi.

Zafer Partisi iktidarında israfın sona erdirileceğini belirten Özdağ, sığınmacılara ayrılan kaynakların Türk milleti için kullanılacağını ifade etti. Sığınmacı ve kaçakların bir yıl içinde hukuk çerçevesinde ülkelerine gönderileceğini söyleyen Özdağ, kamu kaynaklarının rant projelerine aktarılmasına son verileceğini vurguladı.

Konuşmasının geniş bir bölümünde dış politika ve güvenlik başlıklarına da yer veren Özdağ, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro yapılan operasyon, Orta Doğu ve Karadeniz’deki çatışmalar ile ABD’nin olası adımlarına dikkat çekti. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ikinci bir saldırı için hazırlık yaptığına dair haberleri hatırlatarak, Karadeniz’in kuzeyinde Rusya–Ukrayna savaşının sürdüğünü, ateşkesten hâlâ uzak olunduğunu söyledi.

İran coğrafyası üzerinde “İran, Rusya ve Çin’in bir tarafta; ABD ve İsrail’in diğer tarafta olduğu büyük bir savaş ihtimaline” değinen Özdağ, böyle bir tabloda Türkiye’nin ağır şekilde etkilenebileceğini, İran’dan yoğun bir göç dalgasının sürpriz olmayacağını belirtti. Türkiye’nin yeni sığınmacı alacak kapasitesinin kalmadığını vurgulayan Özdağ, PKK’nın İran’ın Güney Azerbaycan bölgesindeki Türklere olası saldırıları konusunda da şimdiden düşünülmesi gerektiğini dile getirdi.

“İsrail’in Suriye üzerindeki kontrolü arttı, Türkiye geri plana itiliyor”

Özdağ, Suriye sahasında artan gerilime ve Türkiye açısından ortaya çıkan risklere de işaret etti. HTŞ ve PYD arasındaki çatışma ihtimalinin büyüdüğünü, Suriye’nin yeniden iç savaşa sürüklenme riskinin bulunduğunu söyledi. Özdağ, bu tablonun Türkiye için “tekrarlanan sığınmacı akını ve güvenlik riskleri” anlamına geldiğini belirtti.

Suriye’nin kuzeyinde YPG’nin kontrol alanına ilişkin değerlendirmesinde Özdağ, YPG’nin “1,5 milyonluk nüfusla Suriye topraklarının yüzde 35’ini, devletin ise yüzde 40’ını kontrol etme talebinde bulunduğunu” ifade etti. Paris’te yapılan üçlü toplantıya atıf yapan Özdağ, "İsrail'in Suriye üzerindeki kontrolünün arttığını ve Türkiye'nin geri plana itildiğini görüyoruz" dedi.

Özdağ, anlaşmalarla İsrail’in ortak mekanizmalar üzerinden Suriye’yi siyasi denetim altına alacağını, Güney Suriye’de askerden arındırılmış ortak ekonomik bölge önerisiyle bölgedeki İsrail varlığının meşrulaştırılmaya çalışıldığını savundu. Özdağ, 1974 Kuvvetler Ayrışması Anlaşması’nın yeniden işler hâle getirilmesi girişimlerine karşı İsrail’in varlığının “siyasi bölünmeye kapı aralayacağını” dile getirdi.

“Öcalan Cumhur İttifakı’nı başarıyla oyalıyor ve YPG’ye zaman kazandırıyor”

Özdağ, Suriye’nin kuzeyinde PKK–PYD–SDG hattına ilişkin değerlendirmesinde, bu yapının Şam’a entegre edilmesi fikrini Türkiye açısından büyük risk olarak niteledi. “PKK, PYD’nin bir koludur ve Şam’a entegre olması onu meşrulaştırmaz” diyen Özdağ, “Öcalan Cumhur İttifakı'nı başarıyla oyalıyor ve YPG'ye zaman kazandırıyor. PKK terör örgütünü Suriye üzerinden meşrulaştırma girişimi, Türkiye'ye kurulmuş bir siyasi tuzaktır" ifadesini kullandı.

Özdağ, Suriye’de artan gerilimin “dış destekli terör örgütleri arasında güç mücadelesinden kaynaklandığını”, Suriye’nin geleceğine sadece Suriye halkının karar vermesi gerektiğini ifade etti. Barış ve istikrar için terör örgütlerinin “vekil ve taşeron silahlı yapılar olarak kullanılmasına son verilmesi” ve Suriye devletinin bütünlüğünün sağlanmasının ilk adım olması gerektiğini savunan Özdağ, bu süreçte, çatışmaların artması halinde “Batı Türkmeneli’ndeki Türk soydaşlara acilen ve etkili biçimde sahip çıkılması gerektiğini” vurguladı.

“Cumhur İttifakı Suriye’deki Türkmenleri yok sayıyor”

Suriye’de yükselen federe yapı tartışmalarında yalnızca PKK–PYD’nin değil, “Nusayriler arasında da federe bölge taleplerinin arttığını” söyleyen Özdağ, yaklaşık 4 milyon olduğuna işaret ettiği Suriye Türkmenlerinin ise “Cumhur İttifakı ve ana muhalefet tarafından yok sayıldığını” öne sürdü.

Türkiye’nin güvenlik ve istikrarına yönelik tehlikelerin “alarm seviyesine” ulaştığını ifade eden Özdağ, birçok bölgesel gelişmenin Türkiye için tehdit hâline gelmesinin nedeninin “önce AK Parti’nin, sonra Cumhur İttifakı’nın yanlış politikaları” olduğunu savundu. “Beşar Esad’ı devirmek” hedefi olmasaydı bugün ne milyonlarca Suriyeli sığınmacının ne de Suriye’nin kuzeyinde bir PKK–PYD bölgesinin ortaya çıkmayacağını iddia eden Özdağ, mayınların sökülmesi nedeniyle “milyonlarca Afgan’ın Türkiye’ye geldiğini” dile getirdi.

15 Temmuz sonrasında askeri hastanelerin kapatılmasına da değinen Özdağ, çatışan bir ordunun askeri sağlık sistemine ihtiyaç duyduğunu belirterek GATA başta olmak üzere askeri sağlık kurumlarının yeniden açılması gerektiğini söyledi.

13 MADDELİK İÇ VE DIŞ POLİTİKA ÖNERİSİ

13 başlıkta önerilerini sıralayan Özdağ, şunları söyledi:

"'Düşman ceza hukuku' uygulamalarına son verilmesi, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması, yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi.

-Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gasbedilen yetkilerine yeniden kavuşması.

-Bakan yardımcılığı uygulamasının kaldırılarak müsteşarlık sistemine dönülmesi.

-Bakanlıkların 2017 öncesi yetkilerine kavuşması, “saray bürokrasisi yerine devlet bürokrasisinin” geçmesi.

-Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın Genelkurmay Başkanlığı’na, Genelkurmay’ın ise Millî Savunma Bakanlığı’na bağlanması; emir–komuta birliğinin yeniden tesisi.

-GATA başta olmak üzere askeri sağlık sisteminin yeniden kurulması.

-Askeri yargının yeniden göreve başlaması.

-Sığınmacı ve kaçakların vatanlarına dönüş sürecinin başlatılması.

-PKK ve siyasi uzantılarıyla her türlü müzakerenin sona erdirilmesi, TBMM’de kurulan komisyonun dağıtılması.

-Sınırlarda tam kontrol sağlanması, Ottowa Antlaşması’ndan çekilerek sınırlara yeniden mayın döşenmesi.

-Karadeniz’de Montrö rejiminin tavizsiz uygulanmaya devam etmesi.

-Doğu Akdeniz’de “Mavi Vatan”dan taviz verilmemesi.

-Hava savunma sistemlerinin hızla hazır seviyeye getirilmesi."

Özdağ, bu maddeleri “Zafer Partisi’nin devlet ciddiyeti ve sorumluluğuyla hazırlanmış önerileri” olarak tanımladı.

BEYİN GÖÇÜNÜ DURDURALACAK

Konuşmasının sonunda beyin göçüyle ilgili bir soruyu da yanıtlayan Özdağ, “Zafer turizm politikası” ile sığınmacıları vatanlarına göndermeyi hedeflerken “Zafer Havayolları” adını verdiği politikayla da yurt dışına giden parlak beyinleri geri getirmeyi amaçladıklarını anlattı.

“Bu insanlar Türkiye'yi sevdikleri için gittiler. Sevmedikleri için gitmediler. Devlet aklına ve millet vicdanına uygun düşmeyen uygulamalardan, liyakatsizlikten, hukuksuzluktan yılarak gittiler” diyen Özdağ, Türk doktorların yurt dışında kalma gerekçesine dair sık duydukları bir örneği "Almanya'da doktora sorduğunuz zaman neden gittiğini, ‘Hastaneye giderken dövülmeyeceğimi biliyorum’ diyor. Başka bir şey söylemeye gerek var mı" diyerek aktardı.

Özdağ, Zafer Partisi iktidarında hastanelerde hiçbir doktorun dövülmesine izin verilmeyeceğini, bu nedenle Türk doktorların ve nitelikli beyinlerin geri döneceğini savundu.

OLAĞANÜSTÜ ZOR GÜNLERDEN GEÇİYORUZ

Konuşmasını “Olağanüstü kritik ve zor günlerden geçiyoruz” sözleriyle özetleyen Özdağ, Zafer Partisi’nin “günlük ve kısır tartışmaların dışında, devlet ciddiyetiyle millet meselelerine odaklandığını” söyledi. Cumhur İttifakı’nın politikalarının Türkiye’yi yeni badirelere sürüklediğini savunan Özdağ, partisinin hem sert eleştiri yaptığını hem de çözüm önerilerini ortaya koyduğunu belirterek, “Takdir tabii ki Türk milletinindir ve biz de Türk milletinin zaferi için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER