Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 86'incisini Çorum'da gerçekleştiriyor. Silivri'de tutuklu bulunan İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun mektubu okundu.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), tutuklu İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerine Çorum'da devam ediyor.
Miting, CHP Çorum İl Başkanı Dinçer Solmaz'ın İmamoğlu'nun mektubunu okunmasıyla başladı.
Çorumlulara Silivri'den seslenen İmamoğlu, mektubunda şu ifadeleri kullandı:
"Ülkesini yürekten seven Çorum’un mert insanları… Değerli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, güzel yüzlü çocuklar, canım gençler… Her birinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Tek tek kucaklıyorum. Sizleri çok özledim. Çorum, binlerce yıllık kadim tarihi, zengin kültürü ve toprağının bereketiyle çok özel bir şehirdir. Ama Çorum’un en büyük, en kıymetli zenginliği insanıdır. Çalışkanlığıyla, özverisiyle, sağduyusuyla, memleketinin geleceğine her koşulda sahip çıkan siz kıymetli Çorumlularla gurur duyuyorum. Sizleri çok seviyorum. Sağ olun, var olun. Bu vesileyle, bir arada olmamızı sağlayan ve örgütümüzün güçlü iradesini temsil eden İl Başkanımız Dinçer Solmaz’a teşekkür ediyorum.
“KARŞI KARŞIYA OLDUĞUMUZ SİYASİ OPERASYONUN TEMEL AMACI YARGI ELİYLE MİLLETİN İRADESİNİ GASP ETMEKTİR”
19 Mart’tan bu yana, karşı karşıya olduğumuz siyasi operasyonun temel amacı yargı eliyle milletin iradesini gasp etmektir. Bu nedenle, milletimizin hür iradesiyle seçip görev verdiği belediye başkanları, yöneticileri ve çalışanları, iftiralarla, kumpaslarla hapsediliyor. Bir avuç insan, ayrıcalıklı bir zümre, sırf koltuklarını kaybetmemek için, önümüzdeki seçimleri bugünden baskıyla, tehditle ve şantajla şekillendirmeye çalışıyor. Zorbalık yapıyor. Hepimizin çok iyi bildiği gibi, ülkemiz uzun zamandır pek çok alanda büyük krizler yaşıyor. Adalette kriz yaşıyor. Ekonomide kriz yaşıyor. Sağlıkta kriz yaşıyor. Eğitimde ve güvenlikte kriz yaşıyor. İktidarın yol açtığı bu ekonomik, siyasi ve idari krizler birbirini besliyor ve büyütüyor.
“MİLLETLE YÜZ YÜZE GELMEYE UTANIR OLDULAR; UTANDIKÇA ZALİMLEŞTİLER”
Ortaya çıkardığı krizler için çözüm üretmeye çalışmadan, krizlerin ağır faturasını millete ödeten iktidar, attığı hukuk dışı adımlarla ülkemizi bir uçurumun eşiğine getirmiştir. Yargıyı siyasete alet ederek, milli iradeye darbe vuranların, Cumhuriyet Halk Partili belediyelere operasyonlar düzenleyenlerin amacı adaleti sağlamak değildir. Olamaz. Çünkü onlar, vicdanlarını, merhametlerini ve adalet duygularını çoktan kaybettiler. Sokaktan, çarşıdan, pazardan, vatandaştan koptular. Milletle yüz yüze gelmeye utanır oldular. Utandıkça zalimleştiler. Hukuktan ve demokrasiden uzaklaşan bu iktidarla, vatandaşın refaha ve berekete ulaşması mümkün değildir. Hak ve özgürlükleri yok sayan bu iktidarla, toplumsal birliğimiz zedelenmekte ülkemizin huzuru kaybolmaktadır.
“ÇARE, DAHA FAZLA VAKİT KAYBETMEDEN MİLLETE GİTMEK VE MİLLETİMİZİN ÖZGÜR İRADESİYLE YENİDEN HUKUK VE DEMOKRASİ ROTASINA DÖNMEKTİR”
Çare çok açıktır. Çare, daha fazla vakit kaybetmeden millete gitmek ve milletimizin özgür iradesiyle yeniden hukuk ve demokrasi rotasına dönmektir. Milletimiz tam olarak bunu istemektedir. O sandık gelecek ve Türkiye yeni, umut dolu bir yola girecek. Milletçe, yaşadığımız badirelerin hepsini atlatacağız ve hep birlikte, yöneticilerin vatandaş karşısında haddini bildiği, makam sahiplerinin ülkenin sorunlarını çözmek için canla başla çalıştığı insanca, hakça bir düzen kuracağız. Türkiye’yi bereketin, bolluğun, birliğin ve kardeşliğin ülkesi yapacağız. Bu amaca ancak, herkesi kendisiyle bir ve eşit gören bir anlayışla varabiliriz. Bunun için parolamız birdir ve tektir: Herkes için. Her yerde. Önce adalet. Önce hürriyet. Mücadelemiz bitmeyecek. Milletin iktidarında, milletin hakkı milletin olacak. Kendilerini milletten büyük görenler kaybedecek, 86 milyon kazanacak. Bolluk ve bereket, adalet ve hürriyet ülkemizin her köşesine yayılacak ve her şey çok güzel olacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı."
Çorum buluşması CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuşmasıyla devam ediyor.
Özel'in açıklamaları şöyle:
"Kara kıştır dediler. 1 Şubat'ta miting mi olur dediler. Dediler ki: "Çorum'da bu miting olmaz." Dedik ki; miting dersen olmaz. Ama tarihin en büyük adaletsizliklerine karşı, mahkemedeki adaletsizliğe karşı, vergideki, gelirdeki adaletsizliğe karşı, mutfaktaki yangına, pazardaki yangına karşı, hak arayanların, dayanışanların eylemine koşa koşa gelir Çorum dedik. Hoş geldiniz! Grup başkanvekili iken gelip de doldurduğumuz meydan vardı. Sonra o meydanı artık siyasiler dolduramaz oldu. Tayyip Bey son geldiğinde Kadeş meydanında üçte bir insan vardı. Bu miting için o meydanı istedik. Biz başvuru yapmadan bir gün önce o meydanı miting meydanı olmaktan çıkardılar.
"ÇORUM TARİHİNİN EN BÜYÜK MİTİNGİNDE BURADAYIZ"
Dedik ki; verin bu meydanı tıka basa dolduralım, Çorum görsün, Türkiye Çorum'u duysun. Ama sıcak salonların, sıcak salonların lideri olan, kendisini kendi atadıklarına alkışlatan, insan içine çıkamayan, emeklinin yüzüne bakamayan, asgari ücretlinin yüzünü güldürmeyen ve Çorum'da o meydanın yarısını bile dolduramayan Erdoğan'dan korkularına, orayı veremeyiz dediler.
Biz dedik ki; Çorumlular, Çorumlular... O meydanı, o meydanı dolduramayanlara nasıl bir kalabalık göstereceklerini bilirler. İşte şimdi, Erdoğan'ın toplayamadığı kalabalığın üç katını toplayarak, Çorum tarihinin en büyük mitinginde buradayız!
"ÇORUM'A SIRTIMIZI DÖNMEDİK"
Değerli Çorumlular, 35 yıldır biz bu şehirde, kalabalığın ucunun görünmediği bu meydanın şehri Çorum'da, 35 yıldır belediyeyi kazanamadık. Çorum'a küsmedik. Hatayı kendimizde aradık. Çorum'a sırtımızı dönmedik. O gün bugündür çalışıyoruz. Son seçimde 3 ilçede belediyeyi kazandık . Merkez ilçeyi de çok istedik, çok yaklaştık ama bir sonraki seçime kaldı. Ben buradan Kargı'ya, Mecitözü'ne ve Oğuzlar'a yürekten teşekkür ediyorum.
Hem orada, hem diğer 10 ilçemizde partimizin bayrağını dalgalandıran, baba ocağının kapısını açık tutan, çayını demleyen, bacasını tüttüren örgütümün her bir neferini, ilçe başkanlarımızın ve İl başkanımızın şahsında saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız.
Kargı, Mecitözü ve Oğuzlar'da vazifeyi alan, bütün zorluklara rağmen çalışan, çırpınan, baskılardan yılmayan, ahlaksız tekliflere gözünü bile kırpmayan ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin, Gazi'nin partisinde siyaset yapmanın erdemini gösteren 3 değerli başkanımı saygıyla selamlıyorum, yürekten alkışlıyorum.
"ÇÖZMEK İÇİN GAYRET GÖSTERİRLERSE DESTEKLERİZ"
Biz demokrasi fikrine inanmış insanlarız. Kazanırsak gelir yönetiriz. Kaybedersek çekiliriz. Millet kimi istiyorsa ona saygı duyarız. Çorum'un merkez belediye başkanına da, diğer ilçelerdeki AK Parti'den, MHP'den seçilmiş belediye başkanlarına, yönetimlerine de başarılar diledik, dileriz. Çorum'un çok sorunları var. Çözmek için gayret gösterirlerse destekleriz.
Siyaset; kazanana saygı duyma, millete saygı duyma, milletin tercihine saygı duyma işidir. Milletin seçtiğine direnmek, milletin seçtiğine bakıp da 'Sen buraya nereden geldin' demek, 'Sen yönetme, yerine benim atadığım yönetsin' demek demokratlık değildir.
Bir siyasinin, bir siyasi partinin, bir siyasi yapının ya da bir siyasetçinin demokrat olduğu, seçimi kazandığı akşam belli olmaz. O akşam demokrasi nutukları atmak, milleti takdir etmek, milli iradenin önünde saygıyla eğilmek; o kolay. Önemli olan kaybettiğinde ne yaptığın.
"TÜKENMİŞ ERDOĞAN'IN SİYASETİDİR"
İşte Türkiye'ye Cumhuriyeti getiren, sonra çok partili rejimi getiren, sandığı getiren, milletin verdiği göreve razı olan, icabında 47 yıl ikinci parti kalan ama millete saygısını kaybetmeyen siyasetin adı Cumhuriyet Halk Partisi'dir.
Kendi seçilince millete methiyeler düzen, 'milli irade milli irade' diyen ama bir kez ikinci parti olunca darbeye kalkışan, kayyum atayan, iftira eden ve rakibini, rakibini hapse attıran siyasetin adı da tükenmiş Adalet ve Kalkınma Partisi siyasetidir, tükenmiş Erdoğan'ın siyasetidir.
ÖZEL, AKP VE MHP'LİLERE SESLENDİ: "BUNLARDAN UTANIP, ÇEKİNDİĞİNİZİ BİLİYORUZ"
Buradan Çorum'daki AK Partililere, MHP'lilere sesleniyorum. Yıllardır seçimlere girdik. Yarıştık; siz kazandınız, siz yönettiniz. Şimdi bu kez, bu seçimlerde 47 yıl sonra biz birinci olduk diye ve partiniz kurulduğundan beri ilk kez ikinci oldunuz diye yapılan bu haksızlığa katılmadığınızı, bu yapılanın hazımsızlık olduğunu bildiğinizi, bunlardan utanıp çekindiğinizi biliyoruz.
Ve buradan sesleniyoruz: Biz demokrasi fikrinin insanlarıyız. Bugün Türkiye'de mücadele sandığa inananlar, sandığa güvenenlerle sandıktan kaçanlar arasındadır. Bugün Türkiye'de mücadele otokrasiyle demokrasi arasındadır. Bugün mücadele millete, emekliye, emekçiye kulak tıkayanlar, sırt dönenlerle onlar için mücadele edenler arasındadır.
Daha önce AK Parti'ye, MHP'ye oy vermiş olsa da Çorum'un güzel insanlarına sesleniyorum: Artık yürüyüş, yüz yıl önce olduğu gibi bir kez daha birlikte yürüyüş zamanıdır. Artık renklerini ay yıldızlı al bayraktan alan Türkiye İttifakı'nda birleşme zamanıdır. Çorum'da Alevisiyle Sünnisiyle, Türküyle Kürdüyle, göçmeniyle, Boşnağıyla, Lazıyla, Çerkesiyle, Müslüman demokratlarla, muhafazakar demokratlarla, sosyal demokratların, milliyetçi demokratların, liberal demokratların, Çorum'un tüm demokratlarının bir araya gelme ve hakkını alma zamanıdır. Sizleri davet ediyorum.
"380 BİN KİŞİ 22 YILDA GÖÇ ETMİŞ"
Buna tüm Türkiye'de ihtiyaç var ama en çok, en çok da Çorum'da ihtiyaç var. Çorum'un derdi boyunu aşmış durumda. Ben, ben Çorum'a yıllardır gelip gidiyorum. Üzülüyorum, içim parçalanıyor. Çorum eriyor, Çorum küçülüyor. Bakın, Adalet ve Kalkınma Partisi geldiğinde Çorum'un nüfusu 590 bin. Şu anda Çorum'un nüfusu 520 bin. Çorumlular hesap ortada. Adalet Partisi 23 yıldır iktidarda. Türkiye 86 milyon olmuş. Türkiye 25 milyon büyümüş ama Çorum 70 bin küçülmüş. Çorum'dan 380 bin kişi 22 yılda göç etmiş. Yani Çorum, kimse gitmese 1 milyonluk bir şehir olmaya yaklaşacakken, bir büyükşehir olacakken, hakkını alacakken şu anda 500 binlik bir şehir olmaya sıkıştırılmış bir noktada.
Sabahleyin Mecitözü'ndeydim. 26 binlik Mecitözü düşmüş 13 bine. Niye dedim? 5 banka kapanmış, vergi dairesi kapanmış, adliye kapanmış, askerlik şubesi kapanmış, pancar alımı yapan yerler kapanmış. Ne varsa kapanmış ve Mecitözü içine kapanmış, yarı yarıya küçülmüş. Baktım Dodurga'da, Boğazkale'de, İskilip'te, Alaca'da kayıp %30-40 arasında. Bayat'ın nüfusu yarı yarıya azalmış. Çorum'u küçülten, Çorum'da belli sermayedarları, belli iş adamlarını büyüten ama Çorum'u küçülten bir anlayış burada. Buradan Çorumlulara sesleniyorum: Birlikte olmanın, birlikte tepki göstermenin, kol kola girmenin, yan yana durmanın, Çorum'un hakkını almanın zamanıdır.
"22 YILDIR HIZLI TREN SÖZ VERDİLER"
Havalimanının temeli 97'de atıldı. Bu iktidar geldiğinde dörtte biri bitmişti, o gün bugün duruyor. Sordum, havalimanında şu anda hayvanlar otluyor. Tren; söz verdiler, 22 yıldır tren hızlı tren. Hatırlıyorsunuz son geldiğimde bir basın toplantısı yaptım. Ve dedim ki basın toplantısında; 'Gelirken Çorum'a hızlı trenle geldim' dedim. Çorum'un yerel gazeteci kardeşleri gülmeye başladı. Dedim ki; 'Bir yanımda AK Parti milletvekili oturuyordu, bir yanımda MHP'nin eski il başkanı yeni AK Partili yönetici. Kavgaya tutuştular' dedim. Biliyorum geçmişte çok kavga ettiler o konuda. Şimdi Çorum'a kaybettirmekte buluştular. Dedim ki; 'Hızlı tren kalabalıktı. Trende acemi birliğinin yemin törenine gelen, yemine gelen aileler vardı.' Yine güldü gazeteciler. Dedim ki; 'Yav zaten tren hep kalabalık. Polis Moral Eğitim Merkezi var, ona gelen giden çok.' Ona da güldü gazeteciler. Çorum'da haftalarca, aylarca konuşuldu. Çünkü ne tren vardı, ne söz verilen Polis Eğitim Merkezi, ne acemi birliği.
Sonra o bahsettiğim siyasetçiler dediler ki; 'Bu nasıl bir şey oldu? Çorum hem buna güldü hem bizi sıkıştırdı. Sizin de katkınızla başlıyor bu işler' dediler. Döndüm baktım, hızlı tren nihayet ihale yapmışlar ama maalesef onu da yandaşa iki kat parayla yapıştırmışlar. Polis Moral Eğitim Merkezi yarı yarıya bitmiş, yarıyı geçmiş ama halen daha acemi birliğinden haber yok.
Ben Manisalıyım. Çorum'un bu haklı taleplerinin, Çorum'u güçlendirecek, büyütecek bu haklı taleplerinin sonuna kadar arkasındayım. Ve buradan söylüyorum: Hızlı trene 22 yıldır 'ha bugün ha yarın' diyenler, şimdi '5 yıla hizmete girer' diyorlar. Bu ne demek?
"HIZLI TRENİN AÇILIŞINI O GÜNKÜ İKTİDAR PARTİSİNİN GENEL BAŞKANI OLARAK GELİP YAPACAĞIM"
Hızlı tren hizmete girecek açılışını Allah’ın izniyle o gün iktidardayken Özgür kardeşiniz gelip yapacak. O gün o trene ana muhalefetin bu sorunları söyleyen lideri olarak değil, o günkü iktidar partisinin genel başkanı olarak geleceğim. Beni karşılamaya hazır mısınız? O trenden Ekrem Başkanla beraber ineceğim onu karşılamaya hazır mısınız?
Mansur, Zeydan başkanımızla birlikte, CHP’lilerin başkanları, mağdur başkanları, Muhittin başkanımızla birlikte bu kara günleri geride bıracakacağız.
"BU KADAR BOŞ VERMİŞ BİR YÖNETİMLE KARŞI KARŞIYAYIZ"
Diğer yandan, Çorum’da sürekli kazalar oluyor. Çevre yolu şehir içinde kaldı. Yeni çevre yolunu istiyoruz, bunu bir türlü duymazdan geliyorlar. İskilip-Tosya yoluna söz verip verip yerine getirmiyorlar. Sekiz yıldır buranın devlet hastanesi kapalı. Üniversite hastanesinde branşlarda uzmanlar yetersiz, sıra çok, aylarca sıra bekleniyor. Bazı uzmanlıklar için ta ilaç yazdırmaya Ankara’ya gidiliyor. Bu sorunların tamamını, bu sorunların tamamını görüyoruz. Hititlerin başkenti bu kentte, turizmin canlanması için basit adımlar atılacak ama bunlar Boğazkale’ye, yani biri kalkıp Hattuşa’ya gidecek olsa Çorum’dan otobüs yok. Bu kadar aciz, bu kadar utanmaz, bu kadar iş bilmez, bu kadar boş vermiş bir yönetimle karşı karşıyayız.
"BAKAN EVLATLARININ DEVRİ BİTECEK VATAN EVLATLARININ DEVRİ BAŞLAYACAK!"
Ama buradan müjdeler olsun ki; şunu söylüyorum, gün gelecek, hem de öyle çok uzun zaman değil, bu kardeşiniz tekrar burada olacak. Seçim için olacak! Erken seçim için olacak! Çorum sandığın ucundan tutacak, bunların yakasını bırakmayacak. Size söz veriyorum; bir devri kapatıp bir devri açacağız.
Bakan evlatlarının devri bitecek, bu vatan evlatlarının devri başlayacak! Vatan evlatlarının!
Bugün burada, bugün burada... Evde oturup da tasalananlar yok. Bugün burada çağrımıza uyanlar, pijamayı çıkaranlar, kumandayı atanlar, en önde de olsa en arkada da olsa, bugün Türkiye’ye Çorum’dan bu fotoğrafı çektirip dosta güven, olmayana kaygı vermeye gelenler var. Bu meydanın tüm her bir metrekaresini selamlıyorum. Bilhassa o en arkada, sesimi duymasa da bu görevi yapmaya gelmiş o kahramana sesleniyorum: Sen kurtaracaksın ülkeyi! Sen kurtaracaksın!
Meydanın önünden ta orada, artık bu iki otobüsün sesinin varamadığı yerde elinde bayrağıyla selam duranlara selam olsun, kuvvetli bir alkış yolluyoruz meydanın en ucuna! En ucuna!
"AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİ GİDECEK YERİNE HALKIN İKTİDARI GELECEK"
Buradan söylüyorum; pijamayı çıkarıp, kumandayı bırakıp buralara gelirsen, önde arkada demeden nereden yol verildiyse oradan gidersen, bu fotoğrafı gösterirsen; senden bir başka evde oturan cesaret alacak. Senden umudu kalmamış birisi umut bulacak. Ne zaman ki herkes sokakta olacak, ne zaman ki herkes meydanda olacak; işte o gün seni sömüren, hakkını yiyen, maaşına zam, ürününe fiyat vermeyenler iktidarı kaybedecekler. AK Parti’nin kara düzeni gidecek, yerine halkın iktidarı gelecek!
EMEKLİ MAAŞI...
Emeklinin 20 bin lira, asgari ücretlinin 28 bin lira almasının utancı içindeyiz. Türkiye’de çiftçilerin ortalama geliri 19 bin 700 lira olmuş. Bundan birileri utanmıyor ama biz bunun utancı içindeyiz.
Bugün açlık sınırı 31 bin lira olarak açıklandı. Bugün yoksulluk sınırı ilk kez 3 haneli rakamlara çıktı; 102 bin lira olarak açıklandı. Bugün maalesef 5 emekli, 5 emekli bir araya gelse, 5’i maaşını birine verse, o kişiyi yoksulluktan çıkaramıyorlar. Meydandaki emeklileri bir göreyim ellerini.
Bu emekliler, bu emekliler; 5’i bir araya gelse bir zengin etmiyorlar. Yine emekliye verilen maaş; 3 emekli birleşse, 2 emekliyi açlıktan kurtaramıyor. İşte böyle büyük bir haksızlıkla karşı karşıyayız.
Buradan emeklilere sesleniyorum. Bu iktidar, özellikle de buradan geçmişte AK Parti’ye oy vermiş emeklilere sesleniyorum: Bu iktidar geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün gelinen noktada 1,5 çeyrek altın alıyor. 8 çeyrek altından, 1,5 çeyrek altına...
Buradan asgari ücretlilere hatırlatıyorum: AK Parti geldiğinde asgari ücret 7 çeyrek altın alıyordu. Bugün sadece 2 çeyrek altın alabiliyor. Hal böyle olunca; bu büyük sömürü, bu büyük haksızlık... Ama bir yandan da anlaşalım; bugün bir tane çeyrek altın alsan, cebine koysan, evine varsan, baksan ki düşmüş... İnsan deli çıkmaz mı?"