Siyaset

Erdoğan Özgür Özel'i hedef aldı: Meyhane jargonu...

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında CHP'yi ve Genel Başkan Özgür Özel'i hedef aldı.

Erdoğan Özgür Özel'i hedef aldı: Meyhane jargonu...
11-02-2026 14:47
11-02-2026 14:55

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında CHP'yi ve Genel Başkan Özgür Özel'i hedef aldı.

Özel'in "meyhane jargonu"yla konuştuğu söyleyen Erdoğan, "Biz üslup sorunu var zannediyorduk, meğer sorun bizatihi üslubuymuş" dedi. AKP'li Cumhurbaşkanı, Adalet Bakanı olarak atanan Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı olarak atanan Mustafa Çiftçi için de 'üstün başarı' temennisinde bulundu.

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuşuyor. 

Erdoğan'ın konuşması öncesinde kendisini toplantı salonu öncesinde kendisini bekleyenler arasında milletvekilleriyle birlikte beyaz tülbentli kadınlarla da yer aldı.

Erdoğan, sosyal medyada bir kişi tarafından hedef alınan AKP'li Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş'le telefonda görmüş ve Güneş'e "Çarşamba günü 100 bayanla grup toplantımıza geliyorsun. Bembeyaz geliyorsun" demişti. 

Erdoğan’ın davetiyle Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’e destek vermek için Eskişehir'den Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gelen beyaz tülbentli 100 kadınlar toplantı salonunda yerlerini aldı. Erdoğan da konuşmasını yapmadan önce AKP sıralarında Zeynep Güneş Akgün ile yan yana oturdu.

"KADINLARA PARMAK SALLAYANLAR..."

Erdoğan'ın konuşmasından başlıklar şöyle: 

"Bir asır önce İstiklal Harbimizde olduğu gibi beyaz örtmelerini giyerek Eskişehir Mihalgazi’den grup salonumuzu teşrif eden Belediye Başkanımız Zeynep Güneş ile birlikte tüm hanım arkadaşlarımıza, Anadolu kadınının bin yıllık asaletini bugün burada bir kez daha gösterdikleri için şükranlarımı sunuyorum.28 Şubat artığı kibirli alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum. Bu ülkede yasakçı zihniyete göz yummadık, yummayacağız. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız.

Milletten aldığı yetkiyle ilçesine üç dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçiye; 'Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır' diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum. Yıllarca sırf başörtülerinden ötürü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma hakkını, hatta seçilme hakkını gasp edenlerle; Anadolu kadınının asırlardır üzerinde gururla taşıdığı yazmasına, tülbentine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla; milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizin bilinmesini istiyorum.

Bu ülkede yasakçı ve baskıcı anlayışa göz yummadık ve yummayacağız. Kadınlara parmak sallayanlara meydanı terk etmedik, etmeyeceğiz. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız. Şerife Bacı'nın, Kara Fatma'nın, Nene Hatun'un yolundan giden tüm hanım kardeşlerimi bugün bir kere daha kemali hürmetle selamlıyorum.

'SURİYE' GÜNDEMİ: TÜRKİYE İZİN VERMEYECEK

En küçük hatanın vahim sonuçlar doğuracağı bu dönemde yasama ve yürütme görevini layıkıyla yürütmeye gayret ediyoruz. Dünyada tabiri caiz ise bir Türkiye rüzgarı esiyor. Komşumuz Suriye'nin 14 yıldır hasretini çektiği huzura barışa süratle kavuşması en büyük temennimizdir. Suriye'ye vicdan merciinden bakan herkes bir defa şunu kabul edecektir. Suriye halkı her şeyin en iyisine layıktır. Tek ordu tek devlet tek Suriye'nin titizlikle uygulanmasını çok önemsiyoruz. Taraflar süreci zehirlememeli. Suriye'de tavrımız nettir. 18 ve 30 Ocak mutabakatlarının uygulanmasını önemsiyoruz. Suriye'deki gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz. Suriye'de yeniden yeşeren umutlar bir daha kara kışa dönmeyecektir. Türkiye buna izin vermeyecektir. 

Suriye'nin huzura kavuşması arzumuz. Bizim Suriye meselesindeki tavrımız ilk günden beri nettir. Orada akan kan ve gözyaşı bizim de yüreğimizi dağlamaktadır. Tıpkı aziz milletimiz gibi kardeş Suriye halkı da her şeyin en güzeline layıktır. Artık Suriye'nin kaynaklarının Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanmasının vakti gelmiştir. 

Değerli kardeşlerim, buradan hem ülkemiz içinde hem dünyada Türk dış politikasının eksenini anlamaya çalışanlara bugün bir kez daha seslenmek istiyorum. Türkiye bölgesinde nüfuz arayışında değildir. Tahakküm peşinde değildir. Başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir. Tam tersine biz samimi bir şekilde kardeşlik istiyoruz. Barış diyoruz. Hep birlikte kalkınalım, hep birlikte ortak geleceğimizi inşa edelim diyoruz. Halep’le birlikte Şam, Rakka, Haseke, Kamışlı da şen olana kadar, Dera’lı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da yüzlerinde tebessüm çiçekleri açana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmayacağız.

CHP VE ÖZEL YİNE HEDEF: 'MEYHANE JARGONU'

Bu mübarek günlerde milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koç başlığını ana muhalefetin genel başkanlık koltuğunda oturan zat ile yoldaşları yapmaktadır. Nasıl bir milyon kardeşimiz katledilirken Suriye’yi umursamadılarsa bugün de aynı durumdalar. Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler. Suriye’nin etnik temelli bir çatışmaya sürüklenme riski, bu komşu ve kardeş ülkenin tekrar kan gölüne dönme ihtimali bunları zerre miskal ilgilendirmiyor. Açık söylüyorum, ne Kürtler ne Nusayriler ne başkaları bunların umurunda değil. Eğer öyle olsaydı 13,5 yıl boyunca Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken tepki gösterirlerdi.

Suriye’de terör örgütleri cirit atarken konuşurlardı. Öyle olsaydı henüz üç dört yaşındaki masum yavruların cansız bedenleri sahile vururken seslerini çıkarırlardı. Öyle olsaydı Kürt kardeşlerimize kimlik dahi verilmezken buna itiraz ederler, Suriyeli Kürtlerin hakları için mücadele ederlerdi. Kardeşlerim ama bunu yapmadılar. 13,5 yıl boyunca sadece sustular, zulmü görmezden geldiler, sınırımızın hemen ötesinde ne olup bittiğini gündemlerine bile almadılar. Daha vahimi, on yıllar boyunca Arapları, Kürtleri nasıl aşağıladılarsa bugün de aynı yerdeler. Bugün de aynı ideolojik bağnazlıkla hareket ediyorlar. Bunların vicdansızlıklarını gördükçe inanın onlar adına biz hicap duyuyoruz. Şunu da tam bir gönül huzuruyla bugün ifade ediyorum, benim milletim bu istismarcıların gerçek niyetini artık çok net görüyor. Benim Kürt kardeşlerim oynanan oyunları artık çok net görüyor. Benim Arap vatandaşlarım kimlerin hangi çirkin senaryoların figüranı ve taşeronu olduğunu çok net biçimde görüyor.

Bu gerçeği sadece CHP Genel Başkanı görmüyor. Bu zata akıl verenler görmüyor. Bu zatı parmağında oynatanlar, uzaktan kumandayla bu şahsı istedikleri gibi kontrol edenler, keyiflerine göre yönlendirenler görmüyor. Açıkçası biz CHP’nin başındaki zattan bir siyaset ortaya koymasını, proje üretmesini, milletin ve coğrafyamızdaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemiyoruz. Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı. Bari sorumlu, seviyeli, işgal ettiği koltuğa yakışır bir siyasi üslup benimsemesini en azından bunu milletten ve CHP’li vatandaşlarımızdan esirgemesin.

Hakaret etmeden, küfretmeden, tehdit etmeden, mikrofonu yumruklamadan, önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin. Affınıza sığınarak söylüyorum. Meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin. Burada daha önce yaptığım bir tespitimi tekrar hatırlatmak isterim. Görüyoruz ki zaman değişiyor. Dünya değişiyor. Genel başkanlar değişiyor. Ama CHP’de gelen gideni aratır gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz eskisini oturduğu koltuğun hakkını vermiyor diye eleştiriyorduk, yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Anlaşılan yeni genel başkanın kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz üslup sorunu var zannediyorduk, meğer sorun bizatihi üslubuymuş.

"ENTRİKA, KUMPAS, İFTİRA, TUZAK..."

Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Şara’ya yönelik edep ve nezaket dışı ifadelerini ayıplıyorduk. Meğer beyefendi günlük hayatta da o seviyesiz kelimelerle iletişim kuruyormuş. Lafa gelince Türkiye’yi yönetmeye talipler. Ancak ne kendilerini ne de CHP’yi yönetebiliyorlar. Durum öyle bir yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı, her akşam çayı, çekirdeği alıp CHP’nin skandallarını seyretmeye başladı. Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi ne ararsan hepsi var. Ne diyelim? Allah bunlara akıl, çileli vatandaşlarıma da sabır versin. Milletimiz bilhassa kalbi, zihni, dili temiz evlatlarını bu satıhta maruz kalmaktan korumaya devam etsin.

DEPREM BÖLGESİ: KISA SÜREDE BAŞARI HİKYESİ

Değerli kardeşlerim, cuma günü asrın felaketi olarak millî hafızamıza acıyla kazınan 6 Şubat depremlerinin 3'üncü sene-i devriyesiydi. Şehitlerimizi yâd etmek üzere Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin de olduğu geniş bir heyetle depremin vurduğu 11 ilimizden biri olan Osmaniye’deydik. 'Küllerinden Doğdu, Yine Türkiye’nin Gücüne Bak' temasıyla düzenlenen programda o gece toprağa verdiğimiz 53.697 kardeşimizi bir kez daha hasretle andık. Ruhlarına dualarımızı ve Fatihalarımızı gönderdik. Yağan yağmura rağmen meydanı hınca hınç dolduran Osmaniye halkı heyetimizi gerçekten büyük bir coşkuyla karşıladı. Buradan Sayın Devlet Bahçeli’nin şahsında heyetimizi muhabbetle bağrına basan tüm Osmaniyeli kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Aynı şekilde depremin 3. yıl dönümünde Osmaniyeli kardeşlerimizin acısını yerinde paylaşmak için bizlere refakat eden başta Sayın Bahçeli olmak üzere heyetimizin tüm üyelerine şükranlarımı sunuyorum. Osmaniye’de tam bir kardeşlik tablosu çizildi.

Dayanışma iklimi yaşandı. Bilhassa yeni konutları teslim edilen depremzedelerimizin sevincine şahit olmak bizler için tarifsiz bir bahtiyarlık kaynağıydı. On dört ve yirmi sekiz Mayıs seçimleri sürecinde meydanlarda bir söz vermiş, evi yıkılan, iş yeri yıkılan depremzede kardeşlerimizin yanında olacağız demiştik. Allah’a sonsuz hamdolsun ki ahdimize sadık kaldık. Söz verdiğimiz şekilde 433.667’si konut, 21.690’ı iş yeri olmak üzere tam 455.357 bağımsız bölümü tamamladık. 27 Aralık’ta Hatay’ımızda 455.000’inci afet konutumuzun anahtarlarını hak sahibi kardeşlerimize takdim etmenin gururunu yaşadık. Osmaniye’de de konut, iş yeri ve köy evi olmak üzere toplam 12.557 bağımsız bölümü hak sahiplerimizle buluşturduk. Deprem konutlarımız hayırlı uğurlu olsun diyorum. Sadece üç yıl gibi kısa bir sürede yazılan bu başarı hikayesi büyük ve güçlü Türkiye’nin başarısıdır. 

"455 BİN AFET KONUTUNUN ALTYAPI BEDELLERİNİ BİZ KARŞILIYORUZ"

Değerli misafirler, geliyorum bugünkü asıl konumuza. Sosyal devlet ilkemizin vücut bulduğu alanların en başında afet zararlarının tazmini vardır. Ülkemizde son 23 yılda yaşanan doğal afetlerin hiçbirinde vatandaşlarımızı mağdur etmedik. Hele hele milletimize faizle afet konutu hiçbir zaman ödetmedik. Olabilecek en uygun şartlarda, hiç kimseyi yormadan, kimseyi sıkıntıya düşürmeden afetzede kardeşlerimizi yuvalarına kavuşturduk. 23 yıldır ne yaptıysak 6 Şubat deprem konutları için de aynısını yapıyoruz. Daha önce İzmir’de, Elazığ’da, Bozkurt’ta, Manavgat’ta milletimiz nasıl faizsiz, sabit fiyatlarla ev sahibi olduysa yine bu evlere de öyle sahip olacak. Bakınız, İzmir’de afet konutlarının aylık taksidi 1600 lira. Elazığ’da taksitler sadece 1060 lira. Giresun’daki kardeşlerimiz afet konutları için 1400 lira ödüyor. Yani her bir kardeşimiz son derece sembolik rakamlarla ev sahibi oldular. 11 ilimizdeki vatandaşlarımız da evlerine zorlanmadan, çok uygun şartlarla, faizsiz, sabit fiyatlarla kavuşacak. Son kabine toplantımızda meseleyi enine boyuna değerlendirdik. Titiz bir çalışmayla milletimiz için en uygunu neyse onu ortaya çıkardık. Aziz milletim, özellikle yuvalarına kavuşan depremzede kardeşlerimizin bizleri çok iyi dinlemesini kendilerinden istirham ediyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim, yaptığımız 455 bin afet konutunun tüm altyapı bedellerini biz karşılıyoruz.

Kalan fiyat üzerinden vatandaşlarımıza yüzde 50 indirim yapıyoruz. Böylece altyapı dahil konut fiyatlarının yüzde 65'ini devletimiz ödüyor. Dahası iki yıl ödeme almayacağız. Vatandaşımız anahtarını teslim aldıktan iki yıl sonra ödemeye başlayacak. On sekiz yıl boyunca da aynı fiyatla ödeyecek. Konutlarımızı ortalama 1 milyon 890 bin liralık fiyatla vatandaşımıza sunacağız. Üç artı bir konutlarımız için ayda 8.750 lira taksit ödenecek. Bu fiyat değişmeyecek, on sekiz yıl boyunca sabit, yani faizsiz olacak. Dediğim gibi ödemeler anahtarlar teslim alındıktan iki yıl sonra başlayacak. Vatandaşımıza bir alternatif daha sunuyoruz. Peşin ödemek isteyen olursa Meclisimizde düzenleme yapacağız. 484 bin liradan, yani neredeyse dörtte biri fiyatına vatandaşlarımız bu evleri alabilecek."

'AKIN GÜRLEK' VE 'MUSTAFA ÇİFTÇİ' MESAJI 

Erdoğan toplantısını 'teşekkür' ve 'başarı' mesajlarıyla tamamladı. AKP'li Cumhurbaşkanı "Görevlerini devreden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür ediyoruz. Bundan sonra mesai yapacağımız Adalet Bakanımız Akın Gürlek’e, İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi’ye yüce Mevla’dan üstün muvaffakiyetler temenni ediyorum" dedi. 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
TÜRKİYE GÜNDEMİ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER