Gündem

Dilek İmamoğlu: Biz susarsak, haksızlık normalleşir...

19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 20. buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi.

Dilek İmamoğlu: Biz susarsak, haksızlık normalleşir...
09-01-2026 11:35
09-01-2026 20:56

19 Mart sivil darbesinin mağdurları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı, 20. buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, “Biz susarsak, haksızlık normalleşir” diyerek, "Biz; sevdiklerimizin hakkı için, hukuku için, adaleti için mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 20. buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi.

Kalabalık bir vatandaş topluluğunun destek verdiği buluşmaya; CHP TBMM Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Millî Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, milletvekilleri, İmamoğlu’nun kız kardeşi Neslihan Yakupçebioğlu ve kalabalık bir vatandaş topluluğu destek verdi.

20. buluşmanın basın açıklaması, iktidar kumpasıyla özgürlüğü elinden alınan seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı, CHP’nin ve 25,1 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu tarafından okundu.

Dr. İmamoğlu’nun açıklamasının ardından, sırasıyla; İmamoğlu’nun yakın koruması Mustafa Akın’ın oğlu Yağız Berk Akın ve 19 Mart eylemleri sürecinde tutuklanan üniversite öğrencisi Bilge Kağan Şarbat söz alarak, kendilerinin ve ailelerinin yaşadıkları hukuksuz süreci kamuoyu ile paylaştı.

İMAMOĞLU: “BİZ SUSARSAK, HAKSIZLIK NORMALLEŞİR”

“2026 yılının ilk Aile Dayanışma Ağı buluşmasında yine omuz omuzayız, yine yan yanayız” diyen Dr. İmamoğlu, şunları söyledi:

“Takvimler değişiyor, yıllar geçiyor. Ama ne yazık ki bu ülkede haksızlıklar, hukuksuzlar, eşitsizlikler değişmiyor. Biz, tam bir yıldır buradayız. Haksızlığa uğrayanların, hukuksuzluğa maruz bırakılanların, adaletsizlikle sınanan ailelerin sesi olmak için buradayız. Bir yıldır yüzlerce insan içeride, yüzlerce insan dışarıda yaşatılan mağduriyetleri dile getiriyoruz. Bir yıldır ayrı düşen sofraların, yarım kalan bayramların, eksik kalan sarılmaların, hasretle beklenen kapı seslerinin tanığıyız.

Her hafta, hiç bıkmadan, hiç yorulmadan bu mağduriyetleri anlatıyoruz. Unutturulmak istenenleri hatırlatıyoruz. Görmezden gelinen acıları görünür kılıyoruz. Sağır kulaklara ses olmaya çalışıyoruz. Görmeyen gözlere gerçeği göstermeye çalışıyoruz. Vicdanında adaleti taşımayanların yüreğine adalet tohumları ekmeye çalışıyoruz. Çünkü biz susarsak, haksızlık normalleşir. Biz vazgeçersek, zulüm sıradanlaşır. Biz geri çekilirsek, adaletsizlik kalıcı hale gelir.”

“BU KARANLIK DÜZEN SÜRDÜKÇE, BİZ SUSMAYACAĞIZ”

“Bir avuç insanın yüzlerce insana, yüzlerce aileye reva gördüğü bu zulmü kabul etmediğimiz için buradayız. Boyun eğmediğimiz için buradayız. Alışmadığımız, alıştırılmadığımız için buradayız. Biz, sadece sevdiklerimiz için değil, bu ülkenin demokrasisi için buradayız. Özgürlük için buradayız. Çocuklarımızın yarınları için buradayız. Herkes için eşit işleyen bir hukuk düzeni için buradayız. Çünkü biliyoruz ki; bugün yaşanan bu adaletsizlik, yarın hepimizin kapısını çalabilir. Bugün susturulan bir ses, yarın toplumun tamamının sesi olabilir.

İşte bu yüzden; ülkemizin demokrasisini, adaletini, özgürlüğünü ve geleceğini savunuyoruz. Ve bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Bu karanlık düzen sürdükçe, biz susmayacağız. Hak için buradayız. Hukuk için buradayız. Adalet için buradayız. Bu ülkenin geleceği için buluşmaya, birbirimize tutunmaya, mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. Türkiye, barışın ve huzurun hüküm sürdüğü bir ülke olana kadar buradayız. Bir aradayız, yan yanayız. Sevdiklerimizi yanımızdan alabilirsiniz ama sevgimizi kalbimizden söküp alamazsınız. Fikrimizi zihnimizden silemezsiniz. Umudumuzu yok edemezsiniz. Biz; sevdiklerimizin hakkı için, hukuku için, adaleti için mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Asla.”

“BU ÇÜRÜMENİN EN AĞIR BEDELİNİ NE YAZIK Kİ KADINLAR ÖDÜYOR”

“Bu yolda bizimle birlikte yürüyen herkese yürekten teşekkür ediyorum. Bu soğukta, bu yağmurda, çamurda geldiniz. Bedenleriniz üşüdü belki ama vicdanınızla hepimizi ısıttınız. Siz bugün toplum vicdanının sesi oldunuz. Hepinize minnettarız. Biliyoruz ki; bu ülkede hukuksuzluk sadece tutuklananları, özgürlüklerinden koparılanları ya da biz aileleri etkilemiyor. Bu adaletsizlik, toplumun her hücresine sızıyor. Herkesi yaralıyor.

Hukuk işlemediğinde, yargı masumları cezalandırıp, suçluları koruduğunda, adalet terazisi kırıldığında; bu çürüme evlerimize, sokaklarımıza, sofralarımıza kadar yayılıyor. Ve bu çürümenin en ağır bedelini ne yazık ki kadınlar ödüyor. 2025 yılında bu ülkede en az 391 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. Bu kadınların yarısından fazlası, en güvende olmaları gereken yerde, kendi evlerinde, en çok güvenmeleri gereken kişiler tarafından katledildi. Kadına yönelik şiddeti, kadın cinayetlerini hukuktan bağımsız düşünemeyiz. Çünkü cezasızlık, şiddeti büyütür. Çünkü adaletsizlik, ölüm getirir.”

“DEMOKRATİK HUKUK DEVLETLERİNDE İKTİDARIN TEK MEŞRUİYETİ SANDIKTIR”

“Biz, kadınlar için adalet istiyoruz. Çocuklar için adalet istiyoruz. Gençler için adalet istiyoruz. Yıllarca alın teri döken emekçiler için adalet istiyoruz. Bu ülkenin geleceği için adalet istiyoruz. Adalet, kişiye göre işlemesin istiyoruz. Yargı, siyasetin gölgesinden çıksın istiyoruz. Türkiye’de adalete olan güven yeniden tesis edilsin istiyoruz. Dünyada demokrasinin gerilediği zor bir dönemden geçiyoruz. Ama şunu çok iyi biliyoruz: Demokratik hukuk devletlerinde iktidarın tek meşruiyeti sandıktır. Seçimle gelen, ancak seçimle gider.

Bugün ise halkın oylarıyla seçilmiş insanların algı operasyonlarıyla, yargı oyunlarıyla, baskıyla, şiddetle, yalanla, iftirayla tasfiye edilmek istendiğini görüyoruz. Bunun adı demokrasi değildir. Bunun adı hukuk değildir. Bunun dünyaya getireceği tek şey kaos, istikrarsızlık ve adaletsizliktir. Baskı rejimleri insanlığı ileri götürmez. Geriye çeker. Karanlığa iter. Ama şunu unutuyorsunuz: İnsanlık ilerlemeye mahkûmdur. Tarih, bize şunu defalarca gösterdi: Gerileme dönemleri geçicidir. Kazanan her zaman değişimdir, umut ve adalettir. Bugün sancılı bir dönemden geçiyoruz. Ama biliyoruz ki bu mücadeleden yeni bir hayat doğacak. Yeni umutlar, eşitlik, özgürlük ve adalet doğacak.”

“MİLLET, İDDİANAMENİZE GÜVENMEDİĞİNİZ İÇİN MAHKEMELERİ CANLI YAYINLAYAMADIĞINIZI GÖRÜYOR”

“Bugün siz Ekrem İmamoğlu’nun 31 yıllık diplomasını iptal edebilirsiniz. Resmini yasaklayabilirsiniz. Sesini kısmaya çalışabilirsiniz. Çağrıldığında ifadeye gidecek insanları sabah baskınlarıyla gözaltına alabilir, görüntülerini servis ederek, itibar suikastları düzenleyebilirsiniz. Masum insanları özgürlüklerinden koparıp, aileleri parçalamaya çalışabilirsiniz. Yalan ve iftirayla doldurulmuş bomboş iddianameleri, algı aparatlarıyla parlatabilirsiniz. Gerçeği söyleyenlerin sosyal medya hesaplarını kapatabilirsiniz.

Ama gittiğiniz yol, yol değil. Bu yoldan geri dönün. Adaleti tesis edin. Ülkemizin huzurlu yarınlarını daha fazla geciktirmeyin. Çünkü bilin ki; gerçek değişmez, sonuç değişmez. Millet, her şeyi görüyor. Her şeyi biliyor. Millet, iddianamenize güvenmediğiniz için mahkemeleri canlı yayınlayamadığınızı görüyor. Millet, sandıkta yenemediğiniz için tutuklu yargıladığınızı biliyor. Millet, masumiyet karinesini yerle bir ettiğinizi görüyor. Millet, iradesine uzanan eli görüyor. Ve millet, son sözü, her zaman olduğu gibi, yine kendisi söyleyecek. Türkiye’yi adaletle, demokrasiyle, eşitlikle, barış ve bereketle buluşturacak.”

“YARGIYI SİYASALLAŞTIRANLARA, SESLENİYORUZ: BUNDAN VAZGEÇİN”

“Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıyız. Aynı toprak üzerinde yaşıyoruz. Farklıyız ama aynı özgür ve adil yarınlar için mücadele ediyoruz. Çocuklarımızın geleceğini düşünüyoruz. Biz, aylardır ülkemizin demokrasisi ve adaleti için ses çıkaran aileler olarak; bu adaletsiz ve hukuksuz düzeni normalleştirmeye çalışan ve yargıyı siyasallaştıranlara, sesleniyoruz: Bundan vazgeçin. Bizim taleplerimiz çok açık, çok net ve sonuna kadar meşru. Bağımsız mahkemelerde, adil ve tutuksuz yargılama istiyoruz. Mahkemelerin canlı yayınlanmasını istiyoruz. Masumiyet karinesinin ve lekelenmeme hakkının korunmasını istiyoruz. Bunlar asla sizler tarafından bize bahşedilecek lütuflar olamaz. Bunlar, her hukuk devletinde olması gereken temel haklardır. İddianame kabul edildiyse, artık hukuk işlesin. Adalet yerini bulsun. Bu haklı mücadelemize destek veren herkese bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum. Hak, hukuk ve adalet arayışımıza güç vermek isteyen herkesi Aile Dayanışma Ağı buluşmalarına davet ediyorum. Çünkü biz, birlikteysek güçlüyüz. Birlikteysek umuduz. Birlikteysek bu ülkenin vicdanıyız.”

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER