CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile çok sayıda belediye başkanı ve yetkilinin tutuklanmasını protesto etmek amacıyla başlattığı 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitingleri devam ediyor.
Söz konusu mitinglerin bu hafta İstanbul'daki adresi Bağcılar oldu.
Yurttaşlar miting için alanda toplanırken, CHP'nin İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İmamoğlu'nun mektubunu aktardı:
"Bağcılar’ın güzel insanları, benim can hemşerilerim… Değerli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, güzel yüzlü çocuklarım, cesur gençler… Sizleri çok özledim. Her birinize hasretle sarılıyorum. Sizleri çok seviyorum. 10 aydır birbirimizden ayrıyız. Bizi ayıranların niyeti aramıza duvarlar örmek, aramızdaki gönül bağını koparmaktı. Ama başaramadılar. Onlar bizi ayırmaya çalıştıkça, biz birbirimize daha da yakınlaştık. Bu ayrılık birliğimizi, dayanışmamızı, sevgimizi perçinledi. Mücadelemizi, umudumuzu, cesaretimizi büyüttü. Bağcılar, bizi çalışkanlığımızla tanır. Kimseyi ayırmadan, partizanlık yapmadan, yalnızca vatandaşa hizmet etmek için çalıştığımızı Bağcılar çok iyi bilir.”
“DARDA KALANIN, ZORDA OLANIN HEP YANI BAŞINDA OLDUK”
“İstanbul’a rekor düzeyde metro kazandıran yönetim olarak, Bağcılar’da ulaşımı kolaylaştıracak çok önemli adımlar attık. Yıldız-Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı’nın Yıldız-Mahmutbey arasını açtık. Ataköy-İkitelli Metro Hattı'nı hizmete açtık. Yine Bağcılar'dan geçecek olan Mahmutbey-Bahçeşehir-Esenyurt Metro Hattı çalışmalarını hızlandırdık. Kirazlı-Halkalı Üniversite Metro Hattı'nın çalışmalarını başlattık ve hızla devam ediyoruz. ‘İstanbul Yenileniyor’ kapsamında başladığımız kentsel dönüşüm projelerinden biri olan ‘Bağcılar Kiraz Evler Dönüşüm Projemizi’ tamamladık, evleri hak sahipleriyle buluşturduk. Bölgesel İstihdam Ofisimizle işverenlerle iş arayanları bir araya getirdik, istihdama katkı sağladık. Çocukları, gençleri, emeklileri, emekçileri, hiçbir zaman unutmadık. Darda kalanın, zorda olanın hep yanı başında olduk.”
“KENDİ ÇOCUKLARINIZDAN UTANIN”
“İBB tarihinde ilk kez öğrenci yurtları açtık. Bağcılar Cüneyt Arkın Yükseköğrenim Erkek Öğrenci Yurdu'nu gençlerimizin hizmetine sunduk. İBB tarihinde ilk kez kreşler açtık. Bağcılar’da 3 kreşimizi hizmete sunduk. Çocuklarını gönül rahatlığıyla İBB kreşlerine bırakan anneler de çalışma hayatına katılma fırsatı bulabildiler. Kreşler açıyoruz; çünkü bizim amacımız, ailelerinin gelir düzeyi ne olursa olsun, tüm çocuklarımızın okul öncesi eğitim alarak hayata en iyi biçimde hazırlanmalarını sağlamak. Cumhuriyet, öncelikle çocuklar için eşitlik ve adalet demektir. Cumhuriyet, her şeyden önce, eğitimde imkân ve fırsat eşitliği demektir. 25 yıl boyunca tek bir kreş bile açmamış olan zihniyet, çocuklar için bile eşitliğe, adalete tahammül edemiyor. Onun için de ilk günden beri bize kreş yaptırmamak, yapılanları kapatmak için uğraşıyorlar. Bugün de çocuklarımız ve İBB kreşleri üzerinden kirli bir siyaset yapmaya çalışanlara tek bir sözüm var: Utanın, utanın; kendi çocuklarınızdan utanın.”
“ÇOK KÖKLÜ BİR ADALET DEVRİMİ YAPACAĞIZ”
“Sevgili dostlarım; biz ne yaptıysak, İstanbul adil bir şehir olsun, milletin parası doğrudan millet için harcansın, vatandaş bu şehrin sahibi olduğunu bilsin diye yaptık. Ülke yönetiminde de aynısını yapacağız. Herkes için, her yerde önce adaleti, önce hürriyeti sağlayacağız. Hiç kimse imkansızlıklar yüzünden kendini darda, zorda hissetmeyecek. Hiç kimse eşitsizliğe, ayrımcılığa uğramayacak, dışlanmayacak. Devletin adil ve merhametli eli herkese aynı şefkatle uzanacak. Kurumlar ve kurallar, herkes için aynı şekilde geçerli olacak. Çalışmanın, üretmenin kıymeti bilinecek, herkes emeğinin, girişiminin, yatırımının karşılığını hakkıyla alacak. Türkiye artık günü kurtararak, durumu idare ederek yoluna devam edemez. Hep birlikte, çok büyük, çok köklü bir adalet devrimi yapacağız. Adaletin bereketiyle refaha, huzura kavuşacağız. Adaletin manevi kuvvetiyle birliğimiz, kardeşliğimiz güçlenecek. Bir avuç zalim kaybedecek, bu çalışkan, ahlaklı, koca yürekli millet kazanacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in konuşmalarından satır başları şu şekilde:
“1992’den beri Bağcılar’da ilçe belediye seçimleri yapılıyor. Biz burada bu belediyeyi hiç kazanamadık. Yüzde 1,5 oy aldığımız da oldu. Son seçimde yüzde 33’e kadar tırmandık. Bu ilçeye küsmedik. Kusuru kendimizde bildik. Çalıştık, çalışmaya devam edeceğiz. Bugün burada, 85’inci eylemimizde 28 Ocak günü bu dondurucu soğukta Bağcılar’a söz veriyorum. Türkiye’de iktidar olacağız, Bağcılar’da iktidar olacağız. Anons edilip buradan çıkarken göz hep meydanda oluyor. ‘Bugün Bağcılar Meydanı nasıl?’ diye bir baktım, dedim ki ‘Bakırköy mü Bağcılar mı?’ Bağcılar’ı Bakırköy mitinginden kalabalık yapan bu iradeye selam olsun. Bariyerlerden taşanlara, oralardan buraya yüreğini uzatanlara selam olsun. Bu meydana sığmayanlara, gözü - kulağı burada olanlara, yüreği burada olanlara, seçtiğine, iradesini, başkanına, kentine sahip çıkanlara, kendini ezdirmeyenlere, hak yedirmeyenlere selam olsun. Hepinize helal olsun. Bu meydana bakınca ben bir Türkiye haritası görüyorum. Bu meydana bakınca Anadolu’nun kardeşliğini, Karadeniz’in asi dalgalarını görüyorum. Güneydoğu’nun sıcaklığını, Balkanların neşesini görüyorum. Bu meydana bakınca ben pijamayı çıkarmış, kumandayı fırlatmış, meydanlara akmış 10 binleri görüyorum. Doğu’dan, Güneydoğu’dan, Karadeniz’den, Ege’den, İç Anadolu’dan, Balkanlar’dan kalkıp buraya gelen, ekmeğini - rızkını burada arayan, beton yığınlarının arasından umudu fışkırtan Bağcılar’a bin kere selam olsun.”
“EKREM BAŞKAN BURADAN ELİNİ HİÇ ÇEKMEDİ”
“Evet, yüzde 1,5 oy aldığımız da oldu, Ekrem Başkan’la yüzde 33’e çıktığımız günler oldu. Bağcılar’a İstanbul Büyükşehir Belediyesi o günden bugüne hizmet ediyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Bağcılar’ı hiç yalnız bırakmadı. Ekrem Başkan, son mitingde dediği gibi elini Bağcılar’ın üzerinden hiç çekmedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bu ilçede tam 32 bin 600 haneye sosyal destek sağlıyor, 25 bin 500 aileye İstanbul Kart verdi. 4 bin 800 hane, düzenli olarak halk ekmek desteği alıyor. Bu ilçede 23 bin 500 çocuğa 3 milyon 400 bin litre ücretsiz süt dağıtıldı. İlk günden bu sabaha kadar süt dağıtıldı. 13 bin 400 annenin Anne Kartı var çantasında. Çocuk dört yaşına gelene kadar Anne Kartla tüm ulaşımını ücretsiz sağlıyor. 2 bin 810 haneye, ‘kızlar okusun’ diye eğitim desteği veriliyor. Beş kreşimizde 537 evladımız eğitim imkanına kavuştu. İSKİ bu ilçeye 7.4 milyar liralık altyapı yatırımı yaptı. 130 km içme suyu, 80 kilometre atık su hattı inşa edildi. Kent lokantası, istihdam ofisi, kadın destek merkezi açıldı. Metro hatlarıyla Bağcılar’ın ulaşım bağlantılarının hepsi tamamlandı. Ekrem Başkan Silivri’de ama aklı, zihni, İBB’de, İstanbul’da, Bağcılar’da. İlk günden bugüne kadar gözü gibi baktığı Bağcılar’a bugün görüştüğüm Ekrem Başkan’dan çok selam getirdim, kabul buyursun Bağcılar.”
“HERKES TAYYİP BEY’İN ARTIK HATIR SORAMADIĞINI BİLİYOR”
“Ekrem Başkan Bağcılar’ı seviyor. Sizleri seviyor. Sizlere hizmet ediyor. Siz onu seviyor musunuz? Peki Tayyip Bey sizi seviyor mu? Niye? Şimdi Ekrem Başkan Bağcılar’ı seviyor, Bağcılar Ekrem Başkanı belki ondan çok seviyor. Sese bak, coşkuya bak. Ama Tayyip Bey gelince Bağcılar diyor ki ‘Sevmiyor bizi. Çünkü fakiriz.’ Bu, Anadolu’da bir mitingde şuralardaki bir teyzeden çıktı. Dedim ki ‘Tayyip Bey seviyor mu?’ Hayır’ dedi meydan. ‘Niye’ dedim, ‘Fakiriz biz evladım’ dedi. ‘O fakir sevmez.’ O günden bugüne Türkiye’de herkes Tayyip Bey’in geçmişte Bağcılar’a geldiğini, yüzünü buraya döndüğünü, desteği buradan aldığını ama artık şimdi meydanlara, sokaklara çıkmadığını, hal hatır soramadığında, pazar gezemediğini, esnafa gidemediğini, milletin yüzüne bakamadığını biliyor. Şimdi ben buradan, Bağcılar’dan kendisine sesleniyorum. Bağcılar, en çok desteği verdiği Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında ve ne emeklisi ne emekçisi ne esnafı ne genci ne yaşlısı, artık bu gidişattan memnun değil. Bir taraftan Bağcılar’ın oyunu alanlar, gidip bir yerde keyif çatanlar, bir tarafta bugün 98 bin lira olmuş yoksulluk sınırı, onun altında koca bir meydan var. 98 bin 000 liradan yüksek maaş alanlar, evine para girenler bir el kaldırsın. Orada bulamazsınız da bir burada var. Nuri Aslan. Koca meydanda bir bu var. 98 bin liradan az evine maaş girenler bir elini kaldırsın, göreyim. Görüyor musunuz meydanı? Emekliler el kaldırsın göreyim. En düşük emekli maaşı alanlar el kaldırsın, göreyim. Meydanın Nuri Aslan hariç yüzde 100’ü fakir. yüzde 75’i, 80’i emekli. Onun da yüzde 80’i en düşük emekli maaşına, 20 bin liraya talim etmek, 20 bin lirayla ev kirası verirse aç kalmak, karnını doyurursa sokakta kalmak tehlikesi ile karşı karşıya.”
“SOKAKLAR ÇETELERLE DOLU, AK PARTİ’NİN BİR ÇÖZÜMÜ YOK”
“Bağcılar’da o sokaklar sadece karnını doyursa sokakta kalacak emeklilerle değil, maalesef çetelerle, suç çeteleriyle, uyuşturucu çeteleri ile dolu. Bağcılar’da en büyük sorunlardan biri uyuşturucu. Maalesef çeteler bu ilçeyi sarmış durumda. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin buna bir çözümü var mı? Yok. Çünkü onlar rakiplerine darbe yapmakla, İstanbul’a, Bağcılar’a hizmet eden Ekrem Başkan’dan kurtulmak için kumpas kurmakla meşguller. Çeteler çocukları hem tetikçi hem torbacı olarak kullanıyor. Uyuşturucu kullanım yaşı 19’dan 16’ya gerilemiş. Kayıtlara 12 yaşında uyuşturucu kullanımı dahi girmiş. Tedavi başvuruları iki kat, uyuşturucu kaynaklı ölümler iki kat artmış. Ama AK Parti’nin beyaz toroslar, AK Toroslar çetesi magazin peşinde koşuyor. İki popçuyla uyuşturucu, iki topçuyla bahis operasyonu yapıp, kara para baronlarına dokunmadan, kara paranın izini sürmeden, kara paranın ucu iktidarın oradan geçiyorsa hiç o taraflara doğru dönmeden kendilerince algı operasyonları yapıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir ulusal seferberlik ilan edeceğimizi söyledik. Kara parayı takip edip baronların, çetelerin tepelerine çökeceğiz. ‘Etkin mücadelede MASAK’a aman, Kuzey Irak petrolüne Erdoğan’ların adı geçiyor. Büyük paraya dokunmayayım. Efendim İran ambargosunu deldiler, oralara karışmayayım. Büyük para hareketlerinin arkasında Venezuela’dan Çorum’a doğru gelen altınlar çıkabilir. Orada olmayayım. Damada karışmayayım, evlada dokunmayayım’ korkusu Türkiye’de kara parayı, büyük miktardaki kara parayı takipsiz bırakıyor. Etkin mücadele için MASAK’ı hem özerk hem özgür bırakacağız. Yetkilerle donatacağız. Limanlarda, lojistikte, finans sisteminde gerçek bir denetim kuracağız. Sosyal politikalarla birlikte tedavi ve rehabilitasyonu sağlayacağız. Artık kimse bu ülkenin çocuklarına musallat olmayacak. Annesinden günahsız doğan çocuk, 14 sene sonunda suç makinesine dönmeyecek. Onun işlediği cinayet, onun yaktığı yürek bu ülkede anaları ağlatmayacak. Ahmet Minguzziler olmayacak, Atlas’lar olmayacak. Ahmet’ler Atlas’lar anasının babasının yanında güvenle büyüyecek. Bunların hepsinin hesabı sorulacak. Bağcılar’dan söz veriyoruz ki; çetelerin kökü kazınacak. Çetelerin kökü kazınacak. Kim yapacak bunu? Bunları kim yapacak? Buradaki arkadaşların bir fikri var. Cumhurbaşkanı İmamoğlu. Bugün aslında Bağcılar’da bu kalabalık, bu coşku olmasaydı böyle yüksek tempolu bir konuşma yapmayacaktın. Neden yapmayacaktın? Bugün Silivri’de canımızı sıktılar. Mitingi Silivri’de cezaevinin önünde yaptım ben, kusura bakmayın. Biraz erken oldu, siz yoktunuz. Ama buraya gelince, sizleri görünce bunları elbette Bağcılar’da konuşacağız. Çeteyi de uyuşturucuyu da konuşacağız.”
“VERGİNİN YÜZDE 88’İNİ BU MEYDANA ÖDETİYORLAR”
“AK Parti’nin bugün Türkiye’de hüküm süren bir düzeni var. Düzen şu: 100 liralık verginin 64 lirasını dolaylı vergiden alıyor. Bu dünyada yüzde 30, Türkiye’de yüzde 64. Yani fabrikatörün de kapıdaki bekçinin de aynı vergiyi ödemesi elektriğe, suya, telefona, gıdaya, giyime, ayakkabıya, pardesüye aynı vergiyi. Multi milyarder olsan da asgari ücretli olsan da aynı vergi. Sonra yüzde 24 maaşlardan kesilen gelir vergisi. Sonra yüzde 11 kurumlar vergisi. Türkiye’de verginin yüzde 88’ini bu meydana ödetiyorlar, yüzde 11’ini sadece gerçekten vergi ödemesi gerekenlerden alıyorlar. Zenginlerden, fabrikaları olanlardan, koca koca banka hesapları olanlardan, yatı - katı olanlardan, özel uçakları olanlardan yüzde 11. Bu meydandan yüzde 88, tam sekiz katı. Sonra ‘teşvik’ deyince onlara ver. Vergi affını onlara ver. Ceza yesinler, onlardan sil. Borçları onlardan sil. Sonra bu meydana yüklen dur. Bu meydandaki emekliye 20 bin lirayı reva gör. Asgari ücretliye ‘28 bin lirayla çocuk büyüt, çocuk okut, geçin’ de. İşte bu düzenin adı, AK Parti’nin kara düzenidir. Buraya bugün Silivri’den ADA - Aile Dayanışma Ağı’yla, Ekrem Başkanımızın değerli eşi Dilek Hanım’la, bütün tutukluların anneleriyle, eşleriyle, çocuklarıyla birlikte buraya geliyorum ve size söz veriyorum. Ant olsun ki AK Parti’nin kara düzenini yıkacağız.”
“ESKİDEN BU ÜLKEDE BAZEN REFAHA ERERDİK”
“Eskiden bu ülkede öyle veya böyle kötü gün olurdu, iyi gün olurdu. Zorluk çekerdi, yüzünün güldüğü olurdu. Hep beraber sevindiğimiz, hep beraber üzüldüğümüz olurdu. Bazen Eurovision’da sonuncu olurduk, bazen birinci olurduk. Bazen futbolda elenirdik, bazen dünya üçüncüsü olurduk. Bazen sıkıntı çekerdik, bazen hep birlikte refaha ererdik. Ama şimdi yoksullukta Avrupa birincisi, yüksek enflasyonda Avrupa birincisi ve işsizlikte Avrupa birincisi, gelir - vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi. Bugün buradan soruyorum. Siz de burada, Bağcılar’da AK Parti Bağcılar teşkilatına yarın sorun. Tayyip Erdoğan, ‘Yoksullukta, yüksek enflasyonda, yüksek faizde, işsizlikte, vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi değiliz’ diyebiliyor mu? Memleketi getirdikleri hal, ‘Evet yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin ama dayanmalısın. Şükretmelisin. Katlanmalısın.’ Kardeşim bu ülke Atatürk’ün kurduğu eşit bir ülke. Bu ülkenin her dine saygısı var. Yüzde 99’u Müslüman. Müslümanlıkta ruhban sınıfı mı var? Bu memlekette ayrıcalıklı vatandaşlık statüsü mü var? Neden ben katlanıyorum da sen keyif çatıyorsun? Katlanmayacağız. Asla katlanmayacağız. İtiraz edeceğiz, isyan edeceğiz, AK Parti’nin kara düzenini alaşağı edeceğiz. AK Parti’nin kara düzenini yıkmaya var mısınız? Hakkınızı almaya var mısınız? Artık ezilmeye dayanamıyoruz, ezenlerden kurtulmaya var mısınız? İşte bu kararlılık, bu mücadele, bu güç kazandıracak. Çünkü ahlaki üstünlük bizdedir, psikolojik üstünlük bizdedir, çoğunluk enerjisi bizdedir. Onlar korksun, biz kazanacağız.”
“YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ”
“Şimdi Bağcılar’da muhteşem bir akşam, muhteşem bir ses yükseliyor. Hani diyorlar ya ‘Gitmeyin Bağcılar’a rezil olursunuz, toplayamazsınız, orası AK Parti’nin kalesi.’ Buradan ilan ediyorum. Kale siyaseti bitmiştir. Artık hiçbir yer hiç kimsenin kalesi değildir. Bağcılar, AK Parti’nin değil, milletin kalesidir. Ve buradan şunu söyleyeyim. Biz emekli maaşını 19 bin lira duyunca isyan ettik. Mecliste oturma nöbetine, emekli direnişine başladık. Bin lira yaptılar, 20 bin lirayı kabul etmedik. Sonuna kadar 15 gün orada direndik. Şimdi 81 ilde direneceğiz. Anayasa Mahkemesi’ne gideceğiz. Ama eninde sonunda emeklinin hakkını da emekçinin hakkını da söke söke alacağız. İktidar olacağız, bir devri kapatıp yeni bir devir açacağız. Buradan ilan ediyorum. Artık bakan evlatlarına devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak. Tayyip Erdoğan geldiğinde yani 3 Kasım 2002 günü kendisinden önceki iktidarın beğenmediği Ecevit iktidarının, Devlet Beyin ve Mesut Bey’in, rahmetli Mesut Yılmaz’ın koalisyonun verdiği son en düşük emekli maaşı bir buçuk asgari ücretti. Bugünkü hesapla beğenmediğimiz asgari ücret üzerinden tam 42 bin liralık bir maaş. Emekliyi 42 bin liradan 20 bin liraya getirdiler, sadece kendi asgari ücret hesaplarıyla. Ama şaşmayan altın hesabıyla o gün sekiz çeyrek en düşük emekli maaşı, bugün iki çeyrek altın alıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi, her emeklinin cebinden her ay altın çeyrek altını almıştır. Altı çeyrek altını çalmıştı. Ve elleri nasırlı emeklinin, dirsekleri çürümüş emeklinin, gözlükleri büyümüş emeklinin uğradığı büyük haksızlığa hep beraber isyan ediyoruz. Çünkü herkes şunu bilmelidir ki emekli kurtulmadan emekçi, emekçi kurtulmadan çiftçi, çiftçi kurtulmadan işçi, işçi kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.
“YEMEKSEPETİ; YA ANLAŞ YA KARŞINDA BİZİ BULURSUN”
“Bağcılar’ın gönlü bizimle, bizim gönlümüz de sizinle. Helal olsun Bağcılar’ın muhteşem korosuna. Kurtuluş yok tek başına. Bağcılar’da büyük bir mücadele sürüp gidiyor. Kim büyük mücadele veriyor? Bağcılar Migros depo işçileri. Bu işçiler zam istiyorlar, güvence istiyorlar ama birileri o işçiyi küçük görüyor, üstten konuşuyor ve ezmeye çalışıyor. Kendi yukarılarda, Migros’ta işçisini karınca gibi görüyor. Buradan Migros’a sesleniyorum. Karıncanın kardeşi var o da Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Türkiye İttifakıdır. Bağcılar İttifakıdır. İşçinin hakkını vermeyen beni karşısında bulur, bizi karşısında bulur. Migros aklını başına toplasın. Buradan Bağcılar Migros depo işçileri için kuvvetli bir dayanışma alkışı alayım. Ayrıca burada, çok yakında motokuryelerin merkezi vardı. Bugün geldiler, bu meydana konuştular. Geçtiğimiz günlerde söyledik. Bir kez daha söylüyorum. Yemeksepeti kuryelere zulmediyor. Emeklerini sömürüyor. Zor şartlar dayatıyor. Mücadele eden işçilerin mücadelesini görmezden geliyor. Buradan Yemeksepeti’ne son uyarımı yapıyorum. Biz bu senenin başında yeni bir sayfa açarak bütün boykot listelerimizi boşalttık. Ama şunu söyledik. ‘Bakıyoruz; bu meydanlara kim şaşı bakıyor, kim doğru bakıyor? Mücadeleyi kim destekliyor, kim köstekliyor? Biz dikkatle takip ediyoruz. Bu meydanın canı ciğeri emekçisi, onun alın terinin değeridir, emeklisidir. Biz sol ve sosyal demokrat, emeğe sahip çıkan, emekçisine ve emeklisine sahip çıkan bir kitleyiz. Şakamız yoktur.’ Son ihtarda bulunuyorum. Yemeksepeti ya anlaş ya karşında bizi bulursun. Kuryelere zulme devam ederse, motokuryelerin arkasından aslan gibi durmaya var mısınız? Ben başka daha bir şey demiyorum. Meydandaki ses, ülkedeki sestir. Şu anda Türkiye’de 81 ilde gözü bu meydanda, gönlü bu meydanda olanların kulağı direnişteki motokurye örgütündedir. Kararı verin, bizi karşınıza almayın. Nokta.”
“EMEKLİYE 20 BİN LİRA VERENDEN DÜNYA LİDERİ OLUR MU?”
“Şimdi önemli bir husus… Bu milleti yoksullukta eşitleyen Erdoğan, ortalıkta ‘Dünya lideriyim’ diye geziyor. Son dönem ‘Efendim Erdoğan’ın dünya lideri vasfını, dünya lideri benzetmesini bolca köşelerinizde kullanın.’ Yandaş yazarlara talimat. Televizyonlara talimat. Buna ‘dünya lideri’ diyecekmişsiniz. Buradan o talimatı alanlara bir şey demiyorum da esas bize, siyasetçilere sandıkta talimat verenlere soruyorum. Bağcılar’a soruyorum. Emekliye 20 bin lira verenden dünya lideri olur mu? Asgari ücreti 28 bin lira yapandan dünya lideri olur mu? Rakibinden korkup onu hapse atandan dünya lideri olur mu? Trump’ın karşısına geçip ondan meşruiyet dilenenden, bu milletten alamadığı yetkiyi 31 Mart’ta ikinci parti olduğu için bu milletten artık yetki alamayacağını görüp Trump’tan meşruiyet dilenenden dünya lideri olur mu? Şimdi işte güya Trump ile iyi ilişkiler buna kazandıracakmış, bu da oradan gelip burada Türkiye’de iktidar olacakmış. Bunun karşılığında Gazze’yi Trump’a teslim etmeye kalkıyorlar. Bugün Gazze’de, Filistin’de kirli bir oyun oynanıyor. Gazze’de Trump denilen kerameti kendinden menkul şahıs, bir Barış Kurulu kuruyor. Adına Barış Kurulu demiş. Damadı içinde. İş adamı kankası içinde. Ortadoğu temsilcisi içinde. Irak’ı kana bulayan, olmaz olsun öyle İşçi Partisi lideri, Irak’ı kana bulayan Tony Blair içinde. En sonunda Erdoğan’ın onayıyla Barış Kurulunda değil ama yürütme kurulunda TikTokçu Hakan da içeride.”
“BİZ FİLİSTİN’İN DOSTUYUZ, TRUMP’IN DEĞİL”
“Buradan Bağcılar’ın güzel insanlarına sesleniyorum. Canım insanlarına sesleniyorum. Geçmişte AK Parti’ye, MHP’ye oy verenlere sesleniyorum. Bu ülkenin Filistin meselesi milli meselesidir. Ulusal meselesidir. Filistin’de Netanyahu denilen katil, 71 bin masumun canına kıymışken, ona ‘savaş kahramanı’ diyen Trump, dünyadan ‘Barış Kurulu kuruyorum’ diye Gazze şeridine oteller dikmeye, Gazze şeridine kumarhaneler kurmaya, dünyanın casino merkezi yapmaya ve oraya Filistinli kardeşlerimizden almaya niyetlenmişken bu Erdoğan, güya Filistin hassasiyeti olan Erdoğan, Trump’a susmakta, teslim olmakta, Barış Kurulunu desteklemekte, oraya eleman vermekte, belki utanmadan kendisi de Trump’nıın yanına gitmeyi düşünmekte ve Gazze’yi satmaktadır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Bülent Ecevit’in Yaser Arafat’ın arkasında durduğu yer neresiyse tam olarak oradayız. Biz bu meydanı dolduranlar olarak, Deniz Gezmiş ve arkadaşları Filistin Kurtuluş Örgütü’ne nasıl destek verdiyse tam oradayız. Biz Filistin’in dostuyuz. Trump’ın dostu değiliz. Netanyahu’ya ‘savaş kahramanı’ diyen Trump’a ses çıkaramayan Erdoğan’a şunu söylüyoruz: Böyle boş meydanlarda çıkıp da boş boş ‘Dünya beşten büyüktür’ demekle olmaz. Trump’ın karşısına geçip ‘Dünya senden büyüktür’ demekle olur. ‘Dünya senden büyüktür’ demekle. Erdoğan’ın zamanında ‘dostum Pedro Sánchez’ dediği, bizim Sosyalist Enternasyonel’deki başkanımız, canımız, kardeşimiz, yoldaşımız Pedro Sánchez ‘Ben Trump’ın barış planında yokum, Filistin’in olmadığı yerde Filistin’in geleceği konuşulamaz’ dedi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin de çizgisi Pedro Sánchez gibi Filistin’in yanında, İsrail’in karşısındadır. Erdoğan’a soruyorum 71 bin canın katiline ‘savaş kahramanı’ diyen adamdan Filistin’e ne fayda gelir? 71 bin çoğu kadın ve bebek katleden adamın sırtını sıvazlayan Trump‘tan Filistin’e ne fayda gelir? O topraklara kumarhaneler yaptıran, beş yıldızlı oteller yaptıran, önündeki hidrokarbonlara çökmek için 50 tane takla atan Trump’ın oyununa alet olmamaya, o heyete girmemeye, o heyete kimseyi vermemeye, Filistin’i satmamaya davet ediyorum. Filistin’i sana sattırmayacağız.”
“BAYRAĞA UZANAN ELLER KIRILIR”
“Türk bayrağı, şanlı bayrak elden ele dolaşıyor mu? Türk bayraklarınızı bir göreyim. Bizim İstanbul’u kazanan, son seçimlerde partiyi birinci parti yapan Türkiye İttifakı rengini ay yıldızlı bayraktan alır. Bu bayrağa uzanan eller kırılır, kırılır. Bu arada bayrak provokasyonu yapıldığı andan itibaren kim tepki verdiyse çok doğru yapmıştır. Geçmiş zamanlarda bu tip provokasyonlar toplumu bölerken, şimdi Kürdüyle, Türküyle, Alevisiyle, Sünnisiyle bu ülke bayrağının arkasında durmuştur. Bayrak provokasyonuna karşı uyanık olan tüm siyasileri ve bu bayrağın arkasında duran tüm milletimizi şükranla, minnetle selamlıyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar.”
“ERDOĞAN’IN NE İRADESİ, NE BECERİSİ, NE DE ENERJİSİ KALDI”
“Bağcılar’ın güzel insanları. Yoksulluk, geçim sıkıntısı ülkemizin her tarafını sarmış durumda. Uyuşturucu ve kumar illeti hiç olmadığı kadar artmış durumda. Milletimiz çaresizlik içinde, isyan noktasında. Ama AK Parti’nin, Tayyip Erdoğan’ın bu sorunları çözecek ne iradesi, ne becerisi, ne de enerjisi kalmıştır. Geçmişte rahmetli Erbakan’a, Erbakan 70 yaşına gelince Tayyip Erdoğan o gün benim yaşımdaydı, ‘Yaş 70, iş bitmiş’ diyordu. Bülent Ecevit rahmetli 74-75 yaşındaydı, hastalanmıştı. O geçmiş olsun dileyeceğine, iyi dileklerini söyleyeceğine, ‘Ölünce mi bırakacaksın be adam, çek git milletin başından’ diyordu. Evet, böyle bir kötülükle karşı karşıyayız. Bakın, örneğin hatırlayın; Bulgaristan göçmenlerinden oy isterken şimdi koşuyorlar, Bulgaristan göçmenlerinden oy istiyorlar. O tarihlerde Bulgaristan’da soyisimler zorla Bulgarca yapılırken, Türk soylu vatandaşlarımıza orada her zulüm yapılırken, Türkiye’ye doğru onlar katliamlardan, baskıdan kaçmış ve sınır kapısına gelmişken, o kapıyı rahmetli Özal açıyorken Tayyip Erdoğan diyordu ki ‘Millet açlıktan…’ Ayıptır söylemesi, ben söyleyeceğim ama Tayyip Erdoğan’ın ağzıdır. ‘Millet açlıktan karısını, kızını satıyor. Sen Bulgaristan’dan bunları nasıl getirirsin? Türkiye’de işsizlik var, yoksulluk var. Sen bunlara kapıyı nasıl açarsın?’ diyordun. Tayyip Erdoğan Erbakan Hoca’ya ‘Yaş 70, iş bitmiş’ diyen adamdır. Ecevit’e ‘Ölünce mi bırakacaksın?’ diyen adamdır. Bulgaristan’dan gelenlere kapıyı kapatan, içeride bu ayıp lafları eden adamdır.”
“KARŞIMIZA KİMİ ÇIKARIRSAN ÇIKAR AMA KARARI İSTANBULLU VERSİN”
“Karşınızda yıllardır bizim hatalarımızla seçim kazanan, her seçimden önce de çıkıp ‘Birinci parti olmazsam siyaseti bırakırım’ diye caka atan biri var. Şimdi o birine soruyorum. Ey Erdoğan, hani birinci parti olmazsan bırakırdın? Ben kurultayda söz verdim, ilk seçimde partimi birinci parti yaptım. Türkiye’deki belediyelerin yüzde 65’ini aldım. Şimdi yine söylüyorum. Girdiğim herhangi bir seçimde partim birinci parti olmazsa, partim iktidar olmazsa, o dakika siyaseti bırakıyorum. Hodri meydan. Ama sen bu seçime hep… O videolar dönüyor, ‘Birinci parti olmazsam ne işim var siyasette?’ İkinci parti oldun, kaybettin, hala duruyorsun. Gidip Trump’tan meşruiyet dileniyorsun. Buradan, Bağcılar’dan Erdoğan’a sesleniyorum. Güya, artık değil ama eski kalesinden, Bağcılar’dan sesleniyorum. Cesaretin varsa gel. Öyle atadığın savcılarla, ayarladığın hakimlerle değil. Büyük mahkemenin, milletin huzuruna çıkalım. Buradan ilan ediyorum. Martın sonunda İstanbul’da sen de yapacaksan ben bütün belediye meclis üyelerimi istifa ettirmeye, İstanbul’da tüm belediye seçimlerini yenilemeye hazırım. Benim adayım belli; Ekrem İmamoğlu. Hangisine güveniyorsan… Başbakan çıkardın, yendik. Meclis Başkanı çıkardın, yendik. Bu beceriksiz, ‘Boş Senetçi’ Murat Kurum’u, mafyatik Murat’ı çıkardın, yendik. Kime güveniyorsan… Benim adayım; Ekrem İmamoğlu. İster TikTokçu Hakan, ister damat, ister evlat… Kimi çıkarıyorsan çıkar karşımıza. Kararı İstanbul versin. Eğer seçimi sen kazanırsan biz siyaseti bırakıyoruz. Ama seçimi Ekrem Başkan kazanırsa artık yakamızdan düşün istiyoruz. Hodri meydan. Erdoğan diyordun geçen sene 19 Mart darbesinde. Diyordun ya ‘Bir ay sonra bunlar insan içine çıkamayacak.’ Bak Bağcılar’dayım. 10 binlerin, 100 binlerin huzurundayım. Diyordun ya ‘Bunlar birbirlerinin yüzüne bakamayacak.’ Bak, dünyanın en güzel yüzlü insanlarının yüzüne bakıyorum. Diyordun ya ‘Bunlar birbirinin gözüne bakamayacak.’ Birbirimizin gözüne baktığımız gibi senin gözünün içine bakıyorum ve diyorum ki ‘Var mısın; 29 Mart Pazar günü bütün İstanbul’un huzurunda büyük mahkeme kurulsun. Ekrem İmamoğlu adayımdır. Karşısına istediğini bulursun. Biz yenersek erken seçim geliyor, sen yenersen ben siyaseti bırakıyorum. Hodri meydan, var mısın?’ Korkak, var mısın? Çık karşımıza. Öyle masum insanlara iftira atmakla olmaz. Korkma, cesaretin varsa 29 Mart’ta çık karşımıza. Çok cesaretin varsa erken seçim yaparsın, yoksa İstanbullu kararı versin, hodri meydan.”
“ACİLEN TUTUKSUZ YARGILAMA BEKLİYORUZ”
“Buradan bütün belediye başkanlarımız için, bugün İstanbul’da, Silivri’de duruşmaları görülen Adana’dan Oya Başkan, Kadir Başkan, Adana gibi Başkan Zeydan Başkan için derhal tahliye bekliyoruz. Tüm başkanlarımız için tutuksuz yargılama istiyoruz. Henüz iddianamesi yazılmamış Beyoğlu gibi, Gaziosmanpaşa gibi Büyükçekmece gibi aylardır iddianame bekleyenler için acilen iddianame ve tutuksuz yargılama istiyoruz. Buradan bir kez daha söylüyorum. 770 yılla yargılanan suç örgütü lideri Aziz İhsan Aktaş dışarıda, bu milletin seçtikleri içerde. Dört yılla yargılanan, cezası onaylansa bir gün yatmayacak olanları orada tutanlara şunu söylüyorum: Dokuz aydır atmadığınız iftira kalmadı. ‘560 milyar yolsuzluk’ dediniz, 56 kuruş ispat edemediniz. ‘Bin 200 telefon dağıtıldı’ dediniz, iddianameye bile yazamadınız. ‘Parkenin altından 2 milyon Euro çıktı’ dediniz, iki kuruş bulamadınız. ‘Elimizde görüntüler var’ dediniz, tek bir görüntü ortaya çıkaramadınız. ‘Çanta çanta para’ dediniz, içinden jammerlar çıktı. ‘Kasadan dolar çıktı’ dediniz, belediyenin mührü çıktı. ‘Dağ evinde, yaylada Euro bulduk’ dediniz. 48 tek yasal mermi çıktı. Her türlü yalanı atanlar, cılkı çıktı artık televizyona çıkacak, insan içine çıkacak yüzleri kalmadı.”
“ÇOK VURDULAR, YIKILMADIK, YIKILMAYACAĞIZ”
“Buradan bir kez daha Erdoğan’a diyorum ki yalanların çökmüştür, iftira siyasetin çökmüştür ve bu millet artık yalanlara toktur. Cesaretin varsa 16 milyon İstanbullu’nun karşısına 29 Mart’ta çıkarsın. Daha çok cesaretin varsa erken seçim yaparsın. Korkaklığın sonu yok. İftiracılığın sonu yok. Arkadaşlarımız masumdur. Televizyon yayınından bile kaçan, canlı yayından korkanlar, iftiracılarına artık güveni kalmayanlardır. Buradan şunu bir kez daha söylüyorum ki bu kara düzene teslim olmadık, olmayacağız. Çok vurdular. Yıkılmadık, yıkılmayacağız. Bir adım geri atmayacak, bir santim eğilmeyecek, bir kelime eksik konuşmayacağız. Çünkü biz haklıyız. Arkadaşlarımız haklı. Cesaretimiz tam. Biz bu ülkeyi kurtaran kadrolarız, bir kez daha kurtaracağız. Buradan, bu akşam bu meydanı izleyen Silivri’ye, bu meydanı izleyen Gebze’ye, Bolu’ya, Afyon’a, Antalya’ya, İzmir’e selam olsun. Yıllardır yatan Gezi tutsaklarına da iftiradan içeride olan başkanlara da selam olsun. Bütün yiğitlere, bütün aslanlara… Maçkalı Murat Çalık’a… Allah gani gani rahmet eylesin, Maçkalı hemşerisinden gelsin. Ekrem Başkan’a, tüm başkanlara, haksız yere hapishanelerde yatan tüm yiğitlere, tüm aslanlara gelsin. Yiğidim, aslanıma gelsin. Hepinizin önünde saygıyla eğiliyorum. Bağcılar’da bu Yiğidim Aslanım, bu sıfırın altındaki soğukta, Ocak ayının sonunda, gecenin bu vaktinde, bu heyecanla, bu iştahla, yürekle söylendi ya. Ekrem Başkan, hiç ama hiç unutma. Çıkınca ilk mitingi yapacağız Bağcılar meydanında. Buradan başlayacağız. Kaldığımız yerden devam edeceğiz. Hep beraber iktidara yürüyeceğiz. Ekrem Başkan çıkana kadar onun yerine Cumhurbaşkanı adaylığına var mısınız? Her birinizi Cumhurbaşkanı adayı olarak görüyorum. Bu göreve hazır mısınız? Kapı kapı dolaşacak mıyız? Herkesin derdini nasıl çözeceğimizi anlatacak mıyız? Oyları teker teker Cumhuriyet’in ikinci şahlanışı için toplayacak mıyız? Bir kez daha bu ülkeyi kurtarıp, bir kez daha demokrasiyi kuracak mıyız? Ekrem Başkan için ve tüm siyasi tutsaklar için yürümeye hazır mıyız? Birlikte yürüyecek miyiz? Haydi o zaman, yürüyelim arkadaşlar.”