Anayasa malın, canın, namusun ve birlikte yaşamanın güvencesidir. Hepimizin borçlu olduğu bu Anayasa'nın altında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün imzası var. Toplum sözleşmesidir bu. Daha iyisini istersek hep birlikte yaparız. Ben bu sayfasına inanmıyorum. Ben bu sayfayı istemiyorum dersen, Anayasal düzen gitti mi her şey gider. AYM bağlayıcılığını kabul etmeyip öbür sayfadan güç alamazsın.
AYM, Can Atalay'ı, Tayfun Kahraman'ı, Kavala'yı, Selahattin Demirtaş'ı bırak demiş. Anayasayı tanımama krizi yaşıyoruz. Millet sesini duyurmak istiyor. 'Erken seçim' diyoruz, 'Yokuz biz' diyorlar. 5 yıl boyunca 'Her şeyi ben yapacağım, ben karar vereceğim' diyor.
TEK TALİMAT ERDOĞAN'DAN... 'ÖZEL'E YANIT VERME' ID numaralı olan 16 tapu var, bu taşınmazların hangi tarihte Adalet Bakanı'nın üzerinde olduğu görülebilir. Bu açıklamayı yapalı 1 ay oluyor, hiçbirine yanıt yok, bir tek Erdoğan'dan talimat var, 'Özel'e yanıt verme' diye... Buradan bir kez daha soruyorum: Bu millete karşı nasıl susuyorsunuz, bu tapuları sorgulayınca benim söylediğim çıkmıyor mu? Bu tapular, inanılmaz mal varlığı, eşte dosttaki mal-mülk izah edilemezken; Çayyolu ya da İstanbul'daki bazı avukat bürolarının da ne halde olduğu hem bizce hem Erdoğan'ca bilinirken, birileri Adalet Bakanlığı'nda kendine kabul yaratmaya çalışıyor ve çok büyük bir yanlışa imza atıyor. DİKKAT ÇEKEN GÜLİSTAN DOKU İDDİASI Uyuşturucu soruşturmasından tutuklanan, sonra bir anda bırakılan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'ndan kovulan, yanda tutulan, yetkisiz olarak Adalet Bakanlığı'nda yetkisiz olarak oda verilen ve herkes için haysiyet cellatlığı bilgilere atan birisi bugün bilgi notu atıyor. Diyor ki, 'Gülistan Doku haberlerini Sayın Akın Gürlek'in talimatıyla operasyonun başladığını yazın'. Yargı bağımsızsa Adalet Bakanı kimseye karar veremez. Arayıp da şu dosyayı açın diyemez.Yapıyorsunuz diyenlere yıllardır olur mu öyle şey yargı bağımsız diyordu, bugün basın danışmanı şöyle bir not yolluyor: Bir, 'Sayın Adalet Bakanımızın talimatıyla soruşturmanın başladığını söylenmesi'... İki, 'Akın Gürlek harekete geçti ibaresinin kullanılması'... Üç, 'Dosyanın tozlu raflardan indirildiğinin vurgulanması'... Dört, 'Akın Gürlek'in yargıyı harekete geçirirken güçlü korunuyor imajıyla mücadele ettiği'... Beş, 'Ucu nerede giderse gitsin diye bir ifadenin bakanımızın ağzından ısrarla söylendiğinin haber metinlerinde yer almasını istiyoruz' diye not yolluyor. Düşünün 6 yıldır acılı bir anne var. Ne oldu evladıma sorusuyla ağlıyor. Bu acıyı bir siyasetçinin üzerinden böyle bir şeyle konuşulması için bilgi notları uçuşuyor ve kendinden öncekilerin raflarda tozlandırdığı dosya derken olay olduğu gün Adalet Bakanı Abdulhamit Gül. Sayın Abdulhamit Gül, Akın Gürlek'in basın danışmanı ucu nereye çıkarsa çıksın diye davranmadığınızı, dosyayı raflarda tozlandırdığınızı iddia ediyor. Sayın Bekir Bozdağ, Abdulhamit Gül'den sonraki Adalet Bakanı. Bugün yazılan bilgi notu bana karşı değildir. Bana, Ekrem Başkan'a, yol arkadaşlarının haysiyetine kasteden onlarca bilgi notu gitti, sustunuz. Bugün yazılan bilgi notu Abdulhamit Gül'ün, Bekir Bozdağ'ın, Yılmaz Tunç'un ve bir bütün olarak AK Parti siyasetinin Gülistan Doku dosyasını kapattığını, şimdi gelip Akın Gürlek'in gereğini yaptığını ve bu dosyada eli olanların da onun talimatıyla yaptığını söyleyen, hepinizin hem mesleki hem siyasi ahlaklarına dil uzatan bilgi notudur. Haydi bakalım Furkan Torlak, bu sefer bize değil sizin haysiyetinize saldırdı. Susun da göreyim! "İL BAŞKANIMIZ OLDUĞU İÇİN TUTUKLANDI..." Açık konuşalım: Ümit Erkol bizim il başkanımız olduğu için tutuklandı. Ümit Erkol CHP il başkanı olmasaydı acaba kendisine bu dosyayla ilgili tek soru sorulacak mıydı? Ümit Erkol dışındaki 80 il başkanımız bugün Ankara'da. Buradan AK Parti'ye söylüyorum: İstanbul'a kayyumsu bir organizasyon atadınız, binasına saldırıyorsunuz, belediyesine saldırıyorsunuz... Ankara'ya geliyor il başkanını tutukluyorsunuz, İzmir'in o zamanki başkanını alıyorsunuz. CHP'ye 'Seninle mücadele edemiyorum, adayını içeri alıyorum, başkanlarını tutukluyorum, diğerini soruşturmayla sıkıştırıyorum çünkü senle baş edemiyorum, baş etmenin yolunu çirkeflikte buluyorum" diyorsunuz. Size bu çirkefliğin hesabını do soracağız, siyaset nasıl yapılır baştan sona, soldan sağa size okutacağız... Bu ara dönemden çıkışın yolu ara seçimdir. Bu zor dönemde demokrasimiz için ara seçim, emekçimiz için ara zam olmazsa olmaz talebimizdir. Durmayacağız, çalışacağız, yorulmayacağız, gerekirse boynumuzu vereceğiz ama asla bunlara boyun eğmeyeceğiz. Türkiye'yi seviyoruz, partimizi seviyoruz, genel başkanından en yeni üyesine kadar bu ülkeyi kurtarmak için boynumuz kıldan incedir, baş eğmeyeceğiz ama gerekirse baş vereceğiz. Bu ülkeye baş eğdiremeyeceksiniz. Tayyip Erdoğan'a söyleyin: CHP'nin 100 yıl sonra bir kez daha bu ülkeyi kurtarmaya ant içmiş neferleri, evlatları var, yolumuz açık olsun..."