“Şimdi tabii bu mübarek günde, bu cuma günü geldik. Tekke’de sizlerle birlikte olduk. Buraya gelme sebebimiz, elbette pazar günkü seçim. Bu seçimin hemen öncesinde bundan 15 gün önce Gümüşhane’de bir miting yapacaktık. Gümüşhane tarihinin en büyük mitingini yapmaya hazırlanıyorduk. Gümüşhane il başkanım sağ olsun çok heyecanlıydı. Ama bundan iki gün önce maalesef AK Parti’nin yargı kolları, yani onlarda kadın kolları, gençlik kolları, siyaseti bıraktı. Çünkü yoruldular. Cumhuriyet Halk Partisi’nin dinamizmi ile, gençliği ile, gayreti ile baş edemediler. Yargı kolları kurmuşlar. Güzel insanlardan güzel ses duyalım.
Boşverin yuhalamayın. Siz partinizi alkışlayın. Onların yaptığı bir darbe ile partinin seçilmiş Genel Başkanı, sonra o seçildiğimiz kurultaya laf ettiler diye bütün delegeyi çağırmışız, 6 Nisan’da. Geçerli oyların hepsini vermiş o delege. Yani 680 oyla seçildiğimiz yere, bin 280 oyla seçilmişiz. Efendim ‘İstanbul olmayacaktı’ demişler, 21 Eylül‘de bu sefer bin 100 delegenin bin 100’ünün oyuyla seçilmişiz. Efendim ‘O delegeyi bırak, sıfırdan delege yap’ dediler. Mahallelerden başlattık, hepiniz biliyorsunuz. Yepyeni bir kurultayla bin 303 oyla bu sefer seçildik. Şimdi bu seçimlerin hiçbirini saymayıp altı yıl önceki seçimde gelen genel başkanı bugün partinin başına butlan olarak getirdiler. İşte böyle olunca, moraller bozulunca, tepki yükselince, öfke yükselince Tekke’den bir haber geldi
“AĞLAMAYIN BEN SİZİN YÜZÜNÜZÜ GÜLDÜRMEYE GELDİM” “Biz zaten o cumartesi Gümüşhane’de büyük bir miting yapacaktık. Sonra Tekke’ye koşacaktık. Mansur Başkan’la gelecektik. Ama ‘Partiye saldıracaklar’ dediler, partiye gittik. Terk etmedik. Orada günlerce direndik, izlediniz. Sonra bizi polisle partiden attılar. ‘Olsun’ dedik. Yürüdük, yürüdük, yürüdük. İlk çıktık; 100, 200, 300’dük ve on binler olduk. Bu yağmurun altında, bu dolunun altında hep birlikte yürüdük ve Meclisimize sığındık. Sonra bana şöyle haberler geldi; ‘Tekke çok üzgün, Tekke kızgın. Partinin başında Özgür yoksa oy vermeyelim, seçimi kazansak başkasına yaramasın. Sakın ha sakın oy vermeyelim, sandığa gitmeyelim.’ Duydum, beynimden vurulmuşa döndüm. Dedim ki iki elim kanda olsa Tekke’ye gideceğim. Tekkelilere diyeceğim ki ‘İnadına partiye sahip çıkıyorum, inadına.’ Beni seviyor musun? Partinizi seviyor musunuz? O zaman pazar günü erkenden sandık başına koşuyoruz. Söz mü? Beni seven sandığa koşsun, Barış’ı seçsin. Canım Tekkeliler, görüyorsunuz ki büyük zorluklar… İçeride annemler diyor ki ‘Sabaha kadar ağladım senin için.’ Ağlamayın. Ben bu partide kadınlar seçim akşamları sabaha kadar ağlamasın diye geldim. Sizin yüzünüzü güldürmeye geldim.” MUHİTTİN BÖCEK'İN İDDİALARINA YANIT Özel, etkin pişmanlıktan yararlanan tutuklu Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek'in dün verdiği ifadede yaşamını yitiren Manisa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ferdi Zeyrek'i işaret ederek ''950 bin Euro teslim ettim'' iddiasına ilişkin konuştu. Özel şu ifadelere yer verdi: "Maalesef büyük kötülükler yapıyorlar. En son o AK Parti’nin yargı kolları başkanı olacak kişi 19 yıl görev yapmış, tüm parasını biriktirse ve bir çay içmese veya bir ekmek almasa 19 yıl boyunca biriktireceği paranın 10 katıyla, 190 yıl çalışsa alacağı kadar maaşla 18 tapu almış. Bu tapuları çıkardık. Hemen ertesi günü önce yalana sarıldı. Kendi bakanlarına dedim, ‘Bilgisi elinizde. Bu bunları almadıysa beni rezil edin.’ O gün bugündür ne Cumhurbaşkanı, ne Murat Kurum, ne herhangi bir yer dönüp de bize ‘O tapular bu adamın değildi’ diyemiyor. O günden beri. Varsa desinler, beni rezil etsinler ama yok. Ne dedi Cumhurbaşkanı? ‘Akın sen sakın cevap verme. Tapuları konuşma. Kötülük yapmaya devam et’ dedi. Şimdi kötülüğe bak. Kendinin düştüğü duruma cevap vereceği yere demişti ki ‘Antalya Büyükşehir Belediyesi Manisa’da benzinlikte Özgür Özel‘le buluştum. Onu konuşmak istiyorum. Yakında bu olacak.’ O gün bunu söylediği kişi böyle kendi elyazısıyla yeminler etti böyle bir şey olmadığına dair. Sonra döndük ve bir baktık ki İçişleri Bakanlığı’nın verdiği bizim korumaların kayıtlarında, partinin kayıtlarında; o gün ben Ankara’dayım, Manisa’da yokum. Bu yalan böyle kaldı ya, ‘Allah Allah ya.’ İspatladık ya, bu sefer 20 tane ilaç içen bu adamı evladı ile tehdit ettiler, yakınlarıyla tehdit ettiler. Bütün mal varlığına çöktüler. ‘Geri alacaksan bir imza atacaksın’ dediler. O kişiye gittiler, ne dedirttiler biliyor musunuz? ‘Ben onu Özgür’e vermedim, ben onu rahmetli Ferdi’ye verdim’ dedirttiler. Niye biliyor musunuz? Ölmüş ya. Konuşamaz ya. ‘Gören oldu mu?’ ‘Yok, olmadı.’ ‘Biz öyle çok kalabalık gittik, kimse görmeden ben Ferdi’ye verdim.’ Sırf ölmüş insana iftira atıp partimizi karalamaya çalışıyorlar. Ben bu mübarek cuma gününde, bu güzel beldede, bu kötülüklere karşı sizin vicdanınıza sığınıyorum. Hepinizi çok seviyorum.” "ÖLÜLERE İFTİRA ATANLARI GERİDE BIRAKTIK" Özel, partilerinin zafer odaklı yeni bir yürüyüşte olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Onun için ölülere iftira atanları, rahmetlilere iftira atanları geride bıraktık. Köhnemiş yapıları geride bıraktık. Binaları geride bıraktık. Bize bina lazım değil. Binayı çok isteyenler binayı aldı. O binada oturanlar gelip burada sizinle konuşabilir mi? Yanınıza, karşınıza çıkabilir mi? Bana bina lazım değil. Bana bir daha, bir daha sizinle birlikte seçim kazanmak lazım. Yenilgiye alışanları arkada bıraktık. Mağlubiyete partiyi alıştıranları arkada bıraktık. Kazanma ile tanışanlarla, hep birlikte ileriye doğru yürüyoruz. Benimle birlikte, Barış’la birlikte önce Tekke’de sonra Gümüşhane’de iktidara yürümeye var mısınız? Hep birlikte yürüyeceğiz. Artık mesele; partinin evlatlarını, saraya kurban edenlerle meşgul olmak değil. Artık mesele bu parti için gerekirse kurban olmak, kurban olmak ama başarılı olmak. Yeni mücadelenin rotası yürüyüştür. Pusulası millettir. Hedefi 86 milyonun koluna girmektir. Biraz önce cumayı birlikte kıldık. Hiç yabancı yok, hep Tekkeliler. Hep güzel insanlar. Gelirken karşıda AK Parti’nin ve MHP’nin seçim bürosu var. El salladım, önce şaşırdılar. Gittim yanlarına vardım. Sarıldık, kucaklaştık. Biz bizim gibi insanlarız. Ben Tekke’de, öğretmenlerin çok olduğu bu Tekke’de köy enstitülerinin torunlarının, evlatlarının Tekke’sinde. Benim babam 84 yaşında Allah ömür versin hepinizle beraber, emekli öğretmen. Annem 80 yaşında, emekli öğretmen. Ben emekli öğretmenlerin aldığı maaşla büyümüş, devlet parasız yatılı burslarıyla okumuş, bu milletin bir evladıyım. Tekke’deki hangi partiden olursa olsun herkesin evladıyım, kardeşiyim. Tekke’nin bütün evlatları benim öz kardeşimdir. Bundan sonra inşallah pazar günü yeni bir başlangıçla kardeşim Barış‘a, kardeşimin adı da Barış’tır. Öz kardeşimin adı da Barış‘tır. Buradaki adayımız kardeşimin adı da Barış‘tır. Barış’a sahip çıkın. Tekke’ye sahip çıkın. Barış‘la birlikte yürümeye var mısınız? Onu size, sizi de Allah’a emanet ediyorum. Yürüyelim arkadaşlar.”