"Her yıl ortalama 180 bin çocuk, suça bulaşıyor. Hatta Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta en acı haliyle tecrübe ettiğimiz gibi çocuklar, cinayetler işliyor. Gelirde adaletsizlik, vergide adaletsizlik, mahkemelerde adaletsizlik ve sosyal hayatta adaletsizlikler toplumsal çöküşe neden oluyor.
Evlatlarımız okulda olmasalar, bu kez iş cinayetlerinde ölüyorlar. MESEM’lerde, güvensiz koşullarda, ucuz iş gücü haline getiriliyorlar. Son 13 yılda iş cinayetlerinde ölen çocuk sayısı 852’ye ulaştı. Bu ülkede birileri güvende, birileri güvende değil arkadaşlar. 24 yıldır tek partiyle yönetilen ülkemizde, çocuklar güvende değil. Çünkü bu kara düzenin çarkları çocukları değil, makamları güvende tutmak için dönüyor. İşte biz, bu çark artık millettin lehine, yoksulların lehine dönsün diye siyaset yapıyoruz, bunun için mücadele ediyoruz." "BAKIN ELİMDE 1921 YILINDAN MECLİS TUTANAKLARI VAR..." "İlk Bayramımız Ulusal Egemenlik Bayramı… Bakın elimde 1921 yılından Meclis tutanakları var. O esnada Teşkilat-ı Esasiye Kanunu görüşülüyor. Görüşmelerde, Nahiye Müdürü’ne yani bir bucağın yürütme amirine, 24 saat-1 hafta arasında tutuklama yetkisi verilmek isteniyor. Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey buna itiraz ediyor. Diyor ki; eğer tutuklama yetkisi, bağımsız ve tarafsız birine değil de Nahiye Müdürü’ne verilirse, siyasi rakiplerini tutuklar diyor. Tunalı Hilmi Bey, “Örneğin benim gibi bir ağanın, bir hafta değil, bir saat hapsi bile benim haysiyetimi kesmek için yeterli olur. Yalancı şahitler yaratırlar ve beni içeriye atarlar” diyor." "AKIN GÜRLEK" GÖNDERMESİ "Yani mesele şudur; bir vatandaşı ya da bir siyasetçiyi gözaltına alıp tutuklama yetkisi, başka bir siyasetçinin eline bırakılamaz. Tunalı Hilmi Bey’in bu kürsüde anlattıkları, 105 yıl sonra, 19 Mart Darbesi ile bu ülkenin gerçeği haline gelmiştir. Öncesinde hâkim olan, verdiği tüm kararlar Anayasa Mahkemesi’nden dönmesine rağmen, Bakan Yardımcısı yapılarak siyasete sokulan biri, Anayasa’ya aykırı olarak bu kez Başsavcı atanıyor ve partisine rakip olanları hapse attırıyor. Görevini tamamlayınca yine “aferin” alıp, bu kez Adalet ve Kalkınma Partisi’nden Bakan yapılıyor. Bir gün önce savcı, bir gün sonra Bakan olan kişi ilk açıklamasını il başkanları toplantısında yapıyor ve 'Partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim' diyor." "HANGİ DEMOKRASİDEN BAHSEDECEĞİZ?" "Tunalı Hilmi Bey’in tarif ettiği gibi, gizli tanıklarla, yalancı şahitlerle Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu ve onlarca seçilmiş belediye başkanımız 1 yıldan fazladır hapis yatıyor. Bu darbe ortadayken, darbeyi yapanların hukuksuzlukları ve haksız zenginleşmeleri kanıtlanmışken, şimdi burada hangi hukuktan, hangi demokrasiden bahsedeceğiz? Terörsüz ve Demokratik Türkiye sürecindeyiz. Partimize yönelik tüm saldırılara rağmen, hatta kapatma davası açılması talebine rağmen, Ortadoğu’daki tehditleri görerek, Türklerin ve Kürtlerin kardeşliğinin önemini bilerek, bu milletin barışı ve bekası için bu süreci savunuyoruz. Ve daha fazla zaman kaybetmeden başarıya ulaşmasını bekliyoruz. Ama bu Meclis komisyon raporuna, kayyımların son bulmasını yazıyor. Buna rağmen hala 13 seçilmiş başkanın yerinde kayyımlar oturuyor." "BİZ BOYNUMUZU VERİRİZ AMA BOYUN EĞMEYİZ" "Bu Meclis komisyon raporuna, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmasını yazıyor. Ama hâlâ bu kararlara uyulmuyor. Can Atalay’ı Hatay halkı seçti. Meclis’e gönderdi. Sayın Bahçeli o gün Meclis Başkanı sıfatıyla ismini okuttu ve yemin etmeye çağırdı. Ama bir yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi’ni de Meclis’i de yok sayıp Can Atalay’ı hapisten çıkarmadı. Biz şimdi bu şartlarda milletin hangi egemenliğini konuşacağız? İstanbul İl Başkanlığımızı 5 bin polis bastı. Milletvekilleri darbedildi. Bursa’da, Ankara’da milletvekillerine gaz sıkıldı. Şimdi burada milletvekillerinin hangi itibarını konuşacağız? Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Cumhuriyet Halk Partisi’ne kapatma davasından, butlana kadar dedikodular yapılıyor. Bu partinin evini yakmaya çalışanlar başarılı olursa, bu Meclis’in, bu demokrasinin kül olmasına nasıl engel olacağız? Demokrasiye kast eden vesayetçiler her gün saldırıyor. Bu millet her sabah bir operasyona uyanıyor. Bizi iyi tanıyın: Biz boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz. Biz devleti kuran partiyiz, bir avuç darbeciye teslim olmayız. Çünkü; biz sussak, evlatlarımız susmayacak. Biz unutsak, tarih unutmayacak!" "ATEŞLE OYNAYAN ELİNİ YAKAR, EVİNİ YAKAR" "Ama şunu da bilin: Türkiye’de çok kirli ve riskli bir yol açılıyor. Yarın günü gelir, bir gözü dönmüş savcı, bir gizli tanık bulan, her istediğine her iftirayı atabilir. Yarı günü gelir, bir asliye hukuk hakimini şeytana uyduran, her siyasi partinin il başkanlığını ele geçirebilir. Yarın günü gelir, Bölge Adliye Mahkemesi’ne bastıran, bir siyasi partinin seçilmişlerini görevinden edebilir. Ateşle oynuyorlar değerli arkadaşlar. Ateşle oynayan elini yakar, evini yakar. Yargıyla oynayan memleketin geleceğini yakar. İşte bu yüzden biz, 19 Mart 2025 tarihinden beri, bir mevzi olarak Partimizi değil, bir cephe olarak demokrasiyi savunuyoruz. Kimseden de Partimizi savunmasını beklemiyoruz. Hepinizden, temsil ettiğiniz milletin iradesini savunmanızı bekliyoruz. Birileri siyaseti topyekûn tasviye etmek istiyorlar. Biz ayrı partileriz. Ekonomide, ulaştırma politikalarında, sağlık hizmetlerinde rekabet edebiliriz. Ama adalet ve demokrasinin yokluğunda rekabet edemeyiz. Biz sizden, her birinizin eşit ve özgür yarışabileceği demokratik ortamı savunmanızı bekliyoruz. Unutmayın: Bu milletten isteyin canını verir, evladını verir ama Atatürk’ün emaneti sandığı kimseye vermez. Bu millet, vesayetçinin postal giyenine de kravat takanına da geçit vermemiştir, bundan sonra da vermez. Bu millet; huzurunu bozanları, ekmeğini küçültenleri asla affetmez!" ARA SEÇİM ÇAĞRISI "Milletimiz sözünü söylemek için artık bir sandık beklemektedir. Bugün Can Atalay’ın hakkı teslim edilmezse, 8 milletvekilliği boştur. Anayasa’nın 78’inci maddesinin emrettiği ara seçim zamanı gelmiştir. Boş olan milletvekillikleri için sandık kurulmalıdır. Üstelik bu yerlerin tamamında son seçimde Ak Parti birinci çıkmıştır. 3 yıl önce birinci çıktığı yerlerde seçimden kaçan, yenilgiyi baştan kabul eden bir iktidarın meşruiyeti sorgulanır. Ve milletin vermediği meşruiyet, çok güvenilen Amerikan Başkanı Trump’tan da onun Monarşi rejimlerini öven elçisinden de alınmaz. Meşruiyet, milletten alınır! Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir!"AKP'li Metiner'in ABD vize talebi 'Türkiye’ye dönmez' diye reddedildi
2026-04-20 13:47 - Gündem