Zafer Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Mehmet Pamuk, son dönemde art arda yaşanan milletvekili ve belediye başkanı transferlerini sert sözlerle eleştirerek, siyasi makamların kişisel kariyer veya siyasi güvence arayışının aracı hâline getirilmesinin demokratik siyasete ciddi zarar verdiğini söyledi.
Pamuk, iktidar blokuna yönelik siyasi geçişlerin yalnızca Meclis aritmetiğini değiştirdiğini, ancak bunun seçmenin iradesini değiştirmediğini vurgulayarak, “Milletvekillerini transfer edebilirsiniz; belediye başkanlarını transfer edebilirsiniz. Ancak seçmeni transfer edemezsiniz.” dedi.
“MEHMET PAMUK: SİYASET FUTBOL TRANSFER PİYASASINA DÖNÜŞMEMELİ”
Mehmet Pamuk sözlerine şöyle başladı:
“Siyaset bir transfer piyasası değildir. Milletvekili, belediye başkanı veya başka bir seçilmiş makam; siyasi kulüpler arasında el değiştiren bir oyuncu değildir. Bu insanlar belli bir siyasi programı, parti kimliğini ve seçmenden aldıkları oyla oluşan bir temsil görevini taşırlar.”
Pamuk, siyasi geçişlerin elbette demokratik sistem içerisinde mümkün olduğunu, ancak bunun ilke, gerekçe ve siyasi tutarlılık taşıması gerektiğini belirterek şöyle devam etti:
“Bir siyasetçi partisinden ayrılabilir. Bir siyasi çizginin yanlış olduğunu düşünüp yeni bir partiye geçebilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak dün ağır biçimde eleştirdiğiniz bir siyasi anlayışa bugün hiçbir ciddi gerekçe ortaya koymadan geçiyorsanız, vatandaşın size şu soruyu sormaya hakkı vardır: Dün mü yanılıyordunuz, bugün mü?”
“BUGÜN 280, YARIN 380 OLSA NE DEĞİŞECEK?”
Mehmet Pamuk, Meclis'teki sandalye sayısının siyasi transferlerle artırılmasının halkın desteğiyle aynı anlama gelmeyeceğine dikkat çekti:
“Bugün Meclis aritmetiğinde 280 olan sayı yarın 380 olabilir. Ama bu, 380 milletvekilinin arkasında 380 millet iradesi olduğu anlamına gelmez. Meclis'teki sandalye sayısını artırabilirsiniz; fakat milletin sandıkta verdiği oy oranını değiştiremezsiniz.”
Pamuk, seçilmişlerin farklı siyasi partilere geçmesinin, seçmenin de aynı tercihi yaptığı anlamına gelmediğini belirterek:
“Siz milletvekilini transfer ettiniz diye milleti de transfer ettiğinizi düşünüyorsanız çok büyük bir yanılgı içerisindesiniz. Seçmen bir siyasi partiye oy verirken yalnızca kişiye değil; o partinin programına, söylemine ve siyasi duruşuna da oy verir.”
dedi.
“DÜN SÖYLEDİKLERİNİZİ BUGÜN NASIL UNUTUYORSUNUZ?”
Pamuk, siyasi transferlerin en önemli sorunlarından birinin siyasi hafıza ve güven olduğunu ifade etti.
“Dün iktidara, hükümete veya başka bir siyasi partiye yönelik çok ağır eleştiriler yapacaksınız; bugün ise hiçbir ciddi siyasi açıklama yapmadan aynı yapının içerisinde yer alacaksınız. Vatandaş bunu elbette sorgular. Çünkü siyasetçinin en önemli sermayesi makamı değil, sözünün arkasında durabilmesidir.”
Pamuk, aynı eleştirinin belediye başkanları açısından da geçerli olduğunu belirterek, belediye başkanlarının da seçmenden aldıkları siyasi emaneti dikkate almaları gerektiğini söyledi.
“Belediye başkanları da seçimlerde bir parti adı, bir siyasi program ve bir kadro ile vatandaşın karşısına çıkıyor. Seçildikten sonra siyasi çizgiyi tamamen değiştirdiğinizde, o oyun siyasi anlamını da sorgulamak gerekir.”
“GEÇERLİ BİR SİYASİ GEREKÇE VARSA AÇIKLAYIN”
Mehmet Pamuk, siyasi parti değiştirmeye kategorik olarak karşı olmadığının altını çizerek önemli bir ayrım yaptı:
“Bir milletvekilinin veya belediye başkanının parti değiştirmesi başlı başına suç değildir. Geçerli siyasi gerekçesi varsa bunu açıklar, vatandaş da değerlendirir. Fakat ortada ilkesel bir gerekçe yoksa, yalnızca siyasi konumunu veya geleceğini güvence altına alma görüntüsü ortaya çıkıyorsa bunun kamuoyu tarafından sorgulanması kaçınılmazdır.”
Pamuk, özellikle hakkında siyasi veya hukuki baskı bulunduğunu düşünen kişilerin iktidara yakınlaşarak kendilerini güvence altına almaya çalışmasının demokrasinin sağlığı açısından ayrıca tartışılması gerektiğini ifade etti.
“Bugün kendinizi güvende hissedebilirsiniz. Ancak siyaset değişir, iktidarlar değişir, dengeler değişir. Bugün güvence olarak gördüğünüz siyasi yapı yarın aynı güce sahip olmayabilir. O zaman insanın arkasında yalnızca makamı değil, kendi siyasi geçmişi ve aldığı tutumlar kalır.”
“DEVİR DEĞİŞİR, SANDIK KALIR”
Pamuk, Türkiye'de siyasi iktidarların değişmesinin demokratik hayatın doğal sonucu olduğunu belirterek:
“Devir değişir. İktidarlar değişir. Meclis dengeleri değişir. Ancak sandıkta milletin iradesi değişmez. Bugün güçlü görünenler yarın muhalefette olabilir. Bugün muhalefette olanlar yarın iktidara gelebilir.”
dedi.
Pamuk sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün yapılanların yarın karşılığı olacaktır. Hiç kimse siyasetin sonsuza kadar aynı dengede kalacağını düşünmemelidir. Bugün rüzgâr bir yönden esiyor diye ömür boyu aynı yönden esecek sanmayın.”
“SEÇMENİN HAFIZASI SANILDIĞINDAN DAHA GÜÇLÜDÜR”
Mehmet Pamuk, siyasi transferlerin seçmen tarafından mutlaka değerlendirileceğini belirterek:
“Seçmen bazen susar ama unutmaz. Sandık başına gittiğinde kimin ne söylediğini, kimin nerede durduğunu, kimin hangi gerekçeyle yön değiştirdiğini hatırlar.”
ifadelerini kullandı.
Pamuk, özellikle geçmişte birbirlerine yönelik ağır siyasi eleştiriler yapan isimlerin kısa süre içerisinde aynı siyasi yapı içerisinde yer almasının vatandaşın siyasete olan güvenini zedelediğini söyledi.
“Siyasette eleştiri olabilir, siyasi mücadele olabilir, fikir değişikliği olabilir. Ama siyasi ahlakın temelinde tutarlılık vardır. Bugün söylediğiniz sözün yarın arkasında duramıyorsanız, vatandaşın size güvenmesini nasıl bekleyebilirsiniz?”
“MİLLETİN OYUNU KİMSE KENDİ MALİ GİBİ GÖRMEMELİ”
Pamuk, seçilmişlerin aldığı oyların kişisel mülk olmadığını vurguladı:
“Milletvekili de belediye başkanı da aldığı oyu kendi şahsi malı gibi değerlendiremez. O oy milletin emanetidir. Millet size bir dönem için temsil yetkisi verir. Bu yetkiyi siyasi pazarlığın veya kişisel hesabın parçası hâline getirmek doğru değildir.”
“BU SİSTEM SİYASİ AHLAKI AŞINDIRIYOR”
Pamuk, yaşanan tablonun yalnızca iktidar açısından değil, bütün siyasi partiler açısından ders alınması gereken bir mesele olduğunu belirtti:
“Burada mesele yalnızca bir partinin milletvekillerini veya belediye başkanlarını transfer etmesi değildir. Asıl mesele, bütün siyasi sistemin siyasi ahlak konusunda alarm veren bir noktaya gelmesidir.”
Pamuk, siyasi partilerin kendi milletvekillerine ve belediye başkanlarına sahip çıkması gerektiğini ancak bunun koşulsuz bir korumacılık anlamına gelmemesi gerektiğini de ifade etti.
“Bir siyasi parti kendi milletvekilini veya belediye başkanını korumalıdır. Ancak yanlış yaptığı zaman da uyarmalıdır. Parti yönetimleri kendi kadrolarını yalnızca sayı olarak görmemeli; onların siyasi itibarını ve temsil sorumluluğunu da korumalıdır.”
“TARİH BUGÜNÜN SİYASİ TRANSFERLERİNİ DE YAZACAK”
Mehmet Pamuk, siyasi transferlerin kısa vadede siyasi aritmetiği değiştirebileceğini ancak uzun vadede siyasi güveni aşındırabileceğini belirterek:
“Bugün bir milletvekili transfer edilir, yarın bir başka milletvekili gelir. Bugün bir belediye başkanı başka bir siyasi yapıya geçer, yarın bir başkası geçer. Ama bütün bunların toplamında vatandaşın siyasete güveni aşınırsa asıl kaybeden demokrasi olur.”
dedi.
Pamuk sözlerini şöyle tamamladı:
**“Kimse kendisini milletin üzerinde görmesin. Kimse milletvekili sayısını artırarak milletin iradesini de artırdığını düşünmesin. Milletin iradesi sandıktadır.
Bugün siyasi transferlerle güç kazandığını düşünenler, yarın sandıkta bunun gerçek karşılığını görecektir.
Milletvekili transfer edilebilir, belediye başkanı transfer edilebilir; fakat milletin iradesi transfer edilemez.
Siyasette makam geçicidir, itibar kalıcıdır. Bugün attığınız adımın hesabını yarın tarih de, millet de sorar.
Rüzgâr bugün sizin arkanızdan esiyor olabilir. Yarın yön değiştirdiğinde nerede duracağınızı asıl o zaman göreceğiz.
Benim dileğim; Türkiye'de siyasetin yeniden ilke, ahlak, tutarlılık ve millet iradesi üzerinden yapılmasıdır. Çünkü Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla siyasi transfer değil, daha fazla siyasi güven ve daha fazla siyasi ahlaktır.”